Özgürce Bir Yaklaşım

Dilim Sert, Gönlüm Mert!

Ateistler, Neden Ateist?

Yazan: Free Stand Nisan 11, 2007

Kelimenin terim anlamlarını biliyorsunuzdur. Ateistler; Tanrı’nın olmadığını iddia edenler diye bir tabir olarak bilinir. Doğrudur efendim. Onlar inkârcılardır. Peki, neden inkâr ederler? Kimdir bunlar? Hayat tarzları nasıldır?  

Onlarda aslında biliyorlardır Allah’ın olduğunu. Ama işledikleri günahların cezasından korktukları için Tanrı’nın olmadığını iddia ederler sürekli olarak. Tanrı olmazsa işledikleri günahların cezasını verecek bir şeylerde olmaz değil mi :) 

Onlar şunu isterler; Tanrı, biramı yudumlamama izin verecekse, zina yapmama müsaade edecekse tamam kabul ediyorum O’nun varlığını.  Allah’a şart koşuyorlar yani. Diyorlar ki; sen bunu bunu yap, bende senin varlığını tanıyayım.   Tabi ateistlerin tamamını aynı kefeye koymak haksızlık olur. Bazıları gerçekten de çok fazla kafa yordukları için şaftları kaymış ve ateist olmuşlardır. Bu tiplerin sonu genelde intihardır.  

Türkiye’deki ve Dünya’daki ateistler baktığımız zaman sürekli olarak İslam’a karışırlar. Neden peki diğer ilahi dinlere karışmazlar? Çünkü, ateistlere en büyük tokadı her zaman İslam vurmuştur, İslam alimleri vurmuştur. Öyle güzel menkıbeler, hikâyeler vardır ki ateistlere karşı verilen, bunlar gerçekten de imanlı büyüklerimiz tarafından gerçekleştirilmiştir. Yazımın son kısmında size bu hikayelerden birini anlatacağım.  

Tanıdığım ateistler var, çeşitli ateist forumlarında bulundum, yazdım, okudum. Hep aynı kargaşanın içerisindeler. Bir boşluktalar. Ama yinede de o boşluğu dolduracak bir şeyler yapmaktan çekiniyorlar. Akılları sıra, işledikleri günahlardan dolayı cezadan kurtulmak için.  Bende günah işlerim, ama karşılığını bulacağımı da iyi bilirim.  

Bir de onların şöyle bir savunmaları vardır;   Sizin Tanrı’nız neden hep ceza vereceğim diyerek insanları korkutur? Hayır, arkadaşım bu yanlış. Allah, cezadan çok ödüller sunar bizlere. Şunu şunu yap der mükâfatın şu şu olacak der.  

Senin bir çocuğun var. Herkes çocuğunu çok sever değil mi :) Ona öğütler verir, kötülüklerden korumak ister, hep iyiye ve doğruya yönlendirmek ister.  Benim kardeşim var ilkokul 1. sınıfta. Ona günlük yazdırıyorum. Zorla yazıyor yani, ama yazdığında şunu diyorum; sana bir çikolata alacam, bilgisayarla oynamana izin vereceğim 2 saat kadar vb. Ama yapmazsan işte bunlardan mahrum kalacağın gibi, yapman gereken ödevi iki katına çıkartacağım yada bugün televizyon izlemeyeceksin, yarın okula giderken para vermeyeceğiz. Suç ve ceza  

Allah’ın şefkati, yarattıklarının şefkatinden katlarca üstündür. Bu üstünlük sonucunda,vereceği ceza da ödül de kat be kat fazladır. O, bizim kötülüğümüzü asla istemez.  Yukarıda yazmıştım size bir hikaye anlatacağım diye. Buyurun o hikâye; (Uzun bir yazı sayılır. Sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim)  

Beyaz esya pazarlamacisi kamyondan iner. Beyaz esya satan dukkana girer .Dukkanda dini bir konuda sohbet yapilmaktadir. Satici sohbet esnasinda kafasini uzatarak:

-Merhaba , ben ateistim, sizinle dini konularda tartisabiliriz, dedi.  

Dukkanda bulunanlardan biri olan Necmi Abi -Hos geldin Ateist kardes,

-Hos bulduk-Buyur gel oturalim, sohbet edelim.Ateist oturur.-Isminiz nedir ateist kardes?

-Yildirim-Merhaba Yildirim memnun oldum benim adim da Necmi. -Sagol.-Sen akilli, zeki birine benziyorsun, dedi Necmi Abi.

- Nerden bildin? Diye sordu Yildirim.( Necmi abi bastan yaglama yapiyor ki kapi sonra gicirdamasin) 

-Pazarlama mudurusunuz, aptal adami mudur yapmazlar .Ordan anladim, dedi.

-Tesekkur ederim.

O yuzden sen ateist olamazsin.Ateist olmak icin akilsiz aptal olmak lazim. Cunku su kainata baktigimizda her sey Allah’in varligini bize gosteriyor, dedi.  Yildirim sessiz beklemede. Necmi abi cebinden gozlugunu cikardi.

-Yildirimcigim madem sohbet edicez , sevdim seni.

-Ben de sizi sevdim, severim konuskan insanlari,dedi Yildirim. Necmi abi gozlugu gostererek:

-Buna ne dersiniz Yildirimcigim?

-Gozluk deriz, dedi.

-Biz de gozluk deriz.Cebinden kalem cikartip:

-Buna ne dersiniz?

-Kalem deriz, dedi.

-Biz de kalem deriz, dedi Necmi abi. Buarada dukkan sahibi bir tepsi seftali ortaya koydu sohbet esnasinda afiyetle yensin diye. Necmi abi bir seftaliyi eline alarak:

-Peki buna ne dersiniz Yildirimcigim? dedi

-Seftali deriz, dedi.

-Bak iste biz de seftali diyoruz.Demek ki gorus ayriligimiz yok. Simdi sen buna seftali desem ben patates desem, digerine kalem desen ben de baston desem herhalde bu adamla sohbet edilmez deyip kalkip giderdin. Demek ki baktigimizda ayni seyleri gorebiliyoruz. Simdi biz bu seftaliyi nerden aldik Yildirimcigim?

-Manavdan, dedi.

-Hayir oyle degil. Yani denizden mi cikardik, topraktan mi cikardik, yoksa agactan mi topladik?

-Agactan dedi.

-Peki bu agacin asli nedir?

 -Nasil yani? diye sordu Yildirim.

-Yani bu agac aslinda bir odun degil mi?

-Evet dogru, biz agac diyoruz ama asli odun.

-Peki bu odun seftali yapmayi ogrenmek icin okula gitti mi? Kursa gitti mi?-Gitmez tabi ki, dedi.

-Akli var midir bu odunun? Dusunup desin ki : Ya ben bu insanlara seftali yapayim de afiyetle yesinler.Yildirim dusundu:

-Akli yok, dedi.Okula da gitmedi.-

Yani Yildirimcigim, bu odun oyle bir sey uretiyor ki tadi, rengi, kokusu hosumuza gidiyor, icindeki vitamin vucudumuzu besliyor. Yildirimcigim bu seftaliyi bize bizi taniyan biri mi verebilir yoksa bu odun mu verebilir? 

Yildirim dondu kaldi. Durdu, dusundu:

-Sen, dedi. Bir deryasin.Necmi abi gulumseyerek:

-Ben derya degilim , derya bizim okudugumuz Kuran Tefsiri kitaplaridir. Iste Yildirimcigim. Bizi taniyan, seven, aciyan ve neyden hoslandigimizi bilen bir Rabbimiz var. O seftaliye kokuyu veren , burnumuza da o kokuyu alma kabiliyeti vermis. Tadini veren, dilimize tat alma kabiliyeti vermis. Iste O bizim Rabbimizdir, Allah’imizdir. Necmi abi devam ederek:

-Mesela dedi inegin sut vermesi. Inek bizi tanimaz. Arinin bal vermesi, ari bizi tanimaz. Simdi biz bilim adamlarini toplayip desek ki: Ya profesorler , bu arilar var ya cok terbiyesiz seyler, biz balini almaya gidince bizi sokuyorlar. Biz bundan sonra ari bali yemek istemiyoruz. Biz siz bal yapin, bize profesor bali yapin biz ondan yemek istiyoruz desek. Bize ari gibi bal yapabilir mi profesorler?

-Yapamazlar dedi.

-Peki profesorun yapamadigi bali, bir sinek nasil yapabiliyor? Kuran’da Nahl suresi var. Orda Allah diyor ki : Ben ariya vahyediyorum, emrediyorum insanlar icin sifali olan bali uretiyor. Kuran’da iki yerde sifa kelimesi gecer. Birinde Allah’in Peygambere vahyettigi Kuran’in inanlara sifa oldugu soylenir, digerinde ise Allah’in arilara vahyettigi balin butun insanlara sifa oldugu soylenir.  

Yildirim iyice saskin vaziyette bakiyor. Necmi abi devam ederek:

-Mesela 5 kisilik bir taksi, saat kulesinin etrafinda kendi kendine doner mi?

-Tabi ki donmez, dedi Yildirim.

-Peki 5 kisilik taksi kendi kendine donmezken 7 milyarlik dunya kendi kendine nasil donuyor? Demek ki onu bir donduren var .

Yildirimcigim hic baklava baklavacisiz baklavalasir mi? Yildirim gulumseyerek –Hayir, dedi

-Iste maalesef modern bilim baklavayi goruyor ama baklavaciyi gormek istemiyor.

-Yahu siz nereye takiliyorsunuz? Hocaniz kim? dedi Yildirim;

-Sevgili kardesim benim Hocam Bediuzzaman’dir, ben onun yazdigi eserleri okurum dedi Necmi abi.

-Yapma ya o mu hocaniz?Necmi abi :

-Sen bize takil neselenirsin , dedi -Belli ya cok neseli bir insansin, bir odundan neler cikardin, dedi Yildirim.

-O bu bisey mi Yildirimcigim biz de daha ne odunlar var .

Guluserek vedalasip ayrildilar.

:)  

105 Yanıt “Ateistler, Neden Ateist?”

  1. mehmet demiş

    çok güzel bir konu ve güzel bir hikaye.seni tebrik ediyorum yagdanlık.Ama bunları anlatacak birçok Necmi abi var asıl olan akılı bir ataist bulabilmek.Acaba bize denk gelecek olan akıllımı yoksa aptalmı yada aptalsa ne yapmak gerekir.

  2. Dut Ağacı demiş

    gerçekten güzel bir konuymuş kardeş, teşekkürler…

    Cenab-ı Allah’ın rahmeti gazabını geçmiştir muhakkak. Birgün Hazreti Rasurullah Efendimiz (sav) ya bir sefere, yada Hacc için yolculuk esnasındayken, bir çocuğun ateş etrafında koştuğunu görürler. Çocuğun annesi çocuğunun ateşe düşeceği korkusuyla yavrusunu ağlayarak kucaklar. Efendimiz (sav) sahabi efendilerimize buyururlar, “bu kadın nasıl ki çocuğunun yanmasını istemiyorsa, Cenab-ı Allah’ta kulunun yanmasını istemez. Cenab-ı Allah’ın rahmeti, ananın evladına rahmetinin 10 katıdır”…

    Yukarıdaki sohbette de geçtiği gibi 7 milyarlık bir düzen, hiç kendi başına halk olurmu… :)

    Selam ve dua ile

  3. Free Stand demiş

    Evet düzensiz olabilmesi imkansızdır.

    Anlayana :)

  4. aLoS demiş

    Dünyaya kapılıp günahtan korkanlar,işlerine gelmedikleri için inkar eden zavallılar inananları böcek kafalı diye aşağılayan ve kendini prof. sanan (kim yaptıysa,ünvanı kim verdiyse:) ) bit beyinliler kendi boşluğunda daim olarak kaybolacaktır

  5. trakyali demiş

    Öyle anlatin ki O yüce warligi , maddeye ihtiyac duymadan.
    Cünkü materyalistlerin yegane avuntularidir madde.Aciyi da maddeyle anlatsinlar anlatabiliyorlarsa ,cünkü anlayabilecekleri gibi kendilerine anlatilacak…Berlin`den Özcan

  6. baba demiş

    baba milleti kandırma ya, gerçek athesit sana denk gelmemeiş galiba. Zuha ha ha, işlediği günahları inkar etmek için atheist olurlarmış, günahlarından korkarlarlarmış ta yok ebesinin.

    Abi kuran dunya 10.000 yıl önce yaratıldı diyor, bilim 5 milyon yıl öncesine kadar dunyanın varlıgını kanıtladı bile (fosillerle). Kuran havvadan ademden geldik diyor, bilim Ape yani halkın deyimiyle maymunlardan geldigimizi nitekim kanıtladı. Biraz daha at gözlüğünü çıkartıp bakmanızı dilerim. 21. yüzyılda halen birilerinin sihirli değneyini kulanarak dünyayı yarattığına, kadını adamın belinden çıkardığına inanıyosunuz yaa. yorum yapmıyorum neyse. Herkes kendi düşüncesinde özgürdür =/. Hadi Allah diye bir varlık ya da yaratan var diyelim. Onun annesi babası yokmu, onu yaratanı neden sorgulamamız yasak dinen?? Cunku dini kitaplar yukardan inme deil halkı yönetmee çalışan bazı akıllılar tarafından yazılmış ve milleti ‘günah’ sölemiyle korkutarak belli kurallara teşvik etmiştir. Burada sadece Islama deil tüm dinlere atıfen söylüyorum arkadaşlar yanlış anlamayın. Hristiyanlarda aynı, sizlerde, budhistide, yahudide… hepimiz insanız. Bu kitaplarda milleti yönetmek için m.ö. ki bazı akıllılar tarafından yazılmış kitaplardır… Sizi dindar değil insan olmaya davet ederim…

    • tatvanlı demiş

      Farklı dinlere mensup insanların kafalarındaki yanlış “Tanrı” inancı ile Kur’an’ ın tarif ettiği “Allah” arasındaki farklar ve İslama göre Yaratıcı’ nın özellikleri nelerdir?”

      Kur’an bu soruya çok kısa, ancak derin manası olan bir sure (İhlas suresi) ile cevap verir. Bu sureyle, Allah, insanlar arasındaki çok yaygın bir yanlışı düzeltmeyi murat ettiği gibi, Müslümanları da Hıristiyanların düştüğü hataya düşmekten muhafaza ediyor. İhlas suresinde Allah, yukarıdaki sorumuza, mealen, şöyle cevap verir: “De ki, Allah birdir. O Samed’dir. Doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. O’nun hiçbir dengi yoktur.” Birinci ayet, Allah’ın bir olduğunu ve birden fazla olmadığını söyleyerek her türlü şirki reddediyor. İkinci ayet, O’nun hiçbir şeye muhtaç olmadığını, ancak her şeyin, her an, O’na muhtaç olduğunu ifade ediyor. Üçüncü ayet, teslis inancının yanlış olduğunu, doğan ve doğuran bir şeyin ilah olamayacağını belirtiyor.(1) Dördüncü ayet, O’nun yaratıcı olarak, bütün yaratıklardan farklı olduğunu ifade ederek O’nu herhangi bir şeye benzetmenin doğru olmadığını söylüyor.

      Kur’an, her an yaratma halinde olan ve Kayyum isminin tecellisiyle kâinatı an be an varlık aleminde tutup devam ettiren aktif bir yaratıcıdan bahsediyor. Kainatı saat gibi kurup kendi haline bıraktığını iddia eden deistlere cevap verircesine Kur’an şöyle diyor: “Göklerde ve yerde bulunan herkes, O’ndan ister. O ise, her an yaratma halindedir.” (Rahman Suresi, 29) Ayet, ilginç bir şekilde, bütün mahlûkatın her an Allah’tan ihtiyaçlarının giderilmesini talep ettiğini ve Allah’ın da bu isteğe cevap verdiğini söylüyor. Ayeti sondan başa okuduğumuzda ise, sürekli yaratma olmasaydı, varlıkların dua etmesinin bir anlamı kalmazdı manası çıkıyor. Yaratılan kainatın her an Kayyum ismiyle varlık aleminde tutulduğunu şu ayetler haber veriyor: “Allah, kendisinden başka ilâh olmayan daima diri ve yarattıklarını koruyup idare edendir” (Bakara Suresi, 255 ve Âli İmran Suresi, 2).

      • nienwor demiş

        Bu konuyu açan arkadaş ateistlerin hiçbir fikrini yansıtmamaktadır.Ve aşağalama duygusu içerisinde olan evrendeki toz tanesidir.Zaten yazdıklarının başında anladım devamının gerisini okuma gereği duymadım.Bir fikri savunuyosan sağlam delegelerinin olması gereklidir.İnsanların dinsizliğini aşşağalayamazsın.

        Bütün dinlerin ortak olarak aldıkları konular ibadet huzur barış dostluktur.İnsanların kargaşa içinde yaşamaması istenmesi ve iyi ,çevresine karşı olumlu bir insan olursa cennetle ödüllendirileceği eğer aksini yani şeytana uyup kötülük yaparsada cehennemde acılar içinde kıvranacağı dinin normları arasındadır.

        Ben mucizelere inanmam gözlerimle göremediğim sürece!

        Birde şu açıdan düşünelim

        Eğer biz adem ile havvadan gelseydik zenciler asla var olamazdı.Eğer beyazdan zenci olmaya doğru giden bir yol varsada bu evrimin kanıtıdır.Eğer zenciler varsa bu dünyada Neden darvinin evrim teorisi gerçek olmasınki

  7. Free Stand demiş

    Kanıtların göster efendi :) Öle “ben yaptım oldu” mantığından hareketle “ben dedim oldu” yapma. İddialarını kanıtla. Yerse :D

  8. EAR demiş

    Ulan bu dini kesimin masturbatif zırvalamaları ne zaman bitecek merak ediyorum.

  9. spawn demiş

    öldükten sonra tüm gerçekler ortaya çıkacak merak etmesinler ateistler zaten şurda yaşıyacağımız zaman dilimi nekadarcık bişey
    milyon yılların içinden sadece 70 yıl düşünmek isteyene ne kadar ibretlik aslında

  10. snur demiş

    oooooooooof of mühimm mevzuu. ama çok ilginç bu tartışmaların yapıldığı her dakikada mutlaka bir ateist onun var oldugunu

  11. snur demiş

    yaa her bu tartışma yapılırken o dakkada dünyada binlerce ateist belkide geçte olsa gerçeği görüyor e sabredin az kaldı zaman bu geçecek elbet

  12. snur demiş

    azrail boş durmuyoo

  13. mehmet demiş

    Onlar at gözlüğü kulanıyorlar Atlara neden gözlük takılır bilirsiniz:D .Ah bi hayır sever şu gözlükleri cıkartıra bilse.

  14. ateist demiş

    kanıtlıycakmışız. siz kanıtlayın yerse.bi de bize mi kendini kandırıyo dersiniz bee. biz öldükten sonra yok alcağımızı düşünürüz sizse hurilerle yaşayacağınızı. bu halde siz bize nası kenndini kandırıyo dersiniz be dindarlar. böyle cirit atmayla olmaz bi de bizim siteye uğrayın isterseniz. o zaman görürsünüz kanıtın kralını

    • nihal demiş

      sizin için üzülüyorum yazık size gerçekten,ödünüz kopuyor bu yaptığınız hataların cezasını verecek bir allah var diye,korkuyorsunuz ve kabul edemiyorsunuz yemiyor tabii..Allah var ve hepinizin bu konuştuklarınızı burnunuzdan gtirecek,merak etmeyin zavallılar..

  15. ateist demiş

    ayrıca siz gerçeği göremiyeceksiniz biz bunu biliyoruz. çünkü hiç bişey göremeyeceksiniz. işte bize en çok koyan budur.

    • nienwor demiş

      Ölüm sadece sonsuz boşlukta yerini almaktır.İnsan oğlu anne karnında bir beyine sahip olr o zaman düşünmeye başlar düşünmesini sağlayan kafasının içindeki beynidir ruhu ise asla olmadı ve olmayacaktır insan oğlu öldümü beynide ölür ve bütün yetisini kaybeder.işte senin sonunda orada gelecektir ne ruhun öyle samanyolundaki saçmalıklar gibi dışarı çıkacak neden sorgulayan biri olacak seni sadece gözlerini kapayacaksın o sonsuz karanlıkta yerini alacaksın ne ruya goreceksin neden başka bir boyutta yaşamına devame deceksin.

      Madem size tanrınız düşünmek için akıl vermiş hadi bunuda düşünün bana bilimsel olgularla gelin kardeşim öyle bir kitaba bağlı değil.

      • ordi demiş

        pekı sevgılı zırva ateıstler,bizim ınandıgımız sey şayet yoksa(kı hasa)ve yaptıgımız seylerın bı anlamı yoksa,yıne zararsız cıkacak olan bız olucaz ama SIZE AAA EFENDIM HAKLIYMISSINIZ DICEZ(TABI BU CUMLELERI SIZIN BAKIS ACINIZLA YAZIYORUM)pekı ya BIZ DOGRUYSAK SEVGILI ATCIKLAR,o zaman
        ne edeceksınız???

      • KRAL demiş

        nienwoooooorrrrrr,
        bilimsel olarak; aklıyın, uyurken gördüğün rüyanın,
        senin gibi yaratıklara araba çarpınca vücunda meydana gelen ağrıların, 3 gün aç/susuz kalınca ‘acıkma’ hissinin, herhangi bir şeye hissettiğin sevginin, aşık olmanın , v.s. şeylerin bilimsel olarak açıklayın lütfen…..

      • cevap demiş

        ya arkadasa tamamen katılıyorum dıyelım sız haklısınız gercekten ölünce yok olup gıdıcez ee o zamn bızım kaybedıcek hıc bıseyımız yok ama ya bız haklıysak anlattıklarımızı bı dusunsenıze neler kaybedersınız YAZIK YAAA SİZEEEE allah insanlara dusunup dogruyu bulsun dıye beyın ve akıl ermıstır fakat sızde onlar eksık yada kullanmadıgınız ıcın paslanmıs…

  16. buggy demiş

    ben de dünyaya gözünü dinli bir toplumda açmış bebek olarak “dinli” yapılmıştım. işte allah falan filan bir şeylere “inanmam gerektiği” öğretildi. inanmıştım? ya da… öyle olması gerekiyordu işte…

    hayır dedim sonra, inanmıyorum. ben madem ki yoktum, tanrı vardı. beni yarattı ve şimdi bana “uslu dur seni yakarım sonra” diyor. ne kaybedeceğim ki ben? istediğini yapsın, yaksın, acı çektirsin… ben zaten “yok” değil miydim? en kötü ihtimalle beni yine “yok” eder. etsin efendim, ne kaybederim?

    ateistim, tanrı’ya inanmam. ama dinlerin var olduğuna inanırım. büyüye inanırım. nasıl mı? çünkü dinler, sınıflı toplumlarda sömürgen sınıfların yarattığı ağrı kesicilerdir. buna nasıl inanmam? büyüye nasıl inanmam efendiler, gözümüzün önünde olan her türlü “akıl dışı” iş bize meşru görünebilir, dünyadaki en zengin 100 şirketten 1% vergi alınsa tüm dünya yoksulluğu bitebilir durumdayken bu “akıl dışılık” herkese “doğal” görünebilirken, nasıl inanmayayım büyüye cine periye? milyarlarca insan, kendi yarattığı bir “şey”e (evet tanrıya, sizin deyiminizle allaha) “tapınırken” nasıl inanmam…

    • nienwor demiş

      Senin aklın fazla karışmış bu hep böyle sürdü zengin olan kesim her zaman köle tuttu kazandı sömürdü.sen cine periye inanaıyosan ateist sayılmazsın .Ben herkezden çok isterim bu dunyada kimse aç yatmasın geceleri kimse ölmesin hastalıktan dolayı ama doğanın kağnunu böyle .

  17. bir dost demiş

    her şey güzel iyi anlatılmış ve konu itibariyle güzel bir hikaye.
    yalnız keşke bir şeyleri gözden kaçırmasanız
    vatan hainlerine prim veren (bedüizzaman) insanı büyük bir zat olarak gösteriyorlar
    olmamız gereken kişi örnek alınması gereken kişi kürt said imiş :)

    DDDDDDDDDDDDDDDDDDUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUURRRRRRRRRRRRRRRRRRRR
    İKRA

    KİMSENİN DİKKATİNİ ÇEKMİYOR MU

    SAİD KURDİNİN REKLAMINI YAPMIŞLAR

    UYANIN EY KOYUNLAR !!!

    • ordi demiş

      sevgılı arkadasım,eger muslumansan ve muslumanlıga daır yapılmıssa bı seyler burda KURDU INGILIZI FALANIN FILANI TURKU KARISTIRAMAZSIN ,,nıE SU YUKARDA ZIRVALAYANLAR turk ateıst dııl mı?kendıne gel ve mantıklı konus…

  18. İbrahimovic demiş

    sorun da orda Buggy… Allah diyorki senin gibileri yok etmeyeceğim ne kadar da beni yok et hayvanlar gibi toprak olayım desseniz de…..ama olmaz ateş var yoksa seninle Fatihin ne farkı kalırdı…. ayrıca sana kim dinde kitapda cine büyüye inanmayın diye bişey var dedi….. sadece yapmanın haram olduğu yazılıdır orada…bari inanmıyorsun hiç olmazsa doğru oku….. bunu yapabilrisin umarım… aslında inanmak okumaktan daha kolay bişey ama….

  19. Kaan21 demiş

    “ÖZGÜRLÜK” DİYE BİR ŞEY YOKTUR “SÖZDE ÖZGÜRLÜK” VARDIR

    Özgürlük diye bir şey yoktur buna var diye iddia edenlerinkine “sözde özgürlük” diyelim. Bir insanın özgür olabilmesi için kainattaki kuralları kendisinin koyması gerekmez mi? Bu bütün içindeki kuralların bir tanesini bile biz koyamıyorsak demekki özgürlük diye bir şey yoktur. Sözde özgürler hedonist (hazcı) kurallarla yaşıyorlar, kendi ilahlık kurallarıyla.
    Furkan 43-44 “Ey Muhammed! Hevesini kendine İlâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?” “Yoksa çoklarının söz dinlediklerini veya aklettiklerini mi sanırsın? Onlar şüphesiz davarlar (hayvan) gibidir, belki daha da sapık yolludurlar.

    İnsanın iradesi dediğimiz şey yaşam noktasında bizi özgür kılıyor diye düşünüyorsakda, buda yanlıştır, çünkü ister istemez hayatımızda aldığımız nefes neticesinde başkalarını etkilediğimizden bu iradenin de kullanılma talimatına uymamız gerekiyor.

    Burdan da anlaşılıyor ki özgürlük diye bir şey yoktur, bağlılıklarımız vardır, bu bağlılıklarımız, teslimiyetimiz islam noktasında din noktasında olmak zorundadır.

    Şimdi islam noktasında olan BAĞ LI LIK LA RI MIZ mı daha özgür yoksa başka noktalarda olan bağlılıklarımız mı daha özgür?
    Bence gençlere bu konuyu şöyle anlatmalıyız.
    “ Din özgürlüğümüzü kısıtlamıyor :

    Şimdi iki insan ele alalım birincisi nefsi zevklerine bağlıdır, Misal : maddeye bağlıdır, şehvete bağlıdır, içkiye bağlıdır, eğlenceye, tv ye, televoleye, paraya, arabasına bağlıdır, spora bağlıdır, iMFye, ABD ye, AB ye bağlıdır ,

    İkincisi yani Müslüman sadece Allah’a bağlıdır. Şimdi hangisi daha özgür.

  20. Kaan21 demiş

    ATEİST DİYE BİR ŞEY YOKTUR “SÖZDE ATEİST” DİYELİM

    (Sözde) ateist:
    Ateist diye bir şey yoktur, çünkü ateist olabilmesi için Allah’ın (CC) varlığının delillerini bir bir tek tek çürütmeli.
    Bütün delillerin bir tanesini bile çürütmesi imkansız olduğundan, Onun için ateist olmasıda imkansız.
    İnanmayanlar (sözde Ateistler), Hedonist (hazcı) Kurallarla Yaşıyorlar, Kendi ilahlık kurallarıyla.
    Furkan 43-44 “Ey Muhammed! Hevesini, (hevasını) kendine İlâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?” “Yoksa çoklarının söz dinlediklerini veya aklettiklerini mi sanırsın? Onlar şüphesiz davarlar (hayvan) gibidir, belki daha da sapık yolludurlar.

    • nienwor demiş

      Hadi len Ozaman inananlar yoktur sözde inananlar vardır diyelim

  21. elife demiş

    HSIHq

  22. elife demiş

    kuranı okumanı tavsiye ederim yıldızların dizilişinden ve bir yörüngeden bahseder hala inanamayacak msısnız ..şu kadarını bilin o zaman sizin ateşiniz sönmeyecek ve yalvaracaksınız egerki kötülük etmeyenlerdenseniz ve de inanmıyorsanız yine yanacaksınız boyunlarınıza halkalar geçirilecek cennet halkı sizi o halkadan tanıyacak ..kör ile gören bir olur mu biz size ne desek sizin boyunlarınız yukardadır .kuranı iice okuyun kendinize göre yorumlamadan bu hayatta maddiyat varken maneviyatta vardır sizi annenız hangı iç güdüyle besledi merhamet duygusunu kim verdi siz cinlere meleklere de inanamassınız şimdi

    • nienwor demiş

      sen ateistlere para için savaşanlar diyosun yani.Okudum kitabı ne oldu bişeymi değişti sen kapsamlı araştır öyle gel aklınca felsefe yapma millete yalan yanlış.Hani keşke olsada cehennem biraz bronzlaşsak hani cennet olsada hurilerle grup çevirsek ama yook yokk yokk bu benim görüşüm .Sen bizi karalamaktan vaz geç kendine bak

      • cevap demiş

        ölunce cehennemde istemedıgın kadar bronzlasırsın merak etme bu gıdısle baska bı haltda olmaz sızden kömür olup yanmaktan baska…

  23. tuhanna demiş

    arteist olanlara söylüyorum nasıl olurda inanmassınız sizi yaratan varlığa gözünüzü açında bakın şu evrene…… şu evrende ki nizama kör olmalısınız zor bir durumda kalmadınız mı? her şeyin bittiği elinizden bir şeyin gelmediği anı hiç yaşamadınız mı ? yaşadıysanız da nasıl aciz bir varlık olduğunuzu görmediniz mi sizi ALLAH YARATTI gözünüzü açıpta bakın bi çevrenize hiç olmadı kendinize bakın vücudunuza nasılda mükemmel yaratılmış tüm organlarınız nasılda çalışıyor hücrelerinize bakın yemek yemenize bakın ALLAH bizim için türlü türlü nimetler yaratmiş sonra dilimizi yaratmış ki tatlarını alalım diş yaratmış öğütebilelim midemizdeki asitleri yaratmiş yediklerimiz parçalansın kana karıssın da bize faydalı olsun diye lütfen bu kadar kör olmayın birinin olmadığını düşünün nasıl işler bu döngü…. beyninize bakın hiçmi göremiyorsunuz ya yok olma inancınıza ne demeli böyle bir şey olabilrmi bu dünyada yaptıklarınız ne olacak insanlara kötü davranan insanların canını yakanlar yaptıkları yanına kalır herkes sizin gibi düşününce bu dünyanın halini düşüne biliyormusunuz güçlü zayıfı ezer kaos ortamı oluşur böyle bir şeyi kusura bakmayında aklım almıyor hesap olmayınca dünyanın anlamı kalmıyo dünya bir sınav yeri bazıları geçer bazılarıda kalır sizin gibi bana inancınızın mantığını söyleyebilirmisiniz bu arada bediüzzaman said nursi hz laf atana söylüyom sen hiç onun yazdıklarını okudun mu okumadıysan oku bence çok büyük bir hata yaptın bence ataislik ölümden korkanların uydurdukları şey

    • nienwor demiş

      ateistlik ölümden korkanların uydurduğu bir yalan deil güzelim gerçekleri düşünebilmektir.Sen güçlü zayıf kaos ortamı olr diyosun.Bu günde öyle değilmi güçlü olan insanlar hep sömürmüyomu diğer ülkeleri o kadar muslumanı öldürüyolar neden bunları tartışmıyosun sesini duyurmuyosun.Sonra gelip burada sınanma diyosun .Eğer kaderle sınanacaksan seni sömürenler her zaman olacaktır.Sen hala insan vicudunu çözememişsen çok geride kalmışsın ne diyim bu denli küçük şeyleri mucize olarak görüyosun

  24. ece demiş

    yazıyı okudum.yorumları okudum.gülüyorum.
    kesinlikle objektif bir yazı değil..atesitlerin allaha inanmamalarını kendi yaptığı günahları eğer affederse inanıcağını söyleyen yazarımız;kendi günahlarını dengelemek için ’sevap’lara başvurmuyor mu,oruç tutmuyor mu,namaz kılmıyor mı acaba ?
    tamamen çıkar ilişkisine dayanan bir mantığınız varken,nasıl inanmayanların çıkar ilişkisine söz edebilirsiniz,şaşıyorum..
    :) )
    said kürdi’konusuna da bir arkadaşımız girmiş,selamlar,benden önce bunu farkeden birileri olduğuna sevindim doğrusu…
    birşeyleri irdeliycekseniz,gelin objektif irdeleyelim.eksikliklerinizi karşınızdakilerin eksiklikleriyle kapatmak çocuklara özgü olmalı artık…

    • nienwor demiş

      ;)

  25. gül demiş

    iyiki cehennem var

    • nienwor demiş

      Ah be gülüm olsada bronzlaşsak:)

      • cevap demiş

        var zaten ama sen ve sızın gıbıler bronzlugunda otesınde kömür olucak rahat olun..

  26. ezgi demiş

    RABBIM TEK DIR VE VAR OLDUGUNU HERKEZ INANIYOR AMA ISLERINE GELMIYOR SONUCTA HEPSI TAM DA OLMASA YINE ONA DUA EDIYOR.NE DIYEBILIRM KI RABBIM BÖYLE INSANLARIN KALP GÖZLERINI KAPAMIS BENCE KILITLEMIS.ONLAR DOGRULARI GÖREEMMEEEZZ IMKANSIZ AM ÖLDÜKLERINDE TABIKIDE GÖRÜCEKLER TABI ÜZÜCÜ OLAN TEK SEY ONLAR NE BU DÜNYADA HUZURU NEDE EBEDI ÖBÜR DÜNYADA HUZURU BULACAKLAR VE YAPTIKLARIYLA KALIP IZDIRAP CEKECEKLER.OZAMAN BELKI ANLARLAR RABBIMIZ VARMI DIYE.BU YERI GÖGÜ YARADAN KIM ACABA BU GÜZELIKLERI BIZE VEREN KIM ACABA?SIMDI KÜRESEL ISINMA GELDI ENGELESELER YA BILIM ADAMLARI AMA ARTIk SON CAREEE DUA ODA RABBIMMEEEE!BEN SUNU DIYORUM ALLAH VAR!!!PEYGAMBERLERIMIZ VAR !!!!BEN ONALRIN GÜCÜNE INANIYORUM VE GERCEKTEN COK HUZURLU YASIYORUM CÜNKÜ ONLARIN BENIM YANIMDA OLDUGUNU BILIYORUM NE MUTLU TÜRKÜM DIYENE NE MUTLU ALLAHINI BILENE!!!YAZIK BILMEYENLERE!!!

  27. Omnia Tempus Alit demiş

    Ben bu islamcı tandanslı arkadaşların sorulara cevap veremeyen adamcıklarının hastasıyım.

    Bu ne lan? Biri bana oturacak bu kalem di mi diyecek de “Al da götüne sok” diyemeyeceğim.

    Odun insanlar için düşünmüş de meyve vermiş, odunun niye meyve verdiği ortada, üremek için.

    Siz halen bu safsatalarınızla kendinizi kandırın, evrim diye bir şey var, bihaber yaşayın… Bunları kontrol eden? 3 kez farklı kitap göndermez, susmayı tercih eder herhalde? Ya da tek bir kitap gönderir, hepsine çözüm olur. İlk ikisinde yazdığı kitabı koruyamadığını iddia eden bir tanrı olmaz.

    Bir yaratıcı elbette var, ama sizin yaratıcıya bakışınızın kıtlığıba bak, halka geçireceklermiş, ben sizleri kendilerine köle eden tarikat şeyhlerinizin halkalarını zaten görebiliyorum. Siz göremiyorsunuz…İroniye bak… görenle görmeyen bir olur mu demiş yorumcu… Olmuyor İşte!

    İslama karşı değilmiş ateistler, en büyük tokadı islam vurmuş? Peki birader o zaman niye bunu farkeden tüm hristiyan ortodoks sınıf aniden islama dönmüyor. Dünyanın en büyük dini hristiyanlık ve ateizm (kelimeden de anlaşılabileceği üzere hristiyanlığa karşıdır.

  28. nagehan demiş

    ya bana bakın ben fizikçiyim yaratılışı evreni sizin gibi sokma beyinlerden mi öğreneceğimizi sanıyorsunuz.yediğiniz bokları temizlemek için Allah’ı mı inkar ediyorsunuz…yemiyor değil mi…siz evreni,ayı,güneşi kullanarak milleti cahil zannediyorsunuz…siz önceden yaratılanı araştıra durun sonrada kendiniz yapmış gibi Allah’ı inkar edip ilimden,bilimden,fenden bahsedin…çok biliyor sizin …………………………aklınızı yolun sonuna varmadan başınıza toplayın…

    • nienwor demiş

      Sen ne biliyosun fizikçi boş ötmekten başka Sen kimsin nesin sanane milletin inancından .En büyük fizikçiler ateist değilmidirler.sen kufreden yobazdan başka bişey değilsin.yaradılışı evreni iyi biliyomuş ön yargıyla kendin kaybedersin Sen bana adem havva ve zenci üçlüsünü açıkla bakim madem evrime inanmıyosun Bu arada sokma beyin kimmiş öğrenelim

      • cevap demiş

        allah insanı topraktan yaratmadımı evt yarattı bu toprak tek cesıt degıldı amaa kızıl toprak kil kum… gıbı toprakları bır araya getırerek oldu kum sarınlar kızıl toprak kızıl derılı ve zencıler kil kumrallar işte bole sokma beyinli..

  29. ateizm demiş

    Bir fizikçi, yani benim gibi bilimci bir insanın böyle argo kullanacağını hiç zannetmem..
    Şu ana kadar sürekli dua ettiniz, hangisi gerçekleşti? Küresel ısınma öyle böyle durdurulmaz, dua etmemiz lazım diyen cahiller, bu lafları söyleyeceğinize nüfus artışını durdurun, suyunuzu kapatın, elektriğinizi kontrol edin..
    Şu ana kadar hiçbir ispatı ortaya koyamadınız, ortaya olağanüstü kavramları ortaya atan sizsiniz, ispatlayan ise yine siz olmalısınız. fakat bilim geliştikçe, dinin gücü azalıyor.
    eskiden ne kadar çok olağanüstü olaylar yaşanmış(!) Peki şimdi neden yaşanmıyor? Çünkü bilim reddediyor, yani eskiden bilim olsaydı o zamanlar da böyle şeyler olmayacaktı.
    Daha fazla konuşmak istemiyorum, bu konularda çok tartışmalara girdiğim için üşeniyorum, sevgiler ve saygılar..

  30. Abuzer demiş

    Benim diyecegim tek sey sudur bu konuda; Ateist arkadaslar tamam Allah´in yada baska bir tanrinin olmadigina inaniyorsunuz! Diyelim ki Allah diye bir sey yok, o zaman bir mesele yok, ama ya gercekten varsa?!! Öyleyse iman etmenin, Allah´a inanmanin hic bir zarari yok! Aksine eger gercekten varsa ve inanirsaniz, iman ederseniz öldukten sonra cok faydasini görursunuz.

    Yalniz burda dikkat edilecek husus sudur ki; saptirilmis, ideolojik olarak deformasyona ugramis ve insanlari kandirip aldatarak dinimizi yorumlayanlarin yolundan gitmemek gerekir! Maalesef bir cok Kuran tefsiri birbirinden cok farkli olarak yorumlanmis ve amacindan saptirilmistir!

  31. Free Stand demiş

    Baka sen şu Abuzerin yaptığına :)

    Küfürü ağzından düşürmüyor. Sonrada gelip Ateistler konusunda yazıyor. Hemde çok basitçe bir şekilde.

    “Ya gerçekten varsa” demişssin. Ateistlerde bu ihtimali göz önünde bulundurmuyorlar mı? Böyle basitçe yazma bu konuda. Diğer konuda yazdığın küfürleride editledim. Zaten küfür ettiğin insanlar artık bu siteyi göremiyorlar. WordPress.com’a Türkiye’den erişim engellendi biliyorsunuz. DNS leri değişerek ancak erişilebilir. Bunu yapmayıda çoğu kullanıcı bilmiyor.

  32. Gilari demiş

    Tamamen tek boyutlu düşünmüşsünüz işi ve taraflı bir yorum.Senin yazının tek karesine katılmıyorum

  33. Dinç demiş

    Hepimize soruyorum…Cevap vermesenizde üzerinde düşünün.Bu hepimiz için daha hayırlıdır..
    Ben inançlı oldugum için saygılı oluyorum.
    –Hz. Muhammed (sav)ömrünün çoğunu çölde geçirmiştir.Cebelitarık boğazını hiç görmemiştir.Oysa 1400 yıl önce Kuran’da iki denizin birbirine karışmadığı anlatılır ve bu sadece cebelitarık bogazındadır.Atlas okyanusu ile Akdenizin suyu birbirine karışmaz.
    Sizce Kuran’ı Hz. Muhammed (sav)yazmış olabilir mi?
    «O Allah’tır ki, iki denizi salıverdi: Şu biri tatlı, bu beriki tuzlu ve acıdır. Aralarına da kudretten bir engel ve birbirine kavuşmayı önleyici bir perde koydu» Furkan: 53

    • nienwor demiş

      bu tatmin tatmin etmez beni dostum bilimsel bir gerçek

      • ordi demiş

        senın onune dunyaların kanıtını koysak goremezzın
        ne yazık sana set cekılmıs coktan gozlerıne

  34. Gökhan demiş

    (((((((((((bedüizzaman)))))))))))))

    DIYOR BI ARKADAS SÖZDE SAID I NURSIYLE BAGDASLIK KURUYOR DIYOR

    YA ARKADAS NE ALAKA O KISI SAIDI NURSI ALLAH ICIN HER ZAMAN VE INSANLARIN BIR BARIS ICINDE YASAMASI ICIN HERSEYI GÖZE ALMIS KISIDIR…ISTER KÜRT ISTER TÜRK ISTER ARAP OLSUN SONUNDA ALLAH A INAN BIRIDIRI ….VE GELIPTE SACMA SAPAN KONUSMAYIN …

  35. athe demiş

    Konu yazısını yazan kişi,
    üzgünüm fakat yanılıyorsunuz.

    ATEİSTLER TANRIYI İNKAR ETMEZLER. Tanrıyı inkar etmek için olduğuna inanmak gerekir önce. Ateizm, tanrının var olmadığını söyler.

    Kimi imanlı vatandaş der ki; “şu düzeni görmüyor musun? Odun bizim için meyve veriyor.”

    Anlaşılan bunu diyen adam canlı ağaçları, cansız ODUN sanıyor. ve selden haberi yok! Meyveler bizim için değildirler. Ağaç kendi soyunu sürdürmek için ürer. Biz de bundan çıkar sağlarız. Ağaç bizim için meyve vermez.

    Dinler bilgisizlikten, bilinmeyen şeylerden doğar. Söyler misiniz din nerelerde yer kaplar? Eskiden rüzgarı açıklamakta, yağmuru açıklamakta kulanılırdı. Şimdi bu olayları insanoğlu açıklayabiliyor. O yüzden “rüzgar tanrısı” filan kalmadı. Ama insanoğlu şimdi de ilk şeyin nasıl var olduğunu açıklayamıyor. Bu merakını doyurmak için hiç de bilimsel olmayan bir cevap buluyor kendi kendine: Tanrı yaptı!
    Fark var mı sizce?

    Hem… Tanrı neden yaratır?
    Müslümanlar buna genellikle şöyle der: İnsanı, kendisini bilerek şereflenmeleri için yarattı; diğer şeyleri de insan için!

    Peki tanrının insanı şereflendirmeye ihtiyacı mı vardı? Olmasa neden yaratsın? Canı istemiş olabilir. Fakat istemek de bir ihtiyaca, eksikliğe yöneliktir. Yani, her şeye gücü yeten bir yaratıcı var olamaz. Hala “iğenin ustası” zırvalarıyla milletin zayıflığından, bilgisizliğinden yararlanmayın.

    Önceden her şey karmakarışıktı. Vuran vurana, kıran kırana. Sonra insanlar yasaları çıkardı. Yanlış şeyler yapılmasın diye. Ama bu kez de yasalardan gizli yapıldı bazı şeyler. İşte o zaman tanrıyı kullandılar. Dediler ki, “tanrı sizi hep izler. her şeyi görür ve yanlış yaparsanız sizi yakar, cezalandırır. iyi şeyler yaparsanız ödül verir.” Böylece insanların vicdanını ele geçirdiler. Din aracılığıyla. Din, insanların meraklarına sözde cevaplar bulup tatmin etmekten, insanların adaletli bir tanrıya güvenip huzur bulmalarından ve insan topluluklarının kontrolünü sağlamaktan başka bir işe yaramaz. Savaşların çıkmasına sebep olarak zarar verdiği de olur ama oralara hiç girmeyelim isterseniz. Bu kadar yeter şimdilik.

    Ateistlerin tanrılara inandığını söyleyenler, kendi vicdanlarını rahatlatmak için yalana başvuranlardır.

    Bir şeyin yokluğunun kanıtlanması saçmadır. Varlığı kanıtlanamayan şey zaten yoktur!

    Saçma olsa da yokluğunun illa kanıtlanmasını istiyorsanız size bilinen bir sözü armağan ediyorum:
    “Sonsuz bir varlık kendisini sınırlayacak mekanda ve zamanda bulunamaz. Öyleyse hiç bir yerde değildir, hiç bir yerde olmayan şey de yok demektir.”

    Saygılar, sevgiler…

    • nihal demiş

      SENİ GERİZEKALI!
      O EN SON YAZDIĞIN CÜMLE SAKIN ŞÖYLE OLMASIN “SONSUZ BİR VARLIK KENDİSİNİ SINIRLAYACAK MEKANDA VE ZAMANDA BULUNAMAZ.ÇÜNKÜ O HER YERDEDİR!
      BEYİN YOKSULU SENİ!
      YÜCE RABBİM BİZ MÜSLÜMANLARA VERDİĞİ ALGILAMA KUDRETİNİN YARISINI DA ATEİST KULLARINA VERSİN!
      ALLAH’I YERDEKİ OT,BÖRTÜ BÖCEK BİLE TANIYOR,İSMİNİ ZİKREDİYOR!
      BUNLAR HALA HAYATI,YEMEK İÇMEK,GEZMEK,OTURMAK,KALKMAK,KONUŞMAKTAN İBARET SANIYORLAR..
      CAHİL OLMAK DEĞİL SİZİN SORUNUNUZ,KENDİNİZİ ALİM SANMAK!
      ÖBÜR DÜNYANIN VARLIĞINI KABUL ETMEK YEMİYO TABİİ..
      HANİ SİZ HERŞEYE KOMİK KOMİK DİYOSUNUZ YA VALLAHİ AYNAYA BAKIN BAKIN GÜLÜN,ÇÜNKÜ KÖPEKLER BİLE ALLAH’I TANIYORLAR YAZIK SİZE..

      • nienwor demiş

        Ne be cahil herif köpekler bile sana güler

        “SONSUZ BİR VARLIK KENDİSİNİ SINIRLAYACAK MEKANDA VE ZAMANDA BULUNUR.ÇÜNKİ MADDE YOK EDİLEMEZ ŞEKİL DEĞİŞTİRİR.

  36. athe demiş

    “Ateistlik ölümden korkanların uydurduğu şey”
    deme zahmeti duymuş biri de :) )

    Ateistler ölümden korksalardı öbür dünyanın varlığına inanırlardı. ki bu durumda da zaten ateist değil; teist olurlardı. Ateistleri karalamak için çelişkilere başvurmaktan kaçınınız lütfen. Zira pek komik duruyor :)

  37. athe demiş

    “yaa her bu tartışma yapılırken o dakkada dünyada binlerce ateist belkide geçte olsa gerçeği görüyor e sabredin az kaldı zaman bu geçecek elbet”

    Snur’a atfen:

    yaa her bu tartışma yapılırken o dakkada dünyada binlerce müslüman belkide geçte olsa gerçeği görüyor e sabredin az kaldı zaman bu geçecek (insanlar doğayı keşfettikçe bu dinler de son bulacak) elbet.

    Yanlış anlama, ben normalde, dil bilgisi yönünden bu kadar zayıf bir metin oluşturmam. Göreceliği göstermeye çalıştım.

  38. athe demiş

    Bi de, ateist dediğin, o said kürdi hikayesindeki Yıldırım’a benzemez.

    İlk baştaki bölüme ne demeli :)

    Bir beyaz eşya dükkanında dini bir sohbet yapılırken içeri giren ateist, ateist olduğunu elin tanımadığı adamlarına söyleyecek, =D “Merhaba ben ateistim, sizinle dini konularda tartisabiliriz” diyecek, xD çok sevdiğimiz çantacı necmi abimiz de “hoşgeldin ateist kardeş. buyur gel oturalım” diyecek, xD ateist de oturacak! ;D ;D ;D ;D

    Daha büyük yaşlara hitap edin arkadaşlar. ;D valla emeğinize yazık ;D

  39. ebru demiş

    ya tamam da ateistler hemen böle tamam diyip dönmüyoki:) gerçekten onlar tuhaf yaa bence wakit geçirmeye değmez hikaye süper ama sadece hikaye… benim baya çok ateist arkadaşım war ama hiç biride gerçekleri görme taraftarı değil.boş kutular allah akıl wersin bence neysee selametle

  40. ebru demiş

    hee bu arada abuzer e bak:) wayy adi:):):):) küfürbazz

  41. irem demiş

    Nerdeyse, ateist olmayan HERKESİN de “bi sürü” ateist arkadaşı var yaa!!! Şu işe bak!!

    Ama NEDENSE benim, gerçek hayatta tanıdığım,
    hepi topu İKİ ateist vatandaş var..!..

    Nerde bu “bi sürü” ateistler yareppim??

    Bu durum başka ateistlerin de başına geliyorMUŞ gibi bir hisse kapıldım, NeDeNSE…….

    Ha amaç, “Bak benim bi dolu ateist arkadaşım var. Ben sizin içinizi bilirim nan” mesajını vermekse,
    benim de sayamadığım kadar müslüman arkadaşım var!!! E napıcaz? Bu mudur yani mesele??!!

    not: Kişisel gözlemlere dayanan, iç dökmek amacı ile yazılmış, “ortaya konuşan” bir iletidir. Üstüne alınan, yarası olandır, gocunandır.

  42. merhaba demiş

    yahu sadece necmi abi konuşmuş ateist sus pus olmuş..
    Senaryo kötü başkası gelsin diyoru başka bişi demiyorum.
    Tamamen yalan bir diyalog hiç tartşma yok bişi yok..
    sizde buna inanıyorsunuz…
    Çünkü inanmak istiyorsunuz isterseniz gelin tartışalım
    ateistforum.net

  43. Ozan demiş

    Yazı güzel ama derya dediği admda hata yapmış OKuduğumuz Kuran dememiş Kuran Tefsiri demiş.Yani Risalei-i Nur zurvasından başka birşey değil.Kur’an’ı Kerim varken böle şeylere yer yok…

  44. muhammedi nur demiş

    zamanın en büyük hastalığı imandır.(üstad bediüzzaman)
    ben bununla başlamak istedim.inşallah güzel başlamışımdır.
    ilk önce dini tanıyalım.din:insanların hayatlarını şekillendirmeye yarayan bir araçtır.bu ister müslümanlık olsun ister hristiyanlık olsun ister ateistlerin dini olsun.tabi şimdi ateistler din yoktur diye bişey söyleyecekler ama kendi ideolojileri bile bir dindir’dinsizlik dini’…
    insanın hayatında bir din olmak zorunda.çünkü bir oyun düşünün futbol mesala…,
    bu oyunu oynamadan önce siz bunun kurallarına bakıyorsunuz.eğer olurunuza gelirse onu oynarsınız olmazsa oynamazsınız.işte bu dünya oyununda islam kuralları geçiyor ve biz madem ki bu oyuna girdik büluğa erdiğimizde karşımıza birçok kural çıkıyor.içlerinde islam hristiyanlık budizm ateizm vs. kuralları çıkıyor.bizde bu kuraldan bir tanesini seçiyoruz islamı.tabi ateist kardeşlerimiz ateistliği seçiyor.işte din budur.
    din dediğiniz sadece bu dünya ile yetinmeyecek ahreti de düşünecek.ki bir insan bir işte öğlen yemek yer o o insanı tatmin eder biraz ama ya sonra… eğer o çalıştığının karşılığı gelmezse o ne işe yarayacak ki.islamda böyledir kişiyi hem dünya hem ahiret mutluluğuna kavuşturur.
    peki islamın kuralı ne iman.peki ilk önce hangisiALLAHA İMAN.

  45. muhammedi nur demiş

    yine bir sözle başlayacam:allahı şahsı ile değil sıfatları ile biliniz.
    ateistlere bişey söyleyecem küçük bir misal verecem.siz sayının başını ya da sonunu getirebiliyor musunuz.11111111111111111111111111111111111111111111… gibi.sayının bile başı ve sonu yoksa sayıyı yaratanın nasıl sonu veya başı olsun.bu allahın ezeli ve ebedi olduğunu gösteriyor.yani allah daha önce de vardır ve sonsuza kadar vardır.allah vardır aslında ben bunu ilk önce söyleyecektim.biz bu dünyada küçük bir parça gibiyiz, dünyada samanyolu galaksisinde küçük bir parça, samanyolu galaksisi de evrende küçük birparça.ve bu evren bu kadar büyük ve düzenli herşeyin yerli yerinde olmasına rağmen bunu biz nasıl olur da tesadüflere sığıdırırız.eyfel kulesini düşünün ne kadar görkemli bir görünüşü var.biz gelip te buna’demirlerin evrim geçirmesiyle oluşan fosillerden bu yapı oluştu’dediğimizde nasıl komik birşeyoluyorsa bu evren sanatının bir sani’ siz olduğunu söylemek yanlıştır.
    başkka bir konu da allahın yarattıklarına benzememesi.bazı kardeşlerimiz allahın olmadığına varsa nerede olduğu konusunda sorular soruyor.allah eğer kureyşlilerin yaptıkları gibi yunanların yaptıkları gibi ve tarihte helak olmuş diğer kavimlerin tanrıları(!) gibi görünen olsaydı onun üstünlüğü nerde kalacaktı.allah, yarattıklarının sınırlı akıllarına göre gözükmez ve insan onu tasvir etmez edemez.siz bir balığa aslanı anlatırsanız onun üstün özleliklerini anlatırsanız onun en çok tasvir edebileceği şey ya balinadır yada başka daha büyük su yaratığıdır.işte biz de allahı bu yüzden göremiyoruz.ama allah burda da bize müjde veriyor.allah bize kıyamet günü müminlerin cennetten bile daha çok isteyecekleri şey ravyetullahtır yani allahı görmek.ve kafirlerin fasıkların münafikların müşrüklerin… cehennem azabında bile daha çok korkacakları şey yine ravyetullahtır.

  46. muhammedi nur demiş

    allahın bir başka özlelliği ise ne doğmuş ne de doğurmuştur.buna da bir ayetle başlayayım:kulhuallahuehed.allahussamed.lemyelidvelemyuled.velemyekunlehukufuvvenehed.
    meali de budur DEKİ:Allah birdir. o eksiksiz sameddir.ne doğurmuş nede doğmuştur.ve onun gücüne denk bir güç yoktur.
    allah işte kendisini böyle tanıtıyor.bunu bu misalle örneklendirebiliriz:bir tren ve butrnde iki unsur biri vagon biri ise lokomotif.vagonlardan çok var var da lokomotif ten bir tane var.ve treni yani vagonları çeken ise lokomotiftir.öyleise siz buna böyle bir soru soramazsınız.bu lokomotifi kim çekiyor.bu vagonlardan bi tanesi lokomotife yardım ediyor mu.yada lokomotifin görevini vagonlar yapabilir mi.şimdi size soyorum.bu hayat treninde bizim vagonlarımızı yönlendiren allahın lokomotifine pki bunu söyleyebilirmiyiz:allahı yaratan varmı.allahın çocukları yada annesi babası var mı.yada allah yok da kullar mı hayatlarını kendileri düzenliyor.işte allahın kudreti böyle işte.insana hak olanı anlatırsın ama onun içinde azıcık iman yoksa o insana hiçbirşey anlatamazsınız.ama varsa işte biz buna ümitleniyoruz.inşallah bu yazdıklarım bi ifade ediyordur yoksa ben klavyeyi eskitmek için yazmadım inşallah.kardeşler şimdi size kendi araştırmalarm sonucunda bir sonuç çıkardım inşallah bu yazdıklarımdan ve yazacaklarımdan sıkılmazsınız.
    -İZM TEORİLİ DİNLERİN ÇIKLIŞI
    kardeşler benim bu sizin yorumlarınızda gördüğüme göre siz hep hristiyanlıktan yola çıkmışsınız.bu tür

  47. muhammedi nur demiş

    düşünceler hrşstiyanlığın yanlış kullanıldığı yani öbür adıyla ortaçağ devrinde ortaya çıkmıştır.ortaçağ devrine bakarsak kilisenin hertürlü baskısı var insanların üzerinde bunun yüzünden halktan kişiler ya da düşünürler buna karşı tavır koymaya başlamış ve bu tür düşünceler insanlara aşılanmış ve bunlar kabul görmüş.bunlar dünya mutluluğu için yaşamak istemişlerdir.ama onların düşünceleri sonradan yanlış kullanılıyor.ha bu arada bunu da hatrlatayım ben onların düşüncelerinin genelini tasvip etmiyorum.çünkü islam bize islam karşıtlarının düşüncelerinin %99′nu tasvip etmememizi istiyor.bu tür düşüncelerin çıkışları dikkat edilirse islam dünyasının zayıflığa düştüğü zaman başladığını görüyoruz.ilk önce osmanlıyı yıkmak istediler bu görüşlerle.ve ilk yaptıkları şey onların yaptıklarını güzel gözüktürmek sonra müslümanları aralarına katarak tek dünyalık düşünceye sevk ettiler zaten o düşüncede idiler müslümanlar.çünkü insanın sadece ahiretine

  48. muhammedi nur demiş

    yüönelik çalışmalar vardı yada öyle gözüküyordu.çünkü din bazılarının çıkarları doğrultusunda yol alıyordu.işte tam bu sırada dikkatinizi çekecem bu düşünceler hem hristiyanlarda hem müslümanlarda dinin kötü kullanıldığı zamanlarda çıkıyor.hiç osmanlının yükkselme döneminde bu düşüncelerin yükseldiğini görmedik.çünkü içinde kardeşlik olan bir millet bardı.fathin:ben bu milletle değil istanbulu bütün dünyayı fethedirim dediği bir millet vardı İKİ DÜNYAYA DA ÇALIŞAN BİR ÜMMET vardı.ama bizim zamanımızda böyle birşey var;ben kazanayım da…
    bu düşünceler islamın yok sayıldığı zamanlarda (yani
    cumhuriyet devrinde) daha da gelişti ve ülkemizde ve islam ülkelerinde yayılmıştı.burda bunu görüyoruz herşeyi sindire sindire yapmışlar.günümüzde allahın kesin hüküm verdiği bir esasa bile bu kadar saygı duyulmuyorsa bu bizim tamamen bu ideolojilere saptığımız yüzündendir.ateizm kominizm materyalizm
    ve daha birçok İZM malesef hayatımızın bir parçası olmuş ve butür insanları hep görüyoruz.kafanızı karıştırmadım inşallah…
    bir ateist kardeşimizin yada hepisinin sorduğu bir soru daha vardı.biz nasıl olur da dirileceğiz diye.ve niyae dirileceğiz yeniden diye bir soru sorarlar ve kafayı karıştırırlar.müslüman kardeşlerim enazından bir kitap.iman ile ilgili enazından bir kitap okuyun çünkü dedğim gibi zamanın hastalğı imanın bilinmemesi ve hayata geçirilememesi.bir cevap verecem.
    allah der ki yeniden dirilmeyeceklerini sanıyorlar oysaki biz kemik olup gidecez.hem bizim kemklerimiz nasıl bir araya getirilecek.peygambere diyorki: deki
    sizinasıl yaratan sizi yeniden diriltecek.hem biri için olmayan bişeyden yaratmak mı daha kolaydır yoksa yeniden diriltilmesimi.
    inşallah hata yapmamışımdır ayetlerde.
    bu ayetlerde yeniden dirilmenin ne kadar kolay olduğunu sölemiştir allah onun için o diledikçe.hem söylediğim gibi allahın dini tek dünyalık değil.bunun için allah bizleri yeniden yaratmıştır.
    kardeşlerim bi bakın size adaletsiz davrandığını söylediğiniz rabbiniz size ve diğerlerine nası da adaletli davranıyor.bi dünya düşünün sadece.
    yaşanacak ve bitecek o zaman zalimler hep zalim mazlumlar hep mazlum kalacaktı.büyük olan küçük olanı ezecekti.kişinin diğerine yaptığı zulüm haksızlık eziyet hakkına yaptığı taciz hesapsızolarak kalacaktı.ama allah ahireti yaratarak bu zalimlere hayinlere kaçacak bi delik bırakmıyor.zamanın öle olduğu bir zamandayız.bence bu tür şeyleri tahayyül etmeniz hiç de zor olmayacaktır.
    bi de üstad bediüzzamana kötü ithamlarda bulunan kardeşlerime seleniyorum.ona kürdi demek ne size bir fayda sağlar ne de onun hak davadan ayrıldığını kafalara getirir.gördüğünüzgibi kimsenin bi işine yaramıyo böyle bir şahsiyete söylenen bu söz.
    eğer gayri müslim biri bunu söylüyorsa allah zaten ona kaçacak yer vermemiştir tevbeden başka.eğer bunu bir milliyetçi müslüman söylüyorsa bilsin ki ırkçılık çok kötü birşeydir.yok ben türküm ben üstünüm diyorsanız o da kibirdir, bi dekendi ırkını üstün görüyor.çünkü peygamber türkün türk olmayandan üstün olmadığına dikkatçekmiştir.
    inşallah beni tasvip eden bir kardeşimiz olur ben en iyisi msnmi vereyim:AB.AY@HOTMAİL.COM
    benimle aynı görüşte olanlar sohbet için aynı görüşte olmayanlar ise fikirleri paylaşmak için konuşurum inşallah.inşallah ateist kardeşlerimi kırmamışımdır çünkü gerçekler acıdır ve ben acı tarafından söyledim galiba.
    SELAM VE DUA İLE…

  49. mustafa demiş

    yav bırakın kım neye ınanırsa ınansın bosverın allah zalımlere esseklere malara hıdayet nasıp etmez zaten sız ıstesenızde ıstemesınızde allahtan hec ateıst arkadasım yok ne işim olur ateıstle felan inanıcak olasalar zaten bıze ıhtıyacları yok herkes neyın dogru neyın yanlıs oldugunu bılıyo bence bıde bu atesıtler neden elbıse gıyıyo mesela bıze allah emretmıs ondan gıyiyoz )))))))))))))))))))))))

  50. merve demiş

    bizim hakımzda kötü yorumlar yapmayın lütfen bu ülkede din ve vicdan özgürlüğü war biz inanmıyoruz we inanmak istemiyoruz

    • ordi demiş

      bence dinsizlere özgürlük var ben hala goremedım su özgurlugun yelini

  51. Muslim demiş

    Ateistlik yapmayin len!

  52. fırat demiş

    ATEİS ARKADAŞLAR BAKIYORUM İSPAT İSTİYORLAR BİZDEN .. ÇÜRÜTMEMİZİ İSTİYORLAR SAWLARINI..bende şöle diorum <onlara ne söylesen boş RABBİN onların gözlerini dillerini kalplerini MÜHÜRLEMİŞTİR..onlar sağırdırlar,dilszdirler,kördüeler,göremezler..ALLAH rızasına kavuşturmak istemediği kulunu hidayete erdirmez..<ALLAH bize TÖVBE etmemizi sölemiştir bu büyükfırsattır arkadaşlarım ..allah sizinle olsun ii akşamlar.

  53. K.M.A demiş

    Bu kardeşlerimede saygı göstermek lazım Allah (c.c) kabul görmemekle birlikte diğer dinlere saygının varlığını kabul ederek küçük bir çelişkinin peşindedirler.Madem ki Allah’ ın varlığı ve birliğini görünür olmadığı için ya da başka sebeplerden ötürü kabul görmüyorsun kardeşim, o halde aklının da varlığı ve sana haslığı konusunda şüphelen onuda yok kıl ve kendi aklına da inanma zira o da Alla(c.c) gibi ne görünüyo nede hissediliyor. Yazık ki benim tabirimce Ateistler kendi çıkarlarını düşünen bu yüzden maneviyatı yok kılan zavallı şeytanın aciz yandaşlarından başka bir şey değildirler…

    Allah’ ım herkesi hidayete erdirmesi temennisi ile ateist kardeşlerim inşaallah doğru yolu bulursunuz…

  54. nazlı can demiş

    ya ben bu gerizekalılara bişey sormak istiyorum müslümanların tek bir inandığı kitap var ve bir tek buna inanıyoruz peki onlarda tam 4 tane var ve herbirinde farklı bilgilar hangisine inanıyolar acaba çok saçma çok biri bunu bana anlatsın
    müslümanlar burdanda anlaşılıyo ki TEEEEKKKKKK

  55. adem oglu demiş

    arkadaşlar batıl herzaman hak karşısında maglup olacak perişan olacak nemrut gibi firavun gibi tarihde bunun örnekleri çok fazla var bu adamlar herzaman bir boşlukdalar bir arayış içindeler ALLAH CC onlara acır hidayet verir kalp bembeyaz birsayfadır insan günah işledikçe bir dokta konulur ve o noktalar çogalıp beyazlık kalmazsa ALLAH o kalbe mührünü vurur bunlarda kalbi mühürlenen zavallılar.ALLAH bize annemizden ve babamızdan daha merhametli inş yanlışta oldugunu anlarsınızda tövbe edrsiniz..
    Sizin atnız maymun olabilir soyunuz hayvandır zten belli oluyor hayvan oldugu ama biz adem a.s geliyoruz yani soyumuz insa elhamdülillah
    saygı ve selam

  56. Leyla demiş

    Ben bir ateist deilim.Fakat biz nasıl Tanrı varlığına inanıyorsak bu bizim inancımızsa,buna saygı duyulmasını istiyorsak atelerde bunu isterler..Ve bende ateıstlern görüşlrinede saygı duyuyorum…!Ama inanıyorumki evrenin heryerinde Allah’ın varlığını ispatlıyack deliller vardır!

  57. ali ersöz demiş

    Ağaç bir odun parçası değildir çok gelişmiş canlı çeşitleridir.Ama eleştireceğiz derken bile mükemmel tasarım dedikleri şeyleri odun olarak adlandırmaktan çekinmeyen bir zihniyetle karşı karşıyayız.Ben bir ateistim ve hiçbir günahtan korkmuyorum.Doğru olmadığına inandığım hiçbirşey yapmadım hayatımda buna tanrı inancıda dahil.Ayrıca bir boşlukta olduğumuz da doğru değil tam tersine hayatın kıymetini bilerek alternatif hayatlara ertelemeden yaşıyorum şu güzel hayatı.Tanrıyla pazarlık etmek söz konusu bile değil.Var olma olasılığına onunla pazarlık edecek kadar şans tanısaydım ibadet ederdim ama biz ateistlerin böyle batıl inançları yoktur.Saygılarımla.

  58. ali ersöz demiş

    Nazlıcan ateistlerin kutsal kitabı yoktur.Sen herhalde ilahi olduğunu düşündüğün kitapların sayısını yazmışsın.Birde hakaret ve nefret etmeyelim birbirimizden.Ben nasıl ki bir müslümanı yanıldığı için aşağılamıyorsam aynısını sizdende beklerim.

  59. ali ersöz demiş

    Ateistlerin tanrıya inanmama sebepleri görünmemesi değildir.Varlığına dair eski kitaplar ve henüz çözülmemiş sorular dışında bir kanıt olmamasıdır.Materyalizt ateistler zaten soyut bir akıl fikrinede karşıdır.Yani akıl beynin çalışma mekanizmasıdır.Beyin ve beyinsel sinyaller incelenebilir varlıklardır K.M.A arkadaşıma selamlar.

    +

  60. Free Stand demiş

    @ali ersöz bir yorumunda şunu söylemişsiniz:

    “Var olma olasılığına onunla pazarlık edecek kadar şans tanısaydım ibadet ederdim ama biz ateistlerin böyle batıl inançları yoktur.”

    “Batıl İnanç” kelimelerine dikkat çekmek istiyorum.

    Batıl inanç dediğiniz şey daha çok efsanelere dayanır. paganist düşünce sistemini irdelerseniz batıl inancın ne olduğunu daha iyi anlayabilirsiniz.

    Bir kitabı olan ve akli bilimleride içinde barındırarak insanların nasıl yaşamaları gerektiğini belirten bir inanç sistemi hakkında “batıl inanç” kelimesini kullanmaktan sizi men ederim. İnanmıyorsanız sizin bileceğiniz iş fakat tutupta insanların inançlarına bu tür bir hakarette bulunmanız oldukça yanlış.

    Kelimeleri dikkatli seçmek lazım. Bir daha böyle bir hataya düşmemeniz temennisiyle.

    Sevgilerimle…

  61. büyük TÜRK demiş

    Ateistler tesadüfen olduklarını zannederler bu görüş akla uygun değildir etrafımıza bakarsak süper düzenli hayat ve kozmok sistem görürüz kendiliğinden olması mümkün değil

  62. cansın demiş

    ya bu ateistler gerçekten beyinsizler ağaç kendi soyunu sürdürmek için meyve verirmiş madem öle ağac kendi kendine toraktan çıktı ben bi soyumu sürdürüp meyveler vereyim dedi oda yetmedi vermişken insanlara yararlı meyveler çıkartayım dedi kabuu soyulan içinde çekirdeği olan muntazam tatlı meyvalar ya bırakın bu işleri bu kadar kör olmayın herşey kendi kendine durup duruken olmadı ya bu düzen herşey bi mekana muhtaçtır bu mekanın sahibide allah tır allahhhhhhhhhhhhhhhhhhhh

  63. özgür demiş

    ateistlere bilimsel izah yapmayın.onların bilimle işi olmaz.
    21.yy’da kuantum fiziği ve CERN’deki deneyler evrenin yoktan
    varolduğunu ispatlıyor.ateisler neden bunu görmüyor gerçekten merak ediyorum. sonunuz geldi: bilim dinin her söylediğini
    doğruluyor.görmek istemezseniz o ayrı bi mesele.

  64. Urubeye Hayır demiş

    “Dinde zorlama yoktur”

    kuran-ı kerim bakara suresi 256. ayet

    Arkadaşlar bırakın kim neye inanmak istiyorsa inansın. Kimse kul ile Allah arasına girmemelidir diyor Kur’an-ı Kerim.
    Sonuçta Allah varsa gereken cezayı verir.Kime düşmüş inancı sorgulamak.İnanç içten gelir sonuçta kim nederse desin gönüldedir.
    İnsan aklı yoluyla doğruyu ve gerçeği görebilecek kapasitededir.Şimdi diyeceksiniz ateistler doğruyu göremiyor göstermeye çalışıyoruz ama ateistlerin doğrusuda bu.İnanca saygım sonsuz ve asla kişinin inancını sorgulamam ve inancına göre değerlendirmem.Bence sizde kimseyi inancına göre kimseyi değerlendirmeyin ve inancınız neyi gerektiriyor ise onu yapın.

  65. BÜYÜKTÜRK demiş

    URUBE DİNDE ZORLAMA YOKTUR AMA DİNİ TEBLİĞ VE BAŞKALARININ HİDAYETİ İÇİN ÇALIŞMAK DA FARZDIR NEDEN TEK GÖZLE BAKIYORSUN

  66. Urubeye Hayır demiş

    Dini tebliğ tabiki farzdır ama bunu dayatmacı şekilde uygulamakta günahdır.Yok ateistler şöyle yok ateistler böyle onların bilimle işi olmaz falan böyle olmaz bu işi özendirerek ve dinin güzelliğini anlatarak ve kanıtlayarak yapmak gerekir mesela 60. ve 61. mesajlar gayet kibar ve mantıklı.Ama sen gider birisi ateist diye ona hakaret edersen oda sana Müslümansın diye hakaret eder.Günümüzün en kötü alışkanlıklarından biride insana inancına göre davranmak.

  67. fırat demiş

    arkadaşlar inanmayan ve kendini ataist veya herhangi bir sıfatla tanımlayan inkarcılara laf anlatmak bizim üzerimize vazife olmadığı gibi asla hakaret etmemelisiniz. yarın ALLAH c.c onu hidayete erdirebilir ve geçmiş günahlarını almı olursunuz ALLAH korusun.

  68. mücahid demiş

    Müslümanın vazifesi sadece anlatmaktır.Allah’ın vazifesine yani, hidayet’e karışamayız,hidayeti veren ancak ve ancak Allah’tır. İslamiyette buna örnek çoktur.
    Bizler anlatmaktan dolayı sevabını inşaallah alıyoruz, taki onlar kabul etmeseler bile.

  69. mücahid demiş

    Acizane benim ilave etmek istediyim, bir meselede şu,yukarıda geçen hikayedeki ağaca odun benzetmesi bir kinayedir.evet,ağaçlar veya herçeşit bitki türleri canlıdır, fakat akıl ve şuurları yoktur,görmezler,işitmezler ve iradeleri yoktur, fakat gözümüzün önündeki mesela, bir mandalinaya bakalım renk var koku var tad var şekil var özellikle dilimlenmiş ve daha bir çok işler gözüküyor.şimdi bu mandalinadaki bu işleri yapabilmek için ilim,kudret,irade,görmek,işitmek gibi sıfatların olması gerekmezmi? aklı,ilmi,görmesi,işitmesi,kudreti olmayan bu ağaç,bu meyveyi bize nasıl verebilir?Aklınıza havale ediyorum.Lütfen dikkatli düşünün,tekrar düşünün,düşünün..sevgi ve selamla

    NİZAM VE İNTİZAMLA İŞ GÖRMEK İLİM İLE OLUR

  70. abdullah demiş

    ateistlere tek tavsiyem harun yahyanin darwinism kitabini okuyusunlar ve harun yahaynin sitesine girip ve ordaki gercekleri gorunmeleri.ateistmin dunyada yayilmasini sebepi darwnism dir ve simdi darwnism cokmustur bunuda cokerten de harun hocadir simdi avrupadaki darwnism desteklyenleri tek tek ne kadar yanildiklarini farkina varmistir darwnism en etkili oldugu ulke da fransadir ama artik fransizlarin yarisinda fazla si buna inamiyorlar cunku harun hocanin yazdigi kitab gercekten avrupa da buyuk bir yanki yarati ve bircok insan bu kitabi okuynca gercek bilgiler ulasimistir

  71. abdullah demiş

    bakin ateistler beni iyi dinleyin!!! Birgun ateist ogretmen okulda Cocuklara Allahi Goruyormusunuz Demisler Cocuklarda kuck ne bilsin hayir ogretmenim demisler ogretmende demiski yokki gormuyorsunuz(hasa) sonra ogrencinin biri tahtaya kalkmis cocuklara demiski ogretmenimizi goruyormusunuz evet demisler cocuk sonra peki ogretmenimizn aklini goruyormusunuz demis cocuklarda hayir gormuyoruz demis cocukta demistiki yokki goresiniz demis sonra cocuklar herseyi gozumuzler goremeyiz demis ornegin telefon caldi teyzen aramis ama sen gozunle teyzen oldugunu GORE BILIYORMUSUN HAYIR KULAGINLA GORURSUN DUYARSIN ORNEGIN ARKADASLASINIZ SIZE CICEK VERDISUNA BAK NE KADAR GUZEL KOKUYOR DERSINIZ AMA SIZ O CICEGE NE KADAR BAKRSANIZ BAKIN O CICEGIN KOKUSUNU GOREMESINIZ AMA BURNUNU CICEGE GOTURUP KOKLARSAN BURNUNLA KOKUSUNU GORURSUN O YUZDEN BIZDE ALAHI GORMESEKTE ICIMIZ INAC VAR BIZ ALLAHI KALBIMIZLE GORURUZ

  72. serif demiş

    neyse bunlar maymundan geldiklarini inana dursunlar, walla ben ne kendime ne dedelerime maymun derim fazla bagrismayin maymun milleti 1 kilo muza bakar isiniz susun….

  73. tatvanlı demiş

    İnanmayanlara Allah’ın varlığını nasıl anlatabiliriz?

    ——————————————————————————–

    “Yazar Dr. Furkan Aydıner’ in ateist bazı gruplara Allah’ı anlatırken tutmuş olduğu görüşme notlarını içeren kitabından özetlenmiştir.”

    Farklı dinlere mensup insanların kafalarındaki yanlış “Tanrı” inancı ile Kur’an’ ın tarif ettiği “Allah” arasındaki farklar ve İslama göre Yaratıcı’ nın özellikleri nelerdir?”

    Kur’an bu soruya çok kısa, ancak derin manası olan bir sure (İhlas suresi) ile cevap verir. Bu sureyle, Allah, insanlar arasındaki çok yaygın bir yanlışı düzeltmeyi murat ettiği gibi, Müslümanları da Hıristiyanların düştüğü hataya düşmekten muhafaza ediyor. İhlas suresinde Allah, yukarıdaki sorumuza, mealen, şöyle cevap verir: “De ki, Allah birdir. O Samed’dir. Doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. O’nun hiçbir dengi yoktur.” Birinci ayet, Allah’ın bir olduğunu ve birden fazla olmadığını söyleyerek her türlü şirki reddediyor. İkinci ayet, O’nun hiçbir şeye muhtaç olmadığını, ancak her şeyin, her an, O’na muhtaç olduğunu ifade ediyor. Üçüncü ayet, teslis inancının yanlış olduğunu, doğan ve doğuran bir şeyin ilah olamayacağını belirtiyor.(1) Dördüncü ayet, O’nun yaratıcı olarak, bütün yaratıklardan farklı olduğunu ifade ederek O’nu herhangi bir şeye benzetmenin doğru olmadığını söylüyor.

    Kur’an, her an yaratma halinde olan ve Kayyum isminin tecellisiyle kâinatı an be an varlık aleminde tutup devam ettiren aktif bir yaratıcıdan bahsediyor. Kainatı saat gibi kurup kendi haline bıraktığını iddia eden deistlere cevap verircesine Kur’an şöyle diyor: “Göklerde ve yerde bulunan herkes, O’ndan ister. O ise, her an yaratma halindedir.” (Rahman Suresi, 29) Ayet, ilginç bir şekilde, bütün mahlûkatın her an Allah’tan ihtiyaçlarının giderilmesini talep ettiğini ve Allah’ın da bu isteğe cevap verdiğini söylüyor. Ayeti sondan başa okuduğumuzda ise, sürekli yaratma olmasaydı, varlıkların dua etmesinin bir anlamı kalmazdı manası çıkıyor. Yaratılan kainatın her an Kayyum ismiyle varlık aleminde tutulduğunu şu ayetler haber veriyor: “Allah, kendisinden başka ilâh olmayan daima diri ve yarattıklarını koruyup idare edendir” (Bakara Suresi, 255 ve Âli İmran Suresi, 2).

    “Allah kainat’ı neden yarattı?” , “Varlığını bize bildiren deliller nelerdir?

    Bir Hadis-i Kudsi’de Allah şöyle buyuruyor: “Ben gizli bir hazineydim. Bilinmek, tanınmak istedim; bundan dolayı da beni tanımaları, gizli güzellik ve mükemmelliğimi bilmeleri için varlıkları yarattım.”(2) Bu ifadeye göre, Rabbimiz kendini bize bildirmek ve tanıttırmak için bizi ve içinde bulunduğumuz kâinatı yaratmış. O halde, sonsuz kudret sahibi olan Rabbimiz her türlü yolla kendini bize tanıttırarak yaratılış gayesini yerine getirmiş olmalı.

    Beni üç hafta öncesinde hiç biriniz tanımıyordunuz. Şimdi kısmen tanıyorsunuz. Sizinle yüz yüze görüşüp sözlerimle kendimi anlatmak yerine, başka iki yolla da kendimi tanıtabilirdim. Birincisi, size bir elçi vasıtasıyla, bir mektup göndererek kendimden bahsedebilirdim. İkincisi, hiç kimsenin taklit edemeyeceği eserlerimi size göstererek kendimi tanıtabilirdim. Sizler de eserlerime bakarak ne tür maharetlere sahip biri olduğumu öğrenebilirdiniz. Teşbihte hata olmaz, aynen bu misaldeki gibi, Rabbimiz de, hem peygamberler vasıtasıyla göndermiş olduğu mesajlarla (ilahi kitaplarla) hem de kâinatta her an cereyan eden sonsuz icraatlarıyla (kâinat kitabıyla) kendini bize tanıtıyor. Hz. Muhammed’in (a.s.m.) şahsında tüm insanlığa gönderilen ilk emrin “oku” olması da bu sırdandır. Aklı başında bir insan, ilahi kelam olan “Kur’an-ı Kerim’i” ve kâinat kitabı olan “Kitab-ı Kebir’i” okuyarak Rabbini tanıyabilir. Bu anlamda, Hz. Muhammed (a.s.m.), Rabbimizi bize bildiren iki kitaptaki ayetleri ders veren bir öğretmen ve bir rehberdir.

    Kâinatta gördüklerimiz, doğal yasalara göre işleyen doğal kuvvetlerin etkileşimiyle oluşan nesnelerdir. Kâinatta her şeyin Allah’ın eseri olduğunu nereden biliyoruz?

    Her şeyin Allah’ı gösterdiğini görmek için seküler bilimin bize taktığı “tabiat ve tesadüf gözlüğünü” çıkarmamız gerekir. Onun yerine, her şeyin hakikatini gösteren “iman gözlüğünü” takmamız lazım. Determinist bilim, her şeyi, sebep-sonuç ilişkisi içinde açıklayarak sıradanlaştırıyor. Kur’an ise, görünürdeki sebepler perdesini aralayarak her şeyin harikulade olduğunu gösteriyor. Einstein’ın ifade ettiği gibi, “hayatınızı yalnızca iki şekilde yaşayabilirsiniz; birincisi, her şeyin sıradan olduğunu düşünerek; ikincisi, her şeyin olağanüstü veya mucize olduğunu görerek”. Kur’an, bize ikinci yolu gösteriyor. İçinde yaşadığımız alemde “her şey”in harikulade ve mucize olduğunu söylüyor. Bu sırdandır ki, Kur’an, ısrarla, “düşünmez misiniz!”, “akletmez misiniz!”, “akıl sahipleri için şüphesiz bunda ibretler vardır!” manasındaki ayetlerle(3) insanı kâinattaki mucizeleri görmeye teşvik eder.

    “Neden her insan Allah’ı gösteren Ayetleri kolaylıkla göremiyor?”

    Kanaatimce, Allah’ı bildiren ayetleri görmemize en büyük engel seküler bilimin sebep-sonuç ilişkisine dayalı determinist yaklaşımıdır. Örneğin, bir elma, Allah’ı bize bildiren mucizevî bir meyve iken, seküler bilim, elmanın elma ağacından, ağacın çekirdekten ve çekirdeğin DNA’daki programdan, DNA’nın moleküllerin farklı dizilişinden ve moleküllerin de atomlardan oluştuğunu açıklayarak sıradanlaştırır. Bir insan, sebepler perdesini kaldırıp bir elmanın sonsuz kudret sahibi Allah’ın ilim, kudret, hikmet ve rahmetinden geldiğini anlayabilir. Seküler bilim, her şeyin sebebini araştırarak gizemini çözdüğünü düşünüyor. Yani, gördüğünüz nimetlerin arkasında bir Mün’im (nimet verici) aramayın, onlar şu sebepler zincirinin sonuçlarıdır, diyor. Oysa elmayı elma ağacından bilmek, elma suyunu içinde bulunduran “akıllı makinelerin” (vending machine) elma suyunu yaptıklarını söylemek gibidir. Akıllı makinelere parayı koyup elma suyu kodunu girdiğinizde, makine bize elma suyu veriyor. Para yerine, elma ağacına su ve gübre verdiğimizde, ağaç bize elma veriyor. Akıllı makineler, elma suyunu yapacak ilme ve kudrete sahip olmadığı gibi, elma ağacı da, bütün bilim adamlarının bile yapmaktan aciz kaldığı elmayı yapamaz. Akıllı makinelere meyve sularını yerleştiren ilim ve kudret sahibi biri olduğu gibi, Allah’ın akıllı makineleri olan meyve ağaçlarına da meyveleri takan sonsuz ilim ve kudret sahibi biri vardır.(4) Seküler bilim, meyveyi ağaca vermekle ahmakça bir hüküm vermiş oluyor.

    Seküler bilimin bu yaklaşımında çok büyük bir yanılgı vardır. Bir örnekle ne demek istediğimi açıklayayım: Hayalen Afrika’nın en ücra bir köyüne yolculuk yapalım. Hayatında televizyon görmemiş bu insanlara, uzaktan kumandalı bir televizyonu hediye olarak beraberimizde götürelim. Bir haftalığına köydeki zeki insanları toplayıp seküler bilimin determinist yaklaşımını anlatalım. Daha sonra da televizyonun bilimsel olarak nasıl çalıştığına ilişkin bir teori geliştirmelerini isteyelim. İçlerinden zeki olanı şöyle bir bilimsel teoriyle gelsin: “Televizyon dediğiniz ekran kutusunda gördüğümüz görüntünün nedeni uzaktan kumandadır. İnanmıyorsanız, tezimizi test ediniz. Her seferinde kumandaya bastığınızda ekranda bir görüntü çıkıyor ve tekrar basınca görüntü kayboluyor. O halde, görüntünün sebebi kumandadır.” Muhtemelen, birçok insan bu teoriyi kabul etmek zorunda kalacaktır. Ancak televizyondaki programların çok yüksek ilim ve hikmet içerdiğini görenler böyle bir teoriyi kabul etmekte zorluk çekecekler. Onlar, kumandanın bu denli yüksek ilim ve hikmet sahibi olduğunu makul görmediklerinden bu teoriye şiddetle karşı çıkacaklar.

    İşte bu misalde olduğu gibi, bizler de akıl sahipleri olarak düşündüğümüzde göreceğiz ki, ağaçlara veya hayvanlara takılan neticeler onlardan değildir. En yüksek ilme sahip bilim adamlarının yapamadığını inekler veya sinekler elbette yapamazlar. O halde, televizyondaki görüntü bir stüdyodan geldiği gibi, kâinat televizyonunda bize görünen her şey başka bir alemden geliyor. Televizyon programları hayat, ilim, akıl sahibi insanların eseri olduğu gibi, kâinattaki hakiki görüntüler de sonsuz ilim, kudret ve hikmet sahibi Bir’inin eserleridir.

    Rabbimiz kâinatı, her an değişen filmlerin oynandığı, dinamik ve canlı bir sinema salonu şeklinde yaratmıştır. Gösterdiği bütün filmlerle kendini bize tanıtmak istiyor. Televizyon ve kumandayı yapan, kasıtla ve hikmetle ikisi arasında bir ilişki kurduğu gibi, kâinatın sahibi de hem sebebi hem de sonucu beraber yaratarak aralarına, hikmeti gereği bir ilişki koymuştur.(5) Aklı başında olan insan, televizyondaki görüntüyü kumandaya mal etmediği gibi, kâinattaki görüntüleri ve nimetleri de sebeplere havale edemez.

    Bize Allah’ı bildiren deliller nelerdir?

    İlginçtir, Allah, hem Kur’an’daki cümlelerini hem de kâinat kitabındaki eserlerini “ayet” diye nitelendiriyor. Kur’an’da en sıklıkla söz edilen kâinat ayetlerinin başında gökyüzü gelir. Allah, herkesin her zaman gördüğü ve çoğunlukla hayran kaldığı gökyüzüne sıklıkla dikkatimizi çeker: “Üstlerindeki göğe bakmazlar mı, onu nasıl bina edip süsledik…” (Kaf Suresi, 6) Bir başka ayette ise şöyle buyurur: “Göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da yine O’nun ayetlerindendir. İlim sahipleri için elbette bunda deliller vardır.” (Rum Suresi, 22). İlk ayet, gökyüzüne bakmamızı ve onun nasıl yaratıldığını düşünmemizi emrediyor. İkinci ayet ise, göklerin ve yerin yaratılışı konusunda ilim elde eden ve bu ilmini kullanarak tefekkür eden insanların Allah’ın varlığına ilişkin deliller göreceğini söylüyor. Bu ayetler nazil olalı on dört asırdan fazla süre geçti. O günden bu yana, insanoğlunun uzay hakkındaki bilgisinde çok büyük ilerleme oldu. Astronomi diye ayrı bir bilim alanı gelişti. Bu bilgilerin hepsini burada anlatma imkânımız yok. Bir misalle, uzay hakkında edindiğimiz yeni bilgileri kullanıp, Allah’ın ayetlerini nasıl okuyacağımızı anlamaya çalışalım.

    Gökyüzü ve Uzaydan Allah’ın Varlığına Deliller

    Gökyüzüne baktığımızda bir açıdan muhteşem bir kubbe gibi görünüyor; bu dünya sarayının, yıldızlarla yaldızlanmış bir kubbesi hükmünde. Bir başka açıdan, milyonlarca uzay gemisinin içinde büyük bir hızla seyahat ettiği bir “uzay denizi” gibi görünüyor. Bir başka açıdan bakılırsa, insan yapımı uçaklardan milyarlarca defa büyük ve çok daha hızlı uçakların bulunduğu muhteşem bir “uçak filosu” gibi görünüyor.

    Hiç düşündünüz mü gökyüzünde kaç yıldız olduğunu? Şimdiye kadar bu soruya cevap vermek için çok teşebbüs olmasına rağmen, hiç kimse kesin bir cevap verememiştir. 2003 yılında, Avustralya Ulusal Üniversitesi’ndeki bir grup araştırmacı, en son teknolojik aletleri kullanarak bir tahmin yapmışlar. Buldukları rakam şöyle : 70.000.000.000.000.000.000.000 (yetmiş seksilyon).(6)

    Aynı bilim adamlarına göre, gökyüzündeki yıldızların sayısı yeryüzündeki kum tanelerinin 10 katından daha fazla. Uzay ölçeğinde düşününce, bizim yeryüzündeki hâkimiyet kavgamız, çocukların bir kum tanesini paylaşamama kavgasına benziyor. Sonuçta, bütün dünyanın hakimi dahi olsak, elde edeceğimiz, uzay ölçeğinde, bir kumun onda biri kadar bile değildir. Peki, bu kadar yıldız ve sayısını bilemediğimiz kadar gezegen bize neyi ifade ediyor? Allah, bizim dikkatimizi onlara çevirerek, onların nasıl var olduğunu ve böyle muntazam bir sistem dahilinde nasıl hareket ettiğini düşünmemizi istiyor. Biz, sahip olduğumuz kabiliyetler, edindiğimiz bilgi ve tecrübeler ışığında, sayısız denecek kadar çok olan bu yıldızları bir perspektife koyabiliriz. İnsan yapımı olan bir şeyle bu gök cisimlerini mukayese ederek nasıl var olduklarını anlayabiliriz.

    İnsan, henüz bir yıldız yapamadı; ancak bütün ülkeler güçlerini birleştirerek Uluslararası Uzay İstasyonu adını verdikleri bir “minyatür gezegen” yapmaya çalışıyor. O halde, yıldızların ve gezegenlerin nasıl var olduklarını, insan yapımı minyatür gezegene bakarak bir derece anlayabiliriz. Minyatür demekle, insanoğlunun en muhteşem eserlerinden birini küçümsediğimi sanmayın. Doğrusu, bir ömür harcasam dahi nasıl yaptıklarını anlamaktan mahrum kalacağım bu şaheserden dolayı, insanlık adına onur duyuyorum. Dünya ve diğer gezegenlerle kıyaslandığında “minyatür” olduğunu söylemek istiyorum. Buradaki insanlar ikinci bir uzay istasyonu yapmaya kalkışsa, hiç kuşkusuz muvaffak olamayacaklar; çünkü bunun için gerekli olan yüzlerce, binlerce bilim adamı ve mühendisimiz yok. Gerekli aletleri üretecek fabrikalarımız yok. Demek ki, minyatür gezegeni yapmak için fizik, mühendislik, biyoloji, matematik gibi birçok bilim alanında ileri derecede bilgi sahibi olmak gerekir. Aynı zamanda, bu bilgiyi uygulamak için kas ve makine gücüne ihtiyaç var. Kısacası, minyatür gezegenimiz yüksek bir ilim ve büyük bir gücün eseridir. O halde, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan çok daha büyük ve çok daha muhteşem olan trilyonlarca yıldız ve gezegen, sonsuz ilim ve sonsuz kudret sahibinin eseridir.(7)

    Gökyüzüne dikkatle bakan biri, Arapça “Lailaheillallah” yazısından daha parlak birşekilde Allah’ı bildirdiğini görür. Çünkü, eğer dünya bir saraya benzetilirse, ay bizim gece lambamız; güneş, sobamız ve çok parlak elektrik lambamız; diğer yıldızlar ise gök kubbemizi süsleyen yaldızlı, süslü lambacıklarımız. O halde, bu yıldızları, güneşi, ayı ve dünyayı kim yapmıştır? Kur’an bu soruya şöyle cevap verir: “(Allah) gökleri ve yeri hak ile yarattı. O, koştukları ortaklardan münezzehtir” (Nahl Suresi, 3). “O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar da Allah’ın emriyle hareket ederler. Şüphesiz bunlarda aklını kullananlar için pek çok deliller vardır.” (Nahl Suresi, 12). “Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler” (Yasin Suresi, 40). “Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar (döner). İşte bu, aziz ve alim olan Allah’ın takdiridir” (Yasin Suresi, 38). Son iki ayet, güneşin dönüşüne işaret eder. Astronomi bilimi güneşin döndüğünü 20. yüzyılda keşfetmesine rağmen, okuma yazması olmayan Hz. Muhammed’in (a.s.m.) bunu on dört asır öncesinden haber vermesi, peygamberliğinin bir delilidir.

    Modern astronomiye göre, güneş saniyede 225 km, dakikada 13.500 km ve saatte 810.000 km hızla hareket ediyor. En hızlı yolcu uçaklarının saatte kaç km hız yaptığını düşünürsek, güneşin en hızlı uçaktan yüzlerce kat daha hızlı gittiğini anlayacağız. 2005 yılında bir Yunan yolcu uçağı seyahat halindeyken, soğuk hava tertibatı bozulduğu için iki pilotu da donarak ölmüş ve uçak birkaç dakika içinde dağa çakılmıştı. O halde, bizim uçaklarımızdan milyarlarca kat daha büyük ve binlerce defa daha hızlı trilyonlarca gök uçakları, pilotsuz oldukları halde, nasıl çarpışmadan ve düşmeden hareket edebiliyorlar? İnsan yapımı uçaklar veya uzay gemileriyle, yıldızları ve gezegenleri kıyasladığımızda anlayacağız ki, ancak sonsuz ilim, sonsuz kudret ve sonsuz hikmet sahibi Bir’i gökyüzündeki yıldızları halk etmiştir ve her an kontrolünde tutup tedbir ve idaresini görmektedir. Bu sırdandır ki, Kur’an: “Şüphesiz Allah gökleri ve yeri, nizamları bozulmasın diye tutuyor. And olsun ki onların nizamı eğer bir bozulursa kendisinden başka hiç kimse onları tutamaz” (Fatır Suresi, 41). Beşer eseri olan füzelere karşı savunma sistemi geliştirmemize rağmen gökyüzünden üzerimize yağacak “semavi füzeleri” seyretmekten öte bir şey yapamıyoruz.

    Bitkiler Aleminden Allah’ın Varlığına Deliller

    Sadece yıldızlar değil, etrafımızda gördüğümüz her şey, farklı dillerle, bize Rabbimizi anlatıyor. İçinde yaşadığımız mavi gezegende Allah’ı bize bildiren en muhteşem ayetler bitkiler, hayvanlar ve insanlardır. Hepsindeki ortak ilahi mühür olan “hayat”, her şeyiyle bize Allah’ı gösteriyor. Hayatı veren ve devam ettiren, Hayy ve Kayyum olan Allah’tır. Kur’an bu hakikati şöyle ifade eder: “(Allah) su sayesinde sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve diğer meyvelerin hepsinden bitirir. İşte bunlarda, düşünen bir toplum için büyük bir ibret vardır” (Nahl Suresi, 11). Bu ayet açıkça, bitkilerin Allah tarafından sudan yaratıldığını ve düşünenler için bunda büyük bir ibret olduğunu söylüyor. Bilim, günümüzde hayatın kaynağının su olduğunu kabul etmesine rağmen, hayatın ne olduğunu tam olarak anlamış değildir. Oysa gezegenimizin her karışını sıksanız hayat sahibi bitki veya hayvanlar çıkar.

    2004 yılı itibariyle bitkibilimciler yaklaşık 350 bin ayrı bitki türünün varlığını tespit etmiş bulunuyorlar. Bütün bu bitkiler, hem birbirinin aynısı hem de birbirinin gayrisidir. Hepsinin benzer atom, element, molekül ve hücrelerden yapılması aynı olduklarını gösterirken, hepsinin farklı bir şekli ve nispeten farklı bir DNA kodunun olması da ayrı olduklarını gösteriyor. Bitki deyip geçmemeli. Bir bitkinin yaptığını hiçbir insan yapamaz. Yaptığı işe göre isimlendirme yapmak gerekirse, her bir yeşil yaprağa “oksijen ve yemek fabrikası” demek daha uygun düşer. Her yeşil yaprağın milyonlarca yıldır yaptığını, insanoğlu ancak geçen asrın ortalarında bir nebze öğrenebilmiştir. Dr. Calvin, bir yaprağın birçok marifetinden birini açıkladığı için Nobel ödülü almıştır.(8) Başka bir deyişle, asırlarca devam eden gayretler sonucunda, ancak en zeki insanlar bir nebze yeşil otların ne yaptığını anlamışlar. Buna rağmen hiçbir bilim adamı bir otun yaptığını yapamaz. O halde, aptal ve tembel insanlara “ot gibisin” demekle aslında onlara iltifat, ota hakaret etmiş oluruz. Belki de, Nobel ödülü alacak kadar zeki ve çalışkan olanlara “ot gibisin” demek daha makul olur!

    Hem ot deyip aşağıladığımız bitkiler bizim için kendilerini feda eden hizmetkârlardır. Sürekli çalışıp zaruri ihtiyacımız olan oksijeni ürettikleri gibi, vücudumuz için gerekli vitamin ve proteinleri üretip yiyecek olarak kendi hayatlarını bizim hayatımızın devamı için feda ediyorlar. İnsanoğlu, kırk binin üzerinde bitki ve hayvanı besin olarak kullanıyor. Ağaçlar, muhteşem fabrikalar gibi çalışıp bize rızık yetiştiriyor. Üzerinde düşünmediğimiz için, bitkilerin bize yaptıkları hizmeti tam takdir edemiyoruz. Sebepler perdesiyle, meyveyi ağaçtan ve sebzeyi bostandan bildiğimiz için, onların hakiki kıymetini bilemiyoruz. Oysa eğer bir meyveyi fabrikada yapmaya kalkışsak tanesini milyon dolara alamazdık! Rızkın bol olması, kıymetsizliğini değil, rahmetin çokluğunu gösterir. Nitekim bizim için en kıymetli gıda olan oksijen, bedavadır; ancak kıymetsiz değildir.(9)

    Her bir bitki, her bir meyve ve her bir sebze harikulade bir ihsan-ı ilahidir, muhteşem bir hediye-i rahmanidir. Örneğin bir firma “çekirdekli bisküvi” imal etse, siz de bisküvinin çekirdeğini toprağa ektiğinizde “bisküvi ağacı” çıksa hayret edersiniz. Eminim bütün gazetelerde manşet olur ve bütün televizyonlar böyle bir ağaçtan bahseder! Doğrusu, çekirdekli bisküviye hayret edip binlerce çekirdekli meyve ve sebzeyi sıradan görene hayret etmek lazım!

    Seküler bilim ve dinsiz felsefe, her açıdan mucize olan İlahi eserleri, tabiat ve sebepler perdesi arkasına saklayıp sıradanlaştırıyor. İnsanın, mevcut olanı farklı şekle sokarak yaptığı eserlerini de olağanüstü gösteriyor. Allah, gönderdiği en son kitabında otuz bir defa tekrarla bize soruyor: “Rabbinizin hangi bir nimetini inkâr edersiniz?” (Rahman Suresi). Eğer, aklımızı başımıza alıp her bir nimetin kıymetini idrak etsek hiçbirini inkâr edemeyiz. Oysa bu nimetleri tabiat ve tesadüfe havale edince hepsini inkâr ederiz. Hayvan ve insanların muhtaç olduğu vitamin ve proteinleri içeren, onların damak tadına, ağzına, dişine, midesine münasip yüz binlerce bitki türü, Allah’ın rahmetinin en aleni burhanlarıdır. Aklı başında bir insan, bir tek elmayla bile, Rabbini bulabilir. Nanoteknoloji(10) ile inşa edilen elmanın atom, molekül ve hücre boyutundaki harikulade yapısı, sahibinin sınırsız ilmini, kudretini ve hikmetini gösterdiği gibi, insanın gözü, dişi, damağı ve midesiyle olan irtibatı ve ittifakı, O’nun sonsuz rahmeti, şefkati ve inayetini gösteriyor.

    Aklını yerinde kullanan bir insan bir tek elmadan hareketle bile Rabbini bulabilir. Evet, sadece bir elmayı dahi tam olarak idrak edebilen, Rabbinin varlığını idrak edebilir. Yine, bir elma deyip geçmeyin. Bir elmayı yapmak için dünya büyüklüğünde bir fabrika kurup içerisine canlı hücrelerden oluşan bir ağaç dikmeniz gerekir. Bir hücreyi bile yapamayan, elbette milyarlarca hücreden dokunan bir ağacı yapamaz. Faraza bunu yapsa bile, güneşe hükmü geçip onu hassas bir ölçüyle dünya mutfağına fırın yapamayan elbette elma meyvesini pişiremez. Bir elmayı yapmak için daha bunun gibi binlerce koşul sıralayabiliriz.

    Bu ifade ettiklerimizi Bediüzzaman Hazretleri aşağıdaki veciz ifadelerle dile getirmiş:

    “Bir elmayı halk edecek (yaratacak), elbette dünyada bütün elmaları halk etmeye ve koca baharı icat etmeye muktedir (kudretli) olmak gerektir. Baharı icat etmeyen, bir elmayı icat edemez. Zira o elma, o tezgâhta dokunuyor. Bir elmayı icat eden, bir baharı icat edebilir. Bir elma bir ağacın, belki bir bahçenin, belki bir kâinatın misal-i musaggarıdır (küçük bir numunesidir). Hem sanat itibarıyla koca ağacın bütün tarih-i hayatını taşıyan elmanın çekirdeği itibarıyla öyle bir harika-i sanattır (sanat harikasıdır) ki, onu öylece icat eden, hiçbir şeyden aciz kalmaz.”(11)

    Bu sırdandır ki, Kur’an, sadece mideyi doldurmak için yemek yerine, yediklerimizin nasıl oluştuklarını düşünerek yememizi istiyor: “İnsan yediklerine bir baksın. Biz suyu bol bol indirdik. Toprağı yardıkça yardık. Ondan daneler, üzümler ve sebzeler, zeytinlikler ve hurmalıklar, bol ağaçlı bahçeler, çeşit çeşit meyveler ve otlar bitirdik; size ve hayvanlarınıza rızık olsun diye” (Abese Suresi, 24-32).

    Hayvanlar Aleminden Allah’ın Varlığına Deliller

    Aklımızı ve ilmimizi kullanarak hayvanlara baktığımızda her birinin muhteşem “makineler” veya “yürüyen fabrikalar” olduğunu söyleyebiliriz. Sanayi devriminden bugüne insanoğlu teknolojik aletler üretmekte müthiş mesafe aldı. Bir asır önce hayal bile edemediğimiz televizyon, cep telefonu, bilgisayar gibi aletler, günümüzde hayatımızın bir parçası haline geldiler. Her gün yenisine şahit olduğumuz “teknoloji harikaları” çağında yaşıyoruz. Seküler bilim bile, insanın ihtiyaç ve arzularını gidermek için karmaşık aletler yapma kabiliyetini, onu hayvandan ayıran temel unsur olarak kabul ediyor. Uçaklar, arabalar, hızlı trenler, gökdelenler, bilgisayarlar bu kabiliyetin meyveleridir. Herkes kendi tecrübesinden bilir ki, insan yapımı en basit alet bile ilim ve gücün eseridir. Aletler karmaşık hale geldikçe, daha çok ilim ve kuvvet gerektirir. Örneğin, tahtadan oyuncak bir arabayı, çok az bir ilim ve kuvvet sahibi bir çocuk yapabilir. Ancak binlerce çocuk bir araya gelse bile en basit motorlu bir arabayı yapamaz. O halde kendi eserimiz olan “teknoloji harikalarıyla” hayvanları kıyaslayalım.

    Hayatımızın her karesinde görebildiğimiz, hayvanat bahçelerinde televizyon belgesellerinden sürekli telhir halinde bulunan hayvanların yaratılışını ve marifetlerini düşünerek Rabbini bulmak bizler için daha kolay olabilir. Kur’an-ı Kerim hayvanlarda ibret verici işaretler olduğunu bize şu ayetiyle bildiriyor: “Şüphesiz göklerde ve yerde inananlar için birçok ayetler vardır. Sizin yaratılışınızda ve (Allah’ın) yeryüzünde yaydığı canlılarda, kesin olarak inanan bir toplum için ibret verici işaretler vardır” (Casiye Suresi, 3-4).

    Doğrusu, hayvanlara dikkatle bakıp aklını kullananlar için, Allah’ı bize anlatan ibretli işaretleri görmek hiç de zor değildir. Kur’an, inanmayanları, kör olarak tabir ederek onların, iman yoluyla gözleri hakikate açılmadığı sürece, bu ayetleri ve işaretleri göremeyeceklerini ifade ediyor. Aklımızı kullanarak, bir iki misal ile hayvanlardaki ibretli ayetleri okumaya çalışalım.

    Hayvanları araştıran bilim adamları bugüne kadar yaklaşık 2 milyon ayrı hayvan türünü tespit edip isimlendirmişlerdir. Tahminlere göre, bu rakam mevcut hayvanların ancak yüzde 20’sine denk geliyor. Yaklaşık 10 milyon ayrı hayvan türü olduğu tahmin ediliyor.(12)

    Hayvanları inceleyen bilim adamlarının bizlere anlattığına göre, en küçük bir hayvan dahi, işleyişi itibariyle, bizim en büyük teknoloji ürünümüzden binlerce derece daha harikadır. Başka bir deyişle, “beşeri teknolojik aletler” ile “ilahi teknolojik aletler” diyebileceğimiz hayvanları kıyasladığımızda aralarında çok büyük farklar görürüz. Yaptığı “yüksek teknolojilerle” gururlanan insanoğluna Allah göndermiş olduğu kitabında meydan okuyor: “Ey insanlar! (Size) bir misal verildi; şimdi onu dinleyin: Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız (taptıklarınız) bir araya gelseler bile bir sineği dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan geri de alamazlar. İsteyen de aciz, kendinden istenen de!” (Hac Suresi, 73). Bir sinek yapmak şöyle dursun, o sineğin en küçük bir hücresini yapmak bile mümkün olmamıştır bugüne kadar. O halde Kur’an’ın ayetiyle soralım: “Yoksa onlar bir yaratıcı olmaksızın mı yaratıldılar? Veya kendi kendilerini mi yaratıyorlar?” (Tur suresi, 35).

    Hayvanların harika vücut sistemleri Allah’ın varlığına, milyonlarca türleri sayısınca, belki tüm hayvanlar sayısınca işaret ettiği gibi, hayvanlardaki faydalar ve neticeler de Allah’ın hikmet ve rahmetine şahitlik yapar. Kur’an bu hakikati şöyle ifade eder: “Ehli hayvanlarda da sizin için birer ibret vardır. Onların karınlarında, kan ile fışkı arasından çıkan ve içenlerin boğazından kolayca geçen halis bir sütle sizi besleriz” (Nahl Suresi, 66). Demek ki, öyle hayvan deyip geçmemeliyiz! Kızdığımız insanlara da “hayvan!” deyip hayvanları aşağılık mahlûk gibi görmemeliyiz! Hayvanları yaptıkları işlere göre isimlendirirsek inek, koyun ve keçiye “süt ve et fabrikası”, tavuğa “yumurta ve et fabrikası”, ipek böceğine “ipek fabrikası”, arıya da “bal fabrikası” dememiz daha münasip olur! Doğrusu, bu hayvanların diğer faydalarını düşündüğümüzde, bu tarzda bir isimlendirme bile noksan kalır.

    Yukarıdaki ayette Allah, inek de dahil olmak üzere, evcil hayvanlarda ibretler olduğunu söylüyor. Doğrusu bu hikmetleri anlamak için veterinerlik diye ayrı bir bilim dalı gelişmiş. Binlerce bilim adamı şimdiye kadar bu hikmeti anlamaya çalışmalarına rağmen henüz bitirmiş değiller. Örneğin, ineğin nasıl süt yaptığını anlamaya çalışan Dr. Virtanen, süt yapamadı, ancak inekten nasıl daha çok süt alacağımızı keşfetti. Bundan dolayı kendisine Nobel ödülü verdik.(13) Şimdi size soruyorum, ineğin yaptığını bir derece anlayan, ancak yapamayan birine Nobel ödülü verilirse, her bir ineğe acaba nasıl bir ödül vermek lazım?

    Kanaatimce, ineklerin yaptığını bir derece de olsa anlayan her insan, onlara büyük saygı duymak zorundadır. Doğrusunu isterseniz, ineğe tapan Hinduların (her ne kadar yaptıkları küfür de olsa) neden taptıklarını az-çok anlayabiliyorum. Bence, ineği sıradan bir varlık olarak görmek, ineğe tapmak kadar şaşılacak bir şeydir.

    Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği şu veciz ifadeler buraya kadar anlattıklarımızın özeti gibi:

    “Başta inek ve deve ve keçi ve koyun olarak süt fabrikaları olan validelerin memelerinde, kan ve fışkı içinde bulaştırmadan ve bulandırmadan ve onlara bütün bütün muhalif olarak hâlis, temiz, safi, mugaddî (gıdalı), hoş, beyaz bir sütü koymak; ve yavrularına karşı o sütten daha ziyade hoş, şirîn, tatlı, kıymetli ve fedakârane bir şefkati kalplerine bırakmak; elbette o derece bir rahmet, bir hikmet, bir ilim, bir kudret ve bir ihtiyar ve dikkat ister ki; fırtınalı tesadüflerin ve karıştırıcı unsurların (elementlerin) ve kör kuvvetlerin hiçbir cihetle işleri olamaz.”(14)

    “İnsan”ın Allah’ın Varlığına Delilleri

    Allah’ı bildiren bir başka delil, belki de en önemlisi, bizim iç dünyamızda gerçekleşiyor. Her insan kendi yaratılışını ve kendisine her gün verilen nimetleri düşünerek Rabbini bulabilir. İnsanın kâinat içinde her bir şeyde gördüğü delillere “afakî”, yani “dışsal” deliller; kendi şahsında gördüğü ve hissettiği delillere ise, “enfüsi”, yani “içsel” deliller denir. İçsel deliller, anlaşılması daha kolaydır, çünkü şahsi tecrübeye dayanır. Maalesef, birçok insan, kendi varlığı üzerinde düşünmediğinden bu delilleri görmekte zorluk çeker. Oysa Kur’an, birçok ayette insanın yaratılışındaki ibrete dikkatimizi çekiyor: “Sizin yaratılışınızda ve (Allah’ın) yeryüzünde yaydığı canlılarda, kesin olarak inanan bir toplum için ibret verici işaretler vardır” (Casiye Suresi, 4). Modern teknolojinin esamesinin olmadığı bir dönemde, insanın yaratılışı “ilahi ültrasonla” gözlemlenmiş gibi Kur’an’da tarif ediliyor: “Sonra nutfeyi alaka (aşılanmış yumurta) yaptık. Peşinden, alakayı bir parçacık et haline soktuk; bu bir parçacık eti kemiklere (iskelete) çevirdik; bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla insan haline getirdik. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir” (Müminun Suresi, 14). İnsanın ana rahmindeki bir damla sudan insan haline getirilişini ilk defa müşahede eden bilim adamı gördüklerini “mucize” olarak tabir etmiş. İlginçtir, bu konuda seküler anlayışla hazırlanan belgeseller bile, “hayat mucizesi” demek zorunda kalmışlar.(15)

    İnsanların büyük bir çoğunluğu, kendi hayat yolculuğunda yaşadığı bu mucizeyi unutarak, sanki gökten zembille inmiş gibi, gafil ve nankör bir şekilde yaşıyor. Kur’an’daki şu ayet aklı başındaki insanları bu gafletten uyandırıp kendi yaratılış mucizesini görmeye teşvik ediyor: “Görmedi mi o insan; Biz onu bir damla sudan yarattık da sonra o, Bize apaçık bir düşman kesiliverdi?” (Yasin suresi, 77). İnsanın bir damla sudan yaratılışı ancak sonsuz ilim, kudret ve hikmet sahibi Bir’inin eseri olabilir. Aksini iddia eden varsa bir damla sudan bir insan yaparak veya insanın tek bir hücresini yaparak iddiasını ispat edebilir. Kur’an, on dört asırdır inanmayanlara bu konuda meydan okuyor.(16) Şimdiye değin, bu meydan okuyuşa bir cevap verilemediği gibi, çok ileri teknolojiye rağmen, buna cevap verilebileceğini söyleyen de yok. Bu, hem Kur’an’ın ilahi kitap olduğunu hem de Allah’ın bütün canlıların Yaratıcısı olduğunu ispat ediyor.

    İnsanın yaratılışı mucize olduğu gibi, doğduktan hemen sonra, ona validesinin memelerinden “anne sütünün” ikramı da ayrı bir “rahmet mucizesi”dir. Birçoğumuz bunu sıradan görüyoruz. Şöyle bir düşünün, annelerin memelerinden süt değil de “portakal suyu” gelseydi ne yapardık! Herhalde, hayret eder ve herkesle paylaşırdık. Eminim, televizyon kanallarında birinci haber haline gelirdi! Oysa annelerin memelerinden “portakal suyu” yerine “süt” gelmesi, binlerce kat daha harika ve hayret edilmesi gereken bir şeydir. Bilim adamları henüz “anne sütünün” yerini tam olarak tutacak hiçbir şey bulamadıkları için annelere çocuklarını emzirmelerini tavsiye ediyorlar. Anne sütü örneğinde olduğu gibi, birçok şey, belki de her şey, aslında harikulade ve mucize olmasına rağmen sürekli gördüğümüz için onları sıradan bir şey gibi algılıyoruz. “Akıl gözünü” dikkatle açanlar, “sıradanlık perdesini” aralayarak her şeyin arkasındaki mucize fiilleri ve onların Faili’ni görebilir.

    İçsel delillere bir örnek daha vermek istiyorum. Her insan kendi bedeni üzerinde düşündüğünde Rabbini bildiren ayetleri görebilir. Vücudumuzun her azası, muhteşem yapısı ve işleyişi, düzeni ve sayısız hikmetleri ve faydalarıyla bize sonsuz ilim, hikmet, rahmet ve kudret sahibi Bir’inden haber veriyor. Sizinle yakın zamanda yaşadığım bir hadiseyi paylaşarak ne demek istediğimi açıklayayım. Benim ağzımda “insan yapımı” dişler ve “diğer dişler” var. İnsan yapımı dişlerimi, sokakta karşılaştığım bir insana yaptırmadım. Diş hekimliği fakültesinden mezun olup kendi alanında yıllarca tecrübe edinen bir “diş hekimine” yaptırdım. Niye sıradan bir insana gitmedim de bir diş hekimine gittim? Cevabı gayet basit: Çünkü diş için en uygun malzemeyi bularak onu diğer dişlerimle uyumlu bir kalıba sokup sonra da damağıma yerleştirmek, öyle basit bir iş değil. Herkesin elinden gelmez. Diş konusunda derin bilgisi ve diş yapıp yerleştirecek aletleri olmayan biri bu işi yapamaz.

    Şimdi “insan yapımı” dişler ile “diğer” dişleri kıyaslayalım. Hangisi daha iyi? Hangisi daha sağlam? Hangisi daha mükemmel? Elbette “diğer” dişler. Bunun en bariz örneği, eğer sağlam dişleriniz varsa, hiçbir dişçi, gelin bu dişleri çıkaralım, ağzınıza teknoloji harikası dişler yerleştirelim demez. Şimdi, aklımızı başımıza alıp düşünelim: “İnsan yapımı” dişler yüksek bir ilim ve kudretle oluyorsa, onlardan her açıdan daha mükemmel olan “diğer” dişler kendi kendine veya tesadüfen olabilir mi? İlim ve şuurdan mahrum, cahil ve aptal doğal kuvvetlerin eseri olabilir mi? O halde, insan yapımı olmayan her bir dişimiz bize Allah’ı bildiriyor. İnsan vücudunun en basit parçalarından biri olan dişler bu şekilde bize Rabbimizi bildiriyorsa, göz, burun, beyin gibi yüzlerce organımızın Allah’ı nasıl bildirdiklerini de sizin zekâvetinize havale ediyorum.

    Yazımızın başından buraya kadar anlattıklarımızı özetleyecek olursak: Rabbimiz kainatı muhteşem bir kitap haline getirip, ondan yazdığı sayısız cansız ve canlı varlıkların kelimeleriyle (ayetleriyle) kendini bize tanıtıyor. Bu kitabı kebir-i kainatın manalarını Kur’an-ı Kerimle tercüme etmiş ve Hz.Muhammed (asm) gibi bir mualim-i ekberle bu kitabı nasıl okuyacağımızı ders vermiştir. Bizler, tesadüf ve tabiatın kapkara gözlüğünü çıkarıp, Kur’anın sunduğu şeffaf gözlükle kainat kitabını okuduğumuzda herbir şeyde Rabbimizi görebilir, icraatlerini müşahede edebilir, hikmetlerini tefekkür edebiliriz. O’nu hem hadsiz mükemmel eserleriyle tanıyabilir ve hem de sonsuz nimetleriyle sevebiliriz.

  74. TARAF (SIZ) demiş

    ateist yaratıklar…
    sizler ananızdan doğal olarak çırılçıplak doğdunuz.neden elbise ile geziyorsunuz? elbise giymeye neden ihtiyaç duyuyorsunuz.? sizler erkek ve kız kardeşlerinizle neden evlenmiyorsunuz.? anneniz veya babanızla cinsel ilişkide bulunabiliyormusunuz?
    diyelimki bunların hiçbirini yapmıyorsunuz, yapmanızı engelleyen gerekceniz nedir? İnkaretiiğiniz ALLAH’mı, yoksa maymundan geldiğiniz hayvan oğlu hayvan babalarınız mı?

    • ordi demiş

      ben de hakkaten ateıstlıgı bıle beceremeyen ateıstlerden cevaplarını beklıyorum su soruların
      sagol kardesım ……..

  75. akin demiş

    ataistlere bakıyorumda bazen acıma bazen onlara gülmek istiyorum.ne zavallı insanlar ya ortalama insan 70 yıl yaşar sonra ölür ve sonu yokdur.bunlar böyle basit zavvallı aciz idamlık mahkum gibi yaşıyorlar bu dünyayada ha hayvan fikirsiz şuuursuz ha bu bizim ataist olmaya heves edenlerle dolu insan tiplemeleri hele yukarıda bir ataist dangalak var demiş insan maymundan geliyormuş bu kanıtlanmış.yahu bu bilim adamları halen neyi araştıyorlar acaba:))ama bu salak ben maynumun diyor atam ecdadım maynun diyor bu maynun beyinliye neyi anlatacanki zaten beyinsiz :) ) bide zenciler neden var diyen adam havva beyazmış diyen spastik geri bilimden insan anotomosınden habersiz özürlü arkadaşım var oglum ataisteniz oke.. ama böyle konuşupda kendinizşe alay ettirmeyin güldürmeyin halinize oturun atatisliginizi yapın size sorunmı oldu:))

  76. Boş işler demiş

    Arkadaşlar, atheist arkadaşlara Allah’ın varlığını ispat edemezsiniz. Bu ispat edilebilecek birşey değil. Din vicdan işidir. Gerçekten vicdan işidir.

    Allah vardır zaten. Siz bilinçli olarak bir namaz kıldığınızda huzur hissediyor musunuz? Bitmiştir. Kimseye birşeyleri ispat etmeyin. Kur’an ispattır. Kur’an özgürlüktür.

    Bakın kardeşlerim;

    Dünyanın bir ucunda iyi bir müslüman kardeşinizi gördüğünüzde içiniz ferahlıyor mu? Tabii ki her müslüman gerçek “müslüman” değildir -hele havaların böyle kirli olduğu bir dönemde- bu ayrı bir tartışma konusu. Ama bu ferahlama duygusunu hissediyorsunuz değil mi? Tamam.

    devam edelim.

    Örnek vereceğim;

    Şöyle gece vakti ıssız bir yerde yolda kaldınız. ezilmiş ve fakir kardeşlerimizin ülkesi Somali olsun mesela. Dağın başındasınız ve bir adam gördünüz. Korkarsınız değil mi? Yalnızlık, korku, ne olacağını bilememe… Ya kötü biriyse? Ya bir eşkiyaysa, ya sapıksa, ya hırsızsa?

    Peki bu kişiyi namaz kılarken görseniz. Gerçekten namaz kılıyor. Çoğumuz gibi değil gerçekten kılıyor ve ne dediğini biliyor. Fatiha’yı okuyor her rekatta, bizim gibi bilmeden değil anlayarak, sesini duyuyorsunuz;

    Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
    diyor.
    Hamd, yalnız âlemlerin Rabbi,olan Allah’a dır.
    diyor.
    O Rahmân ve Rahîm’dir,
    diyor.
    Din gününün maliki(sahibi).
    diyor.
    Ancak Sana kulluk ederiz ve ancak Senden yardım dileriz.
    diyor.
    Bizi müstakim/doğru/doğruluğu isteyenin yol(un)a hidayet eyle.
    diyor.
    Kendilerine nimet verdiğin/in’am ettiğin kimselerin yoluna (ilet); gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil.
    diyor.

    İçiniz ne kadar rahatlar değil mi? Bütün korkularınızdan sıyrılmaz mısınız? Gidip ona sarılasınız gelmez mi?

    Her insan kendi varlığıyla bir şeyler arasında ilişki kuruyor. Ben Kur’an’a iman ettim. Benim varlığımla tek alakam Kur’an’dır.

    Bunun dışında dinimizi sade yaşayalım, haklarımızı arayalım, savaşalım ama kimseye düşman kesilmeyelim. Çünkü gerçek şu ki müslümanlarında çok suçu var. Uyanık müslüman olmak çok önemli. Kendimizi ABD’ye kullandırtmayalım. Herşeyi okuyalım fikirlerden korkmayalım. ABD’nin ve kurmaylarının emperyalist fikirlerini temelden eleştirelim ve yerle bir edelim.

    Diyorum ki;

    Atheistte olsa kardeşimizdir. Sonuç itibariyle savaş halinde değiliz ki. Dinde olmasada türde kardeşimizdir. Şunu anlayalım evvela Bizim savaşımız ateistlerle değil. Bizim savaşımız emperyalizm ve onun kültürüyledir. Bu kültürle savaşmak için sabrı, sevgiyi, direnişi unutmayalım!

  77. nehir demiş

    mucizelere inanmam gözümle görmediğim sürece diyen arkadaşlar…
    insanoğlunun aklının almadığı o kadar çok şey varki..
    düşünsenize 1 sn’de insanın hayatının noktalanabileceğini aklınız alıo mu, ben mesela bi gün benım de ölceğimi düşününce inanamıyorum ama maalesef hayatın gerçeği bu.yada çevrenizden bi insanıon öldüğünü duyunca şoka grersiniz olucak şey mi dersiniz. bi de olaya şu açıdan bakın , ateist olunca doğal olarak dinin gereklerini de yapmıyosunuz ama inanınca hiçbi kaybınız olmuyo yıne istediğinizi yapcaksınız tek fark diğer insanlar haklı çıktğnda iyiki yapmışım diceksiniz. ve tek ricam allah’a inanmasanız bile kur’a'n-ı kerim’in mealını okuyunuz. hem maymun türünden geldiysek neden hala maymunlar var..

  78. melihisik demiş

    Atatürk ve Din (Unutturulan Gerçekler):
    http://ataturk-ve-din.blogspot.com/

  79. onur demiş

    Allahin gucu sonsuzdur..herseyi istedigi gibi yapar..ama bilmediginiz birey war..allah eger herseyi yapip yaratiyorsa,kendinide yok edemezmi?biraz da mantiksal dusunun bakalim..necmi abiniz e ithafen..akilli adammiss yaa ( :

  80. DİYALEKTİK demiş

    salakca işler bende ateistim pozitif ateistim ben tanrının olmadığına kanıtlar getirerek burada anlatmıyacağım tabiki ama sizin yıllar yılı inanmamakta direttiğiniz gerçekliği her defasında bilim yüzünüze vuruyor kabuklarınızdan sıyrılın cihad değildir kurtuluş yaratılış değildir marx çok haklı insan beynin üstüne çıktı bunu da beynin ürettikleri ile yaptı TANRI İNSANI DEĞİL İNSAN TANRIYI YARATTI.

    • KRAL demiş

      insan eğer tanrıyı yarattıysa (haşa), o zaman ateistler veya sen(ingibiler) bir tane karınca ve örümceğin bacağının bir kısmını yaratında iddianızı ispatlayın.

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>