Özgürce Bir Yaklaşım

Dilim Sert, Gönlüm Mert!

M. Kemal, Kur’ana Hakaret Etti Mi?

Posted by Free Stand 28 Nisan 2007


MUSTAFA KEMAL KUR’ANA HAKARET ETTİ Mİ?
“Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler..”Atatürk
Kazım Karabekir-Paşaların Kavgası Syf,159 

Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini  gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağduyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır..  Atatürk-1926
Andrew Mango, Atatürk Syf.447

Syf. 364 9- Din birliğinin de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk Milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.
Atatürk’ün bu sözlerinden kolaylıkla anlaşılacağı gibi, Din Birliğinin, Türk Milleti’nin millet teşkilinde etkili olmadığını, tam tersine zararı olduğunu vurgulamaktadır. Yazılarının devamında ise Atatürk, İslam Dini’ni açık olarak Arap Dini olarak tanımlamakta ve bu tanımlamayı tekrar etmektedir.
Türk’ler Arap’ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türk’lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü Muhammed’in kurduğu dinin gayesi…

Syf. 365 milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu. Bu arap fikri ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed’in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasr etmeğe mecburdular. Bununla beraber, Allah’a kendi lisanında değil Allah’ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe Allah’a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyyet karşısında Türk Milleti bir çok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin
Syf. 366 manasını bilmediği halde Kuran’ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler.

EL YAZISIYLA

mb364ok5

mb365rw6

mb366ss9

About these ads

386 Yanıt to “M. Kemal, Kur’ana Hakaret Etti Mi?”

  1. yalan dunyası said

    Hindistanın varanasi kentinde Mahashta Murasi 1835 doğumluymuş Yani 179 yasında Adam hala sağlıklı 18Oi çok geçer görünüşe göre 1835 li olduğunu belgeliyormuş nüfus kağıdıyla Daha evvel 2OO1 de ürdünlü birinin 149-15O yaşında olduğu açıklanmıştı 2OO3 te uganda yada Etiyobyalı bir kadının 143 yaşında olduğu iddia edilmişti Yine geçen sene Etiyobyalı bir adamın 1853 doğumlu Keşmirli bir adamında 1O mart 1872 li olduğu açıklanmıştı ülkemizdede Siirtli Mehmet Esende 1882 li imiş Mustafa Kemal Atatürkden bir yaş küçük Bunların herbirisi isterse belgeli olsun hepsi birden palavra 12O yıldan fazla yaşamak diye bir şey yoktur peruda Mendoza adlı kadın 1899 baslarında doğmus Japon Misao Okava adlı kadında herhalde mart yada mayıs 1899 doğumlu Bunlar dünyanın en yaşlı insanları Az evvel televizyonda Türkiyede 111 yaşındaki bir kadından bahsedildi O bile yalan Sanmamki Türkiyede 2nci Abdülhamit döneminden insan kalmış olsun En yaşlısı 1O5 civarlarındadır

  2. cevap said

    şehitlere sözümüz yok ama Mustafa Kemalin 1935 te adını değiştirerek Kamal Atatürk yaptırdığını duymuşsunuzdur

  3. cevap said

    A çocuk yazıların tamamını okusana sen her şey açık açık ortaya dökülmüş Belgeli bunlar 1935 te Ataya suikast düzenleniyor başarısız Bütün yahudiler sinagoglara kapanıp ata için dua ediyorlar ülke genelinde Ama müslümanlar camilere kapanıp dua etmiyorlar Uluslararası oyunlar yıktı Osmanlıyı Mustafa Kemal bu oyunları yapanların dediklerini yapmaktan başka ne yaptı Hıristiyanlar bu topraklara Ayasofyayı tekrar kilise yapmak için geldiler O orta yol buldu müze yaptırdı Bizim batıyla savasımız 3O ekim 1918 de bitti O buyuk ulkeler bizi Mustafa Kemali ve sistemlerini getirmek için isgal ettiler Onu getirdikten sonra gittiler Yunanmı o batının kuklasıydı zaten
    Onun sayesinde ibadet edildiğinden bahsedilmiş Kendisi camilere gitmiyordu namaz kılmıyordu Onun zamanında satılan yıkılan ibadete kapatılan camiler yasaklanan Kuranlar kaldırılan islami kurumlar Kemalizmin onlarca sene okullarda elediği hakkını yediği dindar halk
    Bu topraklarda sadece ilk çağda Milattan öncesinde ve Romalılar döneminde 326 ya kadar heykelcilik vardı insanlar heykellere büyük saygı duyar tapınırdı adeta Sonra bu kalktı 16OO yıl sonra 1926dan itibaren Mustafa Kemal ülkede kendi heykellerini diktirmeye basladı Ey millet esas duruş
    Kim için batının her dediğini yapan için Onun döneminde batıya onlarca sene savaş tazminatı ödenmis Büyüklük bumu Kurulan müthiş baskı sistemi büyüttü onu
    Atatürkün bildiğinin binde birini bilmekten bahsedilmiş Kemalistler hayal dünyalarında sürekli olarak geliştirdikleri yalanlarla büyüttüler onu

  4. kemal k said

    CAHİL insana laf anlatmak zor.Mustafa Kemal ATATÜRK madem din düşmanı neden cumhuriyeti kurma cabasına girmiş ve neden cepheden cepheye askeriyle beraber savaşmış .bugün rahatlıkla namazımızı kılıp duamızı ibadetimizi yapıyorsak ATAMIZA borçluyuz .M.KEMAL ATATÜRK OLMASAYDI CUMHURİYETİ KURMASAYDI ŞİMDİ KİLİSEDE İBADET EDİYO OLURDUK .BİZLERİN Bbildiği atatürkün bildiğinin yanında 1000/1 bile kalmaz o yüzden abuk sabuk yorumlar yazıp cahıl cahıl konuşmayın.fazla bilgili saymıyorum kendımı ama akıl var mantık var M.KEMAL OLSUN atallarımız olsun türk milleti türkiye cumhurıyetını kurmak için boşyere o kadar şehit vermediler ,başka bir milletin bayrağının altında ve başka bir milletin inançlarına göre yaşamamak için bu mücadele verirmiştir.

  5. cevap said

    Saçmalama kız zeyneb okumaya devam et okuyasınki cahal kalmayasın bizim gibi olmayasın

  6. zeynep said

    Atama uzanan diller kırılsın…..

  7. düzeltiyorum said

    Aşağıda bir yorumcu demiş Atatürk olmasaydı yeryüzünde Türklük tamamen silinecekti diye. Türkler dünyaya öyle bir yayılmışki, ne silinir nede tükenir. Buna hiçkimsenin gücü yetmez. Sıkıntı çekilir ayrı. Her millet zaman zaman sıkıntılar çekmiştir. Ama Türklük hiçbir şekilde yok edilemeyecek kadar büyüktür. Bunun için şu kurtarıcı bu kurtarıcı abartılarına tek kişiye bel bağlamış bütün kahramanlığı tek kişiye yüklemek ne kadar doğrudurki. Ama ata belli bir gücü eline geçirmiş. Bu durum açıktır.

  8. düzeltiyorum said

    Düşüncesizce yanlış yorumda bulunmuşuz. Atatürk milli anlamda kutsallaştırılmış, bunu dini anlama taşımak isteyenler olmuş, mehdi, mesih, peygamber diyenlerin yanı sıra ilahlaştıranlar ortaya çıkmış. özellikle malum guruplar bunda dikiş tutturulamamış. Atatürk isteseydi Türkiyeyi keser doğrar Avrupadan getirttikleriyle yeni bir Türkiye kurardı sözününde izahı yok. Atatürk böyle birşey düşünmezdi. Bunu ejnebi devletler yapmak istese karşı çıkardı bence. Atatürkün Türkiyeden atmak istediklerine bile batı devletleri müdahele etmiş atılacak isim listesi 150 ye düşürülmüştü. Yani gücü sınırsız değildi, ancak döneminde baskıcı bir yönetim kurulduğu açıktır. Birde her gittiği yerde başka kadınla gecelerdi, şehir efsanesi, söylenip durulur doğru yada yalandır bilmiyoruz. Makamında yükselmek için karısını yada kızını Atatürke misafir getirenler olurmuş, Ata bunu kötüye kullanırmı sanmam. Bu bilgi internette var.
    Free Stand bizde insanız yanlış yorumda bulunabilirim. Müdahele et uyararak adama düzeltme şansı ver.

  9. ilginç tesbit said

    Benmi adi görünüyorum diye baktım sayfaya. Banamı tepki var diye. böyle bir izlenim alamadım. Hani Atatürk için her gittiği yerde ayrı bir kadınla gecelerdi denirdi ya. Bunun sebebini buldum. Yönetim o dönem sabetaycı. Mustafa Kemale kutsallık yüklenmiş. Tıpkı sabetay sevi gibi. Ona herşey serbest olurmuş. Herkes kadın sunarmış tabi isteyenler. İstemeyen değil. Öyle zorlamada yok. Tabi ödülleride büyük olur. Kutsallaştırma olduğu için yasak günah yok. Kimi kadınlar kendi gelirmiş. Makamda yükselmek için kızını getirenler olurmuş. Mesela sabetay seviye de her gittiği yerde kadın sunulurmuş. Kudüse gittiğinde bir aile çok sayıdaki kız çocuğunu ona evlenmek üzere bağışlamış. Bu o kişinin bunu istismar ettiğini değil büyük kimse olduğunu gösterirmiş. Yani ortada anormal bir durum yokmuş. İşte 1920-30lardada Türkiyede o Atatürk her istediğini yapar ona kimse karişamaz sesini çıkartamaz anlayışı hakimmiş. Öyle bir arkası varki gücünün sınırı yok isterse bütün Türkiyeyi keser doğrar Avrupadan yeni milletler getirir yeni bir Türkiye kurar buna hiç kimse engel olamaz. Yapmaz ayrı ama bu gücü var.Kutsallaştırıldığı için. kimse sesini çıkartamaz. Bana bu yazılar sebebiyle çok sayıda fıkra getirdiler cinsel içerikli Atayla ilgili asla değerlendirmedim.

  10. iste said

    …Evet, ben bilirim ki insan dinsiz olmaz. Fakat Türk’ün dini tabiattır. Bunu size
    münevversiniz (Aydınsınız) diye söylüyorum”

  11. kıble yönl evler said

    9O-1OO yıl öncesinde Osmanlı devleti zamanında musiumanlara ait olan evlerin kıbleye dönük olarak inşaa edildiğini biliyor muydunuz ? 29 ekim 1923 te Cumhuriyetin ilanından sonra , kıblemizi şaşırtmak için evlerimizin yönünü bile değiştirdiler ! (yakın tarihin gerçekleri facebook)

  12. kime diyor acaba said

    Hakim bey Kuranı Kerimi yakan İslama el uzatan camileri kapatan bir adamı sevmek ve saymak zorundamıyım (Bediuzzaman Saidi Nursi)

  13. Twitterdan yorum said

    Gercek Türklerden adı Türkçülere cevabi yorum
    bizim annemiz bası örtülü diye yemin törenimize alınmadı. bacımız okula alınmadı. kamuda çalısamadı. gizli gizli namaz kıldık. ya isten kovulduk ya da fislendik. çocuğumuz okulda namaz kıldı. fuhus yapanı bu kadar hor görmemislerdi Devlet bir dönemler resmen ikinci sınıf muamelesi yaptı subay olamadık polise alınmadık Sinema ve dizilerde bile bası örtülüler hizmetçi rolünden yukarı cıkamadı. Cephede biz sehit olduk cenazeler gece kondularımızdan cıktı ama taksim gençliğine yarasırdı devlet yönetmek. Hasa ne haddimize! Yıllarca hor görüldük dıslandık ama hicbir zaman polisimize molotof ve havai fiseği fırlatmadık polis aracını ters çevirmedik. Devlete millete asi olmadık. Elimize tencere alıp sokaklara dökülmedik. Bizi ezen hükumetleri sokağa dökülüp değil sandığa götürüp gömdük!!

  14. eylemler said

    bence birkaç gun önceki o eylemler istanbuldaki taksim gezi parkımeselesi sebebiyle değil basbakanımız Recep tayyip erdoğanın Mustafa Kemal Ataturk ve İsmet İnönuyu kast ettiği savunulan iki ayyas sözu uzerine oldu Taksim gerçekte ikinci planda kaldı Aslında sol partilerden bazıları organize etti olayları el altından Ama açıkça sahipilenmediler Basbakanımızda verilen mesajı doğru algılamıs olacakki olaylarla ilgili açıklamasını dev bir Mustafa Kemal Ataturk posterinin önunde yapmayı uygun gördu Ancak olaylar açıkça ifşa edilmeyerek mesajlar diblomasi dilide denilen u stu örtulu bir şekilde verildiUlan solculara bakın dokunmayın atamıza yakarız demeye getiriyorlar resmen bunlar 19o9-23 dönemindede böyle yaparak islerini tıkır tıkır yurutmus olmasınlar ne diyelim is bilenin kılıç kusananın

  15. kısa kısa said

    sgpiibgu bu adamın yorumunda peygamber hz uhammed asm efendimize ve islamiyete gizli hakaret var gibi gözukuyor yanlısmı anladım Ulan ne utanmaz insanlar Kemalizmi savunamadıkça arablara gibi göstererek islamiyete ve resulune gizli gönderme yapmıs içimizdeki bize yabancılar ne beklenir onlardan baska

  16. Fuat said

    ulen adam el yazısı taramaları veriyor hala tırıvırı yapıyorsunuz pes

  17. darbeci zihniyeti said

    Bu garanti çocuktur. Mustafa Kemal dünyayı alacakmış arap isimleri yüzünden alamamış. Abartıcı hayal dünyasında yaşayan akıllı.Dünyayı almak diye birşey varmı. Tarihin en başarılı hükümdarı Cengizhan bile yapamadı bunu.

  18. cevap said

    Bunları yazan arkadaş ya çok saf yada islamla alakası yok. Kuranı Kerime yave yani saçma sapan söz diyen, ayete safsata diyen, minareyi topa tutturan, kimi camileri ahıra çevirten kimilerini yıktıran yada sattıran bir zihniyetmi Türkiyeyi kurtarmış, yoksa sabetaycı oyunlarımı var işin içinde. Bizler maymunlarız düşüncelerimiz insan ne demek. Ben peygamberim diye ortaya çıkanlar tarihin en büyük yalancılarıdır ne demek. İnsanı tabiat var etmiş sonrada kendine taptırmış sen ne anlarsın bu sözlerden.

  19. sgpiibgu said

    19 Mayıs Bayramımız KUTLU OLSUN Kemal Atatürk’ün Kıymetini bilin Eğer Kemal Atatürk olmasaydı Ne olacaktı 1) Yer yüzünde Türklük tamamen silinecekti 2) Eğer Kemal Atatürk’ün diğer p arap ismi olmasaydı O zamanda Tüm b Dünyayı ele geçirecekti ( fakat o p arap İsmi bir engeldi ve sizler bunuda anlayamazsınız )

  20. paşanın sözlerinden said

    Mustafa Kemal paşa demişki Aylardan beri görüşmeler sürüyor fakat karşımızdakiler bizimle 3 senelik 4 senelik bir hesabı görmüyorlar. 300 ve 400 senelik bir hesabı görmeye başlamışlardır. Ve hala karşımızdakiler eski Osmanlı devletinin tarihe karıştığını ve bugün yeni Türkiye devletinin varolduğunu ve bu türkiye devletini kuran milletin tam bağımsızlıktan ve milli hakimiyetten fedakarlık yapamayacağını anlayamamışlardı.
    Diyor ama, Türkiye manda olarak kuruldu yazanlar var. 1945 e kadar büyük düşmanlara savaş tazminatları ödendi. 1936ya kadar istanbul ve Çanakkale bogazları çok uluslu güçlerin denetiminde idi. Yeraltı kaynaklarımızın kullanımıyla ilgili 1923 te Lozanla başlayan 100 yıllık anlaşmamız var. O öyle desede işin aslı sanki başka türlü gözüküyor.
    Birde demişki paşa ‘Ben gücümü dışarıdan hiçbir yabancı güçlerden almıyorum. Yanlızca bu halktan alıyorum.’ Neden böyle bir açıklama yapma gereği duydu peki. Kendisi hakkında İngiliz valisi diyenlerden haberi oldu herhalde.

  21. bunu okuyun said

    Mustafa Kemal Atatürk ‘Kan ile yapılan devrimler sağlam olur.’
    Milletimiz çok büyük bir devrimin etkeni olmuştur. Gerçekten yüzyıllardan beri uymaya çalıştığımız bir yönetimin şeklinin dışına çıkarak dünyada benzeri bulunmayan bir devlet kurduk. Fakat bu yeniliğin tersine bir hareketi gerektireceğini hatırımızdan çıkartmamak gerekir. Bu harekete özel ifadesiyle gericilik derler. Yaptığımız işler ve aldığımız sonuçlara göre bu gerici hareketler her zaman beklenebilir. Kan ile yapılan devrimler daha sağlam olur. Kansız devrim ölümsüzleştirilemez. Fakat biz bu devrimlere erişmek için gereği kadar kan döktük. Bu kanlarımız yalnız savaş meydanlarında değil aynı zamanda memleketin içindede döküldü. Temenniye değerki dökülen kanlar kafi gelsin ve bundan sonra kan dökülmesin. Mutlu devrimimizin aleyhinde fikir ve duygu tağıyanları aydınlatıp doğru yolu göstermek aydınlara düşen milli görevlerin en önemlisi ve birincisidir..’ Kaynak 1923 Atatürkün söylev ve demeçleri sayfa 68-69
    Hemen peşinden İsrail devleti kurulduğunda ilk cumhurbaşkanı olan Chain Weizmannın bir konuşmasını verelimde tarihte neyin ne olduğu iyi anlaşılsın.’Biz yahudiler yirminci yüzyılda ortadoğuda yıkılmaz denen devleti (Osmanlı) yıkıp iki tane devlet kurduk. Onlara öyle güzel sistem inşaa ettikki Türkler bize Filistini vermeyen Abdülhamite en az 200 sene daha söverler.’

  22. arşivden said

    Geçen aylarda zafermi ufukmu adını tam hatırlayamadığım bir derginin varlığından bahsetmiş, 1950 lerde yayınlanan bu derginin islamiyete hor bakan kimi dönme yöneticilerin yaptığı dini gelişmelere karşı yaptığı önleme, kasten yanlış dini bilgiler vererek halkı yanıltma çabalarını ifşa ettiğinden bahsetmiştik. Sonunda söz sahibi birilerini yayınlarıyla küçük düşüren bu derginin kapatıldığından bahsetmiştik. İlgili haberi arşivde buldum. 10 haziran 1963 te büyük dava gazetesi yazmış. Haberde aynen şöyle deniyor.
    Zafer gazetesi süresiz kapatıldı.Ankara- (Özel) Sıkı yönetim komutanlığının yapmış olduğu bir tebliğdende anlaşılacağı üzere Ankarada çıkmakta olan Zafer gazetesi süresiz olarak kapatılmıştır. Kapanmaya sebep milli menfaatlere aykırı neşriyat yapmasıdır.

  23. rantçı oyunlar said

    Tarihçi Mustafa Armağan yazmış bugünkü Zaman gazetesinde Mustafa Kemal 1923 yılının başlarında Balıkesir Zaganos paşa camisinde verdiği hutbeainde Anayasamız Kurandır demiş.Hatta her ikisinide Allah yarattığı için Kuranı Kerim ile tabiat (bilim) arasında bir çelişki olamayacağını söyleyen Gazi paşa sonradan Arapça ezan ve Kuranı yasaklattığı gibi 1 kasım 1937 günü Meclisin açılış konuşmasında Gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla diyerek Kuranın ilahi bir kitap olmadığını açıkça söyleyebilmiştir. Okuyanlar karar versin Kurana hakaret edilmişmi edilmemişmi. 3 Mart 1924 te halifelik kaldırıldıktan sonra şöyle bir deyim doğmuş ülkede Osmanlı gitti din bitti.
    Koskoca Osmanlı imparatorluğu Hıristiyanlık ve Yahudi aleminin ayrıca içimizdeki iş birlikçilerinin oyunlarına kurban gitmiş. Osmanlı gittikten ve halifelik bittikten sonra bile Afrikada Trablusgarp, Mısır, Tunus, Sudan ve Eritre ile Cibuti gibi batının sömürge ülkelerinin tahsilli kesimi hala Osmanlıca konuşuyormuş. Kendi istikballeri için düşmanlarla işbirliği yaparak Osmanlıyı çökertenlerı tarih bugün usulen övsede yarın başka türlü anacaktır.
    Bu fıkra şu misali anlatmaya yeterde artar bile öğretmen okulda çocuğa soruyor
    -Anıtkabire niçin gideriz çocuğum.
    Cevap düşündürücüdür
    -Atamızın en masumane halini içinde barındırdığı için öğretmenim.
    Haksız koruma kanunları halen tarihçilerimizin kafasında patlamak üzere duran balyoz gibidir. Bu kanunlarla yakın geçmişte yaşanıp tarihin karanlıklarında gizli tutulan pekçok olayın gün ışığına çıkması engelleniyor. Ve bizler millet olarak aslında kutsal kitabımızı ve inançlarımızı horlayan sabatayist asıllı Arnavut bir paşaya Atatürk dedirtiliyoruz.

  24. ne kaldı said

    Free Stand sene oldu herbir şeyleri döktüm ortaya. Yazılmadık hiçbirşey kalmadı bildiğim kadarıyla. Kaldıysa onlarda kusur kalıversin. Yazmaya devam ettikten sonra daha çok malzeme çıkar Kemalizmin marifetlerinden bizlere. Benden bu kadar. Site yöneticisi Free Standa 5 aya yakındır yazan Otaklı Ümte diğer arkadaşlara iyi günler dileyip Yüce Allah bir daha bizlere 1910lu 1920 li yılların ortamlarını yaşatmaz inşallah,30 lu yıllar yine biraz insaflıydı. düşmanlarımızın her dediğini yapan halkımıza zulüm eden gavura yaranmak adına astığı astık kestiği kestik davranan liderlerimizin elinede kalmayız bir daha inşallah (Özellikle 1925 te din adına şeriat hilafet gitti gavur işi şapka geldi diyerek ayaklanan Şeyh Said isyanının ardından yüzün üzerinde kişi idam edilmiş bildiğim kadarıyla)diyor yazılarımada son vermenin zamanı geldiğini düşünüyorum. Artık banada cevap verilmezse ben çekilmiş olayım. Siteye benden sonra girenler Atatürke küfür edip durmasın. Bu işlerde Atatürkü aşan çok şey vardı. Türklük üzerine oynanan uluslar arası oyunlar vardı. Atatürk süpermen değil derdi rahmetli cumhurbaşkanı Turgut Özal. Atatürkçüler onu hiç sevmezdi. Yaklaşık 20 yıl önce 17 nisan 1993 te Şüpheli ölüme kurban gitti. Kimileri onun ölümü için ergenekon yapılanması türü birilerinin gerçekleştirdiği bir suikast diyor. Olay hala çözülebilmiş değil. Çözülemezde.
    Kısaca burada Atatürke edilecek olan küfür, eden kişinin gereksiz yere kendi başını belaya sokmasından başka hiç bir işe yaramaz. Mümkünse buraya yazanlar akıllıca mantıklıca yorumlar yapsın dileğim bu yöndedir. Herkese iyi günler.

  25. Eski zamanlârda . insanlar ,kendine ayit evi yoksa ,hanlarda kalirlarmis.
    Böyle , bir kiside , Handa yatar kalkarmis. , Eskiden Insanlar kusak ,sarinirlârmis,. Para keseleri bu kusagin icinde bulunurmus.
    Bu bizim , Kahramanimiz. . Lokanta önüne gider . Yemeklere bakarmis, sanki yedim der, Bir kesesinden akceyi cikarir öteki kasesine koyarmis. Sanki yedim dermis. . Derken ölmüs kimseside yok. Hz Resulun Seriatiyla idare edilen Osmanli Devleti. Meftayi kaldirip defnediyor.. Sanki yedim erendinin .siltesinin altinda . Büyükce bir cikin bulunuyor..Büyük bir ,mebla. ,Ne yapalim ne yapalim. Adina cami insa edelim. Simdi Tahta kalede bulunan .Kücükce vesirin cami. Iste sanki yedimin ismine yaptirilan camiserif.

    Acaba olmeseydi o kalan parasiyla cami yapilmasina razimiydi.?

  26. Türkiye said

    Benim böyle bir bilgim yok. Kaynağımdada böyle bir bilgi yok. Zararı yok bunların yazılabilmesi Türk demokrasisinin gelişmesine olumlu yönde katkılarda bulunur. Bu sebep ile kimse Atatürk düşmanı falan olmaz o sebep ile meraklanma. Böyle şeyler hiçkimsenin umrunda değil herkes kendi işinde gücünde. Eh işte bir devletimizin Atatürk takıntısı var birde biravuç sayıdaki Kemalistin.
    Atatürkçülük adına başörtülü kızları okullara sokmayacaksın. Okulda namaz kılan öğrencileri öğretmenleri fişleyeceksin. Atatürkçü olmadığına karar vererek yüksek okullarda kimilerinin hakkını yakacaksın. Malum okullara zaten hiç sokmayacaksın. Cami ve ev dışında dini faaliyetlere düşman olacaksın. Bunlar daha düne kadar yaşanan şelerdi Sonra soracaksın
    Atatürkü seviyormusun yanlışlıkla sevmiyorum diye ağzından kaçıran olursa 4.5 yıl hapis cezası vereceksin. El insaf. El vicdan. Daha ne diyelim şu kanuna şu hukuka bakarmısınız. Taş devrinde yaşamıyoruz atom ve uzay çağındayız artık bazı şeylerin değişme zamanı gelmedimi. Ey Kemalistler sizin keyfiniz olacak diye bu millet daha ne kadar sıkıntı çekecek. Ayıptır günshtır.

  27. Istanbul tahta kale altinda birde .Sanki yedim camisi vardir onu unuttun.

  28. Bir Dost said

    Ne yazık ki benim site kurmak, bir sürü şey yüklemek gibi bir imkanım yok.Bunun için ne param var ne de zamanım.Ama 5816 kalkarsa böyle şeylerin daha da artacağını ve insanlarımızın dostunu düşmanını tanıyacağını düşünüyorum.Çünkü mekteplerde tarihin doğru dürüst öğretilmediğini düşünüyorum.

  29. Gerçektarih said

    Tek parti döneminde satılan Camiler ile ilgili M. Kemal Atatürk imzalı birkaç belgeCAMİ KAPATMAK İÇİN KANUN
    15 Kasım 1935′te “Cami ve mescitlerin tasnifine ve tasnif harici kalacak cami ve mescit hademesine verilecek muhasasat (maaş, ödenek) hakkında” bir kanun çıkarıldı.
    2845 numaralı kanunda “Tasnif harici tutulan cami ve mescitler usul ve mevzuata göre kendilerinden başkaca istifade edilmek üzere kapatılır” hükmü vardı.
    Cami kapatmak için 15 Kasım 1935′te çıkarılan 2845 numaralı Kanun, 22 Teşrinisani [Kasım] 1935 tarihinde Resmî Gazete’de böyle yayınlanmıştıBu tarihten sonra yüzlerce cami kapatıldı, depo yapıldı, satıldı, yıktırıldı, parti binası bile yapıldı…
    Türkiye’de büyük çoğunluğu tek parti döneminde olmak üzere 1927 – 1972 yılları arasında 3 bin 900 vakıf eseri satılırken bunların 2 bin815′ini camiler oluşturdu.
    Bakara Suresi114 – Allah’ın mescitlerini, içlerinde Allah’ın isminin anılmasından meneden ve onların harap olmalarına çalışan kimselerden daha zâlim kim olabilir! İşte bunlar, oralara korka korka girmekten başka birşey yapmazlar. Bunlara dünyada perişanlık, ahirette de büyük bir azap vardır.
    “Içinde Allah’ın adının anıldığı mescidleri harap edenlerden daha zalim kim olabilir?” di.
    Elbette tek parti döneminin kahramanları…
    CHP’nin tek parti döneminde yıkılan, satılan veya amaç dışı kullanılan camilerimizden bazıları şunlardır:
    Kayseri’den örnekler:
    1 – Müftü camii. Ana tamir askerlerine kışla olmuş, sonra un ve zahire ambarı haline getirilmiştir.
    2 – Gülük Camii. Silah deposu haline getirilmiştir.
    3 – Iki kapılı camii. Mısır ve arpa deposu olmuştur.
    4 – Hacı Kılıç Camii. DP dönemine kadar ecza deposu halinde kullanılmıştır.
    5 – Lale camii. Askeri eşya deposu haline getirilmiştir.
    6 – Peynirli camii. Vakıflar tarafından Ali isminde bir şahsa satılmıştır: 1955-1956 yıllarında geri alınarak tekrar cami haline getirilmiştir.
    7 – Kümbet önü camii. Yıkılmış ve arsa olarak durmaya devam etmiştir. Daha sonraları, tekrar cami haline getirilmiş olabilir.
    8 – At pazarı camii. Tamamen yıkılmış, arsa olarak satılmıştır.
    9 – Kayseri’de yine aynı sonuca uğrayan 20 kadar cami bulunmaktadır.
    Diyarbakır’dan örnekler:
    1 – Ayna minare camii. Satılmıştır.2 – Çakal camii. Satılmıştır.3 – Hançer güzel mescidi. Satılmıştır.4 – Kamışlı ziyareti mescidi. Satılmışıtır.5 – Paşa camii. Mardin kapı semtindedir ve satılmıştır.6 – Aziziye camii. Satılmıştır. 7 – Tacettin camii. Satılmıştır.8 – Yiğit Ahmet mescidi. Satılmıştır.9 – Kozlu mescidi. Satılmıştır.10 – Hanzade mescidi. Satılmıştır. 11 – Göl camii. Satılmıştır.12 – Ablak Camii. Satılmıştır.13 – Kaşık budak mescidi. Satılmıştır.14 – Hacı Osman mescidi. Satılmıştır.
    15 – Behram Paşa camii semtindeki mescid. Konut haline getirilmiştir.16 – Hasırlı mescidi. Satılmıştır.17 – Selükiye mescidi. Satılmıştır.18 – Çerkez zade mescidi. Buğday pazarı semtindedir ve satılmıştır.19 – Sin camii. Satılmıştır.
    Bu sayının daha fazla olduğu sanılmaktadır. Üzerinde uzunca bir araştırma yapıldğı takdirde Diyarbakır’daki satılan, yıkılan ya da amaç dışı hale getirilen cami ve mescidlerin sayısının daha da fazla olacağı tahmin edilmektedir.
    Aydın’dan örnekler:1 – Bey camii. Istasyon civarındadır. Yedi medrese odası ve vakfa ait beş dükkanı vardı. Medrese ve dükkanlar 1940 yılında yıktırılmıştır. Cami ise dokuz yıl boyunca askeriye emrine verilmiştir. 1952 yılında DP döneminde tekrar tamir ettirilip cami haline getirilmiştir!2 – Paşa cami. Onbir yıl askeriye emrine tahsis edilmiştir. Ve depo olarak kullanılmıştır.. 1952 yılında tamir ettirilerek tekrar ibadete açılmıştır.3 – Karacaahmet mahallesinde üç medrese ve iki mescid yıktırılmıştır. Mescidlerden birinin vaizi olan Ali Paşa, yıkım günü, yıkıma müdahale ettiği için karakola götürülerek dövülmüştür.4 – Cuma mahallesindeki dört medrese ve bir mescid yıktırılmıştır.5 – Kurtuluş mahallesinde iki medrese ve üç mescid yıktırılmıştır.6 – Veyis Paşa mahallesinde iki medrese ve üç mescid yıktırılımıştır.7 – Pınarbaşı mahallesinde bir medrese ve üç mescid yıktırılmıştır.[2]
    Dikkat edilirse Aydın’da yıktırılan camilerin bir kısmı DP döneminde tamir ettirilerek yeniden ibadete açılmıştır. DP Genel Başkanı Adnan Menderes’in iktidara geldikten sonra ilk işi, kendi memleketinde yıktırılan camileri onarıp ibadete açmak olmuştur. Ama ya diğer şehirlerdekiler ?..
    Yukarıda sadece üç ilimizde yıkılan, satılan, amaç dışı kullanılan cami ve mescidlerin sayısı tesbit edilemeyenlerle birlikte 100′e yaklaşıyor. Demek ki, tüm ülkedeki yıkılan satılan ve amaç dışı kullanılan camileri tesbit etme imkanımız olsa, ortaya binlerle ifade edilen rakamlar çıkacaktır.CHP’nin tek parti dönemi zulümlerini anlayabilmek için sadece cami olayı bile yeter.
    KAYNAKLAR:[1] 15 Kasım 1935′te çıkarılan 2845 numaralı Kanun. (Resmî Gazete, 22 Teşrinisani [Kasım] 1935, sayı 3163.)
    [2] Yeni Istiklal Gazetesi, 1 Mart 1967, sayı 286, sayfa 4.
    Bizim aldığımız kaynak Kadir Çandarlıoğlu. Belgelerle Gerçektarihwordprescom.

  30. Bir dost said

    Tamam da M.kemal paşa el yazısıyla ayete haşa safsata demiyor mu?Rıza Nur ile ne alakası var?

  31. türkçe salat said

    Diyanet işleri başkanlığı ezanın Türkçe okunması genelgeslnden yaklaşık 1yıl sonra 6 mart 1933 te selatı selamın ve yekbirlerinde Türkçeye çevrilmesini kararlaştırmış. Türkçe hazırlanan 3 selatı selam müftülüklere göndrilmiş ve ezanın türkçe okunduğu bir zamanda arapça salat ü selamın ahenksiz düşeceği belirtilmiş. Başbakanlık Cumhuriyet arşivindeki belgeye göre İzmirin Kemeraltı camiinde arapça selatü selam okuduğu gerekçesiyla imam Ahmet efendi İzmir Sulh Hukuk mahkemesinde ve Türk Ceza Kanununun 526. maddesi gereğince iki gün hspis ve yarım lira para cezasına mahkum ediliyor. Hafız Ahmet Efendinin savunması üzerine Adalet vekili Yüksek vekaletten konu hakkında bilgi istiyor. Başbakanlık müsteşarlığının yazısıyla Ahmet efendinin cezası onaylanıyor. Profesör doktor Suat Yıldırım İslamım ezanın alameti olduğu için diğer dillere tercümesinin caiz olmadığını söylüyor. Yıldırım Türkler bunu kendi dinlerine karşı işlenen bir cinayet saymışlar, ülke çapında uygulanan büyük bir manevi işkence olarak görmüşlerdir diyor. Tarihçi yazar dr Ramazan Balcı Türkçeleştirmenin Osmanlının temsil ettiği İslam Medeniyetine ait değerlerin tasfiye edilmesi için yapılan bir hamle olduğunu dile getiriyor. Arapça okunan ezanın dünyadaki müslümanların birliğini simgelediğini kaydeden prof. dr. Hamdi Döndüren ‘Ezanın arapça okunması Müslümana haz veriyor. Lafızları simgesel olarak namaz içinde Arapça olarak kullanmak gerekir.’diye konuşuyor. (Bu günkü zaman gazetesi)

  32. bir doata said

    Bir dosta sitenin yöneticisi Free Stand cevap versin diye bekledim. Kaç gündür umrunda bile olmadı. Bari ben cevap vereyim.
    Mustafa Kemal paşanın özel durumlarıyla ilgili yazıları yalanlamak durumundayız. Çünkü hiç kimseyi ilgilendirmez. Kimisi doğru bile olmuş olsa özel hayat. Onların hepsini birden mecburen yalan kabul ediyoruz. Birde Rıza Nurun kitabındaki yazılardan Mustafa Kemale karşı kinli olduğu anlaşılıyor. BU durumda zaten yazılan özel durumları yalan kabul etmek için gerekçe sayılabilir. Bunları doğru kabul etmek kime ne kazandıracak. Mustafa Kemale karşı söylenecek olan kafir hain gibi laflar ağır hakarete girer. Bunu söyleyene karşılığıda ağır ödetilir. Adam öyle böyle devlet kurmuş, benim yaptığım ulaşabildiğim bilgileri yayınlamak. Birileri istedi diye hiç kimseye hakaretler yağdıramam.
    Diğer konularda herşey yazılıp çizilmiş. Yazacak pek birşeyde kalmamış aslında. Kendimizden birşeylerde uyduracak değiliz herhalde. Bazı şeyler senin hoşuna gider başka birinin zoruna gider. Senin hoşuna gidecek diye iftiramı yağdıralım buradan paşaya. Birde neden bize ısmarlama iş yaptırıyorsun, bazı şeyleride yazabiliyorsan kendin yazda bizde görelim, akıllı adam seni.

  33. kafatascılık said

    CHP nin tek parti diktatörlüğü yıllarında Kemalist yöneticilerin dindar kesime bakış açısını 1924 ten 1930 a kadar Adalet bakanlığı yapmış olan ve Sabatayist bir inanca sahip olan Mahmut Esat Bozkurtun şu sözleri çok güzel açıklıyor.
    ‘Hürriyetler gericilerin elinde oyuncak değildir. Özgürlükler gericilerin eline bırakılamaz. Gericilerin oyuncağı yapılamaz.’
    Mahmut Esat Bozkurtun dayısı Ubeydullah efendide padişah 2. Abdülhamitin yönetimine karşı mücadele etmiş bir isimdi.
    İşte dindar müslümanların okullarda ve devlet işlerinde horlanarak dışlanmasına sebep olan bu zihniyettir. Sabetaycı kafası taşıyan bakış açısı sebebiyle onlarca sene boyunca bu ülkede dindar kesim horlanıp dışlanmış boynu bükük durumda gezdirilmiştir. Dindar olan İslami inancını layıkıyla yaşamak isteyenlere gerici diyende bu zihniyettir.

  34. Bir dost said

    Bu sitenin sahibi gerçekler ortaya çıksın istemiyor musunuz?Eğer hakaret ettiyse bunu herkes bilsin.Ak koyun kara koyun ortaya çıksın.

  35. açıklama
    ulan hırbo
    bu ülkenin başvekilinden reisicumhurundan bana ne?
    ikisini de erbakanı da sevmem.5816 kalkınca yer yerinden oynayacak zaten.sana zındık dediğim için Allah affetsin beni.

  36. açıklama said

    Atıf Selami adıtürk dediğin adam beyensende beyenmesende Cumhurbaşkanlığı yapmış, söylemedik söz bırakmamışsın. Düzen değiştirmekten bahsediyorsun. Her tarafından vukuat fışkırıyor. Git mübarek gecede namazını kılmana bak. senin çoluğun çocuğun yokmu. Düzen değiştirmekten bahsediyorsun. Devrimler çöpe atılacakmış. Ulan salak bu ülkenin başbakanı cumhurbaşkanı sen ben gibi insanlar. Erbakan başbakanlık yaptı atatürke hiç birşey diyemedi. Sen onlardan daha büyük bir insanmısın. Sen bunları söyledin de ne değişti. Bulacaklar seni soracaklar hesabını. Ondan sonra yat babam yat kodeste. Sen bilgi vermekle hakaret yağdırmayı birbirinden ayıramıyorsun. Senin iyiliğin için söylüyorum. Bu siteye giripte kendini yakma. Banada zındık dedin geri almıyorsun. Ben sadece bilgi veririm gerisi beni aşar.

  37. Dozaj veya açıklama
    sen kimsin kardeşim?sitenin sahibi misin?m.kamali seviyor musun?

  38. açıklama said

    Atıf selamiarkadaş bu sitedeki bilgilerin neredeyse yarısını biz yüklemişim. Bu sebeple savcılık takibindeyim. Sen benim bilgileri okuyarak o yorumu yaptın. Ben seni kollamak için yazmışım o yazıyı. Boşuboşuna hapis yatma diye. Bizden alıp bizemi bilgi satacaksın. Bide bana hakaret ediyorsun. Ben kimsenin peşinden gitmiyorum. Bana sallama email adresi yaz diyen Free Stand. Yoksa kendi adresimlede yazabilirim. Yorumlarını dikkatli yazarsan senin için iyi olur. Yazdığın yazıları kaynağa dayandır. O zaman belkizarar görmezsin. Sen beni nasıl oyacan. Kimim ben bildiğin bile yok.

  39. Dozaj
    kamal adıtürkün yazdıklarını görmedin mi?bu adam müslüman değil.bu adam inkılap yapıp halkı dinsiz yapmaya çalışıyor.kendine kendine mi dinini yaşıyor?bu adamı koruma kanunu kalkarsa o zaman görürsün …
    biz kafire kafir deriz
    seni bir oyarsam o zaman görürsün.
    bu adamın kafirliğini bile bile peşine gidiyorsun.senin nickin sahte.bu adamın putları devrilecek.inkılaplar çöpe atılacak.bu adam ayete safsata demiş.kendi kendine ne yaparsa yapsın ama Türk milletine karma eğitim, dans,bale,faiz,içki gibi rezillikleri getirdi.batının hep kötü yanlarını aldı.
    hani noldu çok mu medeniyiz?yine dışa bağımlıyız.
    demek ki Arap alfabesinin kaldırılmasının sebebi okunmaması değil halkı eskiden koparmak.
    rıza nurun hatılarını oku dozaj zındığı

  40. dozaj said

    Başka bir yerde rastladığım bir okuyucu yorumuna göre 83 yaşındaki Kemalist tarihçi Turgut Özakman Mustafa Kemal paşa için yarı tanrı gibi bir lider ifadesini kullanmış herhalde. Onu bir geçecende öveceksen başka türlü öveceksin. Öyle sallamaylan iş olmaz. Niğde ADD şubesinin görevlileride geçtiğimiz yıllardaki bir mitinglerinde Anıtkabir Mekkeden Medineden ve Kabeden yani hacılıktan daha önemli bir yerdir demiş. Kimi koyu Kemalistler için gerçektende öyle. Kimisinin Kabesi anıtkabir.
    Genelde sabetaycılar Mustafa Kemali çok seviyor Türkiyede sayıları 40000 diyen var. 1500000 diyen var. Türkiyeye dışarıdan göç eden bütün gurupları dönme sayarak Türkiyenin üçte biri dönmedir diyen var. Herkez bir şeyler sallıyor kendi kafasına göre. Atatürk aslen sabataycıdır ve nüfus kağıdındada dini İslam yazar onu biliyoruz. Sevenide çok fazla. Hatta birazda devlet ve kanun zoruyla herkes seviyor denebilir. Olurmu öyle şey. Türkiyede mevzu Atatürkse olur olur bal gibi olur.
    Yanlız bu Atıf Selami paşayı pek sevmiyor galiba. Baksanıza ne bulup buluşturduysa doldurup sıralamış birbirinin peşisıra. Bunlar yalandır yada birgün birileri çıkıpta benden hesap sorarlar diye düşünmemiş hiç. Muhtemelen ismide sallamadır. Atıf Selami o kadar ağır yazdında eline ne geçti. bir yakaladılarmı oyarlar söylemedi deme sonra. Kişiye özel durumlardan sanane.

  41. hakime baskı said

    CHP 28 şubat süreci ve öncesinde kendi zihniyeti ile uyuşmayan yargı mensuplarını baskı ve zulümlerle yıldırıp istifaya zorlamış. Gazeteci yazar Abdurrahman Dilipaka beraat veren hakim Mustafa Kutluku sürgün ve haksız incelemelerle görevinden eden dönemin adalet bakanı yargıyı CHPnin arka bahcesi yapmış. 1992-95 dönemlerinde kritik basın davalarına bakan ve dürüstlüğü konusunda kimsenin dil uzatmadığı İstanbul 2. Asliye Ceza mahkemesi hakimi Mustafa Kutluk Dr Rıza Nurun Hayat ve Hatıralarım isimli eserini sadeleştirerek yayınlayan Abdurrahman Dilipakı beraat ettirince CHPnin hedefi olmuş. Bakanlığın hakkında inceleme başlattığıKutluka adeta psikolojik linç uygulanmış.28 şubat sürecinin baskılarına dayanamayan Mustafa Kutluk 1999 da görevinden istifa etmek zorunda kalmış.(Bugünkü yeni akit gazetesi haberi)

  42. AtifSelami said

    Bu adam kafirdir.İslamın düşmanıdır.Münafıktır.Lutidir.Kulamparadır.Yahudidir.Sabataycıdır.

  43. Resmi tarih said

    Şu siteye bakıyorumda başlarda pek fazla bir yorum yok. Sonra takıntılı bir kaç kişi girmiş. Yüzlerce hatta binlerce yorum yapılmaya başlanmış. Özellikle ben Kemalistim diyenler atayı pek fazla savunamıyorlar. Ağır gerçekler ortaya döküldükçe birileri kaçmak zorunda kalmış. Birde kadın yorumculara karşı çok aşağılamalar var. Bu sebeple kadın kimliklerini saklayarak yorum yapmışlar.
    Ateistlerin ve başka din sahiplerinin Ataya sahip çıkmasıda dikkat çekici. Daha yeni bir sitede gördüm, Vahdettin Mustafa Kemal kıyaslaması yapılan bir yerde hiç incil okudunuzmu reklamı var tıklayınca incilin sayfaları önünüze çıkıyor. Bunlar bizi Atatürke yabancılaştıran şeyler. Çünkü reklamdaki kitap bize yabancı. Reklamı alanlarda Atatürkü ve onun bütün değerlerini savunuyor. Atatürke kafir vatanı satmış, hain gibi ağır ithamlarda bulunmak tabiiki hoş bir şey değil. Ben ağır ithamları yanlış buluyorum. Ancak bir insanı ilahlaştırmakta bence sapıtmaktır. İnsan Atatürke bakmak lazım. Hataları olan Atatürke. Peygamberler bile yeri geliyor hatalar yapabiliyorken Mustafa Kemal Atatürkü hatasız insan üstü göstermek tabiiki yalancılıktır. İnsanın en başta kendisine karşı yalancı olmasıdır. Çünkü aranıp incelendiği zaman Atanın bir sürü hatasına ulaşılabiliniyor. Bakıyoruz işte eski kitaplara Vahdettin ülkesini satan hain olarak gösteriliyor. Bu yalancılıktır. Birilerini giriştiği siyasi işlerde haklı çıkartmak adına Vahdettine iftira atmaktır. Birde sınırsız abartı var Ataya karşı yapılamayacak başarılamayacak işleri sanki yapmış başarmış gibi gösteriliyor. Örneğin Osmanlı paylaşım sürecine sokulmuş herkez alacağını almış. Osmanlı muhalifi sabatayist görüş ağırlıklı kimselerede Osmanlı sonrası bu toprakların yönetimi verilmiş. Bu batılı güçlerin yurdumuzu işgali ile sağlanmış. Kontrollü bir türk Yunan savaşının ardından ata Türkiyenin lideri olmuş. Diğer işgalcilerde çekip gitmiş ülkelerine. Atatürk bizi işgal eden birleşmiş milletlerin çok uluşlu kuvvetlerini yenmiş gibi gösteriliyor. Loyd Corcun ağzına verilerek Mustafa Kemalin bütün dünyaya karşı zafer kazandığı söyletiliyor. O imkansızlıklarda yokluk kıtlık yıllarımızda böyle birşey mümkünmü? Tabiiki yalan. Bize insanları aptal yerine koymayan yalansız tarih lazım. Olay Osmanlının tasfiyesi Mustafa Kemalle yeni Türkiyenin batılı güçlerin kontroluyle kurulması olayıdır. Mustafa Kemal yeri gelmiş inancımıza hor gözle bakıldığı anlamı çıkarılabilecek sözler söylemiştir. İnsanüstü olarak gösterilen bir kimsenin bu
    yönlerininde bilinmesi lazım.Biz bunları yazdık ama bakalım Atatürk zamanında yeterince olmayan demokrasi 2010 larda gelmişmi? başımıza birşeyler gelip gelmemesinden anlayacağız. Bunu önümüzdeki aylarda göreceğiz. Selam aygı.

  44. Resmi tarih said

    Okullarda Öğretmenler bizim zamanımızda Mustafa Kemal Atatürkün aleyhine sayılacak bir söz duydukları zaman öğrencileri tekme tokat çarpıveriyorlardı. Disiplin kurullarına giden gideneydi. Okullardan atılanlar bile vardı. Şimdilerde internet varya öğretmenler kendileride buralardan birşeyler öğreniyorlar her halde. Okullarda Atatürkünde pek çok hatası vardır ama ne yapalım yinede Türkiyeyi o kurmuş ne yapsaydı kurmasaymıydı diyorlarmış. Bu arada okullarda okutulan ders kitaplarını yapanların internette dolaşan bilgilerden hiç haberleri yok herhalde. Hala yüzlerce sayfa olarak Mustafa Kemal Atatürkü abartıp süper ötesi bir kişilik olarak göstermeye devam ediyorlar. Türkiyenin kurucu lideridir deyin gitsin yüzlerce sayfayı bulan o kadar abartıya ne gerek var. Kimi sıradan bilgileri Atatürkün ağzından veriyorlar. O zaman değer kazanıyor herhalde.

  45. Camilerin satışı said

    Tarihçi cezmi Yutsever Cumhuriyetin ilk yıllarındaki daha doğrusu CHP nin tek parti diktası dönemindeki cami satışları ile ilgili bazı bilgiler vermiş, cami satışlarından o zamanki devlet yönetiminde bulunan kimi masonların sorumlu olduğu ima edilmiş
    “Türkiye’de 1924 yılında çıkarılan Tevhidi Tedrisat Yasası ve onu izleyen 1935 tarihli Vakıf taşınmazlarını elden çıkarma yasa uygulamaları çerçevesinde 3 bini aşkın cami ve mescit satıldı, özelliğine son verildi. Cami ve mescit satma işlemi İstanbul, Bursa, Maraş, adana, Antep, Urfa ve Konya’da İslam/Osmanlı izlerini ortadan kaldırmak için yapıldı. İstanbul’daki 24 kasım 1934 te Ayasofya camisinin de kapatılmasında aynı amaç vardır. Camilerin satılması
    olayının perde arkasında Türkiye’yi ‘Batılı-Laik devlet’ olarak şekillendirmek isteyen Masonik zihniyet mensupları vardı. Çünkü o dönemde Türkiye’nin yönetimi onların elinde idi.”
    Resmi tarih fırıldakları bu gerçekleri açıklayabilir mi?
    Sitede “Türkiye’nin yakın dönem tarihine 1935-50′li yıllar arası “camilerin satılması” konusu eklenebilir mi?” sorusuna ise şöyle bir cevap veriliyor: “Yakın dönem Türkiye tarihinde yıllar süren ‘Cami satma’, ‘Osmanlı’dan kalan arşivleri yakma ve yok etme’ devri ve olayları yaşanmıştı. Bunu kimler niçin yapmışlardı? ‘Türk milletinin tarihinden kültüründen inancından koparılmasını isteyenler’ olarak cevap verebiliriz. Osmanlı bu coğrafyada 600 yıla yakın süre hükmünü/varlığını sürdürdü. Ama Osmanlı en zayıf zamanında bile kendi temel inanç değeri olan camilerini satmamıştı. Ama Türkiye Devletini şekillendirenler bir
    şekilde Türk insanının kulaklarını çınlatan ezan seslerinin susması için camileri satmaya ve yıkmaya başladıkları bir dönemi yaşatmışlardı. Osmanlı çöktüğünde Türkiye devletine 5000 civarında (doğrusu 27000 küsür)cami ve mescit bırakmıştı, ama 1935 yılında başlayan ‘camilerin satışı, vakıf taşınmaz mallarını tasfiye etme, hazineye gelir sağlama’ çalışmaları sonucu 3 bini aşkın dini eser yok edilmişti! Resmi tarihin fırıldakları bu gerçekleri hiç açıklayabilirler mi!”
    ——————–
    Bu arada Mustafa Kemal Atatürkün ölürken son söz olarak aleyküm selam (Allahın selamı üzerine olsun) dediğini uyduran Kılıç Aliymiş. Hani 1925 sonbaharından 1928 kasımına kadar sarıklı hocaların ve benzerlerinin binlercesini şapka giymedi diye asanlardan İstiklal mahkemesi reislerinden birisi olan varya.
    Kaynak Atatürkün cenaze namazı neden kılınmadı yorumla net

  46. Kuran yasak said

    Tarihçi Mustafa Armağan yazmış 1930larda yaşanan bir olayın ibretlik anısı
    “8 yaşında hafızlığa başladım. Sık sık ev basılıyor, Kuran-ı Kerim bulundurmak en büyük suç. Bir elif cüzü bulunduysa vay haline! Korkudan evde ders çalışamadım. Fındık bahçesinde bana bir yer yaptılar. Orada Kur’an’a çalışıyorum. Bir baktım, bir onbaşı ve iki jandarma beni bulmuşlar. “Çabuk git babanı çağır” dediler. Gittim, babamı getirdim. Onbaşı babamı sakalından tuttu, elimdeki Kuran’ı aldı. Babamın kafasına kafasına vurmaya başladı. (Gözleri doluyor, konuşamıyor.) Rahmetli gömleğini yırttı ve dedi ki: ‘Oğlum, Deli Halid Paşa’nın emir subaylığını, tabur komutanlığını yapmış adamım. Birinci Dünya Savaşı’na, İstiklal Harbine katıldım ki, bu memleketi kurtarayım da şu Kitabımı rahat rahat okuyayım diye. Keşke bu harplere girmeseydim de şimdi Kuran’ıma, dinime küfreden Yunan piçidir deyip kendime teselli verirdim.” Alıp götürdüler babamı…”

  47. Kamalizm said

    Falih Rıfkı Atay’ın kaleminden bir anı:
    “Ankara’da iken bir gün, İngiltere büyükelçilerinden biri bana: ‘Şehriniz yabancı dolu, onlara ve kendinize neden golf yeri ayırmazsınız?’ demişti.
    Sonra kendisi bir golfçüyü misafir olarak getirdi. Biz de parasız yatırıp kaldırdık. Şimdi Ankara’ya özel bir itibar kazandıran Golf Kulübü meydana geldi. Amerika’ya gittiğimde belediyelerin, halk için parasız golf yerleri yaptıklarını görmüştüm.”
    Falih Rıfkı, bunları yazdığı sırada, ülkemizde yıllık milli gelir 50 doların altında, milletin yüzde sekseni elbise ayakkabı bulamaz, ülke açlar, işsizlerle, şehit, dul ve yetimleri ile dolu bir halde idi.
    Batılı hayata, yani lükse, içkiye, kadına, sefahata duyulan açlığı tatmin ihtiyacı, Batılılaşma dedikleri taklit hamleleri 1924′lerden itibaren memleket sathına hızla yayılıyordu.
    İktidarın, Yunus Nadi’ye çıkarttırdığı “Cumhuriyet” gazetesinin 6 Eylül 1925 tarihinde verdiği şu haber de gönül verdiğimiz Batılılaşma hamlelerinden biriydi: “Memleketimizde ilk defa yapılan bir müsabaka” başlıklı haber şöyle devam ediyordu. “Evvelki akşamki Güzel Bacak müsabakasına dört hanım iştirak etmiştir.”
    Kaynak.Kadir Çandarlıoğlu. Oda Ahmet Kabaklının temellerin Duruşması kitabından
    —–
    1935 te Kemalizmin adı Kamalizm imiş, Kamalın anlamı millete Ordu Kale olarak açıklanmıştı. Gerçek anlamı İbranicede Totem yani put demekmiş.
    Hertarafa heykeller bu düşünceylemi diktiriliyordu acaba.Kaç bin tane birden.

  48. Basına sansür said

    Osmanlı Ahrar Fırkası’nın Istanbul ikinci seçmenlerine Beyannamesi’nin aslı [27 Teşrin-i sâni 1324.]

    ***

    3 – Osmanlı Ahrar Fırkası (Fırka-i Ahrar)
    Osmanlı Ahrar Fırkası 1 Eylül 1324 (14 Eylül 1908) tarihinde Istanbul, Bab-ı âli Caddesi’nde (No:66) kurulmuştur. (Hilal Matbaasında özel bir daire). Ahrar, “hür”ün çoğuludur. Özgürler anlamındadır. Siyasal partiler yelpazesine göre Liberaller demektir.
    Ahrar’ın Osmanlı Devleti’nin 610′uncu yıldönümü dolayısıyla verdiği ziyafete (26 Ocak 1909) Sadr-ı âzam Kâmil Paşa’nın katılması, rakip parti Ittihat ve Terakki Cemiyeti’ni öfkelendirmiştir. Gördüğünüz gibi, Osmanlı Devleti’nde siyasal partiler faaliyettedir… Üstelik, koskoca Sadr-ı âzam’ı davet edilebilmekte ve Sadr-ı âzam Kâmil Paşa’da davete icabet etmektedir.
    Diğer yandan Hüseyin Cahit, Ittihat ve Terakki Partisi ile özdeşleşen “Tanin” gazetesinde Sadr-ı âzam Kâmil Paşa’nın katıldığı söz konusu ziyafet hakkında iki büyük gazete sayfası uzunluğunda bir başmakale yazabilmiştir.
    Ancak aynı “Tanin” gazetesi Cumhuriyet, Özgürlük, Demokrasi getirdiği söylenen M. Kemal Atatürk’ün döneminde, yani 16 Nisan 1925′te süresiz kapatılmıştır.
    Yetmedi !!Gazetenin sahibi ve başyazarı olan Hüseyin Cahit Yalçın, 20 Nisan 1925′te Cebeci Hapishanesi’ne tıkılmış ve 7 Mayıs’ta Çorum’da **ömür boyu sürgün** cezasına çarptırılmıştır.
    Suçu (!) neydi biliyor musunuz?
    Gazetesi’nde, Terakkiperver Parti’nin Istanbul Merkez Şubesinin 12 Nisan’da aranmasını; “Dün Gece Terakkiperver Fırka basıldı” biçiminde duyurması.[5] Böyle diktatörlük nerede görülmüş??Bitmedi !!
    Farzedelim ki, Hüseyin Cahit suç işledi. Peki, 6 Mart 1925′te kapatılan[6] Tevhid-i Efkar, Istiklâl, Son Telgraf, Sebilürreşad gazeteleri de mi suç işledi? Hepsi mi suçluydu?
    Bitmedi !!1931 Matbuat Kanunu nedeniyle Vatan ve Vakit gazeteleri de kapatılmış, gazetelerin sahip ve yazarları Istiklâl Mahkemeleri’nde yargılanarak tutuklanmışlardır. Izmir’de Sada-i Hak, Trabzon’da Istikbâl ve Kahkaha, Istanbul’da Press de Suar isimli yayın organlarının hepsi kapatılmıştır.Bunlarda mı suçluydu?
    Bitmedi !!14 Eylül 1930′da Yeni Asır gazetesi yazarlarından Behzat Arif, Yazı Işleri Müdürü Abdullah Abidin **üç buçuk yıl ağır hapis** cezasına çarptırılmışlardır.Bunlarda mı suçluydu?
    Osmanlı’ya ve dinimize haşa “Ortaçağ karanlığı” diyen kemalist rejim, memleketi; “Cahiliye karanlığı”na götürdü.
    Bitmedi !!SCF’nin kapatılmasından sonra Son Posta Gazetesi’nde gerek Ahmet Ağaoğlu gerekse Zekeriya Sertel’in CHF’ye (CHP) yönelik yaptığı sert eleştiriler sonucu, Sertel ve gazetenin Sorumlu Müdürü Selim Ragıp **üç yıl ağır hapis** cezasına çarptırılmışlardır.
    Eleştiri suç mudur? Evet, diktatörlükle yönetilen ülkelerde suçtur. Dolayısıyla M. Kemal Atatürk dönemi Diktatörlükten başka bir şey değildir.(Kaynak Kadir Çandarlıoğlu)

  49. yorum said

    Allah nasip eder, ömrüm vefâ ederse Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selanik de dahil Batı Trakya’yı Türkiye hudutları içine katacağım.(mustafa kemal atatürk)
    —–
    iyide bir insan yapabildikleri, başarabildikleri şeylerle değerlendirilmelidir. Paşanın bu sözünü yerine getiremediği açıktır. Bu sözü ya söyledi yada sonradan uydurulmuş bir söz ama sözü edilen bu yerlerin bugün Türkiyenin sınırlarının dışında olduğu çok açıktır. Yani bu temenni boşlukta kalmış.

  50. bitmeyen rezillikler said

    tarihçi mustafa armağanında kurtuluş savaşı yıllarında kemalistler tarafından döndürülen dolaplar, 1923 -50 dönemi olan dikta dönemiyle ilgili olarak pekçok caminin kapatılması, kuran okumanın yasaklatılması ve yaşanan yaşatılan bazı siyasi rezillikler ile ilgili bilgiler verdikleri çok sayıda yazıları var merak edenler girip inceleyebilir. ben herşeyleri alıntı yapmayayım. oda herşeyi cesurca yazıyor.

  51. Tarihten damlalar said

    Bundan sonra şak şakçılık yapacağız. Hikayeden tarihçilik edeceğiz öyle gözüküyor. Birileri şikayetmi etmiş ne takibat var herhalde., Halbuki Gerçek tarihte silahlı kuvvetlerin kimi kadroları için bu nasıl peygamber ocağı paşaların yada kimi yahudi kimi ermeni kökenli diyen bir yazı bile var. Biz bu konulara girmiyoruz. Doğruymuş yalanmış bununlada asla ilgilenmiyoruz. Ne yapalım gazetelerde çıkmış yazıları yazalım.
    1930 yılının Ağustos ayında kurulup kasım ayının 17 sinde kapanan Serbest Fırkanın hikayesini ele alalım dedik. Demokrasi tarihi çalkantılarla dolu olan Türkiyenin bu deneyi iyi analiz ettiği söylenemez. Cumhuriyet kurulurken kurulan Halk partisinin inanılmaz gücüne rağmen bir anda iktidarı kaybetme korkusuna düşmesi Serbest Fırkanın daha doğar doğmaz ölmesine sebep oldu.
    Serbest fırkayla yapılması gereken ilk tesbit yapay bir girişim olduğudur. Yani bu partinin kurucuları bir ihtiyacı görüpte yola çıkmış değiller. Gazi Mustafa Kemal hem devletin hemde Cumhuriyet Halk Fırkasının başında tartışmasız tek otorite iken muhalif bir parti kurdurmuştur. Eski başbakanlardan paris sefiri Fethi Okyar nazlanarak birazda korkarak partiyi kurmaya mecbur kalmıştır. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatılalı daha dört yıl olmuş. Kurucuları zorlama gerekçelerle 1925 yılında gerçekleşen Şeyh Sait isyanının tertipçileri olarak gösterilmiş, bir kişi hariç kurucu milletvekillerinin tamamı yargılanıp ağır cezalar almış, 6sı idam edilmiş haliyle korkuyor adam. Unutmayınki Fethi bey Şeyh Sait isyanı esnasında başbakandı. Bütün süreci yakından izlemiş biri yani. Birşeyler biliyor muhakkakki çekiniyor. ‘Paşam beni fedamı ediyorsunuz.’ diyor.
    Serbest Fırka projesi bir denemedir. Ama salt demokrasiye geçiş projesi değil bu. Başka amaçlarda içeriyor. Bu projenin denklemi sadece Gazi Mustafa Kemal Paşanın kafasında var. Bunu bütün gerçekliğiyle çevresiyle paylaştığı düşünülüyor. Onun içindirki bu projeyi herkes farklı algılamıştır. Fethi Beyde İsmet Paşada hatta bu partiye üye olan rey kullanan seçmende farklı algılamıştır.
    Yakınındaki insanların bile ortak kanaate varamadıkları bir konuda kesin bir cevap vermek zordur. Amerika Birleşik Devletleri kaynaklı olan 1929 yılı ekonomik bunalımının en çok etkilediği ülkelerin başında Türkiye geliyor. Çünkü ekonomisi tarıma dayalı. Ürettiğini satamayan Anadolu köylüsü perişan. Üstelik başarısız bir idare olan CHP var ülkenin başında. Vergiler çok ağır. Öyleki bir ineğin vergisi fiyatından daha fazla. Tahsildarlar acımasız (Vergisini ödeyemedimmi alıyorlar köylünün ineğini) Yöneticiler halktan kopuk. Üstelik büyük yolsuzluklar var. (Sıfırdan zengin edilen malum guruplar) Yabancı şirketler adına temsilcilik yapan milletvekilleri ve Cumhuriyet Halk Partisi yöneticileri bazı uygunsuz işlerden büyük paralar kazanıyorlar.
    Aynı yılın sonlarında gerçekleşen Menemen olayı var birde. Serbest Fırka bilinmedikçe Menemen ve Kubilay olayı bilinemez. Her yere yönlendirilmeye müsait üçbeş esrarkeş, Mustafa Fehmi Kubilay adında masum bir subayımızın başını kesti. İstiklal Savaşında sonradan Mareşal olan Ferik (Korgeneral) Mustafa Fevzi Çakmakın elini öperek Anadoluya geçtiği bilinen Esat Erbilli Efendiyide bu organizasyonun başında gösterdi İstanbuldaki malum gazeteler. Adamcağız sorgusu sırasında 90 yaşını aşkın bir halde iken öldü. Onunla birlikte bir çok insanıda ortadan kaldırdılar. (12 ekim 2012 tarihli Akit gazetesi)
    ———
    Saadettin bayram bu tarihlerle ilgili yaptığı bir tesbiti Akit gazetesinde yazmış. Kısaca şöyle
    ‘……Kafamızda hala birçok noktası flu kalan bir Kurtuluş savaşından sonra bir Millet Meclisimiz oldu. Yeni TBMMnin milletvekillerinin çoğu askerdi ve seçici tekti. Hem paşa hemde milletvekili sıfatını birarada taşıyanlar vardı. Bunların ekseriyeti ittihatçı geleneğinden geliyordu. Cumhuriyetin ilk yıllarında DNAmıza uymayan inkılaplar hayata geçirilince millet tarihi yürüyüşümüzde rota değiştirdi. Öyle bir adalet tesis edildiki sanıklar önce asıldı sonra duruşmaları yapıldı.En ılıman eleştiriler bile şiddetle cezalandırıldı.
    Bir gecede cahil duruma düşürülüp bu günkü Latin harflerini öğrenince bırakın eserlerini ceddimizin mezar taşlarını bile okuyamaz bir duruma düştük. Bozulan Dilimize Agop Dilaçar tuz biber ekti. Tarihimizinde birçok noktada yanlış veya eksik yazıldığını anlıyoruz.
    Tanin, Kahkaha, Sadayı Hakk, Vakit, Tevhidi Efkar, Son Telgraf, Sebilür Reşat, Toksöz gibi gazeteler daha 10. yıl marşı bile bestelenmeden bir bir kapatıldı. Sahipleri veya yazarları tutuklandı. Bu gelenek Necip Fazılların, Osman Yüksellerin devirlerindede benzer örnekleriyle devam etti. Hatta hala yaşayan çok değerli yazar Mehmet Şevket Eygi ağabeyimizde bu akımdan bol bol nasiplendi.
    Nice müçtehit ve alimler ve mazlumlar zulüm gördü. Kuran öğretilmesi yasaklandı. Fadime Halamı bile jandarma tutukladı. Tam 18 yıl Allahuekber nidalarının yerini Tanrı uludurlar aldı. Birara açık oy gizli tasnif modası başgösterdi.
    Çok geçmedi her 10 yılda bir darbe modelleri geliştirildi. Başbakan ve bakanlar asıldı. Yassıadalardan sonra Zincirbozanlar ve Hamzakoylar siyasilerin zorunlu tatil beldeleri oldu…..’
    ——-
    Bu arada Akit gazetesinin gündeme getirdiği Gaziantepteki bir kız öğrencinin başörtüsü takması sebebiyle tecrit, hakaret ve linç hakkında inceleme başlatılmış. Şahinbey Türktepe ilköğretim Okulu 8. sınıf öğrencisi Sedanur Ağsunun başörtüsünden dolayı tecrit edilmesinin ardından darp edilmesiyle ilgili olarak Gaziantep il Milli Eğitim Müdürlüğü müfettişleri inceleme ve soruşturma başlatmış.

  52. araştırma said

    Bildiğim bir olay daha var yaklaşık 100 sene evvelinde yiyecek, silah ve mühimmat dolu trenler İstanbuldan yollanmadığı için Edirnede bekleyen askerlerimizin toplu olarak hemde açlıktan Bulgarları eline düşerek öldüğü. Daha evvel kısaca bahsetmiştim. Oradada malum şahsın adı geçiyor. Ancak elimde belgesi yok. O sebeple kesin birşey diyemiyorum. Belgesine ulaştığım an yollayacağım oda yayınlanacak burada. Ümit efendide okur herhalde. Daha iyi tanır hayranı olduğu hayalinde yaşattığı o büyük kahramanını. Şimdilik pek bir hükmü yok bu yazımın. O sebeple şimdilik fazla birşey diyemem. Birde 1916 da doğu Anadoluda Ruslara karşı mücadele verilen cephede neler neler yaşandı acaba. Bir ara Albay İsmetle birlikte geri çekilmeleri var ama detaylı bir bilgi askeri kayıplar konusunda detaylı şekilde malumatlar yok.

  53. Free Stand said

    @arşiv;

    Hele bir şu arşivler açılsın, tarihçiler ve araştırmacılar yazılanları okusunlar, anlatsınlar. Hele bir söylenmeyenler, gizlenenler ortaya dökülsün. O zaman anlarız neyi ne kadar bildiğimizi.

  54. arşiv said

    Free Stand sana resmen ansiklopedi verdik. Her bir şeyler ortaya döküldü zaten. Ne yapacaksın bu kadar çok bilgiyi. Buradan öteye hiçbir şey yazmaya gerek yokki. Sana yaptığımız kıyaklarıda unutma. Artık araştırma karıştırma yapmayada gerek yok zaten. Yeni bilgilerde bulsak benzer çerçeveler içerisinde olacağı besbelli. Herkes alacağı malumatlarıda almıştır zaten. Bundan sonrada başkaları araştırma inceleme yapsın.

  55. yorum said

    İnternette geziyoruz. Atatürkle ilgili bilgi bulmaya Atatürk özetle arkadaşlarına ‘Şu andaki vaziyet diktatörlüktür benden sonrada istibdat olacak.’ demiş. Devlet kararlarını arkadaşlarını topladığı rakı sofrasında alırmış. Uşağı Cemal Grandanın anılarına göre kimseye konu açtırmazmış. Kendisi bir konu ortaya atarmış sofradakilerin fikirlerini alır son kararı yine kendisi verirmiş. Grandaya göre tam ayıkken tam olarak yeterince sağlıklı karar veremezmiş. Günde yarım kilo rakı içermiş. Rakı içtikten sonra peygamber gibi sanki kendisine vahiy gelirmiş. Çok isabetli kararlar alır. Hemende uygulatmaya koyarmış. (Bu arada Grandada çaktırmadan Mustafa Kemali peygamber gibi gösteriyor.)

  56. dikkat said

    Mustafa Kemal Atatürkün manevi kızı Ülkü Adatepe sağlığında galiba bundanda yaklaşık 15-20 sene öncesinde bir televizyonda yaptığı açıklamada Atatürkün aleyhine konuşanlar ya vatan hainidir yada delidir demişti. Birinci gurup teröristler askere polise silah çeken vatan hainleri kastediliyor herhalde. Onun bu tesbiti doğrudur. Ama birde bunun ergenekoncu, balyozcu, ayışığıcı gibi darbe planları yapanları var. 1960 darbesini yapanlar, 1971 de tehditle hükümet devirenler. 1980 darbesini yapanlar, 1997 de 28 şubat postmodern hükümet darbesi yapıp tehditle hükümet devirenler. tabiiki bunlar terörist değiller ama kahramanda sayılamazlar ancak onların yaptıklarıda aslında kanun dışıydı fakat bunlarda bu işleri Kemalizm adına yapmışlardı.
    Şimdi birde ikinci guruba bakalım Atatürkün aleyhine sayılacak yazılar yazıp sözle söyleyenler delidir. Doktor Rıza Nurun, Hasan Mezarcının, Kadir Mısıroğlu ve en son Abdurrahman Dilipakın başına gelenlere bakacak olursak bu sözde biraz hakkı var galiba. Nede olsa devleti ele geçirebilen güçler her istediklerini yapabiliyor bunları yaparken hiç kimse sesini çıkartamıyor onlarca seneler sonra bunları ortaya çıkartıp yazanlar hayatları söndürülecek şekilde cezalandırılıyor. Doğru yazsalar bile. Kemalist otoriteler çarpıyor adamları. İyide bunları yazacak birileri her zaman bulunur. Yinede yazmamak daha akıllıca gibi gözüküyor.

  57. Anı said

    Gebzede bir akıl hastası vardı. Gebze sokaklarında bekçi kıyafetinde gezer dururdu. Bir gün rahmetli dedeme sordum kim bu adam diye. Cumaköyünden dedi. 1980 li yıllarda herhalde bir resmi kurumun önünde Atatürk heykeli görmüş. ‘Ne böyle her yerde Atatürk heykeli var’ demesiyle vurup heykeli kırması bir olmuş. Tabi bunu apartopar yakalamışlar hemen karakola götürmüşler. Anlıyorlar tabi kafa noksan. Ama o zamanlar karakola düşüpte zıbartana kadar bir temiz sopa yemeden dışarı çıkan yok. Oda hakkına düşeni almıştır herhalde. Sonra doğru tımarhaneye. Biraz yatmış herhalde ama bakıyorlar aslında zararsız birisi sonra korkutuyorlar gözünü, bir daha Atatürk heykellerine zarar verirsen keseriz seni demişler. Sonrada salıvermişler dışarı. Bir daha heykellere zararı ziyanı dokunmamış. Sonra bir gün duyduk arabanın biri ezmiş garibanı, olay yerinde can vermiş.

  58. Muhteşem ikili said

    Cumhuriyetin ilk dönemleri olan ülkede Cumhuriyet Halk Fırkasının dikta yönetimi var. Malum ya Cumhurreisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Başbakan İsmet İnönü. Dönemin gazeteleri az çekmemiştir bu dönemde bu ikiliden elinden. Gazi Mustafa Kemal Paşa yurt gezisine çıktı incelemelerde bulunmaya gitti baş sayfanın üçte biri ona ayrılıyor. başvekil İsmet İnönü filanca tesisin yeni kısımlarını açmak ve oralarda incelemelerde bulunmak için falanca vilayetin fişmanca kazasına gitti. Baş sayfanın bir köşeside ona gidiyor. Gazete sayfa boş baskıda gelecek haberi bekliyor. Haber dolu elde ama yazamazsın o bölümler Gazi Mustafa Kemal Paşa ile Başvekil İsmet Paşaya ait. Aksi taktirde çarpılır sistemin gazabına uğrarsın. En azından para muslukları kesilir. Bir süreliğine aç kalırsın. Birde borç altına düştünmüydü gazetede matbaada gider elden. Besleme basın sözü bu sebeplerle ta o zamanlardan kalmış olsa gerek. Gece yarılarında haber gelecek oda fısırıktan bir haber. Sende o haberi yazacaksın çalışanlara eziyet. Bu ikili gazeteleri halka karşı kendilerini şişirttirmek abarttırmak için kullanırlarmış. O abartılar değilmidir zaten bu günlerde yakın tarihimizi dünya aleme karşı yalancı durumuna düşüren.

  59. yorum said

    Cumhurreisi Gazi Mustafa Kemal Paşa hazretleri, Başvekil İsmet Paşa hazretleri 1930 lu yılların gazeteleri onlara hep bu şekilde hitap ediyorlar. Gerek Cumhurreisi gerekse başvekil laik kişilikli insanlardı. Din ve devlet işlerini birbirinden ayrı tutarlardı. Birde özellikle Cumhuriyet döneminde camiye pekde yolları düşmemişti. Namaz kıldıklarıda pek görülen bilinen bir sey değildi. Devlet hizmeti içinde ayrıyeten dini bir ünvanlarıda yoktu. Hal böyle iken hazretlik ünvanları nereden geliyordu acaba? Nereden olacak tabiiki o dönemlerin gazete patronlarının ve gazetecilerin liderlere yönelik çıkar amaçlı yağcılıklarından.

  60. yorum said

    Şiiri dikkatsizlik sebebiyle yanlış yazmışız. Doğrusu şöyle,
    Evvelden devri istidat vardı
    Söyletmezlerdi adamı
    Şimdi devri hürriyet var
    Önce söyletirler sonra bellerler ananı
    —–
    Sehven yazılmış Cumhuriyete haksızlık etmeyelim.

  61. haberyorum said

    6 eylül 2012 tarihinde Akit gazetesinde yer alan bir habere göre Kocaeli ili Kartepe ilçesi İnsan Hakları Derneği üyesi aktivistlerin yargılandığı Mustafa Kemal Atatürke hakaret davasının ilk duruşması 5 eylül günü yapıldı. Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davada her yılın 10 kasımında öğrencilerin okul önlerinde yas tutmak zorunda bırakılmasından şikayetçi olan ve ’10 kasım yas törenleri kaldırılsın’ diyen Kartepe İnsan Hakları Derneğinin Başkanı Ali Akbaş ile dernek yetkilisi Behlül Metin duruşmaya katılarak savunmalarını yaptı. Halka hizmet eden bir sivil toplum kuruluşu olarak amaçlarının kesinlikle Atatürke hakaret olmadığını ve Ataya kesinlikle hakarette etmediklerini önemle açıklayan Akbaş ve Metin mahkemenin davaya konu edilen basın açıklamasına ait video kayıtlarının dökümünün yapılıp incelenmesi için duruşmayı 30 kasım tarihine ertelemesi üzerine şimdilik serbest bırakıldılar.
    Duruşmanın ardından adliye önünde basına açıklamada bulunan dernek başkanı Ali Akbaş Türkiye büyük millet meclisine şu çağrıda bulunarak ‘Bu çağda düşüncelerin ifade edilmesinin yasak olması Türkiyenin ayıbıdır. Ülkemize yakışmıyor. TBMM bu ayıba son vermeli. 5816 sayılı Atatürkü Koruma Kanununu kaldırın’ dedi.
    Atatürkü Koruma Kanununun kaldırılmasının önümüzdeki dönemde meclisin gündeminde olduğunu öğrendiklerini de dile getiren Behlül Metin şunları kaydetti:
    ‘Meclisimiz düşünceleri özgürce ifadeye engel olan ve anayasamız ile çelişen bu kanunu bir an evvel kaldırmalı. Çünkü bu davalar beratla sonuçlansa bile dünyadaki insan hakları örgütleri tarafından dikkatle izlenmekte ve ‘düşünceleri ifade özgürlüğüne engel’ olarak raporlara geçmekte. Şu anda pekçok Avrupa İnsan Hakları
    örgütleri bizden bu duruşmanın seyri hakkında bilgi bekliyor. Oluşan bu raporlar AB komisyonları tarafından titizlikle dikkate alınıyor ve müzakereler sırasında Türkiyenin önüne getiriliyor. Türkiyenin normalleşmesi için düşünceyi ifadenin önünde engel olan 5816 sayılı Atatürkü koruma kanununun kaldırılması gerekiyor. Bu konuda yeni dönemde meclisi göreve çağırıyoruz.’ dendi. Mahkemenin kendileri hakkında olumsuz karar vermeleri halinde davayı temyize götürecekleri ve ayrıca bu konunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinede taşınacağıda kararlılıkla açıklandı.
    ———–
    Haber özetle aynen böyle. Atatürkü koruma kanunu halen daha neden var? Atatürk mademki Türk lideri ve üstelik Türkiyenin ve Türk milletinin kurtarıcısı. Ki Resmi ideoloji ve resmi tarih öyle 90 yıldır böyle diyor. Hal böyleyse neden resmi ideoloji halen daha onu Türk milletinin dilinden ve bildiklerini açıklama isteğinden koyduğu kanunlarla korumaya uğraşıyor. Üstelikte 59 gün eksiğiyle 74 yıl evvel bu dünyadan göçüp gitmiş olan bir lideri. Bu durum bir türlü anlaşılır gibi değil. Üstelik zaten kaç senedir herşeyler internet aracılığıyla alenen yazılıp ortalığa uluorta dökülmüşken. Ülkemizdeki bu durum dünyada bir eşine ve benzerine daha rastlanamayan bir bize özel durum olsa gerektir.
    Atatürkü koruma kanununa takılan bir kaç ünlüden bahsetmek gerekirse daha evvel gazeteci İpek Çalışar “Latife hanım” başlıklı bir kitap yazdı. Bu kitapta, Latife hanımın ablasının ağzından Mustafa Kemal Paşanınyaveri Topal Osman ile ilgili bir iddia var: ”Topal Osman Mustafa Kemali öldürmek için kızanları ile Çankayayı kuşatır. Atatürk’ü çarşaf giydirerek köşkten çıkarırlar…” İşte bu satırlar nedeniyle İpek Çalışlar’a hapis cezası verildi.
    Tarihçi üstad Kadir Mısıroğlu,”Ali Şükrü Bey””Lozan Zafer mi Hezimet mi”başlıklı kitaplarından dolayı epeyce bir zarar gördü. Atatürke hakaretten hapis yattı. Yurt dışına kaçarak bir süre için Almanya ve İngilterede yaşamak zorunda bırakıldı. Neredeyse hayatı bitirildi. Şimdilerde Atatürkle ilgili gerçeklerin konuşulduğu bazı özel televizyon sohbetlerinde onunla ilgili sözlerini 40 kere tartıyorda öyle söylüyor. Zamanında sütten ağzı çok yanmış ya şimdilerde yoğurdu bile üfleyerek yiyiyor.
    2008 de televizyon programı yapan Fatih Altaylıyla televizyonda canlı yayında Altaylının ‘Atatürkü seviyormusun?’ sorusuna ‘Başıma birşey gelmeyecekse sevmiyorum.’ diyen Nuray Canan Bezirgan isimli başörtülü bir hanımefendi hakkında Atatürke alenen hakaretten senelerce hapis istemiyle dava açılmış. Hanımefendi mahkemelerin gazabından kurtulmak için Kanadaya iltica etmek zorunda kalmış onun bu isteğide Kanada Hükümeti tarafından hemen kabul edilmişti. Bezirgan fanatik Kemalistlerin saldırılarına uğramaktan korktuğu için Kanadaya iltica etmek zorunda kaldığını açıklamıştı. Bu çağda Atatürkçü değilsen bu ülkede yaşayamazsın mantığıyla hareket etmek ne kadar doğru ne kadar insan haklarıyla bağdaşıyor orasıda ayrı bir konu.
    Yaşanan bu gibi durumlar için şöyle bir dörtlük var
    Evvelden devri istibdat vardı
    Söyletmezlerdi adamı
    Şimdi devri Cumhuriyet var
    Önce söyletirler sonra bellerler ananı.

  62. yorum said

    Hemen şöyle bir düzeltme yapalım. Türkiyedeki sabatayistlerin arasındada gerçekten islamiyete inanmış olan kimseler çıkabilir. Belkide az yada çok sayıda vardırda. Bunu biz bilemeyiz. Bu sebeplede hiç kimseyi zan altında bırakıp haksız yere karalamış itham etmiş olmayalım.

  63. yorum said

    Mustafa Kemal Atatürk çok dindar birisiymiş ölürken son söz olarak ‘Es selamün aleyk’ demiş. Yani ruhunu teslim ederken güya ölüm meleği olan Azraili selamlamış. Bunu meşhur Kemalist tarihçi Can Dündar Atatürkün ölümüyle ilgili olarak televizyonda yayınlanan bir belgeselinde (herhalde Sarı Zeybek belgeselinde) açıklamış çok Kemalistte hani şu Mustafa Kemalin hayatındaki 19 lar meselesi (güya Kuranı Kerimdede 19 mucizesi varmış) gibi hemen sarılmışlardı.
    Tarih araştırmacısı Burhan Bozgeyikin meşhurların son anları isimli eserinde Atatürkün siroz hastalığının çok ilerlediği karnı sürekli su topladığı için doktorlar tarafından aralıkllarla tenekelerle su çıkarıldığı yazıyor. En sonunda öldüğünden bahsediliyor ancak onun en son sözünün ‘Es Selamün aleyk’ olduğuna dair hiçbir bilgi verilmiyor.
    Özellikle Atatürkle ilgili tarihler konusunda uzman olan Tarihçi Kadir Mısıroğluda Atatürkün 9 kasım 1938 günü koma halinde Dolmabahçe sarayında geceden hasta yatağında olduğu halde bir başına bırakıldığını aslında yanlız başına iken 9 kasımı 10 kasıma bağlayan gece geç saatlerde öldüğünü ertesi sabah saraya gelen doktorların kendisini ölü olarak bulduğunu ölüm raporununda bu sebeple sabah saat 9 u beş geçe tutulduğunu söylüyor. Yanlız başına ölen biri bu sözü söylemiş söylememiş kim bilebilirki.
    Kaldıki Atatürkün Kasım ayına ait günlerinin ağır koma haliyle geçtiği, komadaki bir insanında hele hele ömrünün son anlarında bu sözü söyleyemeyeceğide açıktır.
    Birde kendisinin kaç kaynakta birden Yahudi kökenli bir sabetayist olduğuda sağda solda alenen yazılıyorken gelde bu sözü söyleyerek can verdiğine inanalım şimdi. Üstelik birde Ateist olduğu yani Allah inancını taşımadığı kendi el yazıları kaynakça gösterilerek kaç kaynakta birden yazılıp çizilirken. Ne diyelim şimdi? Yinede biz bu konuda hiç kimseyi açıkça yalanlamayalımda isteyen yine kendi istediği gibi inanmaya devam etsin.

  64. yorum said

    Aslında benim yazılarım bitmiş ama şimdi gelde yazma. Aşağıdaki yazıya göre Mustafa Kemal Atatürkün 1937 de oralardaki Türkmenlerin haklarını korumak için Kerküke, Filistin ve Kudüsteki Müslümanların haklarını korumak için Kudüse ve Antakyayı Fransızların işgalinden kurtarmak içinde oralara yönelik birtakım askeri planları olduğu yazılmış.
    Antakya ve İskenderunun yani Hatay bölgesinin Türkiyeye verileceği bununda 1926 da aslında Musul civarını boşaltmamıza karşılık olarak yapılan bir şey olduğu açıktır. Hatay civarının Türkiyeye verileceği 1936 dan itibaren belli olmuştur. Burada hiçbir ülkeyle savaşı gerektiren bir durum yoktur. 1939 dada zaten <Türkiyeye bırakılmış, bunda ne kahramanlığı aranıyor.
    Yine 1937 de Atatürk tarafından Kerküke oradaki Türkmenlerin korunmasi ve haklarının kurtarılması amaçlı olarak askeri harekat yapılması meselesine gelince mademki Kerkük alınacaktı 1926da daha kuzeyde olan Musul ve kuzeyi neden terk edildi. Birilerini abartma amaçlı mantıksız bir senaryo.
    Aynı tarihlerde Atatürk tarafından Kudüse askeri müdahele yapılarak Filistinli müslümanların zulümden kurtarılacağı yazılmış. Mademki oraları kurtarılacaktı 1917de neden elimizden çıktı.Üstelik o Filistin bölgesi sabetayist kökenli Osmanlı kumandanlarının ihanetleri sebebiyle Suriye ve Lübnanla birlikte elimizden çıkmış. Kudüsle birlikte Filistin İngilizlerin elinde. İngiltere o dönemde yarım dünya. Yani dünyanın en güçlü devleti. Hele o dönemlerde Atatürk Türkiyesi için İngiltereyi yenmek diye birşey sözkonusu bile olamaz. Çünkü mali ve askeri durumumuz buna müsait değil.
    Türkiyenin savaşlar tarihi 12 eylül 1922 de Kurtuluş savaşının bitmesiyle sona ermiştir. Şuraya müdahele burayı fetih diye bir şey yoktur artık. Mustafa Kemal Paşa kendisi 1923 te açıklamıştır Türklerin cihangirlik dönemi artık sona erdi diye.Artık Birleşmiş Milletler diye bir kurum var. Bir yere askeri müdahele yaptığımız anda başka ülkelerde bize askeri müdahele yapar büyük zararlara uğrarız. Üstelik o yıllar eski düşmanlarımıza savaş tazminatları ödediğimiz ekonomik durumumuzun çok kötü olduğu zamanlardır. Henüz 1918 de <birinci Dünya Savaşından çıkmışız. 1919-1922 döneminde yada 1923 te dünyaya gelen yeni nesil var 1937-38 döneminde böyle bir savaşa girmek Birinci <dünya savaşının sonrasında dünyaya gelmiş olan yeni nesli kahramanlık hevesiyle kırdırmak Türkiyeye zarar vermek olurdu. Böyle geniş çaplı bir hareketin sonucuda hüsranla biterdi. Kaldıki ben 1930 lu yılların gazetelerini inceleme fırsatını buldum. Hiçbir gazetede böyle şeylerden bahsedilmiyor. Bunlar hep geçmişin avuntusu olarak sonradan uydurulmuş gerçekleşmesi imkansız hayali şeylerdir.
    Kısacası bunlar boş senaryolar birilerinden aferin almak üzere Atatürkü abartma amaçlı olarak yazılmış gerçekçi olmayan tarihlerdir.

  65. yorum said

    Dokunulmaz ondan hiç kimse hesap soramaz denen Mustafa Kemal Atatürk bile yargılanmış. Yaklaşık 1905 te Sultan 2. Abdülhamite suikast girişiminden dolayı daha evvel gözaltına alınıp işkence gördüğünü kısa bir süre için tutuklu kalıp sonrasında Şama sürgüne gönderildiğinden daha önceden bahsetmiştik. Ancak bu seferki bahse konu yargılama olayı Cumhuriyetin ilan edilmesinin yaklaşık 6-7 ay öncesinde 1923 te gerçekleşiyor. Yenişafak gazetesinde yazdığına göre
    Kılıç Ali, Atatürk’ün İstiklal Mahkemeleri’nin başına atayacak kadar kendisine yakın bulduğu bir isim.
    Trabzon Milletvekili Ali Şükrü’nün öldürülmesinde, Mustafa Kemal Paşanın parmağının olduğu iddialarının gündeme geldiğini belirtiyor ve “İstinaf Mahkemesi Savcısı Ankaralı İbrahim bey ile Ankara Polis Müdürü Çerkez Neşet bey Köşk’e giderek bu konuda Gazi’nin de ifadesini almışlardı” diye aktarıyor.
    Gazi dediği sonradan Cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk.
    Ali Şükrü cinayetinden dolayı Atatürk’ün bile ifadesi alınmış. Yani yargılanmış.

  66. yorum said

    Bu arada Mustafa Kemal Atatürkü aşk tuzağı kurarak öldürdüğü iddaa edilen 1936 yılı Macaristan Güzellik kraliçesi Zsa Zsa Gabor 1937 den 1941 e kadar Türkiyede matbuat umum müdürü Burhan Belge ile evli olarak yaşıyor. Sonrasında ABD ye gidiyor. 5 şubat 1917 doğumlu ve halen sağ. Kendisine ulaşılıp sorulabilir Atatürke suikast yapıp yapmadığı. Nede olsa ölüm döşeğinde yatalak bir durumda olan bir kadın hiç kimseden korkmaz ve gerçek neyse onu açıklar.

  67. yorum said

    Araştırmacı Tarihçi Yazar Cezmi Yurtsever, 2006 da yayınladığı bir yazısında Mustafa Kemal Atatürk’ün, İngiliz istihbarat birimlerince kurulan aşk tuzağı sonucu ünlü film yıldızı Zsa Zsa Gabor tarafından öldürüldüğünü iddia etti
    Atatürk’ü Film Yildizi Zsa Zsa Gabor Mu öldürdü
    Yurtsever, dünya tarihinin yeniden yazılmasını tartışmaya açtığı “Şifre” isimli kitabında, Atatürk ile dünya güzellik kraliçesi ve ünlü film yıldızı Zsa Zsa Gabor arasında yaşanan aşk ilişkisine yer verdi
    Dünya tarihi üzerinde yaptığı araştırmalar sırasında tesadüfen bir ayrıntının izini sürerek, Atatürk’ün, güzelliğiyle ünlü Zsa Zsa Gabor ile yaşadığı aşkı ortaya çıkardığını söyledi İngilizler’in, Atatürk’ün 1937 yılında Kerkük, Filistin ve Antakya’ya düzenleyeceği askeri harekat ve savaşı önlemek için Gabor’u Atatürk’ün yanına gönderdiğini ileri süren Yurtsever, Gabor’un, Atatürk’ü kurduğu aşk tuzağıyla öldürdüğünü öne sürdü
    Atatürk’ün normal bir şekilde ölmediğini savunan Cezmi Yurtsever, “‘Şifre’ kitabının yazım çalışmaları esnasında İngiliz istihbaratının önde gelen casuslarından Gertrude Bell ve Lawrence ile ilgili gizli dosyaları araştırırken 1937 yılında zamanın Matbuat Umum Müdürü Burhan Belge’nin beraberinde Türkiye’ye getirilen Macaristan yurttaşı dünya güzellik kraliçesi Zsa Zsa Gabor’un, Atatürk ile tanıştırıldığı ve kısa zamanda bu ilişkilerin aşka dönüştüğü hakkında bilgilere ulaştım
    Gabor’un, gazeteci Wendy Leigh’e yaptığı itiraflarda ilişkinin 6 ay kadar sürdüğü, Atatürk’ün hastalanması üzerine ilişkinin sona erdiği hakkında bilgilere yer veriliyor 1937 yılında Atatürk, Ortadoğu’da yaşanan sorunlara doğrudan ilgi gösteriyordu Kuzey Irak’ta yaşayan Türkmenler’in haklarını korumak için Kerkük’e, Filistin sorunundan dolayı da Müslümanlar’ın ezilmemesi için Kudüs’e, güney sınırlarımızdaki Fransız manda yönetiminde bulunan Antakya’ya askeri müdahale ve savaş hazırlıklarını planlıyordu Atatürk’ün muhtemel savaş hazırlıklarını öğrenmek için İngiliz istihbaratı, Gabor’un aşkını yakından izlemeye aldı Atatürk’ün bu ilişki süreci sonrası hastalanması, kalenin içten yıkılması anlamınada geliyordu Atatürk’e karşı İngiliz istihbaratının hazırladığı aşk tuzağı sonuçlarını verdi
    Atatürk, 1938 yılı mart ayı içinde vücut fonksiyonları çökertilmiş ölümcül bir hastaydı Kısa sürede ise Atatürk’ün ölüm yolculuğu başladı” dedi
    Gelişmelerin en ilgincinin, Atatürk’ün Gabor ile aşk bağlantısının, İngiliz istihbaratının internete de yansıyan hususi özellikler raporlarında da açıklanması olduğunu belirten Yurtsever, “Gabor, Atatürk ile olan beraberliğinden sonra, kız kardeşini İngiliz İstihbarat Sorumlusu, Dışişleri Bakanlığı Görevlisi Eric Drimmer ile evlendirdi Kendisi de ABD’ye yerleşerek dünyaca ünlü bir film artisti oldu 90 yaşına merdiven dayayan Zsa Zsa Gabor’un, Atatürk ile ilgili hatıralarına yansıyan belgelere ve açıklamalara dikkat edilmelidir” diye konuştu
    Araştırmalarının gerçekleri yansıttığını savunan Yurtsever, “Atatürk’ün ölümüyle ilgili belgelerin yetkililer tarafından açıklanması gerekiyor” diye konuştu
    Araştırmacı Tarihçi Yazar Cezmi Yurtsever, Mustafa Kemal Atatürk’ün, İngiliz istihbarat birimlerince kurulan aşk tuzağı sonucu ünlü film yıldızı Zsa Zsa Gabor tarafından öldürüldüğünü iddia etti
    Atatürk’ü Film Yildizi Zsa Zsa Gabor Mu öldürdü
    Yurtsever, dünya tarihinin yeniden yazılmasını tartışmaya açtığı “Şifre” isimli kitabında, Atatürk ile dünya güzellik kraliçesi ve ünlü film yıldızı Zsa Zsa Gabor arasında yaşanan aşk ilişkisine yer verdi
    Dünya tarihi üzerinde yaptığı araştırmalar sırasında tesadüfen bir ayrıntının izini sürerek, Atatürk’ün, güzelliğiyle ünlü Zsa Zsa Gabor ile yaşadığı aşkı ortaya çıkardığını söyledi İngilizler’in, Atatürk’ün 1937 yılında Kerkük, Filistin ve Antakya’ya düzenleyeceği askeri harekat ve savaşı önlemek için Gabor’u Atatürk’ün yanına gönderdiğini ileri süren Yurtsever, Gabor’un, Atatürk’ü kurduğu aşk tuzağıyla öldürdüğünü öne sürdü
    Atatürk’ün normal bir şekilde ölmediğini savunan Cezmi Yurtsever, “‘Şifre’ kitabının yazım çalışmaları esnasında İngiliz istihbaratının önde gelen casuslarından Gertrude Bell ve Lawrence ile ilgili gizli dosyaları araştırırken 1937 yılında zamanın Matbuat Umum Müdürü Burhan Belge’nin beraberinde Türkiye’ye getirilen Macaristan yurttaşı dünya güzellik kraliçesi Zsa Zsa Gabor’un, Atatürk ile tanıştırıldığı ve kısa zamanda bu ilişkilerin aşka dönüştüğü hakkında bilgilere ulaştım
    Gabor’un, gazeteci Wendy Leigh’e yaptığı itiraflarda ilişkinin 6 ay kadar sürdüğü, Atatürk’ün hastalanması üzerine ilişkinin sona erdiği hakkında bilgilere yer veriliyor 1937 yılında Atatürk, Ortadoğu’da yaşanan sorunlara doğrudan ilgi gösteriyordu Kuzey Irak’ta yaşayan Türkmenler’in haklarını korumak için Kerkük’e, Filistin sorunundan dolayı da Müslümanlar’ın ezilmemesi için Kudüs’e, güney sınırlarımızdaki Fransız manda yönetiminde bulunan Antakya’ya askeri müdahale ve savaş hazırlıklarını planlıyordu Atatürk’ün muhtemel savaş hazırlıklarını öğrenmek için İngiliz istihbaratı, Gabor’un aşkını yakından izlemeye aldı Atatürk’ün bu ilişki süreci sonrası hastalanması, kalenin içten yıkılması anl—– da geliyordu Atatürk’e karşı İngiliz istihbaratının hazırladığı aşk tuzağı sonuçlarını verdi
    Atatürk, 1938 yılı mart ayı içinde vücut fonksiyonları çökertilmiş ölümcül bir hastaydı Kısa sürede ise Atatürk’ün ölüm yolculuğu başladı” dedi
    Gelişmelerin en ilgincinin, Atatürk’ün Gabor ile aşk bağlantısının, İngiliz istihbaratının internete de yansıyan hususi özellikler raporlarında da açıklanması olduğunu belirten Yurtsever, “Gabor, Atatürk ile olan beraberliğinden sonra, kız kardeşini İngiliz İstihbarat Sorumlusu, Dışişleri Bakanlığı Görevlisi Eric Drimmer ile evlendirdi Kendisi de ABD’ye yerleşerek dünyaca ünlü bir film artisti oldu 90 yaşına merdiven dayayan Zsa Zsa Gabor’un, Atatürk ile ilgili hatıralarına yansıyan belgelere ve açıklamalara dikkat edilmelidir” diye konuştu
    Araştırmalarının gerçekleri yansıttığını savunan Yurtsever, “Atatürk’ün ölümüyle ilgili belgelerin yetkililer tarafından açıklanması gerekiyor” diye konuştu
    ——
    Cezmi Yurtseverin iddaası böyle. Kimiside diyorki Atatürkü masonlar öldürdü. Bunlar hep komplo teorileridir. Ejnebi olupta Atatürke düşman olan birtek ulus ve millet yoktu. Fransızlar Atatürk için dünyada düşmanı olmayan tek adam diyorlardı. Atatürkün şahsi hayatında kadınlarla olan ilişkisinden sebep hastalandığını bu sebeple mikrobik karaciğer sirozuna yakalandığını Fransız doktorlarıda açıklamıştı. Ancak bu normal süreç ile gelişen bir durumdu. Karaciğer sirozu olmasında alkolünde etkisi vardı. Ata 58 yıl yaşadı. Ancak o dönemde Türkiyede insan ömrü 50 ile 53 yıl civarındaydı. 1979 Hürriyet gazetesi yıllığına göre Türkiyede insan ömrü 54.4 yıl olarak gösteriliyor. Ancak şimdilerde ülkemizde ömür ortalaması 74 yıl. Yani 2 ay sonra Atatürk öleli bir ömür oldu diyebiliriz.
    Atatürk o dönemin şartlarına göre normalden yüzde 10 oranında fazla yaşamış, ömrünü tamamlayarak eceliyle ölmüştür denebilir. Kaldıki Zsa Zsa Gabor Atatürke yarı ilah diyen biri hal böyle iken onu neden öldürsün. İngilizler Cumhuriyet döneminde Atatürk ile gayet dost hal böyle iken onlar neden öldürtsün. Ortada geçerli bir sebep yokken.

  68. ismail said

    Mustafa Kemal Atatürk döneminde bazı camilerin ahır ve samanlığa dönüştürüldüğüne dair tarihçi Mustafa Armağanın meşhur Kemalist Yılmaz Özdil ile çekiştiği bir video bulunuyor. Yani 1925-38 döneminde bazı camilerin harabeye döndüğü yetmiyormuş gibi bazılarıda ahır ve samanlığa dönüştürülmüş. 24 kasım 1934 tede İstanbuldaki Ayasofya Camisi sırf batılı Hıristiyan ülkeler istedi diye ibadete kapatılarak müzeye çevrilmişti. Kimine göre müzeye çevirme kararnamesine Mustafa Kemal Paşa imzasını koymadı. Bu sebeplede imzası taklit edilerek kararname çıkarıldı. Bizce Mustafa Kemal belki isteksizde olsa bu kararnameye imzasını koydu. Kararname böylelikle çıkarıldı.

    Fatih’le Çağdaş Hesaplaşma

    Her delikanlının senin yaşında,
    Kavak yelleri eserken başında;
    Ta.. bilmem nereden şu kadar yolu
    Gelip, almak var mıydı İstanbul’u?
    Bunca zahmet, bunca şehit, bunca kan…
    Neden yaptın bunu Sultan Mehmed Han?
    Hatanı silmedi hala asırlar,
    Hele işlediğin öbür kusurlar…
    Ayasofya’yı camiye çevirdin;
    Bilmiş ol ki büyük bir çam devirdin..
    Minareler diktin dört bir yanına
    Kubbedeki Haç’ın kıydın canına…
    Korkudan sustular güzelim çanlar,
    Sultanım! İrtica değil mi bunlar ?
    Balkanlarda gürledin, çaktın Mora’da,
    Ne işiniz vardı beyim orada?
    Yaptığın bu yanlış yüzünden
    Bütün Avrupa’nın düştük gözünden.
    Bulgarın elini sıkmaz olduk,
    Yunan’ın yüzüne bakmaz olduk…
    Neyse ki çağımız füze çağıdır,
    Ayasofyanın da müze çağıdır.
    Şol dört minare, dört dikili taş.
    Gibi sessiz kılıp eyledik çağdaş…
    Eğer uğramazsak kem bir nazara
    Belki korlar bizi Ortak Pazara…
    Niyazi Yıldırım Gencosmanoğlu

  69. ismail said

    İsmail Enver paşa malum Osmanlı devletini Birinci Dünya savaşına sokan generaldir. Sabatayist bir yapılanma olan İttihat ve Terakki cemiyetinin en önde gelen isimlerindendir. (M. Kemalde başlarda hatta Balkan savaşları sırasında ittihat ve terakkici idi) 1914 yılında 1. Cihan Harbi başlar başlamaz Almanlar kendilerine müttefikler aramaktadır. Enver Paşa maceracı birisidir. Devleti savaşa sokmak istemektedir. İngiltereyle müttefik olmak çabasına girer. Ancak İngilterenin Osmanlı devletinin petrol bölgeleri üzerinde emelleri vardır. Onlar kendi kafalarında Arap bölgelerinde paylaşmışlardır bile. Bu sebeple Osmanlı temsilcilerine yüz vermeyip elleri boş geri gönderirler.
    Karadenizin kuzeyinde Rusyanın Osmanlı devletine ait bogazlar bölgesinde, hatta Marmara bölgesinde yüzyıllardır süren emelleri vardır. Osmanlı Rus saldırısının korjusu içindedir. Rus hücumu kesin gibidir. Mecburen Enver Paşada Almanyaya yanaşır. Almanya birazda kendi selameti için Osmanlının müttefikliğini kabul eder. İki devlet arasında gizli anlaşma sağlanır.Kimine göre Enver paşa devleti Rus tehdidinden korumak adına Almanlardan 5 milyon altın ve silah alır. Almanyanın İngiliz donanmasının önünden kaçan iki gemisi Çanakkale boğazından geçirilip İstanbula demirler. Devlet bu gemileri satın aldık der. Ancak müttefik güçlerde savaşmaksızın Çanakkale boğazını ablukaya alır. Birkaç ay öyle kalır. Almanlar Osmanlıyı savaş için sıkıştırırlar. Ruslardanda İstanbula saldırma tehditleri vardır. Karadenize çıkan Alman gemileri 29 ekim 1914te Rus Limanlarını bombardıman edip İstanbula Karadenizden gelecek olan Rus saldırısını bertaraf ederler. Rus ordusu Kafkaslardan saldırır. Çetin kış şartlarında onbinlerce (55000 ile 101000 arası rakamlar verilir) şehit verilir. Rusların kaybıda aynıdır. Ancak İngiltere ve Fransa ile sömürge güçleride Çanakkaleden saldırıya geçmişlerdir. Arabistanda Yemende, Irakta Filistinde, Galiçyada neredeyse bütün dünyayla yapılan savaşlar sonucunda aynı zamanda ordu içindeki bazı dönme generallerden ihanet üstüne ihanet gören Osmanlı Çanakkaleden kalan bütün cephelerde yenilir. Ruslar bolşevik ihtilali sebebiyle kendi içlerinden çöküklerinden doğu karadeniz ve doğu anadolunun büyük bölümü kendiliğinden kurtulur. Ne varki Filistindeki kimi dönme subayların ihaneti Osmanlıyı çökertir. Ülke işgal edilir. Enver Paşa, Talat ve Cemal paşalarla birlikte kasım 1918 de yurt dışına kaçarlar. Enver paşanın 1920lerin başlarında Batumdan Anadoluya girme çabası ülkeyi kurtarma rolü verilen Mustafa Kemal Paşa tarafından kabul görmez geri çevrilir. Çünkü Enver Paşa Balkanlar, Çanakkale ve Cenindeki durumları bildiği için padişah Vahidettine Mustafa Kemale güvenme onu Anadoluyu kurtarmak üzere görevlendirme demiştir.(ancak işler İngilizlerin kontrolündedir ve sadece onun Anadoluya gitmesine izin verilir) Mustafa Kemal Paşa muhtemeldirki Enver paşanın padişaha kendisi hakkında söylediklerini bilir. Onu Anadoluya sokmaz. Oda Orta Asyadaki Türklere bağımsızlık kazandırmak üzere ta oralara gider. 4 ağustos 1922 de Rus ordusunun makineli tüfeğine karşı yalın kılıç saldırıdayken kurşun yağmuruna tutularak öldürülür. (Kimilerine göre Mustafa Kemal Paşa onu Anadoluya sokmayarak paşanın ölüme giden yolunu açmıştır) Enver Paşa hain değilsede yapılan savaşlarda Çanakkale hariç hiçbir cephede tam başarı kazanamadığı için kahramanda sayılmaz. Çanakkale zaferinide dönme subaylar sonradan Mustafa Kemale mal ederler.
    İsmail Enver paşa 1. Dünya savaşında Almanlardan para ve silah yardımı aldığı için devleti Almanyanın paralı savaşçısı yani taşeronu durumuna düşürmüş olsada dünyayla kahramanca savaşarak o dönemin imkansızlıkları sebebiyle yenilmiş olan bir komutandır. Birileri gibi kendisine küçücük bir devletcik ayarlayıp İngiltere ve Osmanlının yardımlarıyla o devleti yenerek kendini bütün dünyayı yenip dize getirmiş gibi gösteren yapmacık bir kahraman değildir. Ona böyle bir imkan tanınmamıştır. Bu sebeple her tarafta heykelleri dikilememiş kazanamadığı savaşların bile bir numaralı kahramanı yapılamamıştır.

  70. ismail said

    Elmalılı Hamdi Yazıra Kuranı kerimi Mustafa Kemal Paşa değil 1. Meclis türkçe olarak tercüme ettirmiş. (O dahi tam tercümesini yapamamışdır ya neyse). Herhalde Mustafa Kemal Paşanın bu işe engel olmamasından sebeptirki sonradan kemalistler tarafından Kuranı Kerimi Mustafa Kemal Paşanın tercüme ettirdiği manası çıkarılmış birde tefsir için cebinden para verdiği yalanı uydurulmuştur.
    Kuranı Kerimin Türkçe tercüme yapılması işi ilk önce İstiklal Marşının ünlü şairi Mehmet Akif Ersoya verilmiş. Bu tercümeyi yapan Ersoy ya bir yerde yanlış tercüme yaptıysam vebali ne olur korkusuyla yada ileride zorla Türkçe ibadete geçileceğini duyduğundan (1924 te ölen Türkçü Kürt Ziya Gökalpin şiirinde var) kendi yaptığı tercümeyi teslim etmeyip iptal etmişti. Aldığı parayıda geriye iade etmişti. Ersoy bu sebeple birileri tarafından müthiş şekilde dışlanmış idamların çokca yaşandığı bir dönem olan 1926 da Mısıra göç etmek zorunda kalmış 10 sene orada yaşayıp ölümüne yakın İstanbula geri dönmüştü.
    Birde o dönemlerde Fransızcadan Türkçeye tercüme edilen bir kuran varki tercümede pekçok yanlışlar tesbit edilmiştir.

  71. yorum said

    Riza Nurun anılarından
    şimdi sersemler Türkleri Fransızlar gibi medeni yapalım diye dans ve emsali rezalet ve felaketleri aldılar. Mason kemal müslüman kadınları kafirlere peşkeş çeken biriydi.
    Muhtelif mektep namıyla kız ve erkeklerden mürekkep orta mektepler yapıldı. Kız ve erkek liseleri talebeleri birbirlerinin kucağına verilip dans ettirildi. Her yerde dans salonları açıldı.
    Valiler hükümet konaklarında danslar balolar tertip ettiler. İçip körkütük olup cebren balolarda türlü namussuzluklar rezaletler oldu.
    Fuhuş ayıp olmaktan kurtarıldı. Evcialasını buldu. Hergün bir bayram bir donanma yapıldı. Çankaya bir meyhane ve kerhane halini aldı. İsraf ve sefahat dehşetlendi. Bütçe arttırıldı. Açığı kapatmak için yeni vergiler kondu. Mustafa Kemal başta vekiller mebuslar ve memurlar içki fuhuş eylence ve kumara daldı. (3. cilt sayfa 506)
    Yenilik ve medeniyet diye öyle delilikler yaptılarki aklı başında biri olsaydı bunları derhal tımarhaneye tıkardı. Bunlar yenilik diye atalara ve onların medeni ve sınayi eserlerine hor baktılar. Hakaret yağdırdılar. Milli ananelerimizi ayaklar altında çiğnediler. Adetlerimizden iğrendiler. Hemde şurası pek fecidirki Avrupanın iyi şeylerini bırakıp en kötü şeylerini aldılar. Kendilerindende birçok çocukca ve gülünç şeyler icad edip bunlara kattılar.
    Fazilet, ahlak ve namus gibi mefhumları boş şeyler sayıp hayvan derecesine indiler. Mustafa Kemal elan şunları yapmaya savaşıyor. Kimsede namus ahlak ve iffet mefhumu kalmasın. Bütün kadınları fahişe ve erkekleri p……k yapmak. Kasdi olarak buna çalışıyor. Milleti dinsiz yapmak Avrupalı yapmak heykelleri ve emsali ile kendisini ebedi kılmak. Türk tarihini kendinden başlatmak. Muhlelit mektepler açarak daha çocukluktan kızları fuhuşa alıştırmak. Devleti askerce idare etmek. Kendisini dahi ve fevkal beşer tanıtmak.
    Bu adam birçok yanlış yollara girmiştir. Gördüğü ve yaptığı şeyler sathi şeylerdir. Gayet cahil olduğunu göstermiştir. Süslerle ve yaldızlarla uğraşıyor… Yaptığı inkılabın sade hakiki bir adı vardır. Oda elbise dolabı inkılabı. (Rıza Nur Hayatım ve Hatıralarım 3.cilt sayfa 397)
    Güzellik yarışmaları Mustafa Kemalin emriyle onun kurdurduğu Cumhuriyet gazetesi tarafından ilk defa 1929 da düzenlendi. 1932 de skandal bir şekilde batı temsilcileri tarafından Türklük ve islamiyeti aşağılayan bir konuşma yapılarak Türk kızı Keriman Halis oylama bile yapılmaksızın kasten dünya güzeli seçildi.
    Mustafa Kemal arapçayı kargacık burgacık diyerek kasım 1928 de kaldırdı. Bunda amaç halk ile dini eserlerin bağlantısını kesmekti. Birde 1909 ile 1929 yılları arasında yaşanan feci olayların gelecek nesiller tarafından öğrenilmesini engellemek amaçlanıyordu. Harf ilerlemeye engelse alfabeleri çok daha kargacık burgacık olan Çin ve Japonlar ile Koreliler bu duruma rağmen nasıl gelişti?

  72. yorum said

    Mustafa Kemalin 1930 lardaki maaşı 13000 lira imiş. Bu para şimdiki Cumhurbaşkanının aldığı maaşın onlarca misli imiş.
    1914 te ülkede 1 üniversite 7 fakülte varmış. 1938 de bir üniversite 8 fakülte varmış.
    23 nisan Çocuk bayramı bize Mustafa Kemalin armağanı değilmiş. İlk kez 1921 de kutlanmış. Çocuk Esirgeme kurumunun bir etkinliği olarak başlamış.
    Ya istiklal ya ölüm Mustafa Kemalin değil 1829-1859 döneminde Kafkaslarda Ruslara karşı mücadele veren Şeyh Şamilin sözüymüş.
    9 eylül 1922 de İzmiri kaçan Yunan askerleri değil şehirdeki Rumların buraları terketmesi için Kemalist kuvvetlerden Sakallı Nurettin Paşanın askerleri yakmış.
    Mustafa Kemal Fransızlarla Doğu Anadoluyu onlara verme konusunda görüşmeler yapıyormuş İngilizler işe Fransızlar aleyhinde müdahele edince Doğu Anadolu Türkiyeye kalmış.
    Şubat 1925te TBMMde milletvekili Deli Halit Paşa Kemalist bir cinayete kurban gitmiş. Paşa Kemalistlerin bütün yolsuzluklarını mecliste dillendirirmiş. Bu sebeple düşmanı çokmuş. Kel Ali olarak bilinen Ali Çetinkayanın çıkardığı bir kavga sonucunda silahlar çekilince vurularak öldürülmüş.
    Tayyar Cafer Eğilmez paşa anılarında Mustafa Kemalin babası için bir Sırp annesi içinde Çingene kadını dermiş.
    Kaynak Resmi Tarih yalanları Mustafa Kemal gerçekleri.

  73. Genel yorum said

    Harbiyeden yeni mezun olduğu yıllarda galiba 1905 te Mustafa Kemal Sultan 2. Abdülhamite suikasr düzenlemiş. Bu sebeple işkence görüyor ama idam edilemiyor, tutuklanamıyor. Sadece Şama sürgün gönderilebiliyor. Buda Sabetay Sevinin soyundan geldiği için sabetaycılardan başka başta İngiltere olmak üzere batı avrupa devletlerinin hatırı sayılır yöneticilerince onlarla işbirliği içinde olması şartıyla kollandığını gösterir.
    1909 da Selanikten İstanbula gelen hareket ordusunun kurmay başkanı Mustafa Kemal padişah 2. Abdülhamiti tahttan indiriyorlar. yerine Mehmet Reşat geçiyor. Mustafa Kemalden hesap sorabilen kimse yok.
    Daha o yıllarda Mustafa Kemal Balkanların boşaltılıp Türklerin esas vatanlarına geçmesi gerektiğinden bahsedip arkadaşlarına Osmanlı kalkacak sen sen sen şu şu şu görevlere geleceksiniz deyip arkadaşlarına anlatıyor. Peki sen ne olacaksınız diyene Ben ülkenin başı olacağım diyor.
    1911 de Trablusgarp cephesindeyken kendisinin artık devlet sahibi olacağı bilindiğinden şeyhin biri Türklerin başına geçtiğinde halifeliğe dokunmayacağına dair Kurana el bas diyor.
    Mustafa Kemal ‘Bu kitabın dışında halifeye dokunmayacağım deyip Kurana el basmış’ 1924 te halifelik kalkıp halife yurt dışına kovuldu. Bu cephede iken kendisine Türkleri 15 sene hükümdar gibi yöneteceği falcı kılığındaki bir kimse tarafından söylenmiş.
    1913 te Balkanlarda Bulgarlara yenilgisinden ötürü kınanamıyor, hesap sorulamıyor.
    1918 de Cenindeki Osmanlıyı çökerten yenilgiden dolayı kınanamıyor hesap sorulamıyor.
    1919 da İstanbul işgal altında iken Kurtuluş savaşını başlatmak üzere Anadoluya sadece Mustafa Kemalin gönderilmesine izin veriliyor. Anlaşılan oki Küçük Yunanistanla mücadele bahanesiyle İngiltere ve ABD başta olmak üzere büyük İşgalciler 1919-23 döneminde Osmanlının geriye kalan topraklarını altın bir tepsi içerisinde kendisine sunuyorlar. Sonra gelsin batı tarzı devrimler.

  74. İsmail said

    Bir doktor, bir kız birde oğlan 3 kişi İstanbulda bir takside Fransız muharrire ‘Biz artık dinsiz bir millet olduk.’ derler. Fransız muharrir ‘Hiç dinsiz millet olurmu?’ diye sorunca. Bizim artık yeni dinimiz var. derler. Adıda Kemalizmmiş. Sonra Beyoğlundaki Atatürk heykelini gösterip İşte Allahımız demişler. Bu haber 16 aralık 1928de Fransada gazetelerde yayınlanmış.
    Refik Ahmet Sevengil 15 ağustos 1929 tarihli Uyanış gazetesinde ‘Allahı sultanla birlikte tahtından indirdik. Bizim mabetlerimiz fabrikalardır.’ demiş.
    —–
    Tevhidi tedrisat kanunuyla medreseler kaldırıldıktan sonra hükümet birde şapka kanununu getirince Kasım 1925 te bu kanuna gösteren halk Erzurumda yürüyüş yapmış. Bu sebeple 3 kişi idam edilmiş, 2 kişi sürgün cezası almış. 114 kişide tutuklanmış.
    Devrimlerin çok sert şekilde tatbik edildiğini söyleyenlere Mustafa Kemal Paşa cevaben
    Kanla yapılan inkılaplar daha muhkem olur. Kansız ebedileştirilemez dermiş.
    Birgün Mustafa Kemal Paşanında olduğu bir sırada Dolmabahçe sarayında saz takımlı okunan Kuranı kerimin bir ayetinin yanlış tercüme edildiğini hocalar farketmiş. Durumu paşaya söylemişler.

    1980lerin başında Kuranda 19 mucizesi uydurulmuştu. Bu mucizeyi uyduran Tunuslu sahte peygamber Reşat Halife idi. Kuranı bozma amaçlı bu uyduruk şeyi Kemalistler hemen sahiplenip Atatürkede 19 mucizesi uydurdular, Kuranda 19 mucizesi olmadığı gibi Atatürkün hayatındada 19 a uymayan pekçok rakam vardır. Atatürkü çok dindar göstermek isteyen Atatürkçüler neden genelde camilerden uzak durur ve neden her yere adı konan Atatürkün camilerde adı yok onu söylemezler.
    —-
    Atatürkün sayesinde memlekette heykelcilik diye bir sanat doğmuş. Tuzladaki bir fabrikada 1980 den 90 a kadar 2000 den fazla Atatürk heykeli yapılmış.

    Atatürk eylenceyi severmiş. Birgün sanatçı bir kadına 15000 liralık çek kesmiş. Reşit Saffet bey Paşaya ‘O para size babanızdanmı kaldı?’ deyince huzurdan kovulmuş.

  75. İsmail said

    Tek parti döneminin ünlü Kemalistlerinden Osman Nuri Çermen Kuranı ve namazı değiştirmek için çok mücadeleler vermiş fakat bunda başarılı olamamıştır. Çermene göre
    Halkın kendisinin veya ibadetlerde okuması ve camilerde imamınn namazlarda okuması için Enam şeklinde bir Kuran özeti Kemalist bilginler tarafından düzenlenecek.
    Medeni kanunumuzla hükümden kaldırılmış bulunan Muamelat (şeriat) ayetleri kaldırılacak.
    İnsan haklarıyla bağdaşmayan fikirler Türk Ceza kanununa aykırı ceza hükümleride bu yeni Kuran özetine konmayacak.
    Bunların yerine halkın bilmesi gereken ve şeriat yerine TBM Meclisince kabul edilen medeni kanun ve Türk Ceza kanununun mühim maddeleri bu yeni Kuranda yer alacak.
    Meali Kuranda olmayan ve fakat savaş vatan millet ahlak ve medeniyet için herkesce bilinmesi gereken Atatürkün demeçlerinden pasajlar ve vecizeler bu yeni Kurana ilave edilecek.
    Bu yeni Kuran özetinde ahiret fikri adalet, cennet fikri bu dünyadaki huzur ve saadet, cehennem ise vicdan azabı ve ruhi huzursuzluk olarak tasfir edilecek.
    Bu yeni Kuran dil kurumunca öz Türkçe basılıp din adamlarına bütün öğretmenlere parasız dağıtılacaktır. İbadet vesairede daima okunacak parçalar bu özet Kurandan seçilecek. Dini ilmi etüd yapacaklar için esas Kuran serbesttir. (Halka yasak?)
    Farz sünnet vacip olsun her namaz rekatı camide imamla beraber kılınacak ve yeni Kurandaki ayetler cebren sözlü ve makamlı olarak imam tarafından okunacak.
    Namaz rekatları sekizi geçmeyecek. Ruku secde ve oturuşta okunacak dualar yeni Kurandan seçilecek. Bu hüküm teravih namazları ile resmi tatil gününde saat 9 da kılınacak cuma namazlarındada caiz.

  76. ismail said

    Cumhuriyetin ilk yıllarında, devletin dine bakış tarzını öğrenebilmek için, önce, okullarda çocuklarımıza okutulan tarih kitaplarına, sosyoloji kitaplarına bakmak lâzım. İstanbul’da 1931 yılında, Devlet Matbaası’nda bastırılan Orta Zamanlar Tarihi’nde İslâmiyet ve Hz. Peygamber (s.a.s.) aleyhinde yazılanlar, en koyu münkirleri bile utandıracak seviyesizliktedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında, devletin resmî ideolojisinde İslâmiyet’in yeri yoktur. Çünkü “İslâm birtakım zevâta göre eskimiştir!”, “Hz. Muhammed (s.a.s.) nihayet bir çöl bedevîsidir”, “İslâmiyet’in yerine yeni bir din koymak lâzımdır ki, o da Kemalizmdir.”
    Nitekim Edirne milletvekili Şeref Aykut’a göre Kemalizm dininin altı esası, altı oktan ibaretti: Yani “Kemalizm dini, cumhuriyetçilik, milliyetçilik, inkılâpçılık, devletçilik, laiklik ve halkçılık prensiplerine dayanmalıydı.” Kemalizmin, yeni bir din olarak yayılmasında Şeref Aykut yalnız değildi. İyi ama bu dinin peygamberi kim olmalıydı? Bu sorunun cevabını Behçet Kemal Çağlar verdi: Mustafa Kemal Atatürk! Behçet Kemal, Süleyman Çelebi’nin meşhur Mevlid’ini Atatürk’e uydurmakta ve çıktığı Anadolu il ve ilçelerinde, başına topladığı kalabalıklara Atatürk Mevlidi’ni okutmakta hiçbir sakınca görmedi:

    (…)
    Ger dilersiz bulasız oddan necât
    Mustafâ-yı bâ Kemâl’e essalât.
    Ol Zübeyde, Mustafâ’nın ânesi
    Ol sedeften doğdu ol dürdânesi!
    Gün gelip oldu Rızâ’dan hâmile
    Vakt erişti hafta ve eyyâm ile.
    Geçti böyle, nice ay nice sene
    Vakt erişti bin sekiz yüz seksene.
    Merhaba ey baş halâskâr merhaba
    Merhaba ey ulu serdâr merhaba!

    Edip Ayel, Atatürk’e: “Sen bizim yeni peygamberimizsin!” diye seslenmekte geciktiği için dövünmeye başladı. Behçet Kemal’i geride bırakacak bir atılım içinde olması gerekirdi. Bunu gerçekleştirebilmek için, Atatürk’e yeni dinî sıfatlarla secde etmesi lâzımdı. Edip Ayel, aruzun tumturaklı kalıplarıyla Türk edebiyatının en muhteşem dalkavukluk örneğini ortaya koydu:

    Cennetse bu yurt, sen onu buldundu harâbe
    Bir gün olacaktır anıtın Türklüğe Kâbe.
    Zindan kesilen ruhlara bir nur gibi doldun
    Türk ırkının, en son, ulu peygamberi oldun.
    Tutsak seni lâyık, yüce Tanrı’yla müsâvi
    Toprak olamaz kalp doğabilmişse semâvî
    Ölmez bize cennetlerin ufkundan inen ses
    İnsanlar ölür, Türklüğe Allah olan ölmez!

    Edip Ayel’in bu kükremesinden sonra bir tereddüt belirdi: Atatürk, yeni Kemalizm dininin Allah’ı mı olmalıydı; peygamberi mi? Cumhuriyet devri şairlerinin bir büyük bölümü, Atatürk’e kıyamadılar. Onun üstünde de, altında da hiçbir gücün, hiçbir varlığın bulunmasına tahammül edemediler. Bu bakımdan, Atatürk’e hem Allah, hem de peygamber diye seslenerek kendilerinden geçtiler. Behçet Kemal, Edip Ayel’den geri kalmak istemedi:

    Kaç yıldır Türkçe’ydi Tanrı’nın dili
    İnsana ne ilâh, ne de sevgili
    Ne de ana-baba aratıyordu
    Her an yaratıyor, yaratıyordu.

    Artık işaret verilmiş, yarış başlamıştı. İpi herkesten önce göğüslemeye çalışan atletler gibi, o devrin edipleri de “Allah”, “tanrı”, “ilâh”, “Kâbe”, “put” gibi kelimelerle Atatürk’e daha önce ulaşabilmenin cezbesine kapılmışlardı. Yüzlerce örnekten işte birkaçı: Halil Bedii Yönetken çığlıklar koparıyordu:

    Tanrı gibi görünüyor her yerde
    Topraklarda, denizlerde, göklerde
    Gönül tapar, kendisinden geçer de
    Hangi yana göz bakarsa: Atatürk.

    Kemalettin Kamu, kendisine milletvekilliği getiren şiirini kalabalıklara okumaya başladı: Çankaya;

    Burada erdi Mûsâ
    Burada uçtu İsa
    Bülbül burada varsa
    Hürriyet için öter.
    Ne örümcek, ne yosun
    Ne mûcize, ne füsun…
    Kâbe Arab’ın olsun
    Çankaya bize yeter.

    Sonra Faruk Nafiz Çamlıbel, sazını eline aldı:

    On milyon bel, iki kat olmuşken eğilmeden
    O’nda on beş milyonun boyu birden uzaldı.
    Tanrı, peygamber diye nedir, kimdir bilmeden
    Taptığımız ne varsa, hepsi ondan şekil aldı.

    1938 yılında, Faruk Nafiz, tanrısız kalmamak için, Atatürk’ü yüreğine bir put gibi oturttu:

    Yürüyor, kalbimizin durduğu bir yolda değil
    Kanlı bir göz yaşı nehrinde muazzam tabutun
    Ey ilâhın yüce dâvetlisi, göklerden eğil
    Göreceksin duruyor kalbimizin üstünde putun!

    Türk edebiyatında, tarihin hiçbir devresinde görülmeyen dalkavukluk ve putperestlik örnekleri, patlayan bir lağımın dehşet saçan kokusu ve manzarasıyla etrafa yayılmaya başlamıştı: Akbaba’cı Yusuf Ziya Ortaç da sesini yükseltti:

    Topladı avucunda yıldırımı, şimşeği
    Yoktan var ediyordu tanrı gibi her şeyi.

    Nurettin Artam, dinin bütün nurlarından koparak kula kul oldu:

    Koca bir güneşin akşam olmadan
    Dağların ardında sönüşü gibi
    Millete can veren, vatan yaratan
    Tanrının göklere dönüşü gibi.
    Her zaman ırkıma büyük Baş Atam
    Tanrılaş gönlümde, tanrılaş Atam!

    Ömer Bedrettin Uşaklı da, Atatürk tapıcılığından kurtulamadı:

    Bir güneş gibi yalnız
    Sensin ülkü tanrımız
    Ey Türlüğün bütünü.

    Vasfi Mahir Kocatürk de, kocaman yakıştırmalarla Kemalizm dininin müridleri arasında zikre başladı:

    Peygamber, tanrısına duymadı bu hasreti
    Vermedi bu kudreti tanrı, peygamberine.

    İlhami Bekir, alnımızın akına, katran karası elleriyle küfrün yobazlığını bulaştırmaya çalıştı:

    İlk adam, mavi gözlerle baktı toprağa
    Toprağın haritasını çizdi bayrağa
    Allah değil, o yazdı alın yazımızı.

    Bu ruhsuz, bu köksüz, bu tatsız örnekleri uzatmak istemiyorum. Yalnız, Cumhuriyetin o kuruluş yıllarında, zilli-düdüklü dalkavuklar zümresinden, üç önemli ismin ayrıldığını belirtmek istiyorum: Yahya Kemal, Necip Fazıl ve Nazım Hikmet! Nazım Hikmet, daha önce Marks’a ve Lenin’e kul köle olduğu için Atatürk’e secde etmedi. Hatta ona “Burjuva Mustafa Kemal” diye homurdanan şiirler yazdı. Yahya Kemal’le Necip Fazıl, İslâm’ın âmentüsüne bağlı kaldılar. Kemalizm dininin yeni öncüleri ise, imanın altı şartı olan İslâm âmentüsü karşısına, Kemalizm’in yeni âmentüsünü çıkardılar. Bazı devlet kuruluşlarında bastırıp dağıttıkları bu devrimci(!) âmentüyü yazarak ilân ettiler:
    Halk, “halkçı” Kemalistlerin bu dehşetli dalkavukluklarından nefret ediyordu.
    Yavuz Bülent Bakiler, İslâmiyat cilt 3, sayı 3, Temmuz-Eylül 2000

  77. ismail said

    Daha önce Turgut Özalın Atatürkü eleştirebildiğinden bahsetmiştik. 1988 e kadar 10 kasımlarda Atatürk ağlanarak anılırdı. Özal sadece anılmasını sağladı. Özal Atatürkü eleştirebildiği için dönmelerin elinde bulunan solcu bir basının bir yazarı tarafından Atatürk düşmanı gibi lanse edilmişti. Buna Özalın tepkisi sert olmuştu. Gazeteci Fehmi Koruya yaptığı açıklamada şöyle diyordu
    ‘Bir Atatürk filmi çekilmesi projesi vardı. Ama bu film nasıl çekilecekki Atatürkü etten kemikten yaratılmış bir insan gibi değil bir ilah gibi tanıtmak istiyorlar. Bu konuyu bir tabu haline getirip istismar ediyorlar. Bu tabuları insanların üzerinde bir tahakkun unsuru olarak kullanıyorlar.’
    Haziran 1988 de Özala Anap kongresinde Kartal Demirağ isimli biri silahlı saldırıda bulunuyor. Özal parmağından yaralanıyor. Sonra bu saldırının arkasında o gazetenin yönetiminden birinin adınında sehven geçtiğini ancak olayın üzerinin birileri tarafından kapatıldığını kardeşi Korkut Özal açıklamıştı. Sonraki yıllarda gazete el değiştirdi. Bilindiği gibi Turgut Özal nisan 1993 te beklenmedik bir zamanda aniden hayatını kaybetti.

  78. ismail said

    Rıza Nur hayatım ve hatıralarım isimli eserinde Gebze bölgesinde çetecilik yapan Arnavut
    Yahya Kaptan ile Topal Osman meselelerini şu şekilde karşılaştırıyor.
    İs t a n b u l d a n S a i t M o l l aİn g i l i z m u h r i p l e r c e m i y e t i n a mın a İn g i l i z p a p a zı  F r u  i l e b e r a b e r A n a d o l u d a m i l l i h a r e k e t a l e y h i n e b i r k ıyam çıkartmaki ç i n g a y r e t v e t e şk i l a t t a . B u n l a r b i l h a s s a H ır i s t i y a n l a r a b i r şe y y a p t ırıp b ü t ü n c i h a n a m i l l i t e şe k k ü l ü n H ır i s t i y a nl a r ı k a t l i a m e t t i ği n i y a y m a k , m ü d a h e l e m e y d a n a g e t i r m e k g a y e s i n i g ü d ü y o r l a r . K o c a e l i mıntıkası, Y a h y a K a p t a n , K ü ç ü k A r s l a n , K a r a A r s l a n , ( B u l g a r ) S a d ık v e ç e t e l e r i a d ın a b i r t a k ım ç e t e l e r i l e k a y n ıy o r . B u n l a r ın k i m i A r n a v u t , k i m i L a z v e G ü r c ü , k i m i s i A b a z a v e Ç e r k e z , k ö y b a s ıy o r l a r . A d a m k e s i y o rl a r . Y o l c u s o y u y o r l a r . K i m i v e s ö z d e h e ps i m i l l i k u v v e t e t a r a f t a r . K a h b i r b i r l e r i n i v u r u y o r l a r . B i r k a n l ı c u r c u n a d ır g i d i y o r . B u n l a r K a r t a l ın P a şa k ö y ü n e k a d a r g e l i y o r l a r . Y a h y a K a p t a n v a k t i y l e S i n o p t a b e k t a şi b a b a s ı A h m e t B a b a yı s o y m a k i ç i n ö l d ü r e n ad a m d ır. P e k şe r i r d i r . B i n b i r c i n a y e t i v a r d ır .
    A l i R ız a p a şa k a b i n e s i i l e M u s t a f a K e m a l a r a s ın d a k i d i d i şm e d e v a m e d i y o r . A r a d a m u h a b e r e l e r o l u y o r . B u m u h a b e r e l e r H a r b i y e N a z ırı C e m a l P a şa v a sıt a s ıy l a d ır . K a b i n e  0k i h ü k ü m e t o l d u ğu m a z a r a s ın d a n , M u s t a f a K e m a l  i n b i r h ü k ü m e t g i b i r e s m i e c n e b i m ü m e s s i l l e r i n e t e b l i g a t y a p m a s ın d a n , h ü k ü m e t i d i n l e m e m es i n d e n , ç e t e l e r i n A n a d o l u d a s o y g u n c u l u k y a p m a s ın d a n , h ü k ü m e t i d i n l e m e m e s i n d e n , ç e t e l e r i n A n a d o l u d a s o y g u n c ul u k y a p m a s ın d a n şi k a y e t e d i y o r . B u n l a r t a m a m i y l e d o ğr u d u r . M u s t a f a K e m a l ( s a h i f e 1 8 8 ) t e k z i p e d i y o r . A m a y a l a n s ö y l ü y o r , M u s t a f a K e m a l d e k a b i n e y i b i r t a k ım m ü f s i t l e r i t e v k i f e t m e m e k l e , r e h a v e t i l e h a t t a F e r i d k a b i n e s i t a r z ın d a y ü r ü y e r e k h a i n o l m a k l a i t h a m e d i y o r . 0k i e v v e l k i i t h a m d o ğr u . F a k a t i şg a l a l t ın d a i k e n b u n l a rı y a p a m a y a c a ğı d a a şi k a r d ır .
    S o n i t h a m t a m a m ıy l e h a k s ız v e t e z v i r d i r . Ç e t e l e r i n s o y g u n c u l u ğu d o ğr u a m a , o v a k i t b u n a k a r şı b i r şe y y a p m a k d a m ü mk ü n d e ği l . B u r a d a d i k k a t e şa y a n b i r şe y d a h a v a r . B u ç e t e l e r h e m e nnh e m e n u m u m i y e t i l e T ü r k d e ği l , T ü r k v a t a n ının d a a s a y i şi n i b o z a n d a i m a b u e c n e b i u n s u r l a r d ır .
    S a h i f e 1 9 1 – 2 0 5 Y a h y a K a p t a n m e s e l e s i n e t a h s i s e d i l m i şt i r . B u k a d a r a d i , m a z i s i k a t i l v e c i n a y e t i l e d o l u b i r şa k i y e b u k a d a r b ü y ü k s a h i f e t a h s i s e t m e s i n d e k i h i k m e t i a n l a m a k g ü ç d e ği l . İs t a nb u l H ü k ü m e t i n i , İs t a n b u l d a k i m i l l i a r k a d a şl a r ı ( K a r a V a s ıf , R a u f i l a h . . . . ) ç ü r ü t m e k i ç i n , t e s l i m o l d u k t a n s o n r a ö l d ü r ü ld ü ğü n ü t e e s s ü r i l e y a z ıy o r . M u s t a f a K e m a l , T r a b z o n M e b u s u A l i Şü k r ü c i n a y e t i n i y a p t ı. S o n u n d a d a t e s l i m o l a n T o p a l O s m a nı 8 – 1 0 a r k a d a şy l a b i r l i k t e ö l d ü r t t ü , B u n a n e d i y e c e k ? ! . . . B u n a n e d i y e c e k , b i z z a t M u s t a f a K e m a l , Y a h y a K a pt a n i ç i n ( s a h i f e 2 0 5 )  T a k i b a t ı K a n u n i y e y i k a i l o l a n h ü k ü m e t i n b i z z a t e l e a l m ış o l m a s ı, c i n a y e t i n f a i l l e r i n i n m e y d a n a ç ık m a y a c a ğın a d e l i l d e ğil m i y d i ?  d i y o r .
    K e n d i y a p tığı işl e r i n e g ü z e l b i l i r . . . B i r ç o k m i s a l l e r i n d e n b a şk a A l i Şü k r ü  T o p a l O s m a n m e s e l e s i n d e d e b ö y l e y a p mıştır .
    F a k a t a y n ı s a t ır d a  F a k a t e f e n d i l e r , z a m a n h e r şe y i n , h e r h a k i k a t i n , t a r i h i n s a m i m i s i n e s i n d e m ü t a l a a s ını z a m i n d i r . – d i y o r . E v e t b u b i r h a k i k a t , l a k i n b u n u b i r ç o k m a s u m u n k a n i y l e a l k ızıl a b o y a l 1, k e n d i e l i y l e b i z z a t y a z ıy o r . İn s a n n e m ü t h i ş b i r şa k i , t a r i h h ır s ız ı v e h a y a s ız o l m a l ık i , b u c ü m l e y i y a z m a y a e l i v a r s ın
    . O n u t e m i z e l l e r y a z a b i l i r . E v e t , s e n i d e , c i n a y e t l e r i n i d e i şt e z a m a n g e l d i , b e n y a zıy o r u m , B i r g ü n y i n e z a m a n ı g e l ec e k , h e r k e s o k u y a c a k . D a h a n i c e k i m s e l e r d e y a z a c a k t ır .

    A y n ı s a h i f e d e Y a h y a n ın h a r e m i M u s t a f a K e m a l e t a z a l l u m t e l g r a f ı ç e k m i ş, N u t k u n d a b u t e l g r a f m e v c u t . N i t e k i m T o p a l
    O s m a n ın h a r e m i d e G i r e s u n d a n b a n a b i r t e l g r a f ç e k m i ş i d i . B i r i n c i k a d ın k a a t i l l e r i n c e z a l a n d ır ıl m a s ını i s t i y o r . İk i n c i k a
    d ın b u n u i s t e m e k t e n k o r k m uş, y a l n ız k o c a s ın ın c e n a z e s i n i n o l s u n , G i r e s u n  a g ö t ü r ü l m e k ü z e r e v er i l m e s i n i i s t i y o r . . . . . 

  79. Manevi çocukları said

    Mustafa Kemal Atatürkün intihar eden kız evlatlığı Zehra Aylin. 1912 yılı Amasya doğumlu. Nüfusa 1914 te kayd etmişler. Baba adı Mehmet. Yüzbaşıymış. 1916 da vefat etmiş. Anne adı Havva, oda 1917 de vefat etmiş. Zehra sahipsiz kalınca Mustafa Kemal Paşanın evlatlığı olmuş. Ankara ve İstanbulda yaşamış bir süre. Sonra Fransaya gönderilmiş tahsil yapması için, tahsil hayatında başarısız oluncada Türkiyeye geri çağırılmış. Kasım 1935 te dönüş yolculuğu sırasında başım dönüyor, midem bulanıyor diyerek Amiens yakınlarında 120 kilometre hızla giden trenden atlayarak intihar etmiş. Henüz daha 23 yaşındayken ölmüş. Cenazesi İstanbula getirilmiş ve vali Muhittin Üstündağ ve Emniyet Müdürüyle birlikte sadece 5-6 kişinin katıldığı cenaze töreni sade geçmiş. Halk arasında sabatayist kimselerin camisi olarak bilinen Teşvikiye Camiinde kılınan cenaze namazından sonra Maçka mezarlığında toprağa verilmiş. Sabiha Gökçen onun intihar etmediğini hızla giden trenden düşerek kazaen öldüğünü açıklasada Atatürkün uşağı Cemal Granda kendisini trenden atarak öldüğünü yani intihar ettiğini açıklıyor. Atatürkün çok akıllı bir kızdı dediği ve ölüm sebebini soruşturup araştırdığı biliniyor. Başka bazı kaynaklarda Zehranın intihar ederek öldüğünü açıklıyor. Batılı gazeteler olayı kaza olarak vermiş. İşin aslı nedir bilemiyoruz.
    —–
    Abdurrahim Tunçak 1908 doğumlu Diyarbakır doğumlu demiştik. Latife Uşşaklıgilin yeğeni geçen sene bazı özel televizyon kanallarında Abdurrahim Tunçakın Mustafa Kemal Atatürkün Fikriyeden nikahsız yada imam nikahlı olma oğlu olduğunu dile getirmişti. Bunuda Tunçakın sürekli olarak İstanbulda Atatürkün annesi Zübeyde hanımın yanında kalmasını ve Atatürke neredeyse birebir benzemesini delil göstermişti. Hatta 1917 de savaş hali ölüm var kalım var denerek Suriyeye Mustafa Kemal Paşayı görmeye gönderildiğinide anlatmıştı. Fikriyenin doğum tarihini 1897 gösteren kaynaklar olduğu gibi 1887 olarak gösteren kaynaklarda var. Yani bu bilgi doğru olabilir. Fikriyenin Mustafa Kemalin yaveri Rüsuhi (savaşçı) tarafından Çankaya köşkünün önünde silahla vurularak 31 mayıs 1924 te öldürüldüğünü yazmıştık. Tunçak ise 1999 da öldü.
    …..
    Atatürkün manevi kızı Ülkü Adatepe paşanın hayatta olan tek evlatlığı ve günümüzde 80 yaşında. Adatepe her fırsatta Atatürkün çok yanlış tanıtıldığını aslında kendisinin dindar birisi olduğunu açıklıyor. Adatepe 1962 deki ikinci evliliğini Öke Adatepe adlı musevi birisiyle yapmış.
    Atatürkün Nebile İrdelp adlı manevi kızı 1943 te genç yaşta veremden ölürken, diğer manevi kızları Afet İnan haziran 1985 te, Rukiye Erkin 1995 te, Sabiha Gökçen ise 22 mart 2001 de hayatlarını kaybetti. Atatürkün Yalovalı birde Sığırtmaç Mustafa (sonraları binbaşı Mustafa Demir) adlı birde erkek evlatlığı varmış. Oda Ocak 1987 de 69 yaşında ölmüş.

  80. İsmail said

    Eski Cumhurbaşkanlarından rahmetli Hulusi Turgut Özal 1990 lı yılların başlarında Atatürk Süpermen değildir diyerek o zamanlar tam anlamıyla tabu olan ve bu konuya dokunanın çarpıldığı bir dönemde bu konuda aleyhte konuşabilen ilk kişi olmuştu. Özal resmi tarihle gerçek tarihin birbiriyle örtüşmediğini geçmişte yaşanan bazı tarihi olayların anlatıldığının tam tersi yönünde tezahür ettiğini dile getirebilen ilk cumhurbaşkanı oldu. Cumhurbaşkanlığı makamında olduğu içinde birileri kendisini apartopar karga tulumba götürüpde hapse tıkamadılar. Kendisinden evvelki Cumhurbaşkanları zaten sıkı sıkıya Atatürkçü idi. Mahmut Celal Bayar biraz ılımlı olmakla birlikte diğerleri Atatürk ile birebir aynı dünya görüşünü ve siyasi anlayışı paylaşıyorlardı. Bu halkın içinden olan ve halkın inançlarına ters düşmeyen ve başı secdeye deyen ilk Cumhurbaşkanı olan Özal aynı zamanda 3.5 yıla yaklaşan görev süresiyle Cumhurbaşkanlığı görevi en kısa süren kişi olmuştu. Özal faili meçhul cinayetlerin karanlık eller tarafından sıklıkla işlendiği bir dönemde 17 nisan 1993 te 65-66 yaşlarında iken ani bir şekilde hayatını kaybetti. Ölümünün üzerindeki cinayet şüpheleri halen dillendirilmekte olup bu konudaki sis perdeside henüz aralanmış değil.
    Sonraki dönemler olan 2000 li yıllarda eski başbakanlardan DSP genel başkanı Bülent Ecevitinde Son Osmanlı padişahı olan Sultan Vahidüttinin kendisinin akrabası(?) olduğunu ve asla vatan haini olmadığını açıklaması Kurtuluş Savaşında iki taraftan biri haindir mantığını güden ve solcu zihniyeti temsil eden partisinde büyük tepkilere yol açmış bu sebep ile partisinden istifa edenler bile olmuştu.

  81. Genel yorum said

    Mustafa Kemal Atatürkü o kadar eleştirdik birde kendisine yapılan bir takım yakıştırma ve atılan iftiralar var bunlarada cevap vermek dürüstlük gereğidir.
    Rıza Nur Mustafa Kemal ile aralarında düşmanlık olan bu sebep ile yurt dışına kaçarak orada Atatürk birazda şahsi kin amaçlı olarak hakkında akla hayale gelmeyecek yakıştırmalarda bulunan birisidir. Kitabında Atatürkün annesini genelev kadını Mustafa Kemalide genelevde dünyaya gelmiş babası belli olmayan birisi olarak göstermiş. Zübeyde hanım eğer iddia edildiği gibi genelevde çalışan bir kadın olsa oralarda zührevi hastalıklara yakalanır. O zamanlar bu tür hastalıkların tedaviside olmadığı için daha 40 yaşına varmadan ölür giderdi. Oysa 66 sene ömür yaşamıştır.Bu durumda yapılan isnadın aslında büyük ihtimalle iftira olduğunu gösterir. Yunanistanda Selanik mahkemesini Mustafa Kemalin babasız olduğunu bu sebep ile kendisine miras düşürülmediğini gösteren bir belgesi olduğu iddaa edilip yayınlanır. Biz Yunanistan ile senelerce savaş yapmışız. Bu sebep ile Yunanistan böyle bir belge uydurup el altından çoğaltıp dağıtabilir. Doğrusu nedir bilmiyoruz. Mustafa Kemalin babası Ali Rıza kabul edilmelidir.
    Mustafa Kemalin gay olduğu yani erkek erkeğe ilişki yaşadığını kitabında iddaa eden Rıza Nura göre Mustafa Kemal Vedat isimli biriyle ilişkideyken eşi Latifeye yakalanmış bu sebeple boşanma olmuş. Bu 87 sene evvel yaşandığı sanılan bir olaydır. Hafızalara sığamayacak doğru yada yalan olduğu bilinemeyecek kadar eskidir. Buna göre o zamanki başka kaynaklar böyle birşeyden bahsetmezler sonradan yazılan diğer kaynaklarda Rıza Nurdan alıntı yapmışlardır. Bu alıntıların yaygınlaşması sebebiyle Mustafa Kemal Belçikada gayler listesine alınmıştır. Ancak aslında ispatıda yoktur. Aşşağılama amaçlı iftira olmalıdır. (Ahret inancı olmayan yahudi dönmesi sözde alim Şeyh Bedrettin ile yine vahdet vücutcu Şeyh Muhyettin Karamani gibi itikadı bozuk bazı sözde alimler fiili livatayı ve gayliği helal sayarlarsada bu durum çok sonraki asırların insanı olan Mustafa Kemalinde böyle olduğunu göstermez.)
    Mustafa Kemal evlatlığı olan kızlardan birine tecavüz edermiş. Bakalım öylemi. Küçük yaşta cinsel istismara yada tecavüze uğrayan kimselere sonradan delilik geldiği için intihar ettikleri bilinmektedir. Mustafa Kemalin kız evlatlıklarından intihar edenin olmaması bu durumun Rıza Nurun yalanı olduğunu gösterir.
    Çankaya açık hava genelevi imiş. Çankayaya fuhuş yapmak için günde 30 kadın geldiği olurmuş. Rıza Nur birilerini karalamak adına Çankayaya normal ziyarete gelen kadınları genelev kadını yapmış. Rıza Nurun başkaca ağır iddaalarıda var hepsine girmiyorum.
    İddaaya göre Abdurrahim Tunçak Mustafa Kemal Atatürkün Zeynep Fikriyeden olma nikahsız çocuğuymuş. Kaynaklar Fikriyeyi 1897 doğumlu olarak gösteriyor. Abdurrahim Tunçakı ise 1908 doğumlu. Buna göre Fikriyenin 11 yaşında yani daha kendiside çocukken anne olması lazım. Buda olamıyacağına göre Abdurrahim Tunçak kimdi onu bilemiyoruz. Fikriye 1890 doğumlu olsa iddaalar doğru olabilirdi.
    1936 Macaristan güzellik kraliçesi Zsa Zsa Gabor(Ja ja Gabor) 1991 de yayınlanan anılarında Atatürke 15 yaşındayken bekaretini verdiğini iddaa edip o sırada Atatürk 56 yaşındaydı diyor. Gabor 6 şubat 1917 doğumludur. Anısıda 1936 sonbaharına yada 1937 başlarına dayanırki bu durumda kendisi 19.5 yada 20 yaşında. Gabor kendisini taptaze ve gencecik göstermek adına Atatürkü sübyancı durumuna düşürüyor. Gaborun ataya yarı Tanrı demesi o dönemde herkesin atayı ilahlaştırıp yarı tanrı kabul ettiklerini gösterirki yanlışın daniskasıdır.
    Mustafa Kemal ile ilgili iddiaların ne kadarı doğru ne kadarı yalan tabiiki biz bunu tam olarak bilemeyiz. Arada kimisinin açık açık yalan olduğuda ortadadır. Biz objektif olmaya çalıştık. İsteyen istediğine inanır diyoruz.
    Bu Rıza Nur 1926 da ölüm korkusuyla yurt dışına kaçmasaydı Paşa hakkında daha neler neler karalayacaktı kimbilir. Bazen bir düşman bin kurşundan beter vurumuş. O hesap.

  82. İsmail said

    CHPden Peygamber Efendimizin Hayatını Anlatan Kitaba Tahammül Yok
    12 şubat 2012 tarihli >Akit gazetesinde yayınlanan Hasan Tosun imzalı bir habere göre CHP nin Milli Şefi İsmet İnönünün döneminde dinsiz nesil yetiştirilmek istendiği ortaya çıktı. 1943 yılında dönemin diyanet işleri başkan yardımcısı Ahmet Hamdi Aksekinin yazdığı peygamberimiz Hz. Muhammedin hayatını anlatan kitabının Gençliği dindarlığa yönelteceği gerekçesiyle basılmadığı ortaya çıktı.
    Profesör Ali Fuat Başgilin Din ve Laiklik isimli kitabında yer alan bilgi ve belgelere göre İnönü döneminde dini kitapların basılması bile engellenmiş. Belgelere göre dönemin diyanet işleri başkan yardımcısı Ahmet Hamdi Akseki peygamberimiz Hz. Muhammedin hayatını anlatan bir kitap bastırmak istedi. Akseki kitabının basılması için basın yayın tekelini elinde bulunduran İçişleri Bakanlığına müracaatta bulundu. Başvurusu Matbuat Umum Müdürlüğüne gönderildi. Başvurusundan uzun süre cevap alamayan Akseki bir mektup yazarak kitabının neden basılmadığını sordu.
    CHPnin bir bürokratı olan dönemin Matbuat Umum Müdürü Vedat Nedim Tör, Aksekinin sorularına 17 mayıs 1943 tarihli bir mektupla cevap verdi. Kitabın neden basılmadığı anlatılan mektupta şu ifadeler yer aldı. ‘Muhterem Efendim. Mektubunuzu aldım. Biz her ne şekil ve surette olursa olsun memleket dahilinde dini neşriyat yapılarak dini bir atmosfer yaratılmasına ve gençlik için dini bir zihniyet fideliği vücuda getirilmesine taraftar değiliz. Zatı alilerinin herkesçede müsellim olan ilim ve faziletinize hürmetkarız. Ancak günün bu kamil neşriyata tahammülü olmadığını sizde takdir edersiniz.
    Profesör Başgil kitabında sözkonusu belgeyi şöyle yorumluyor.
    Yukarıdaki tezkereyi gönderen makamın dini neşriyata taraftar olmadığı meydandadır. Netice şu oluyor. Türkiyede din aleyhinde istenildiği gibi yazılabilir ve din adamlarına istenildiği kadar hakaret edilebilir. Fakat din lehinde hayır.
    Sovyet Rusyasındada böyledir. Sovyetlerin 1936 tarihli anayasasına göre herkes din aleyhinde istediği gibi konuşup yazabilir. Fakat din lehinde hayır.
    Profesör Başgil kitabında CHP döneminde din Hürriyetinin sindirme politikasıyla yok edidiğini vurguluyor.
    Herşeyden evvel dini öğretim ve yayım hakkı ve bunun icab ettirdiği serbestlik dehşet verici bir şekilde tatbik edilen yıldırma ve sindirme politikasıyla yok edilmiş ve bu surette din fikri, terbiyesi ve ahlakı kökünden kurutulmak istenmiştir. Bir memleketteb din hürriyeti yalnız mabet kapılarının arkaya kadar açık kalmasından hatta ibadet ve ayinleri serbestçe icraa edilmesinden ibaret değildir. Bu serbestlik din hürriyetinin ilk basamağı ve en basit şeklidir.

  83. İsmail said

    Hazreti Muhammed (asm)in aslı Türkmüş. Mustafa Kemalin döneminde yazılan tamda safsada diyebileceğimiz kitaplardan biride peygamber efendimizin aslının Türk olduğuna dair bir kitap basılmış olması. Din görevlisinin birinin yağcılık olsun diye böyle bir kitap bastırdığı biliniyor.
    Bu konudaki yoğun iddialara göre Hz. İbrahim (asm) M.Ö. 2000 de Sümer ülkesinde doğmuş. O zamanlar sümer devleti hala varlığını sürdürüyormuş. Sümerler Türk devletiymiş. Hazreti İbrahimde buna göre Türk oluyormuş. Hazreti İsmail (asm.) Hazreti İbrahimin oğlu ve Arabistan topraklarında yaşamış bir kişi. Peygamber efendimiz Hazreti Muhammed Mustafada onun soyundan gelmiş ya o halde oda Türk oluyormuş. Mantığa bak. Bütün yollar Türklüğe çıkar. Peygamberi efendimiz Arabistan topraklarında doğmuş ve Arap olarak bilinir. Binlerce sene geriye giderek efendimizi Türklüğe bağlamışlar zararı yok. Peygamberimiz için O da Kemalistti demesinlerde. Öyle saçmalık olurmu diyeceksiniz. Kemalist ilahiyatçılardan Bahriye Üçok 1990 da bir yandan açık bacakları üzerine Kuranı Kerimi koymuş televizyonda şeriatın nasıl bir tehlike olduğunu anlatırken bir yandanda basına Hz. Muhammedin solcu birisi olduğunu açıklıyordu.
    Sümer devleti kısmen Türklüğüde içinde barındıran karışık uluslardan oluşuyordu. Kim bilebilirki Hz. İbrahim bu uluslardan hangisindendi. Türklüğün 2700 -3000 yıl öncesi bilinemiyorki 4000 yıl öncesi nereden bilinecek. Uydur uydur doldur.

  84. internetten yorumsuz said

    Latife‘yle boşandıktan sonra Mustafa Kemal‘in zincirleri yeniden çözüldü. Eski fuhşiyat alabildiğine başladı. Çankaya meşhur ve muteber bir kerhâne oldu. Yirmi-otuz kadın birden doluyordu. Sabahlara kadar mum söndü yapılıyordu…Salih Bozok‘la Recep Zühtü İstanbul‘da Tokatlıyan‘ın arkasında bir ev tuttup bunu kerhane hâline koydular. Hem kendileri eğleniyor hem de kadınları iyilerini seçip Mustafa Kemal‘e yolluyorlardı. Karılar Hâriciye vekili (dışişleri bakanı) Tevfik Rüştü‘nün evine gidiyor, Gazi de oraya gidip eğleniyordu. Sabahlara kadar türlü fuhuş oluyordu. Hâriciye vekili kerhâneci başı olmuştu. Zararı yok, zaten bu sayede hâriciye vekili olmuştu. Mustafa Kemal boşanınca kadınlar artık doğruca Çankaya‘ya Mustafa Kemal‘e gidiyor…
    Salihin kerhanesi çok zaman işledi. Öyle rezaletler oldu ki, polis kapatmaya teşebbüs etti. Mustafa Kemal‘in en büyük arzularının ocağı yıkılabilir mi?Demek rezaletler ne kadar ilerlemişti. Nihayet polis burasını kapatmaya muvaffak olmuştur. Ama aradan yıllar geçti.
    Mustafa Kemal Konya‘ya gitmiş, orada mektebi ziyaret edip bir öğretmen kadını beğenmiş, almış getirmiş. Onunla bir müddet eğlendi. Sonra Avrupa‘ya tahsile yolladı. Milletin parasıyla fahişelerine ihsan…
    İzmir‘e gitmiş, orman memurunun mektebe giden küçük kızı ……‘i beğenmiş, almış getirmiş. Hadi ona da fuhuş… Sonra onu da İsviçre‘ye tahsile yolladı.
    Vaktiyle metresi Fikriye‘yi de göndermişti. Onun usûlü bu…
    Nerede kız görüp beğenirse eşkiya gibi omuzlayıp götürüyor.Hem de mekteplerden… Ne fecî! Evvelce bir gece Ankara Darülmuallimâtını da basıp bir kız kaçırmıştı. Adam hırsız eşkiya…
    Şimdi bu …. yanında, en gözdesi… Muallim, müverrir(!) olarak bulunduruyor.
    İş sade böyle değil. Her taraftan kendisine kadın takdim edenler var. Bir avukat Lütfi var, karısı Bulgar‘mış. Çok güzelmiş. Karısını takdim etmiş, baron işi gibi imtiyazlar almış. Şimdi böyle kadın yağmuru var, Çankaya‘ya yağıyor…
    Böyle pezevenklerin bini bir paraya.. Maalesef namuslu insanlardan da iştirak edenler oluyor. Birgün Çankaya‘dan Meclis‘e bir telefon geldi. Arayan Kütahya mebusu Nuri. Sivas mebusu Rasim‘le konuştu. Sonra Rasim gelip bize anlattı, Nuri diyormuş ki: ‘Doktor Ömer Şevki bey nerede? Paşa‘ya Müfid Beyin kızını takdim edecekti. Araba gönderdik bekliyoruz.‘ Filhakika Ömer Şevki bu kızı alıp Mustafa Kemal‘e o gün götürmüştür. Bunu işiten mebuslar hep iğrendik, hem de bir alay mevzuu oldu haftalarca sürdü. Şükür meclis‘te namuslu insanlar çokmuş. Herkes Ömer Şevki‘den selamı sabahı kesti. Halbuki bu adam namusluydu…
    Çankaya fuhuş merkezine böyle gelip gidenler olduğu gibi yirmi-otuz tane de seçme genç kız ve kadın var. Bunların bir kısmına evlatlı
    ğım(!) diyor. Bir tanesi pek meşhur, Almanya‘da dans tahsil etmiş bir kız. Güya Çankaya‘da dans hocalığı ediyormuş!? Sonra bunu da Avrupa‘ya yolladı. Dönünce de gözden düştü…
    Bu işler saymakla bitmez. Binbir gece masalları, Venüs mabedi hikayeleridir. Fuhşun her türlüsü icra edilir. Hepsini yazmak uzun ve çirkin…
    Dr. Rıza Nur, Hayatım ve Hatıratım, (s. 1318-1321)
    Mustafa Kemal İstasyon binasına göçtü. Artık hanesi orası.
    Ankara‘da (S….) adında biri var. Romanyalı bir müslüman zabitmiş. Yanında güzelce bir karı da var. Zevcem diyor. Kadın Macar imiş. Akşamdan sabaha kadar vur patlasın çal oynasın gidiyor. Hatta haremi ile Mustafa Kemal‘in yanına yerleşmiş beraber içiyorlar, oynuyorlar, bağırıyorlar.
    Bari kör olasılar, pencereleri kapatın! Hayır pencereler fora. Halk geceleri evin etrafına toplanıp rezaleti seyrediyor. İşret ve şehvetin türlü çığlık ve nefeslerini dinliyorlar. Halkda, mebuslarda bir dedikodular koptu. Halk bizi dinsizler, ahlaksızlar diye kesecek.
    Bazıları bana şu adama söyle de yapmasınlar dedi. Düşündüm, İsmet‘in bu adama söz anlatması mümkündür. Ona söyliyeyim de nasihat etsin. Millî davaya zarar verebilecek birşey olduğunu, bu esnada bunlardan sakınılmak lüzumunu söylesin. Hiç olmazsa bu işler gizli kapalı yapılsın.
    İsmet‘i buldum. Dert yanıp, kemâl-ı safiyetle anlattım. Birden hiç ummadığım bir cevap aldım. İsmet kızdı. Sert bir tavır aldı. Ben de Musafa Kemal‘e kızdı sandım. Meğer bana kızmış.
    ‘Herkesin şeyinin kahyası mıyız? Yaparsa yapsın. Sana ne oluyor?‘ dedi…
    Birkaç gün geçti, bir de (S….)‘nin Ziraat Bakanlğı müsteşarlığına tayin edildiğini öğrenmeyeyim mi? Al sana işte! Sen misin rezaletin önünü almak isteyen? Düşündüm, demek biz burada vatan için falan çalışmıyoruz. Bir ağanın mevkiine, zevkine, fuhşuna aletiz…
    Rıza Nur, Hayatım ve Hatıratım, (Cilt 3, s. 607)

  85. internetten yorumsuz said

    Bu Edip Karatekin galiba milli değerlerimize düşman birisi. Öcalancı olduğu anlaşılıyor. Mümkünse Onun kaynağından alınan bilginin acilen iptal edilip kendisinin sevindirilmemesi. Onun bu kaynağı gösterilip hata edilmiş. Şahsın adının geçtiği yorum iptali ve yok sayılması milli açıdan uygun olur.

  86. internetten yorumsuz said

    bu yazı Karadeniz Halkları Tartışma Forumu sitesinden alıntıdır.Gereken yerlere duyrulur.Bu Ulu Önderimize hakaretler savurulmakta Ermeni propagandası yapılmaktadır.Pc konusunda üstün bilgisi olan dostlar bu sitenin hakkından gelmelidir..yoksa tüm şehidlerimizin kemikleri sızlar..işte korkunç yazı..

    Makale yazari: Edip Karatekin (Genisletilmis Metin) Tarih, gün ve saat : 06. Subat 2007 04:57

    ALKOLiK BiR AHLAK DÜSKÜNÜ :

    M. Kemal sarhostur. Genç yastan beri içki içmektedir. Bu sarhoslugunu birçok yabanci devlet adamlari ve gazeteciler de kaleme almislardir.

    Bunlardan birisi Armstrong adinda bir gazetecidir.

    Armstrong’un Atatürk’ün içki sofralarini anlatan bir kitabi memlekete sokulmuyor. Atatürk kitabi okuttuktan sonra kendi agziyla sunlari söylüyor:

    “Bunun ithalini men etmekle hükümet hataya düsmüs. Adamcagiz yaptigimiz sefahati eksik edeyim de kitaba ilave edilsin ve memlekette de okunsun buyurdular.” (1)

    Müslüman milletin gözü önünde içkinin kötülügünü ve haramligini bir kenara iterek büyük bir ii yapiyormus gibi kadeh kaldiran bir lideri tarih ender kaydeder. Çünkü bir baba bile çocugunun gözü önünde içki içmekten haya eder. Ama bu sarhos, bunu zevkle yapmistir.

    Mahmud Esad Bozkurt anlatiyor:

    “Bir aksam, birden Saray’dan kalkarak Gülhane Parki’nda Halk Parti’sinin verdigi bir açik hava toplantisina gittigimiz zaman orada toplanan onbinlerce insana harf inkîlabini müjdelemis ve bu esnada ayaga kalkarak millete hitaben: “Arkadaslarim! Bu elimdeki rakiyi evvelce padisahlar da halifeler de içerlerdi. Fakat onlar saraylarinda, dört duvar arasinda içiyorlardi. Ben ise aziz milletimin önünde ve onun serefine içiyorum!’ diye kadehini kaldirdigi zaman, halkin alkis tufani arasinda Sarayburnu dakikalarca çinlamisti.” (2)

    Buna alkis tutan zavallilara yaziklar olsun! M. Kemal Atatürk, gece hayatini çok seven, devamli alkol kullanan biriydi. Bu hususta S. S. Aydemir sunlari söyler:

    “Atatürk normal zamanlarda, geceleri yasardi. Sofrayi, sohbeti, içmeyi elbetteki severdi. Etrafindakilerin içmelerini de isterdi. Içkiye çok genç yaslarinda alismisti. Suriye’deki sürgün yillarinda ise içki hemen hemen tek tesellisi gibiydi.”

    Aydemir devamla: “Ama Selanik’te rihtim gazinolarinda, sokak meyhanelerine gidilemeyen, gelecek maaslari yahudi sarraflara kirdirmak suretiyle para tedarik edilemeyen, meyhanenin veresiyeyi kestigi günler de olmustur.” (3)

    Içkiyi çok kullanip parasiz kaldigi da oldugunu da Aydemir söylemektedir.

    Dr. Riza Nur da bu hususta sunlari söyler:

    “Müthis bir ayyastir. Her gece sabaha kadar içer, körkütük olur. Bütün ömrü öyledir. Gençligi de böyle içki ve fuhus ile geçmistir. Reculiyeti yoktur, fakat sehvete pek düskündür. Fuhusun kadin, erkek, fail (eden-aktif), mef’ul (edilgen-pasif) her çesidini yapar. Bu sebepten veya anasi fahise olduğundan olacak ki, bütün milletten namus ve iffeti kaldirmaya çalisir.” (4)

    (1) Bir Baska Açidan Kemalizm, A. Dilipak, sf. 290

    (2) Mahmud Esad Bozkurt’dan Kemal Ariburnu, Atatürk’ten Anekdotlar, Anilar

    (3) Tek Adam, Sevket Süreyya Aydemir, c. 3, sf. 504-505

    (4) Dr. Riza Nur, Hayat ve Hatiratim, c. 4, sf. 1517

    KÜÇÜK YASTAKiLERE TASALLUT EDEN PEDOFiL BiR CUMHURREiSi: MUSTAFA KEMAL

    Zsa Zsa Gabor; 1936 yilinda Macaristan guzellik kralicesi anlatiyor;

    “Acilan buyuk bir kapinin ardindan iceriye girdim. Heyecandan kalbim deli gibi carpiyordu. Mermerle dosenmis yoldan gecerek bahce icindeki eve dogru yoneldim. Cok buyuk bir zeytin agaci evin girisini golgeliyordu. Ust kata ciktim. Ataturk, arkasi donuk, el islemesi genis gurgen bir koltuga oturmus, yanindaki masa uzerinde duran nargilesini iciyordu..

    Kirmizi renkli kadife koltuga -yanina- oturmami istedi. Buyulenmiscesine Ataturk’un emrini yerine getirdim. Nargilesinin markocunu bana dogru uzatip icmemi soyledi. Dumani icime cektim. Diger elinde tuttugu raki dolu zumrut kakmali altin kadehi -emrivaki bir tavirla- ellerime tutusturdu.. Kadehteki rakiyi yudumlayarak ictim.. Heyecandan titriyordum.!!

    Ataturk ile beraberligimin bundan sonrasini ilk defa acikliyorum.!! Dans eden dansozlerin odadan cikmalarini soyledikten sonra ikimiz basbasa kalmistik. Rakinin verdigi sarhoslukla kendimi ruyada hissediyor, hipnotize olmus gibiydim. Ataturk seytani bir cekicilikle yanima sokulup, benimle deliler gibi sevismeye basladi. Milyonlarca Turk kadininin hayalini susleyen O buyuk insana, Ataturk’e bekaretimi verdim.!!

    Mustafa Kemal Ataturk, Tanri’nin insanliga ender gonderdigi bir kurtarici, bir politika ustasi, korkusuz bir savasci ve yari insan, yari bir Tanri’ydi.!!

    (Zsa Zsa Gabor’in anilarini kaleme alan Wendy Leigh’in “One Lifetime Is Not Enough” adli kitabindan. Delacorte Yayinevi, New York, 1991 )

    ESi TARAFINDAN SUÇÜSTÜ YAKALANAN EDiLGEN BiR HOMOSEKSÜEL :

    “Deccaliyet ve Kemalizm” adli kitap (s.129):

    … Bir Agustos gecesinde yemek dönüsü, Çankaya´nin kapisinda genç askerlerle konusurken Latife, üst katin balkonunda göründü. Ates püskürüyordu:

    “Kemal! Buraya gel! Mahalle arkadaslarinla yarenlik bitti, simdi askerlerle mi içli disli oluyorsun? Buraya gel diyorum!

    Gazi sustu, Latife sustu. Hersey sustu. Pasa öfkesinden mosmor kesilmisti…..”

    Hayat ve Hatiralarim, Riza Nur 4. Cilt s.1357 :

    “…Anlasildigina göre bosanma vak´asindan iki-üç gün evvel, Latife, kardesi Ismail ile haremi Süreyya Pasanin kizi Melahat Ankara´ya gitmislerdi. Çankaya´da misafir olmuslar. O vakit Mustafa Kemal´in yaninda katip sifatiyla Halit Ziya´nin oglu Vedad vardi. Güzel tüysüz bir çocuk.

    Bir aksam üzeri karanlik çökerken Ismail, Melahat balkona çikmislar. Bakmislar Vedad Mustafa Kemal´i agacin dibinde yapiyor.

    Latife´yi çagirmislar. O da görmüs. Bir kiyamettir kopmus. Latife, Mustafa Kemal´e “Herseyini gördüm, hepsine tahammül ettim. Artik buna edemem“ demis. Gazi (!) susmus, Ismet´in evine gitmis. “Bu kariyi simdi bosayacagim“ demis.

    Ismet, sabahleyin erken Heyet-i Vekile´yi toplamis. Taalaka karar vermisler (!) Latife´yi Ismet alip, trene koymus. Trende teselli etmek istemis.

    Latife ona „Sus, sus!“ Ismet Pasa! Ismet Pasa! Sen ona bir gün dalkavukluk etme seni benden daha rezil eder. Her pisligine aleti sensin“ demis“.

    Yorumun devamini (buna yer kaldi ise) okuyucuya birakiyoruz:

    M. Kemal yoksa escinselmiydi ?!..

    KIÇI SIKISINCA ÇARSAFA BÜRÜNEREK KAÇAN KADINSI BiR ÇETECiBASI :

    Atatürk’ün çarşaf giydiği gün !

    Çankaya Köşkü’nü kim kuşattı? Atatürk çarşaf giyerek nasıl dışarı çıktı? İçeride Atatürk kılığına giren kişi kimdi?

    Bilinmeyen tarihi Sabah gazetesinden Mehmet Altan bugünkü köşesinde kaleme aldı:

    Atatürk’ün Kuşatıldığı Gece

    “Resmi tarih ne işe yarar?” diye sorsalar, cevabım hazır:

    - İnsani zaafları tıraşlamaya…

    Biz çok genç bir nüfusa sahibiz. Her genç kendi doğum tarihini ‘milat’ kabul ediyor ve geriye dönüp bakmıyor. Geçen hafta Hürriyet Pazar ilavesinde, İpek Çalışlar’ın bu hafta sonu piyasaya çıkan Latife Hanım adlı belgesel kitabını tanıtan geniş bir yazı yayınlanıncaya kadar, tarihin pek çok kayıp halkasının birinden haberdar değildim. Ama ‘o halkanın’ ne olduğunu anlatabilmek için kısa bir özet yapmak gerekiyor.

    Türkiye, Cumhuriyet tarihini resmi ders kitaplarından okudu. Her şeyi resmi ağızların söylediği kadar bilip öğrendi. İlk Meclis’teki muhalif İkinci Grup hakkında pek bilgi sahibi olamadı. Olan bitenleri de merak etmedi. Halbuki çok ilginç bir dönemdi o… Birinci Meclis’teki muhalif İkinci Grup’un önderlerinden biri de eski bir asker olan Ali Şükrü Bey’di. Birçok muhalif milletvekili gibi Ali Şükrü Bey de Lozan Antlaşması’nın bizi kayba uğrattığına inanıyor ve bu antlaşmanın imzalanmasına muhalefet ediyordu. Bu nedenle de Mustafa Kemal’e ağır eleştiriler yöneltiyordu.

    Ana Britannica Ansiklopedisi’ne göre Muhafız Alay Komutanı Topal Osman “Ali Şükrü Bey’i Mustafa Kemal’e karşı sert muhalefet izlediği gerekçesiyle 27 Mart 1923′te öldürdü.”

    Sonra ne oldu? Tarihler sonrasını kısa keser. Özet anlatım şöyledir: “Güvenlik güçlerine teslim olmayan Osman Ağa, Ankara’da Ayrancı Bağları’ndaki evinde girdiği çatışmada yaralı olarak ele geçirildi; kısa süre sonra da öldü.” Ölümünün hemen ardından, başı kesik vücudu Meclis’in önünde asılarak teşhir edildi. Bu Meclis’in oy birliğiyle kabul ettiği bir önergeydi. Ali Şükrü Bey cinayeti, Birinci Meclis’in de sonu oldu. Yeni bir genel seçime gidildi ve tüm muhalefet tasfiye edildi.

    Ancak arada atlanan kısa bir paragraf var: Topal Osman’ın teslim olmadan evvel yaptıkları… O atlanan ‘kareyi’, İpek Çalışlar, Latife Hanım’ın kız kardeşi Vecihe İlmen’e atfen şöyle anlatıyor: “Beklenen oldu. Topal Osman çetesi Çankaya’yı kuşattı. Latife’nin kız kardeşi Vecihe de oradaydı. Vecihe İlmen yıllar sonra bir dost meclisinde o gün yaşadıklarını anlatmıştı. Bu anlatım Topal Osman olayının bilinmeyen bir yönünü gün ışığına çıkartıyor: Milli Mücadele’nin lideri tehdit altındaydı. Kısa bir tartışma yaşandı. Önemli olan Mustafa Kemal Paşa’nın yaşamıydı. Ona bir şey olursa zaten hiçbiri hayatta kalamazdı.

    Dışardakilerle pazarlık başladı. Adet olduğu üzere, ‘Kadınlar ve çocuklar önden çıksın,’ dediler. Plan şuydu: Mustafa Kemal Paşa, kılık değiştirerek kadınlar ve çocuklarla birlikte dışarı çıkacaktı. Fakat evin içinde de birilerinin kalması gerekiyordu. Latife muhafızlarla birlikte evde kalmaktan yanaydı. ‘Ben onları oyalarım,’ diyordu. Mustafa Kemal Paşa önce şiddetle itiraz etti. Ancak Latife’nin inadını bilirdi. Vecihe bir çarşaf buldu, getirdi. Mustafa Kemal çarşafı giydi, baldızı Vecihe ve hizmetkâr kadınlarla dışarı çıktı.

    Latife de bu arada onun kalpağını kafasına takmıştı. Erlerden birine, ‘Mutfaktaki portakal sandıklarını getir,’ dedi. Sandıkları pencerelerin önüne dizdiler. Evde ışıklar yanıyor ve bahçeden bakıldığında içerdekiler fark ediliyordu. Boyunun kısalığı dışarıdan fark edilmemeliydi. Latife, portakal sandıkları üzerinde bir ileri bir geri yürüyor, dışarıdan gelen habercilerle iletilen mesajları evde Mustafa Kemal varmış gibi alıp cevap veriyordu. Ölüm tehdidi altında çeteyi oyalamayı sürdürüyordu. O sırada Mustafa Kemal, Topal Osman’a karşı yürütülecek harekâtı planlıyordu.

    Sonunda Topal Osman’ın adamları eve kurşun yağdırmaya başladı. Ardından eve girdiler. Mustafa Kemal’in gittiğini anlayınca çılgına dönüp ne buldularsa parçaladılar. Onların aradığı Mustafa Kemal’di. Ama ellerinden kaçırmışlardı. O sırada Topal Osman çetesi muhafız taburu tarafından sarıldı. Latife’ye zarar vermeye zamanları kalmamıştı.” Topal Osman’dan söz ederken Ana Britannica ‘Muhafız Alayı Komutanı’ diyor. Vecihe Hanım’ın anılarından söz edilirken de ‘Topal Osman Çetesi’ deniyor. ‘Muhafız Alayı’ ve ‘çete’ sözcükleri nasıl oluyor da aynı adamın kimliğinde bir araya geliyor? Bunun sırrını çözmeden ne yakın tarihi ne de bugünü anlamak pek mümkün olmayacak galiba.

    (Mehmet Altan, Sabah Gazetesi, 11 Haziran 2006)

    GENELEVDE DÜNYAYA GELMiS BiR GAYRi MESRU “ULUSAL ÖNDER” :

    M.Kemal´in babasinin belirsiz oldugunu gösteren Selanik Mahkemesi’nin kararinin asli.

    SELANiK ASLiYE HUKUK MAHKEMESi

    Ilâm karar numarasi: Adet/451

    Abdus’un ölümünden sonra Zübeyde Abdus’un karisi oldugunu ve oglunun da Abdus’un oglu oldugu iddiasi ile açmis oldugu miras davasinda Abdus’un kardesleri, mahkemeye vermis olduklari iddianâmede Zübeyde’nin Abdus’un karisi olmadigini ve umumhâneden (genelevinden) odalik alindigini ve oglu Mustafa’nin iki yasinda kucaginda oldugunu ve Abdus’un bilaveled (çocuksuz) öldügünü iddialari ile keyfiyetin umumhâneden sorulmasini talepleri üzerine umumhâneye yazilan tezkerenin cevabinda, “Zübeyde’nin oglu ile beraber 19 Haziran 1297′de umumhânemize dühul edip, Yenisehir’li Abdus isminde bir kabadayi ile anlasip 11 Nisan 1298′de umumhânemizden hüruc etmistir (çikmistir)!”. Bu yaziya istinaden Zübeyde’nin davasinin reddine karar verilmistir.

    22 Kanunî-Evvel 1298, 20 kurusluk pul,Hakim Aza Aza, Selanik Asliye Hukuk Mahkemesi, Mühür Mühür Mühür

    “iFTiRA iSE AKSiNi iSPAT EDiN”

    Bu belge, Türkiye´de çesitli kitap ve gazetelerde yerini aldi:

    “Deccaliyet ve Kemalizm” (Hüseyin Demirel, s.147):

    “ABDOS” HiKAYESi: ilk defa Yakin Tarih Ansiklopedisinde Mustafa Kaplan imzasiyla nesredilen “Abdos Aga” ile ilgili yazilar mahkemelerde dava konusu oldu. Bu belgelerde Atatürk´ün annesinin genelevden çiktigi ve Atatürk´ün gayrimesru oldugu ileri sürülüyordu. Hürriyet 21 Ocak 1990´da “Atatürk´ün gayrimesru dogdugunu iddia eden.. çirkin tezgahin belgeleri” basligi altinda bu meseleyi kamuoyuna duyurdu. Selanik´te bir mahkemenin verdigi kararin metni Osmanlica olarak gazetenin haberinde basildi.

    Bu metni bir memur Milli Egitim Bakanliginda fotokopi ile çogaltirken yakalanmisti. Mesele sonradan örtbas edildi. Burhan Bozgyik´in “Türkiye üzerine oynanan oyunlar” kitabinda da bu belge tam metin Türkçe olarak basildi. (Yeni Asya Gazetesi nesriyati,1990, s.105)”

    Yazar´in Ümmet-i Muhammed gazetesinin 8. sayisinda (1988 senesinde) bu belgenin yayinlandigini aktarmamasinin iki sebebi olabilir:

    1- Bu belgenin yayina sunuldugundan haberdar olmamasi;

    2- Türkiye´de Ümmet-i Muhammed gazetesinin yasak olmasi.

    Bizim için oldukça önemli olan, bu belgenin artik -yayin hayatinda- tartisilmaz bir yerinin olmasidir.

    MUSTAFA KEMAL’iN BABASI KiM ?..

    Yukarida metnini koydugumuz ve latin harfleriyle de yazdigimiz “Selanik Asliye Hukuk Mahkemesi” basligini tasiyan yazi ile Dr. Riza Nur’un “Hayat ve Hatiratim” adli eserinin üçüncü cildinin 561. sayfasindaki yazi ana hatlariyla birbirini tutmakta ve teyid eder mahiyettedir. Ilaveten sunu da söylemek gerekir: Fransiz bakanlarindan Hedyo Paris’te Türkiye üzerine verdigi ve “Conferencio” dergisinde yayinlanan konusmasinda Mustafa Kemal’in babasinin meçhul oldugunu söylemistir. Ayrica, Mustafa Kemal’in gayr-i mesru olarak dünyaya geldigi ve bu hususta Yunanistan’da bir mahkeme karari bulundugu, güvenilir kisiler tarafindan kulaktan kulaga söylenmekte ve dolasmaktadir. Bütün bunlara ragmen; arastirma ve incelemeciler, tarihçiler, ilgililer arastirmalarini yapsinlar, sorsunlar, sorustursunlar; sahte ve yanlis bilgi ve belgeler varsa kanitli bir sekilde ortaya koysunlar. Çünkü gaye ve maksat, sahis ve sahsiyet degil, gerçeklerin ortaya çikmasidir, tarihî gerçeklerin tam ve aslina uygun olarak yeni nesillere ulastirilmasidir.

    Ayrica su husus da gözardi edilemez: 5816 sayili “Atatürk’ü Koruma Kanunu”nun arkasinda yatan sebep nedir? Bu kanunla neler getirilmek isteniyor? Dünyanin neresinde görülmüs böyle bir kanun?!. Gerçekleri gizlemek mümkün mü? “Mizrak çuvala sigmaz!” demis atalar!

    Kemalistlerin gücü yetiyorsa mizragi çuvalda saklasinlar!..

    Gösterdikleri hassasiyet çok yanlistir ve çok tehlikelidir. Onlarin yapacagi bir is var o da sudur; kaldirsinlar koruma kanunlarini, lagvetsinler Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ni!..

    Mustafa Kemal hakkinda söylenenler ve yazilanlar yanlis ise çatir çatir cevap verirler! Yok eger dogru ise; o zaman kizmasinlar; gerçekler yazilsin da “Ata”larinin kimligi, kim oldugu ve ne mal oldugu ortaya çiksin!.. Bir Stalin’in, bir Hitler’in akibetinden ibret alsinlar da akillansinlar!..

    Bir gün gelecek, o çesit kanunlari delinecektir. Hak ve hakikat bunlari dile getirecektir. Tarih, geçici bir zaman susarsa da bir gün gelir ortaya çikar, susturmak isteyenleri bir silindir gibi ezer geçer; kendilerini de, korumak istedikleri adami da rezil ve kepaze eder. Hem de dünyanin gözleri önünde!..

    Kemalist ordular, kemalist savcilar, kemalist Prof.’lar, kemalist ajan ve dezinformatörler, kemalist hocalar da bu ilahî kanun elinden Mustafa Kemal’i kurtaramazlar. Buna imkân ve ihtimal yoktur! Nitekim kurtaramiyorlar; adamin sahsiyetsiz bir vatan haini, din, namus ve millet düsmani oldugu ortaya çikmakta, yazilmakta ve çizilmektedir. Türkiye sinirlari içinde olmasa bile dünya nesriyatinda kendini göstermektedir. Avrupa memleketlerinde Mustafa Kemal’in bir ingiliz casusu oldugu, Türk-Yunan savasinin sadece bir muvazaadan(anlasmali dögüsten) ibaret oldugu, Yunan askerlerinin Izmir’e çikislarinin, ingilizler’e Mustafa Kemal tarafindan telkin ve ilham edildigi anlatilmakta, hatta bu kabil kitaplari okuyanlar Türkiye’ye geldiklerinde es ve dostlarina gizlice aktarmaktadirlar.

    Aradan 70-80 senelik bir zaman geçmistir. Insaf ile kabul etmek gerekir ki, gerçegin ortaya çikmasina, ne sekilde olursa olsun engel olmak sonsuza kadar sürüp gidemez. Keza yukarida da görüldügü gibi, dün korkunç bir diktatör olan Stalin’i bugün Rusya’da agzina alabilecek bir kabadayi yoktur. Almanya’da Hitler övücülügü yasal kovusturma nedenidir. Zorlamalarla, yalanlarla, yasaklarla kirli kisiliklerin sonsuza kadar ayakta tutulmasina imkân ve ihtimal yoktur.

    “Selanik’te Riza Efendi adinda gümrük kolcusu birinin üvey oglu Mustafa Kemal Harbiye Mektebi’ne geliyor. Mustafa Kemal’in babasi hakkinda çok rivayet var; Kimi bir Sirp, kimi bir Bulgar’dir diyor. Güya anasi bunlarin metresi imis”. Yeni çikan “20. Asir Larousse” Pomak’tir diyor.

    Ihtiyar Tesalya’larin rivayeti sudur:

    Mustafa Kemal’in anasi Selanik’te kerhanede imis. Yenisehir Tirnova’sindan ve oranin ileri gelen kabadayilarindan Abdos Aga Selanik’e gelir, bu kadini görür, alir götürür. Orada piç olarak Mustafa Kemal dogar. Mustafa bes yaslarinda iken Abdos ölmüs, anasi oglu ile Selanik’e gelmis.

    12 yasinda iken Mustafa, Tirnova’ya gidip miras istemis ise de piçligini söylemisler, geri göndermisler. Mustafa, askeri okula girmis. Anasi gümrük kolcusu Ali Riza ile evlenmis. Çok tuhaftir; Mustafa Kemal anasindan bahseder, fakat babasindan bir defa bile bahsetmemistir. Hasili rivayetler çok. Hangisi dogru?

    Bir seydeki rivayet çoktur; o sey belli degildir. Nitekim bilimde, teknikte, tarihte hangi konu hakkinda çok varsayim veya rivayet varsa o konu mâlum degildir. Demek Mustafa Kemal piç degilse bile babasi mâlum degildir. Benim arastirmama göre onun Riza adinda gümrük kolcusu bir üvey babasi oldugu kesindir. Mustafa Kemal babasindan kendisi bahsetmedigi gibi diger birinin bahsettigini isitirse ona düsman olur. Buna dair bir sürü olay vardir. Nihayet Fransiz bakanlarindan Hedyo, Paris’te Türkiye üzerine iki konferans verdi. Bunlar “Conferencio” dergisinde yayinlandi. Hedyo da orada “Mustafa Kemal’in babasi meçhuldür!” diyor.”

    (Riza Nur, Hayat ve Hatiratim, III. cild, s. 561-562)

    KAHRAMANLIGA YÜKSELTiLMiS VATANINI SATMAYA ÇALISAN USAK RUHLU BiR ALÇAK :

    Kasim 1938 Türkiye’nin sefi Kemal Atatürk’ün öldügü tarihtir. O, 15 yillik kati diktatörlügü döneminde Türkiye’yi, halki istemedigi halde zorla bati medeniyetine götürmeye çalismisti. O, sarik ve çarsafi yasaklamis, Islamin kuvvet ve kudretini kirip, hatta latin alfabesini bile kabul ettirmisti.

    Atatürk’ün ölüm döseginde, üzerinde en fazla düsündügü mesele; kendisinden sonra programini uygulayabilecek birisini bulup yerine geçirip geçiremeyecegi hususuydu.

    Bunun için zamanin Ingiliz büyükelçisi Sir Perey Loraine’i Istanbul’daki Dolmabahçe Sarayi’na çagirdi.

    Ikisi arasinda geçen konusmalar yaklasik olarak otuz (30) sene gizli kaldi. Gizli konusmalar ilk olarak Piers Dixon’un babasi (Sir Perey Loraine) hakkinda hazirladigi “Double Diplomat” (Çifte Diplomat) isimli kitabinda yer aldi ve daha sonra da “Hute-Hisson Yayinevi” tarafindan yayinlandi.

    Piers Dixon’un dökümanlari arasinda; Sir Perey Loraine tarafindan zamanin Ingiliz Disisleri Bakani Lord Halifax’a gönderilmis bir telgraf da vardi. Telgraf, Ingiliz tarihinin en önemli belgelerinden birisi idi. Loraine, ölüm döseginde olan diktatörle yaptigi bu mülâkati çok enteresan olarak nitelendiriyordu. Bu belgede Loraine, Lord Halifax’a sunlari yaziyordu:

    “… Huzuruna vardigimda ekselanslarini yastiklara yaslanmis vaziyette, iki doktorla, hemsirenin tedavisi altinda gördüm. Ben girdigimde, Baskan, hizmetinde bulunanlarin ve hemsirelerin disari çikmalarini istedi ve ihtiyaç aninda kendilerini çagirabilecegini söyledi.

    Ondan sonra, ekselanslari benimle yavas-yavas, fakat dikkatlice konusmaya basladi. Beni, hiç bir zaman bana layik olmayan makamda görmek istemedigini, “Beni daima en layik makamlarda görmek istedigini” ve beni buraya onun için çagirdigini söyledi. Hakkimda arzuladiklarini gerçeklestirmem için çok ricada bulundu. Kendisine müsbet bir cevap vermemi istiyordu.

    Süphesiz ben geçmiste onunla bir arada çok bulundum ve çok mulâkatlar yaptim. Ama bu, son mulâkatim olabilirdi. O uzun ve mâcerali hayati boyunca beraber çalistigi arkadaslarindan bir çogunu (kendinden uzaklastirarak) kaybetmis ve yapilan tavsiyelerin bir çogunu da reddetmisti. Sadece benim dostluguma ve nasihatlarima güveniyor ve bu dostlugun pekismesine ehemmiyet veriyordu.

    Ben sanki “Türkiye’nin basbakaniymisim” gibi benimle, çok sade ve serbest bir sekilde mesveret ediyordu.

    Onun bir baskan olarak ölümünden önce, kendi makami için birisini takdim etme selahiyeti vardi. Onun en büyük arzusu kendisinden sonra “Türkiye’nin Baskani” olarak onun vazifesini üzerime almam idi. Teklifi karsisinda benim nasil bir cevap verecegimi bir an önce ögrenmeyi istiyordu.

    Düsünceli bir sessizlikle geçen bir anlik bekleyisten sonra ekselanslarina; “Bütün istek ve duygularimi kelimelerle anlatmaya yetkili degilim!” seklinde cevap verdim. Gerçekten o anda çok sasirmis bir sekilde düsünüyordum. Hatirladigim kadariyla yapmis oldugum mulâkatlarin hiç birisinde bu kadar derin düsünecek derecede bir mülâkatla karsilasmamistim.

    Ekselanslari yaptigi bu teklif ile sadece benzeri görülmemis bir ikramda bulunmakla kalmiyor, ayni zamanda majestelerinin (Ingiliz Krali’nin) hükümetine olan bagliligini da izhar ediyordu.

    Ekselanslari benim ömrümün büyük bir kismini majestenin hükümetinin hizmetinde geçirmis oldugumu biliyordu. Ben halihazirdaki isimde bir kaç sene daha çalismayi ümit ediyordum. Ekselanslari ise, simdi benden kesin bir cevap istemekteydi. Kendilerine su cevabi verdim: “Idarî isleri iyi yapip yapamayacagimdan süphe ediyorum. Türkiye’nin Cumhurbaskanligi’ni yüklenmek mesuliyeti ile Ingiltere Büyükelçiligi arasinda çok büyük fark vardir. Tecrübe ve kabiliyetlerimin, ancak elimdeki isi yürütmek için aranan imtiyazlar oldugunu biliyor; bunun için kesin bir sekilde ve üzülerek teklifinizi kabul edemedigimi bildiriyorum!”

    Ben konusmami bitirdikten sonra ekselanslari çok heyecanlandi ve yatagina tekrar gömüldü, hizmetinde bulunan hemsireleri çagirdi (ve derin bir uykuya daldi).

    Ekselanslari ikinci defa konusmaya baslayabildiginde kendisine bildirdigim kararda etkili olan hususlari idrak ettigini söyledi. Durumu henüz verdigim cevaptan çok üzüldügünü söyleyebilecek kadar iyi idi. Benden baska bir cevap alamayacagini anlayinca “Baskanlik” için Ismet Inönü’yü tavsiye etti.

    Atatürk sonra dirseklerine dayanarak dogrulmaya çalisti ve ellerimi sikti, gelecekte de Britanya ve Türkiye iliskilerinde faal roller oynayacagimi belirterek tesekkür etti ve kendinden tekrar geçti.

    Bu teklifi reddedisimin isabetli bir karar oldugunu düsünüyorum.

    Eger yapmis oldugum teşebbüslere dair ekselanslarindan tevidli bir mesaj alabilirsem çok mütesekkir ve mesrur olurum.

    Lütfen Kral’a da bildiriniz!..”

    Martin Gilbert

  87. İsmail said

    Filistindeki Ceninde Osmanlı ordusunun satıldığı bütün cephelerin bu sebeb ile çöktüğü yetmiyormuş gibi kendisini kahraman yaptırmak için Yunanlıları batı anadoluya çıkartma telkininide Mustafa Kemal vermiş. Avrupadaki kitaplar böyle yazıyırmuş. Avrupada herkes bunu böyle biliyormuş. Batı avrupa devletleri tarafından Osmanlı devletini ortadan kaldırmak için tutulan kiralık katil olduğunu yazanlarda var.
    Mustafa Kemalin hayatta olduğu tarih olan 5 ağustos 1935 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yer alan bir habere göre Mustafa Kemal Atatürk yarım ilahtır. Türklerin babasıdır. Hiçbir devlet şefinin hayatında bu kadar heykel dikilmemiştir. Ne Mussolinin ne Hitlerin nede Leninin anıtları onunkilerle ölçülemez.

  88. ismail said

    AYASOFYA (şiir:Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)
    Ayasofya
    Ey İslam’ın nuru, Türklüğün gururu Ayasofya!
    Şerefelerinde fethin, Fatih’in şerefi,
    Işıl ışıl yanan muhteşem mabet!…
    Neden böyle bomboş, neden böyle bir hoşsun?

    Hani minarelerinden göklere yükselen,
    Ta maveradan gelen ezanlar?…
    Hani o ilahi devir, ilahi nizamlar?…

    Ayasofya ses vermiyor,
    Ayasofya bir hoş,
    Ayasofya bomboş!…

    Hani nerede?
    Şu muhteşem minberde,
    Binlerce erin baş koyduğu şu temiz yerde,
    Şimdi hangi kirli ayaklar dolaşıyor?…

    Ayasofya! Ayasofya!…Seni bu hale koyan kim?
    Seni çırılçıplak soyan kim?!…

    Hani nerede?
    Gönüllerden kubbelere,
    Kubbelerden gönüllere
    Gürül gürül akan Kur’an sesleri?…
    Kur’an sesleri dindirilmiş,
    Müslümanlar sindirilmiş!…
    Allah-Muhammed-Hülafa-i raşidinin
    İsimleri kubbelerden yerlere indirilmiş!…

    Fethin, Fatih’in mabedinden kitab-ı mübini,
    Bu ulu dini kaldıran kim?
    Dinimize, imanımıza saldıran kim?
    Mabedimin göğsüne uzanan namahrem eli,
    Kimin elidir?!…
    Söyle Ayasofya, söyle.
    Seni puthane yapan hangi delidir?!…

    Elleri kurusun, dilleri kurusun!
    Ayasofya! Ayasofya! Seni bu hale koyan kim?
    Seni çırılçıplak soyan kim?!…

    Ayasofya,
    Ey muhteşem mabet;
    Gel etme,
    Bizi terketme!…
    Bizler, Fatih’in torunları, yakında putları devirip,
    Yine seni camiye çevireceğiz…

    Dindaşlarımızla,
    Kanlı göz yaşlarımızla,
    Abdest alarak secdelere kapanacağız,
    Tekbir ve tehlil sadalarıboş kubbelerini yeniden dolduracak
    İkinci bir fetih olacak,
    Ezanlar bu fethin ilanını,
    Ozanlar destanını yazacaklar…

    Putperest Roma’ya yeni bir mezar kazacaklar, sessiz ve öksüz minarelerinden yükselen ezan sesleri fezaları yeniden inletecek! Şerefelerin yine Allah’ın ve O’nun sevgili peygamberi Hz. Muhammed’in aşkına, şerefine ışıl ışıl yanacak; bütün cihan Fatih Sultan Mehmed Han dirildi sanacak!…

    Bu olacak Ayasofya,
    Bu muhakkak olacak…
    İkinci bir fetih, yine bir ba’sü ba’delmevt…
    Bugünler belki yarın, belki yarından da yakındır,
    Ayasofya, belki yarından da yakın!..
    Osman Yüksel Serdengeçti

  89. İsmail said

    Free Stand Epey bir karşı yorum gelmeyince bende şaşırdım. Kusura bakma.

  90. Free Stand said

    Hakkımda sayfasına göz atmanızı rica ediyorum. Hakaret hariç yorumlar kesinlikle kaldırılmaz.

  91. İsmail said

    Free Stand karşı yorumlar engellenmiyordur inşallah.

  92. İsmail said

    Deli saçması bir şiir
    Şair Nazım Hikmet yahudi dönmelerindendi. Dedesi Mehmet Ali Paşa aslı Polonya yahudilerinden olup çocukken Osmanlı devletinin hizmetine girmiş sözde Müslüman gözüken birisi. 1877-78 Osmanlı Rus savaşları sırasında askerleri iyi savaştırmayarak devleti Balkanlarda büyük toprak kayıplarına ve yenilgiler sebebiyle ağır savaş tazminatlarına mahkum ettirip maddi kayıbada sokmuş birisi. Kendi deyimiyle 1921 den beridir ateist olan Nazım Hikmet, her halde kominist sistemi Türkiyeye getirmedi diye Mustafa Kemal Atatürkü hiç sevmezdi. Bazen çıkarı gereği şiirlerinde Mustafa Kemal Paşayı şiirlerinde övmüş gibi gözükmüş ona sarışın kurt demiştir. Bakın deli saçması bir şiirınde ata için neler yazmış.
    Burjuva Kemalin omuzuna binmiş
    Kemal Kumandanın kordonuna
    Kumandan kahyanın cebine inmiş
    Kahya adamlarının donuna
    Uluyorlar
    Hav hav hav… Hak tu….

  93. İsmail said

    1996 da koalisyon hükümetinin başbakanı Necmettin Erbakan, Abdullah Gül başta olmak üzere birkaç bakanıyla Mısır ve Libya ziyaretlerine girmişti. Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek Türk heyetini hiçde iyi karşılamamaştı. Sonraki durak Libya oldu. Libyanın lideri Muammer Kaddafi Türk heyetine o kadar kötü davrandıki birtek tabanca çıkarıp kurşunlamadığı kalmıştı. Kaddafi Türk yurdunun Osmanlıdan sonra işgal edildiği ve hala işgal altında olduğu, Kürtlere İran, Irak ve Türkiyeden toprak verilerek yer açılması gerektiği gibi zırvalarda bulunmuştu. Türkiye hala işgal altında derken sabetayist yöneticilerdenmi bahsediyordu acaba. Kimbilebilirki? Hüsnü Mübarekde öldü. Kaddafide. Kimilerine göre kuzey Afrika çıkartması yapan kimi kabine üyeleri Libya gibi küçük bir ülkenin liderine karşı gereken cevapları veremeyip Türkiyeyi küçük düşürmüşlerdi. Buda genelkurmay Başkanlığının tepkisine yol açmış böylece Türkiyeyi 28 şubata götüren postmodern darbe hazırlıkları başlamıştı.

    Öteyandan Kemalizmin ilk başta yahudi dönmelerinin yani sabetayistlerin yapılanması olduğunu söylemişiz. Türkiyede 1.5 milyon sabetayist var ancak Balkan, Kafkas, Doğu Karadeniz, Ege bölgesinden, Trakya, İstanbuldan ve yurdun çeşitli yörelerindeki alevi kesimden toplamda 15000000 daha kemalizmi destekleyen sol görüş varki. Toplam kemalist 16.500000u bulur. Buda 75000000 luk Türkiyede yüzde 22 ye tekabül ederki çok büyük bir rakamdır. Kemalizmin Türkiyedeki birazda Balkanlardan Anadoluya ve İstanbula 1913-24 döneminde göç ettirdikleri yüzbinlerce belkide milyon sayıdaki kimseler sayesindedirki sistemlerini çok başarılı bir şekilde oturttularını gösterir bu rakamlar.

    Yusuf Gülcan 30 kasım 2011 de yazdığı bir yazıda yalan yanlış bazı tarihi bilgiler verdikten sonra AKP kabinesinden Bülent Arıncın dedeside 23 aralık 1930 da Menemen isyanına karışmışmış onu yazmış. O dönem birilerinin bu millete baskı ve zulüm yaptıkları bir dönemdi. Olaylar resmi tarihin anlattığı gibi gelişmiş olmayabilir. Olayların iç yüzünü bilemiyoruz. Yusuf ayrıca o zamanlar birilerinin dedesi tavuk kümeslerinde Cumhuriyete karşı suç işliyordu demiş. İşbaşında olan Yahudi dönmeleri 1925ten 50 ye kadar Kuranı Kerim aslından okutulmasını yasaklamış milleti kendi yaptırdıkları yanlış ve doğruların birarada olduğu tercümeleri dayatmışlar. Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın dedeleride tavuk kümeslerinde kaçak olarak Kuranı Kerim okumayı öğreniyormuş. Cumhuriyete karşı işlenen suç buymuş. İşin aslı o zamanki kimi dömne yöneticiler Cumhuriyetin ilk 27 yılında bu milletin inanç ve dinini öğrenme hürriyetlerine karşı suç işlemişler. Ah Yusuf ah bunlar Müslüman olan birinin yazacağı şeyler değil. Ah Yusuf kesin olarak bilmiyorum ama galiba sen Kuranı Kerimede düşmansın. Bilemiyoruz.
    Müslümanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan ve Kadir Mısıroğlunun tabiriyle Çankayayı kerhanenin alasına çeviren birileri millete Kuran okumayı yasaklayacak bu durumu suç sayacak sende onları destekleyeceksin birde bende müslümanım diyeceksin. Haydi oradan git işine.
    CHP döneminde Kuranı kerimi duvara bile asmak suçmuş. Müslümanlığımızı CHPlilere borçlu olduğumuzu söyleyenlere Selahattin yağızcının hatıraları tokat gibi cevaptır. ‘Dedem Hacı Müslim efendi bizzat İsmet İnönü tarafından Kutan öğrettiği için Bafra müftülüğünden atıldı. Dedeme Bafra halkı sahip çıkarak aralarında para yoplayıp onun maaşını vererek Bafradaki hizmetlerini sürdürmesini istedi. Kuran dersi verecek yer bulamadıkları için çocuklara değirmende ve mağaralarda Kuran dersi verdi. Son nefesini Kuran öğretiği o değirmenin üzerinde verdi.
    1950 yılı başında bir İngiliz gazetesi Türkiyedeki durumu şöyle haber veriyor. ‘Türkiyede cenazeleri kaldıracak bir kişi bile bulamayan zavallı köylüler ölüyü namaz kılınmadığı için defnedememişler.’ Tahsin Bangıoğlu anlatmış. İsmet İnönü kendisine ‘zor durumdayız hiç değilse cenazeleri yıkayacak yani gassal yetiştirme kursları açalım’ diyor. İşte ölü yıkayıcı imamhatipler böylelikle kurulmuş. Birkaç ay sonra hükümeti Demokrat Parti devralmıştı. Muhtemelenki imam hatip okullarının açılması yine onun dönemine kaldı.

    1888 yılında bile buharlı gemiler sayesinde Avrupadan ABD ye 6 günde ulaşılabiliyordu. Arada neredeyse 10000 km. mesafe var. 16 mayıs 1919 da İstanbuldan yola Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları 1000 km bile etmeyen Bandırma vapuruyla İstanbuldan Samsuna ancak üç günde gidebilmişler 19 mayısta varmışlardı. Bir başka açıdan Kemalizm isimli esere göre gemidekiler bir günde sinopa vardılar. Burada İngilizlerle görüşme yapılmış. Bazı talimatlar alınmış. Kurtuluş Savaşı senaryosu hakkında kendisi bilgilendirilmiş. Sonra Samsuna gidilmiş. Kimilerine görede İngilizler Mustafa Kemalin ve arkadaşlarının Samsuna gittiğine razı olmasalar vapuru Karadenizde batırırlarmış. Mustafa Kemal Paşa Samsuna çıktığında şehirde 22 marttan beridir 200 İngiliz askeri bulunuyordu.

    İstanbulun Kurtuluşu. Malum ya İstanbul 13 kasım 1918 de İngiliz, Fransız, ABD, İtalyan, Japon ve bazı sömürge kuvvetleri tarafından işgal edilmişti. Böylece hem Osmanlı işgal altında tutulmuş hemde el konan Osmanlı silahları Üsküdar ve İstanbuldaki İngiliz cephanrelerinden Anadoludaki Kemalist kuvvetlere gönderilimiş, bunuda kimi zaman Fransız ve İrlanda gemileri yapmıştı. 1922 yılı eylülünün 12 sinde Yunan Anadoludan tamamen atılıp batı anadolu Yunan işgalinden tamamen temizlenmiş, Mudanya ateşkes anlaşmasından sonra Yunanlılar 1.5 ay içinde Trakyayıda boşaltmişlardı. Bu dönemde Kemalist kuvvetler ister subay olsun isterse asker sivil kıyafetlerle İstanbula girebiliyorlardı. Zaten bu durumun verdiği cesaretle padişah Vahdettine tehditler savurup ülkeden kaçırmışlardı. Lozan antlaşmasının sonrasında 2 ekim 1923 de İngilizler İstanbulu boşaltıp gitmişlerdi. 5 ekimde Gebzeden yola çıkan Kemalist kuvvetler 6 ekimde İstanbula girmişlerdi. Kendilerine mukavemet eden giremezsiniz diyen bir düşman yokken bu kurtuluşda neyin nesi oluyordu. Ha sahi birde hala Boğazların denetimini elinde bulunduran belli sayıda yabancı kuvvet 1936 daki Möntrö anlaşmasına kadar İstanbulda kalmışlardı. Karmakarışık bir durum.

    1918 sonlarında Osmanlı topraklarını işgal eden emperyalist güçler yerine Kemalist güçleri ülke yönetimine getirirken aslında bundan sonra Türklerin artık tamamen bitirildiklerini hesaplıyorlardı kendilerince. Onlar 26 ağustos 1922 de batı Anadoludaki işgalci Yunana karşı başlatılan Büyük Taarruzu bile 26 ağustos 1071 de Hıristiyan batıya karşı kazanılan ve Müslüman Türklere Anadolunun kapılarını açan Malazgirt zaferinin rövanşı olarak görüyorlardı. Öyle ya yeni Türkiyenin yönetimi artık sabatayist ağırlıklı yöneticilere bırakılıyordu. Sabatayistlerde zaten onların adamıydı ve bir dediklerini iki etmezlerdi. Onlar öyle hesaplamışlardı ama aradan henüz 90 yıl geçti. Bazı şeylerin onların dediği gibi olmadığı bugün açık açık bellidir. Türkiyede herşey aslına dönmüştür ve en önemlisi 1923 te, 1960 da, 1971 de, 1980 de ve en nihayet 1997 de darbe yaparak yada darbe tehditleriyle ellerindeki silahlara güvenerek hükümetler devirebilen birileri artık bu tür işlere girişemiyorlar. Millet rahat ve huzur içerisinde. Artık Türkiye Türklerin yani gerçek sahiplerinin elindedir.

  94. İsmail said

    Şair ve Yazar (rahmetli) Necip Fazıl Kısakürek Ayasofya Camisinin müzeye çevrilmesi ile ilgili olarak verdiği bir konferansta Ayasofyanın tekrar camiye çevirilmesini istiyor ve orasını camiden müzeye çevirenler için Yunanlıları sevindirdiler. Bunlar Hıristiyan Avrupalıların içimize soktuğu ajanlardır diyor. İngiliz, Fransız, İtalyan gibi Frenk milletlerinin kendilerinin yapamadıklarını içimize soktukları ajanlara yaptırdıklarını açıklıyor. Frenk milletlerinin frengili oldukları için Frenk olarak adlandırıldıklarını söylüyor. Onların ajanlarının bu millete frengiliymiş gibi baktıklarını aslında kendilerinin ciğerlerine kadar frengili olduklarını anlatıyor.

  95. İsmail said

    1931 de Mustafa Kemal o zamanki İsmet Paşa hükümetine sünnetin gereksiz olduğu çocuklara boşu boşuna eziyet verildiğini gerekçe göstererek kaldırılmasını isteyen bir kanun teklifi hazırlanmasını istiyor. Konu görüşülecek. Kadir Mısıroğlunan anlattığına göre İstanbuldan bir gazeteci Ayasofya camisinde inceleme yapan Alman Arkeologlara Türkiyede sünnet yasaklanacak ne diyorsunuz? diye sorunca ‘Çok zararlı olur. Ülkede mesane kanseri artar. Başka hastalıklarda artar.’ gibi bir cevap alınıyor. Haber gazetede yayınlanınca ileride Hıristiyanlarda sünnetli olacak bir biz sünnetsiz kalacağız diye düşünen kemalist yöneticiler bu kararlarından vaz geçmişler.

  96. vatandaş said

    Nasıl bir şeymiş bu kemalizm böyle oyunlarını yaz yaz birtürlü bitmek bilmiyor. Kemalizm dediğin Türkiyede yaşayan yahudi dönmelerinin yani sabetaycıların geliştirdiği masonik bir sistemmiş. Anıtkabir bile masonların tapınak mabedine bakılarak inşaa edilmiş. Sabetaycıları araştıralım diyoruz ulaştığımız bilgiler müslüman gibi gözüken gizli yahudilere götürüyor bizi. Türk ve islam düşmanı diyen bilgilerde var. Türkçe isim kullanırlar müslüman kimliği taşırlarmış ancak gerçekte ne türk nede müslüman olurlarmış yahudilikle ilgili benliklerini yani gizli kimliklerini devam ettirirlermiş kendi aralarında. Birde müthiş şekilde Türk islam düşmanı olurlarmış. Kaynaklar öyle diyor.

  97. vatandaş said

    Genel yorum. Bu kadar fazla şey yazdık kaç aydır nihayet yazılarımızın tamamen sonuna geldik. Biz bu yazıları tarihi tesbit olarak yazmışız. Atatürkün askeri başarılarının çok fazla abartıldığı açıktır. Yinede Türkiye onunla kurulmuştur. Yeni kurulan Türkiyenin Batı avrupa ve ABD gibi ülkelerce batı tarzınca kurulmasına izin verildiği için giyim kuşamdan tatil gününe, kimi dini kurumlardan takvime, uzunluk ve ağırlık ölçülerine kadar her yönde devrimler başlatılmıştır. Bazı kimseler bu devrimleri benimseyemeyip karşı gelmiş bu sebeple bazen idam edilenler olmuş, hapis yatanlar olmuş. Bu arada sıkıntılı bir süreç yaşanmış. Kimisi bunu kemalist zorbalık olarak değerlendirirken kimisi devrimlerin zamanının geldiğini savunup bütün devrimler kanlı olur demiş yapılanları haklı bulmuş.
    Neticede geçip gitmiş o günler. Tarih olmuş. Sistem artık oturmuş. Camiler açık herkes ibadetini istediği şekilde yapabiliyor. Ülkede yaklaşık olarak 90 senedir barış ve huzur hakim. Arada zaman zaman inançlı kesimlere sıkıntılar çektirildiğide olmuş.
    Biz yazılarımızda internette geçtiği için bazı sakıncalı konularada girdik. Örneğin internette geçen Atatürke gey yakıştırmalarının aslında akıl ve mantığa oturtulur bir yeri yok, isbatıda yoktur. Ancak karalama amaçlı bu bilgiler maalesef internette geziyor. Ateist olduğu söylenen Rıza Nurun atanın ailesiyle ilgili yazdıklarına gelince şahsi kin amaçlı ispatsız pis bir iftira olmalıdır. Bu konuda bizim bir bilgimiz yok.. Zübeyde hanım iffetli evinde Kuranı kerim olan belkide vakit namazlarınıda kılan birisi. İnanç dünyasınıda tam olarak bilemiyoruz ancak namuslu iffetli olmayan hiç kimsede hele hele o dönemde 66 yıl yaşayamaz. Çünkü o dönemlerde hastalığa yakalanan hiçbir çaresini bulamayıp erkenden ölüp gidiyor. Zübeyde hanımın birkaç sefer evlenmiş olması kaderdir. Kadere kim ne diyebilirki. Atanın babasıda Ali Rıza bey olmalıdır. Bu konuda resmi belgeler geçerli sayılır.
    Sabetaycılara gelince ülkede ben müslümanım diyen herkes müslüman sayılıyor. Ancak arada neredeyse dağlar gibi pekçok yorum farklılıkları olduğuda çok açıktır. Yinede hiç kimsenin düşünce ve inanç dünyasını tam olarak bilemeyiz. Arada değişik düşünüp inanç olarak Türk islam düşmanı olanda varmıdır. Bilemiyoruz muhtemelen varsada bu kişilik meselesidir. Osmanlı dönemindede kimi Hıristiyan ve yahudi dönmeleri devlete ihanet edip çökertmişsede bunlar artık tarih olmuştur.

  98. vatandaş said

    İnternette Mustafa Kemalin aleyhine olacak o kadar ağır yazılar varki biz bile hayret ediyoruz. Annesi Zübeyde hanımın güya kötü bir yerde çalıştığı, Mustafa Kemalin babasının gerçekte Abdoş ağa diye bilindiği yada hiç bilinmediği başka şehirde yaşadıkları Mustafa Kemal küçük yaşlarda annesiyle Selaniğe geldiğinde babası yok diyerek çocukların dalga geçmesi sebebiyle o şehirden ayrılıp seneler sonra tekrar döndüğü yazılmış.
    Ataya babası sorulduğunda soran şahısdan nefret edermiş. Yine internette. Hani Atanın akrabaları, anne tarafından birkaç kişi ya var ya yok babasının tarafından neden hiç kimse yok, Atatürk gökten zembillemi indi demişler. Ata Belçikada gayler listesine alınmışmış Atatürk gaymiydi diye soran yazılar yazılmış. Biz bu yazıların hiç birisini doğru olarak kabul etmemişiz yada bu tür şeylere hiç önem vermemişiz..
    Ancak mesela Mehmet akif ersoy Kuranı Kerimi Mustafa Kemal için tercüme edip ona teslim etmedi diye hain ilan edilip sürgüne gitmek zorunda bırakılmış. Ülkeden gidip 10 sene sonra ölümüne yakın geriye dönebilmiş. Kimine göre Mehmet Akif sonradan itikadını bozmuş. Kimine görede Atatürk Kuranı yanlış tercüme ettirecektide Mehmet Akif Ersoy bunu kabul etmeyip Mısıra göçtü. Bu tür şeyler yazılsın ne olacak. Mesela Mustafa Kemal Paşanın döneminde masonlar Türkiyede çok önemli mevkiilere getirilmiş.
    Yine Mustafa Kemal çok sigara ve neredeyse su gibide rakı içermiş, bu sebeplede siroza yakalanmış 1938 in sonbaharında sağlığı iyice bozulunca artık yatalak olmuş karnında irin gibi yakan acı su birikiyormuş, çok canı yanıp inildiyormuş, yaklaşık birer ay arayla karnından bir kere 12.5 kg, bir kere 12 kg ve bir kerede 10.5 kg su çekilmiş, karnından su çekilince paşa biraz rahatlıyormuş falan bunlar hep yazılıp çizilmiş. Sonra 10 kasımda ölmüş cenaze namazı kılınmamış sadece masonlar öylesine türkçe bir dua yapmışlar.
    Atanın haysiyetiyle uğraşılmadan bazı tarihi gerçeklerin yazılmasından hiç kimsenin hiçbir şekilde rahatsız olmaması lazımdır.

  99. vatandaş said

    Fatih Sultan Mehmet Altınordu ve Timuroğullarıyla birleşmiş Memluku İranı alıp Hindistana inecek sonra dönüşte topyekün bir saldırıyla bütün Avrupayı alacaktı.Yahudi ve Hıristiyan kökenli dönmeler Fatihi sefer yolunda zehirleyip fatihin savaş sırlarınıda Avrupaya sattılar. Karşı tedbir olarak batı Avrupa ülkeleri afrikadaki ve güneydoğu asyadaki Müslüman devletlere saldırıp onların topraklarını işgal etmeye başladı. Osmanlı Afrika müslümanlarını korumak adına Fastan Somaliye kadar heryerde Hıristiyanlarla savaştı. Hindistana, Sumatraya birlikler gönderip buradaki Müslümanları haçlı zulmünden korumaya uğraştı. Yetmedi kendi hesabınada Avrupa ülkeleriyle ve altınordunun çöküşüyle ortaya çıkan Rusyayla savaşmaya başladı. Osmanlı ordusundaki kimi dönme paşalar Osmanlıya hep ihanet edip askerimizi kırdırdı. Onların yüzünden üç kıtada kaç milyon askerimiz şehit düştü yüzyıllar boyunca kim bilir.Bütün islam ülkeleri işgal edildi. Nihayet Osmanlı 1920de tamamen çöktü. Osmanlı sonrası kurulan Türkiyenin kaymağınıda dönmeler yemiş. Mevki makam genelde onların, orduda yüksek rütbeler onların, fabrikalar, geniş araziler onların, gazeteler, yayınevleri genelde onların. Sanatçılar onlardan çıkmış. Türk milletinin geliri 3 lira ise dönmelerin kimisinin 30, kiminin 50 kimininde 100 lira olmuş.
    Hani diyorum 1935-45 döneminde dünyayı alayım diyen Alman lideri Adolf Hitler Osmanlının başına gelenleri ve acı sonunu gördüde bu sebeplemi ilk önce yahudileri imha etmeye başladı. Kimbilir, Osmanlı 1492 de merhamet edip onları sığınmacı aldıda sonra kimi nankörler sebebiyle başına gelmeyen olay kalmadı. Bir zamanlar cihanı titreten Osmanlının günümüzde adı var kendi yok. Bazen merhametten maraz doğabiliyor.

  100. vatandaş said

    İstanbula yerleşen İngiltere, ABD, İtalya, Fransa ve küçük Yunanistan gibi işgalciler isteselerdi Lozan görüşmeleri sırasında Musulda yaptıkları gibi İstanbuluda hatta boğazları bize vermezlerdi. Hepsine birden asla güç yetiremezdik. Askeri açıdan saldırıdada bulunamazdık. Birleşmiş Milletlerden bir karar çıkarırlardı. İstanbul bizim olmaktan çıkardı. Hiçte bir şey yapamaz elimiz kolumuz bağlı kalırdık öylece. Anadolu Selukludaki gibi Anadoluya tıkılıp kalırdık. Ne varki işgalci güçler İstanbulu ve boğazları kendi aralarında paylaamadıkları için yine Türklere vermek zorunda kalmışlar. Bu Türkiye için büyük bir şans olmuş. Eğer İstanbul Lozanda Türkiyeye kalmamış olsaydı bir dahada tarih boyunca asla İstanbulu görme imkanımız olmazdı.

  101. vatandaş said

    Gerçek tarih kültürde yazıyor.İsmet lnönü Ocak 1923 te barış görüşmeleri için gittiği Lozanda 18 ocak günü çok içki içmiş. Öyleki ayakta duramaz bir hale gelmiş. Orada bulunan ABD li bir görevlinin anlattığına göre İngiliz delegesine habire Musul sizde kalabilir bir sakıncası yok diyormuş. Bu sözü 3 kere tekrarlamış. Sonra ayılınca görüşmelerde Musul meselesi işi tıkamış. Bu sözler üzerine İngilizler vermek istememişler Musul ve çevresini. Anlaşma yapılamaz olmuş. Sorun 1926 ya ertelenmiş. 1925 kasımında Birleşmiş milletler Musul ve çevresini İngiltereye verme kararı almış. Mayıs 1926 da yapılan Ankara anlaşmasıyla Musul yöresi elimizden tamamen çıkarak İngilizlere kalmış. Anlaşılan oki bir geceliğine fazla fazla yuvarlanan kadehler bize Musul ve çevresine patlamış.

  102. vatandaş said

    Mustafa Kemalin daha 1906 da subay arkadaşlarına çizdiği bir haritada bugünkü Türkiyenin sınırlarına yüzde 95 bir yakınlık var. Bu haritaya göre batı Trablus, Arabistan, filistin, Irak Suriye,ve Balkanlar Türk bölgeleri olmaktan çıkmış. Haritada bu günkü Türkiyeye ilaveten Batı Trakya, Selanik, Musul, Kerkük yöreleri var. Subay arkadaşları kendisine inanmıyor ama Sabetayın torunu olmasından sebeptirki batı avrupa devletlerinin Osmanlıyı paylaşım planlarından önceden haberi olmuş demekki. Onun çizdiği harita çok az bir eksiğiyle 17 sene sonra gerçekleşiyor. Mustafa Kemal Paşa daha 1916 da tesettüre karşı olduğundan batı tarzı giyime geçilmesi gerektiğindende söz etmiş.

  103. vatandaş said

    1923 te Lozan konferansında 128 km2 lik Limni adasıyla çevresindeki 4 küçük ada Türkiyeye verilmişken zapta geçirmeyi unuttuğumuzdan Yunanistana kalmış. Acaba böyle bir şey olabilirmi? Yoksa bu adalar kapalı kapılar arkasında Yunanistana satıldıda bu sebep ile birileri karun gibi zenginleyip müthiş servet sahibimi oldu.
    Ya kısmen Musul, güneyindeki Erbil, Kerkük ve Süleymaniyenin yani neredeyse bütün kuzey Irakın Lozanda İngilizlere bırakılması, buralardaki haklarımızdan tamamen vazgeçilmiş olması, hiç kimse tanımasada Batı Trakyada Türk devleti varken bu devletin Lozanda varlığı iptal edilip bu toprakların Yunanistana bırakılması, Osmanlı döneminde ingiltereye kiralanan Kıbrıs hukuken Türkiyenin olması gerekir iken Lozan Anlaşması ile tamamen İngiltereye bırakılmış olması. Mondrosta bizde olan Halepin yaklaşık 5 sene sonra Lozanda elimizden çıkmış olması Bu işlerden kimler kaç para kazandı acaba. Memleketin bir bölümü hakikatten birilerinin şahsi menfaati karşılığında satılmış olabilirmi? Tarihin bunları sorgulaması gerekmiyormu? Yoksa bunlar sadece boş iddaadanmı ibaret.

  104. vatandaş said

    1909 da yüzde 60ı sabetaycılardan oluşan, Sırp, Yunan, Bulgar, Ulah, Arnavut, Makedon ve ermeni gurubundan olan 25000 kişilik orduda hiç Türk yoktu. Yılmaz öztunanın dediğine göre balkanlarda ipten kazıktan kopmuş kim varsa bu ordudaydı.Ordunun kurmay başkanı Mustafa Kemaldi. Bu orduda İsmet (İnönü)de vardı. İttihat ve Terakkiciler Padişah Abdulhamidi tahttan indirip Yıldız sarayını yağmalamışlardı.
    Sanki balkanlardan birileri memleket ele geçirmenin ön provalarını yapıyordu.

  105. vatandaş said

    Sultan Vahdettin 16 mayıs 1919 da Mustafa Kemali Kurtuluş savaşını başlatmak üzere Bandırma vapuruyla samsuna gönderirken yanına 42000 altın vermiştiki bu parayla İstanbulun onda biri satın alınırmış. Kurtuluş savaşı bittikten sonra ( 3.5 yıl sonra) Mustafa Kemalciler tarafından Vahdettin ülkeden hain ve hırsız damgası vurulup kovulduğunda İngilizlerin Malta gemisine binerken yanında neredeyse hiç parası yoktu. Parmağındaki yüzüğü bile hazineye bırakmıştı. Aradaki farka bakın.
    Mustafa Kemal istese saltanat kurarmış. Kendi döneminde saltanat sürdü zaten. Mirasçısı yoktu. Saltanatı kime bırakacak. Birde İngilizler ABDliler Cumhuriyete izin veriyor saltanata değil..

  106. vatandaş said

    Ezanın türkçeleştirilmesi, 1936da Kırşehir Kenan nahiyesinde müezzin Yusuf oğlu Hüseyin ezanı arapça okuyunca Recep Peker hakkında soruşturma açtırıyor. Celal Bayar cevapta müezzin bilmeden arapça ezan okumuş deyince adam ipten kurtulmuş.
    namazın türkçeleştirmesi bahanesiyle surelerin anlamlarının bozulup namazların geçersiz hale getirildiği, camilerin önünde namazı zorla türkçe kıldıran eli sopalı görevlilerin beklediği, emre uymayanın sopadan geçirildiği, Türkiyede arabın dini olarak adlandırılan islamiyetin kaldırılıp dönmelere ait sabetaycı selanik dininin dayatılmaya çalışılması,
    1940 larda çıkarılan varlık vergisiyle Türkiye yahudilerinin İsrailin kurulması aynı zamanda müslüman arapların başına bela olmaları için Filistine göç etmeye zorlanması.
    İstanbulda ermenilere açtırılan genelevlerin kapatılamasın diye içişleri bakanlığına bağlandığı, diğer bazı illerdede genelevler açıldığı, Çankayaya getirilen kadınlar kızlar (Zsa Zsa Gabor bekaretimi 15 yaşında Ataya verdim dermiş) İnternette daha neler neler var. Ben yazamıyorum. Biraz dolaşında sizde görün.

  107. İsmail said

    Free Stand ben dememişim sabetaycılar hala yahudi diye yararlandığım kaynak demiş. Ben kaynağı kopyala yapıştır yapmışım. Biz saftorikizdir ben Müslümanım diyen herkesi Müslüman biliriz. Sabetaycılar islamı değişik yorumlayan bir guruptur bence. Birazda yahudilik vardır herhalde kimisinde. İki arada gezerler. Ula bende diyom bu niye bu kadar kızdı. Banene kim yahudiymiş kim müslümanmış. Sabetaycılar Müslümanmıymış yoksa yahudimiymiş. Ben olaylara tarihi açıdan bakarım.

  108. İsmail said

    Ya Muhammed namı diğer Fre Stand sen en baştan ben Atatürk hayranıyım biz sabetaycıyız diyeceksin bizde en baştan girmeyeceğiz bu siteye. Atatürkün benimde taktir ettiğim çok yönü vardır. Senin sabetaycıların yattığı bülbülderesi mezarlığında akrabalarında vardır. Benim yazılar dokunmuşturda sana. Ya kusura bakma. Görsellere girince çaktım davayı. Yoksa daha dikkatli yazardım. Sayemde sitende baya hareketlendiydi. Zaten yazılarımda bitti. Başkada kimse benim gibi bilgi toplayamaz. Çoluk çocuk hikaye yazıp avunurlar. Sende eylenir oyalanırsın kendince. Tarih böyle kardeşim sabetaycılar Osmanlıyı çökertip memlekete konmuş. Birileri yapmış bizde kabaya kaç misli incelterek yazmışız. zorunuza gitmeyecek. Yaşanmış bu olaylar.

  109. İsmail said

    Atatürkün ailesine anne babasına iftiraları atan Rıza Nur. Sebep şahsi düşmanlık.
    Ceninde üçordumuz var. Bir komutanın kesin ihaneti var. 65000 kişilik 3 orduda bu sebeple çöküp ingilizlere teslim olmuş. İhanet eden kim? Biri var ama boşver.
    Kurtuluş savaşı bizim için zorlu savaş. Büyük işgalciler için senaryo. Seni Allaha havale ediyorum. Müslümanlara komplo kurduğunuza eminim. Kaç gündür istemeden bilmeden yanlış giden bir yorumumu kaldırmadın.

  110. İsmail said

    Gerçekler çok ağır ben ne yapayım kardeşim. Açmayın şu sayfalarıda milletide zor duruma düşürmeyin. Yahudi dönmelerinden kimi Osmanlıya ihanet etmiş. Kurtuluş savaşında varmı sabetaycı ihaneti. Yok neden olsunki. Tam aksine vatanı kurtarmışlar. Ülkede bir numaralıda söz sahibi olmuşlar. Bunumu söyletmeye uğraşıyorsun. Zaten söylüyoruz. Benim yazıları ya tamamen kaldır yada o manyak yazıyı koyma. Biz kimsenin düşmanı değiliz bunlar tarih.
    Tamam Dönmeler çok büyük. Osmanlıdan Avrupayı kurtardılar. Avrupalıların Amerikaya ulaşması Yahudiler sayesinde oldu. Dönmeler Türkleride Osmanlıdan kurtarıp Türkiyeyi Kurdular. Yahudiler Filistinde İsraili kurdular. Sabetaycılar olmasa Türkiye olmazdı. Onlar gerçekten çok büyükler hoşuna gittimi. Rahatladınmı.
    Türkiye Türklerindir. Biz ülkemizi seviyoruz. Tarih böyle ben ne yapayım.

  111. İsmail said

    Asıl iş yazmadıklarımızda 1800lü yıllarda Osmanlı o kadar çok zavallı duruma düşürülmüşki kendi subaylarına güvenemediğinden hiç bir Avrupa ülkesine savaş açamıyor. Çünkü açtığı zaman kesin yenilecek. Çöküşü hızlanacak. 1680de sabetaycıların orduya girmesinden başka Avrupa kendi adamlarını 1730 larda Osmanlı ordusunun içine yüzlerce subay olarak doldurmuş. Ordu ele geçirilmiş. Hangi savaşa girsek yenileceğimiz kesin. 1900 lere girdiğimizde yok olmayı paylaşılmayı bekleyen zavallı bir devlet. Sonra paylaşma gerçekleşmiş. Osmanlıyada son verilmiş. Bizim payımızada Türkiye düşmüş.

  112. İsmail said

    Bu bilgiler internette olan bilgiler. Mademki internete konmasın. Benim ne suçum var. Osmanlıyı sabetaycılar yıktı Cumhuriyeti sabetaycılar kurdu. Var bu internette. Açar bakarsın. Bu sayfaları açıp açıp milletle oyun oynamayın.

  113. İsmail said

    O salakça yazıyıda kaldır benim yorumlarımıda. Hatta mümkünsa tamamını. Bir dahada girmeyeceğim buraya.

  114. İsmail said

    Fre Stand Kurtuluş savaşı bizim için zorlu mücadele bizi işgal eden büyük düşmanlar için senaryo. Bu böyle ben neyapayım. Birileri oynamış bu millet ile. Bana kızacağını yanlış yaptığımız yeri yazda düzeltelim. Tabi sabetaycı subayların hepsi Osmanlıya ihanet etmez. Yüzde 3ü etse bu düşmanlar için yeterde artar bile. Cenindeki yenilgide İsmet Paşanında adı geçiyor başka bir subayında. Mustafa Kemalin tam rolü bilinmiyor. Yada ben öyle diyeyim. Sadece tutuklanmıyor. Esir olmuyor. Osmanlıyı çökerten bu olaydır. Daha az evvel internette ulaştım bir sürü bilgiye. Adam koruma kanunları elimizi kolumuzu bağlıyor yoksa anlatacağım ne var ne yok diyor.

  115. İsmail said

    Bu arada Atatürkün annesi Zübeyde hanımın öleceğini anlayarak acele olarak İzmirden ayrıldığına ve annesinin cenaze törenine katılmadığına dair bir bilgiye ulaştım. Buna bir anlam veremediğim gibi sebebinide bulamadım. Bilen birisi varsa mümkünse açıklarsa iyi olur.

  116. İsmail said

    Bu arada yahudilerin yada dönmelerin kendi inançlarına yada yaşayış tarzlarına tamamen saygılıyım. Hiç kimseye hiçbir düşmanlığım olmaz. Ancak çeşitli siyasi oyunlar edilerek birilerinin Türk milletinin inançlı kesiminin üzerine tahakkum etmesinede fikren karşıyım. Bu konuna her vicdan sahibide benim gibi düşünür. Hiç kimse beni Yahudi düşmanı yada sabetaycı düşmanıda zannetmesin. Biz sadece burada ulaştığımız bilgileri ve tarihi tesbitlerimizi yazıyıruz.

  117. İsmail said

    Bu arada Atatürkün büyük dedelerinden olduğu söylenen Sabetay Sevinin ataları 1492 İspanya göçmenidir. İspanyollar kendi topraklarındaki yahudileri Osmanlıyı çökertmek üzere ülkelerinden kovdular. Oyun buya hiç bir Avrupa ülkesi kabul etmeyince Yahudileri Osmanlı kabul etti. Onların dönme yani sabetaycı kanadıda Osmanlıya çok güzel vefa örneği gösterdi. Osmanlı ordusuna subay olarak doluşup Avrupaya çalıştılar. Osmanlıyı içeriden çökertip çöken Osmanlının posasından yeni Türkiyeyi kurdular. Böylece Türk milletininde en büyük kurtarıcısı olmuş oldular.
    Atatürkün anne baba durumlarıyla ilgili çok ağır bilgileri veren Rıza Nurda arnavut kökenli üstelikte ateist. Evvelce Atatürkün yakın arkadaşı sonra aralarına düşmanlık girmiş. Nutukta aleyhine yazılan yazılara karşılık olarak atanın bütün sırlarını ve aleyhine olacak herşeyi 1000 sayfa olarak bir kitaba doldurmuş. Yazdığı o yazı benim bile ağırıma gitti kullanamadım. Hatta yalanladım.

  118. İsmail said

    Ceninde Yahudi oyunlarıyla Osmanlı çökertilmeseydi devlet teslim olmayacaktı. Bütün cephelerde savaş devam ediyordu. Musulda Hicazda Suriye ve Lübnanda Türklerin elindeydi. Arap ihanetleri tamamen yalan Sabetaycı ve Filistin yahudilerinin ihanetleri var. Kurtuluş savaşı İngiliz senaryosu. O dönemin paşalarının çoğu sabetaycı.

  119. İsmail said

    Cumhuriyetin ilk dönemlerinde okullarda okutulan Atatürkün amentüsü yada Türkün yeni amentüsü.
    Kahramanlığın örneği olan ve vatanın istiklalini yoktan var eden Mustafa Kemal’ e, onun cengaver ordusuna, yüce kanunlarına, mücahit analarına, ve Türkiye için ahiret günü olmadığına iman ederim.
    İyilikle fenalığın insanlardan geldiğine, büyük milletimin medeni cihanda en büyük mevkii kazanacağına, hamaset destanlarıyla tarihi dolduran kudretli Türk ordusunun birliğine ve Gazinin Allah’ ın en sevgili kulu olduğuna kalbimin bütün hulus-i kalbi ile şehadet ederim, eylerim.
    (Bu arada Mustafa Kemalin gerçek adı Mustafa Kamal, Kamalın ibranicede başka bir anlamı var. Allaha ne şekilde inandığını bilmiyoruz. Ahrete inanmıyor. Muhtemelen tabiatı Allah olarak gören bir vahdet vücutcu.)

  120. İsmail said

    SHEMA YISRA’EL, ADONAI ELOHENU, ADONAI EHAD!”
    (yani “Dinle ey İsrail, Rabbin olan Tanrı tektir”)
    Şaşırdınız mı? Bu Yahudi inancından olanların en büyük ve en bilinen, meşhur duasıdır. Şimdi Türk
    Tarih Kurumu’ndan yayınlanmış bir eserden alıntı yapıyoruz. Lütfen sonuna kadar dikkatle okuyun ve
    bir de araştırmadan yorum yapmayın… Çünkü; sizin kabullenememiş olmanız gerçekleri değiştirmez…
    “Mustafa Kemal’in 30 Eylül 1911′de Kudüs Kamenitz Oteli’nde yahudi Eliezer Ben Yehuda’nın oğlu
    Itamar Ben-Avi ile sohbeti:Mustafa Kemal: “SABETAY SEVİ’nin soyundan geliyorum. Kendisine hay
    ranım. Keşke bu dünyadaki bütün yahudiler onun mesihliği altında birleşse..”
    (Sabetay Sevi Yahudilerin bir kısmının peygamber, mesih kabul ettiği, Yahudi ırkına mensup, gizli
    öğretileri olan ve en önemlisi Selanik merkezli bir din kurmuş olan yalancı peygamberdir.Bir Osmanlı
    vatandaşıdır. Kurduğu yolun en büyük düsturu “Her kimin arasında olursa olsun bir sabetaycının onlar
    dan gözükmesi ve bunu yaparken gerçekten onlara özenmemesi, kendi aslını bozmamasıdır. Yani,
    Hristiyanın arasında Hristiyan, Müslümanların arasında Müslüman gibi gözükürken aslında Sabetay
    cılıktan taviz vermemektir.Özünü kaybetmemektir.”)
    Mustafa Kemal: “Evimde Venedik’te basılmış eski bir TEVRAT var. Babam onu okumam için bana
    Karaim Yahudisi bir muallim tutmuştu. Öğrendiğim ayetlerden bazılarını hala hatırlayabiliyorum.” dedik
    ten sonra biraz düşünüp..
    “SHEMA YISRA’EL, ADONAI ELOHENU, ADONAI EHAD!” (yani “Dinle ey İsrail, Rabbin olan Tanrı
    tektir”) demiştir. Bu dua yahudilerin ünlü Shema duasıdır.Mustafa Kemal demek ki, gizliden gizliye ya
    hudi ibadetini ediyormuş, yani dinine bağlı bir yahudi hemde..
    Daha sonra yahudi Itamar Ben Avi’nin “Efendim, bu Yahudilerin en mühim duasıdır!” demesi üzerine
    Mustafa Kemal: “Benim de gizli duamdır bayım, benim de..” diyerek etnik kökeninin ve dininin yahudi
    olduğunu beyan etmiştir..
    (Kaynak: Uluğ İğdemir: Atatürk’ün Yaşamı, I. Cilt, sahife 23, TÜRK TARİH KURUMU YAYINLARI , 1980)

  121. İsmail said

    Bu Su hanım o kadar acayip biriki milletin gözü açılsın diye neleri neleri yazmışız. Asıl iş yazamadıklarımızda. Biz balkanlardan sabetaycıların oyunları sayesinde kovulduk. Allaha inanmadığı söylenen Atatürk aslında çok dindar bir yahudiydi. 1918 de Ceninde İngilizlere esir düşen ordumuzun başında Mustafa Kemal vardı. Ona birşey olmadı. Osmanlı Cenindeki yenilgi sebebiyle buraları kaybedince Filistinde İsrailin kurulması için İngilizler altyapı oluşturmaya başladılar. Osmanlıyı sabetaycılar yıktı. Türkiyeyi sabetaycılar kurdu. Onlarca sene yönettiler. Atatürk Sabetayın soyundan. Bizi Lozanda Yahudi Haim Naum temsil etti. Hocalarımız yahudiliği temsil eden şapkayı giymedi diye hemde binlercesi asıldı. Şapka yüzünden ölü adamı mezardan çıkarıp asıyorlar. Milletede sesiniz çıkarsa sizide asarız diyorlar.

  122. İsmail said

    Atatürkün mirası konusu bilgidir. Devlet kurucusu olan bir kimsenin o devletin en zengini olması kurulan devletin imkanlarından en iyi şekilde istifade etmesi gayet normaldir. Biz bunu sadece bilgi olarak verdik kınamada tenkitte bulunmadık.

  123. İsmail said

    Bu konuda yazılan yazılardan ağır ve çirkin gördüklerime daha yeni ulaşmışım ulaşır ulaşmazda geri adım atmışım. Annesi babası zübeyde hanım ile Aliriza bey demişim. Ağır yazanlarıda iftiradır diyerek en önce ben kınamışım. Bu bilgilere ulaşan olursa değer vermesin demişim. Yoksa art niyetli olsam kaynak gösterir o bilgileri bende kullanırdım. Bizde asla şahsi kin ve düşmanlık olmaz. Siz o yazıların ağırlığını bir görseniz. Ben bile koruma kanunlarını haklı bulmuşum. Daha ne diyeyim.

  124. su said

    galiba senin Atatürk’ü araştırmaktan başka hiçbir işin yok sürekli anası babası hakkında yazılar yazmışsın babasının kim olduğu kimi ne ilgilendirir ki kimene sen o insanı kendisiyle değerlendirip kendisiyle yargılayabilirsin ayrıca bu adamın bu kadar mirası nomuş çoluk çocuğu vardı da onlara mı kaldı ailesine mi bıraktı yoksa sattı mı bu kadar kapalı ideler arkasına sığınmayın

  125. İsmail said

    Free Stand 18 haziran 2012 saat 12.59 yorum kalksın sehven yanlışlık var. O yorum iptal yenisi yollanmış.

  126. İsmail said

    Yutuptaki bir kasette verilen bilgiye göre Amerikalı gazeteci Emil Lengli yada Lenayel Mustafa Kemal ile röportaj yapıp yeni Türkiyenin dini açıdan nasıl olacağını soruyor. Mustafa Kemal İslam Peygamberi hz. Muhammed asm.nin Hz. Ayşe ile evliliğinden kasıt ile şöyle diyor.
    Ahlaksız bir arabın yazdığı bir kitabın etrafında oluşan müesseseyle benim devletimin alakası olmamalı.
    Bunu anlatan kişi lafı çok dolandırıyor. Sözü kimin dediği tam anlaşılmıyor gibi.
    Kimi yorumlara göre o zamanlardaki Yeni Laik Türkiyede İslam asla devletin içine sokulması. Ancak Diyanet işleri Başkanlığı kurularak İslam dini ve müslümanlar devletin kontrolü altına alındı. Yutuptaki başka bir kaseteki iddiaya göre ise Türkiyede Kuranı Kerim bilinçli olarak eksik tercüme ettirildi.
    1925 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan karikatürlü bir haberde Mustafa Kemal eliyle sarıklı cübbeli bir gurubu gösteriyor ve Sonlarının geldiğini ve yakında toptan idam edileceklerini söylüyor. Gazetenin bir başka nüshasında müslümanların yada sarıklı cübbeli hocaların toptan süpürüldüğü gösteriliyor.
    Emil Leyenel Türkiye 1941 adlı eserinde sayfa 134 te şunları yazıyor.
    Kemalin Allah ile ilgisi yoktu. O sadece kendisini ve Türkiyeyi düşünüyordu. Allahtan nefret ediyordu vede Türkiyenin şanssızlığının sebebi olarak görüyordu.
    Mehmet Saruhan hocanın kasetinde ise Atatürkün çok dindar olduğu, Cumhuriyet yeni kurulduğunda hocaları astığını ancak sahte hocaları astığını iddia esiyor. Arada kurunun yanında yaşında yandığını bazı suçsuz günahsız hocalarında asıldığını söyleyip halk ayaklanmasın diye korkutmak amaçlı bazen böyle şeyler yapılır. Padişahlarda halkı korkutmak adına yetkisini kullanarak bazı günahsız insanları asardı. Bu asayişi ağlamak için yapılırdı. Allah devlet yöneticilerine böyle bir yetkiyi vermiştir diyor. Sarıklı cübbeli bu hoca diyanetin hocası değilmiş. Yorum okuyanın.

  127. İsmail said

    1920li 30 lu yıllarda gazetelerde yayınlanan ve Atatürkü ilah yerine koyan sözlerden bazıları
    Samsunda karaya çıkan ilah biz sana tapıyoruz.
    Ne örümcek ne yosun ne mucize ne efsun kabe arabın olsun Çankaya bize yeter
    Varsın teksin yaratansın sana bağlanmayan utansın
    Herkes herşey ölür ey Türklüğün Allahı sen ölmezsin

  128. İsmail said

    Kendi sesinden yada kendi kaleminden verilen bu kadar bilgiye rağmen Atatürkün çok dindar birisi olduğunu savunan o kadar çok karşıt görüş bulunuyorki. Bize ne yapalım bize saygı duymak isteyen istediğine inanır demek düşüyor.
    Neymiş Atatürk çok hoca kesmiş ama haklı yere kesmiş. Arada haksız yere kesilenlerde olmuş, millete göz dağı vermek için yapılmış bütün bunlar. Ayaklanma olmasın diye. Devlet başkanlarına Hak tarafından böyle bir yetkinin verildiğini, bazen suçsuz yere adam asma yetkisinin padişahlardada olduğunu savunuyor yutupta hoca kılıklı birisi. Ne diyelim. Herkesin yorumu kendisine göre.

  129. İsmail said

    Mustafa Kemal Atatürkün son meclis konuşmasında söylediği sözler
    Bizim devlet idaresindeki programımız Cumhuriyet Halk partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler idare ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat bu prensipleri gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutulmamalıdır. Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.

  130. İsmail said

    Atatürkün mal varlığı. Açıkca Türkiyenin en zenginiydi diyebiliriz. Fabrika zincirleri olan toprak ağası, çiftlik ağası denebilir. Kadir Mısıroğlunun 10 dakikada açıkladığına göre biz kısaca önemlileri alalım. Ankarada Atatürk Orman çiftliği, Balgatta, Yalovada, Tekirdağda, Silivride kimine göre toplamda 500000 dönüm, kimine göre 310258 dönüm arazisi, çok geniş ormanları meyve bahçeleri, üzüm bağları, fabrikaları, 15 in üzeride büyük çiftlik ve mandra, deri, bira, mat fabrikaları, İstanbulda çeltik fabrikasının yüzde 40ı, 45 adet idari bina, köşkler, ahırlar, ambarlar, gazinolar fırınlar, 51 bina, 6 sundurma, 4 lokanta, Ziraat ve demir fabrikası, değirmen, yoğurt imalathanesi, muz fabrikası, daha başka çok sayıda detay malları olduğu. 5000 lira maaşı, İş bankası. Trabzonda hediye edilen Gabayadi köşkü daha pekçok teferruatı. Mısıroğlu. Çoluğu çocuğu dolayısıyla mirasçısı olmadığından kasım 1938 de ölümüyle bunların miras olarak devlete millete kaldığını söylüyor. İş Bankası CHP ye miras kalmıştı.

  131. İsmail said

    18 haziran 2012 saat 12.59 yorumda yanlış mana yüklenecek sehven yanlış bir kelime var yorumun acilen iptali.

  132. İsmail said

    Atatürkün ailesiyle yani anne baba durumuyla ilgili öyle ağır bilgiler yazıyorki internette. Kendisiyle ilgilide çok ağır ithamlar var. El insaf ben buraya alıp koyamam. Devletimizin koruma kanunları koymasını haklı gösterecek ağırlıkta kirli bilgiler bunlar. Kimisi Atatürke düşmanlığıyla bilinen Rıza Nura dayandırıyorlar. İftira olduğunu düşünüyorum. Zatende öyledir. Babası gümrükçü Ali Rıza anneside Zübeyde hanım diyelim. Kimsenin aile kutsetiyetini kirletmeyelim. Bunlar hiç kimseye hiç birşey kazandırmayacak olan art niyetli çamur amaçlı değersiz aşağılık bilgidir diyorum. Ben ulaştığım her bilgiyi doğru kabul edemem. Koruma kanunları olsada olmasada farketmez. Art niyet var çamur var. Bu bilgiler kalleş işi adamı arkadan hançerleyen cinsten. Ulaştım diyen değer vermesin.
    Bu arada sana katlanmayan utansın sözü sana bağlanmayan utansın olacaktı.

  133. İsmail said

    Bunları biliyormusunuz
    1915-1923 döneminde bile Türkiyeden binlerce kilometre uzaktaki Sudanda haklarımız olduğunu. 1916 da Darfur beyi Ali Bin Dinar yönetimindeki toprakları İngiliz birliklerinin işgaline uğrayınca Biz İngilizlere değil Osmanlıya bağlıyız diyerek Hicaza gelerek Osmanlı birliklerinden yardım istediğini bu sebeplede işgalci İngiliz birlikleri tarafından öldürüldüğünü. Bizim Sudandaki haklarımızdan 24 temmuz 1923 te Lozan anlaşmasıyla vaz geçtiğimizi.
    Yu tubda yer alan bir kasede göre 1920 lerde İngiliz parlementosunda bir milletvekili hiddetli bir şekilde ‘Bütün müslüman ülkeler Hıristiyan ülkelerin işgali altındayken Türklere neden bağımsızlık verildi. diye soruyor. Lor Kurzon milletvekiline cevap olarak ‘Türklerin elinden islami ( islam kanunlarını) ve halifeliği aldık. Birşeyleri kalmadıki diye cevap vermiş.
    İngilişler uyusun Türkiye aslına döndü.

  134. İsmail said

    Yutubdaki bir kasede göre Mustafa Kemal Atatürkün babası Ali Rıza efendi değilmiş. Adı verilmeyen bir hatip Mithat sertoğlu ve Murat Sertoğlunu kaynak gösteriyor. 1971 nisanında tercüman gazetesinin spor sayfasında yazılmış. Kızkardeşi Makbule hanım açıklamış. Mustafa Kemalin gerçek babası Arnavut Bekir isimli birisiymiş. Atatürkle ilgili araştırmalarıyla bilinen Kadir Mısıroğluda Atatürkün babasının Ali Rıza olmadığını beş yaşındayken Selanike Ali Rıza beyin yanına geldiğini asıl doğum yerinin Yenişehir Tırnovasından olduğunu babasınında başka birisi olduğunu savunuyor. Sonrada çetrefilli bir konu o, ben daha fazlasına giremem diyor.
    Yorum okuyucunun. Ben Ali Rıza bey olarak biliyorum. Bu konuda bilgi kirliliği olduğunu düşünüyorum.

  135. İsmail said

    Atatürkü ilah yerine koyan şiirler
    Samsunda karaya çıkan ilah biz sana tapıyoruz.
    Herkes herşey ölür ey Türklüğün Allahı sen ölmezsin.
    Varsın teksin yaratansın sana katlanmayan utansın.
    Ne örümcek ne yosun ne mucize ne efsun Kabe arabın olsun Çankaya bize yeter.
    Varsın teksin yaratansın sana ..planmayan utansın
    Bunlar 1920-30 dönemlerinde bazı gazete yazarlarının onu yüceltmek adına Mustafa Kemal Paşayı ilahlaştıran yazılar.

  136. İsmail said

    Atatürkün Allaha inanmadığına dair kendi sözleri. (yutuptan)
    İnsanlar ilk devirlerde pek acizdi. Kendilerini koruyamıyorlar hiçbir hadiseninde sebebini bilmiyorlardı. Kendilerini koruyacak bir kuvvet aradılar. Nihayet insanlık vicdanında bir kuvvet yarattı. Oda Allahtır. Her şeyi ondan beklediler.Ondan istediler. Hastalıktan felaketten korunmayı hep Allahlarından istediler. Fakat modern çağlarda insan herşeyi Allahtan beklemedi. Ancak toplumdan bekledi. Her şeyin koruyucusu insan cemiyetidir. Bizi koruyan refah içinde yaşatan toplumdur. (Mustafa Kemal Atatürk)
    Kaynak Enver Benhan Şspolyo Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi 1932 sayfa 305
    Masum ve cahil insanları yüzlerce Allaha taptırmak veya Allahları muayyen guruplarda toplamak ve en nihayet bir Allah kabul ettirmek siyasetin doğurduğu neticelerdir. (Mustafa Kemal Atatürk) (Kaynak Türk Tarihinin Ana Hatları 1930)
    Tabiatın herşeyden büyük ve herşey olduğu anlaşıldıkça tabiatın çocuğu olan insan kendininde büyüklüğünü ve haysiyetini anlamaya başladı. (Mustafa Kemal Atatürk) Kaynak Afet İnan Mustafa Kemal Atatürk yazdıklarım. sayfa 28 Saçak dergisi mayıs 1985.
    Tabiat hem kanunların sahibidir hemde aynı kanunlara tabidir. Tabiat insanları türetti. Onları kendine taptırdıda.
    Hayat herhangi bir doğa dışı etkenin müdahelesi olmaksızın dünya üzerinde doğal ve zorunlu bir kimyasal ve fiziksel olaylar dizisinin sonucudur. Hayat sıcak güneşli ve sığ bir bataklıkta başladı. Oradan sahillere ve denizlere yayıldı. Denizlerden tekrar karalara geçti. İlk hayvan denizlerde balık ve karalarda muhtelif kemikli yaratıklar oldu. Bunlar devirlerde şekilden şekile tekamül ettiler. İnsanlar sularda kaynaşıp çırpınan bir varlıktan bu günkü şekline geldi. (Mustafa Kemal Atatürk) Kaynak Afet İnan 1968
    İnsanlar kurtçuklar gibi sulardan çıktılar. En önce ilk ceddimiz balıktır. İşler daha daha ilerledikçe o insanlar primat zümresinden türediler. Biz maymunlarız düşüncelerimiz insandır. (Mustafa Kemal Atatürk) Kaynak Ruşen Eşref Ünaydın.
    1930 larda basılan ve okullarda okutulan bir tarih kitabında İslam dini Arabistanda kuruldu. diyor. 90. sayfasında Muhammedin koyduğu esasların toplu olduğu kitaba kuran denir diyor.

  137. İsmail said

    Atatürkün dinlerle ilgili sözleri
    İsa çağının sonsuz sefilliklerini kavrayan ve genel acılar içinde dünyada yavaş yavaş gerçekleşmeye başlamış olan sevecenlik gösterme geleneğini din kılığında tanıtmak ve anlatmak yolunu bildi.
    Mustafa Kemal Atatürk Ruşen Eşref Ünaydın Zabit ve Kumandan Hasbihal sayfa 17
    Muhammet iptida Allahın resuluyum diyerek ortaya çıkmamıştır. Bunu düşünmemiştir. Bu düşünce senelerce mücadele ettikten ve fikirlerini neşreyledikten sonra kendisinde hasıl olmuştur. (Nokta dergisi 17 kasım 1985)
    Muhammedin peygamberliğinin başlangıcına dair birçok eski rivayetler vardır. Bunlar artık efsanelere karışmıştır. Hakikatte peygamberin ilk söylediği Kuran ayetinin ne olduğu malum ve belkide mazbut değildir.
    Kuran sureleri Muhammede açık semada peyda olmuş bir şimşek gibi günün birinde birden bire bir taraftan inmiş değillerdi. Muhammedin söylediği sureler uzun bir devirde dini düşüncelerinin ürünü olmuştur.
    Muhammedi harekete geçiren ilk amil samimi heyecanlar olmuştur. Muhammed daha sonra irticalen dini hitabette bulunan bir vaiz oldu. Vaizlikten nebiliğe nebiliktende nihayet Allahın resulü haline geçti.
    İçinde yaşadığı insanların manevi menfaati için ve büyük bir hakikat namına mücadeleye atılmış olan Muhammed sonunda dini bir imparatorluğun reisi ve bütün dünyaya hakim olmak isteyen muharip bir din müessesesi sıfatı ile ömrünü bitirdi. Bu iki netice muhasıran Muhammedin kendi manevi fikri ve kuvvetinin mahsulü idi. (Mustafa Kemal Atatürk)
    Kaynak Atatürkün el yazıları Abdurrahman Dilipak. Bir başka açıdan Kemalizm.
    Hıristiyanlıkla Müslümanlıkla ilgili sözleri var. Yahudilere yönelik ayrıdan bir eleştirisi olmaması dikkat çekici.
    Tarih bize öğretirki bütün dinler milletin cehaletlerinin yardımıyla utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiklerini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur. (Mustafa Kemal Atatürk)

  138. İsmail said

    Şu Atatürkçü Cumhuriyet kadınları Atatürkü kaç yönden nasıl abarttıkları belli değil. Yutubda var. Cumhuriyet kadını olarak adlandırılan bir kadın halka hitaben yaptığı bir konuşmasında Atatürk için ‘Sen Nazıma göre sarışın bir kurtsun, (Bize göre bu vatanı kurtaran) Allah tarafından gönderilmiş bir elçi, adı konmamış bir peygambersin. diyor.
    Bu kadını hemen apartopar tımarhaneye tıkmak lazım. Daha evvel ilahlaştırılmış Atatürkü peygamberlik seviyesine düşürmüş. Bu bir hakarettir. Bu kadın aklını kaçırmış olmalı. Peygamberlik 1380 sene öncesinde bitti. Bunlar hala yok sabetaydı, yok şuydu yok buydu kendi kendilerine ha bire peygamber uyduruyorlar. Atatürk siyaset adamıdır. Ne peygamberliğinden bahsediyorsunuz. Yağcılar sizi.
    Öteyandan bu kadının Nazım Hikmetin şiirlerindende haberi yok. Nazım Hikmet bir şiirinde Atatürke ne biçim hakaret yağdırıyor.

  139. İsmail said

    Mustafa Kemal Atatürkün babası kim? Yok Aptuş ağaymış, yok yahudi josefmiş. Tabi bunlar dayanaksız olduğu için boş ve havada kalıyor. Hiçbir tarihi değer ifade etmiyor. Bu durumda Atatürkün babası tabiiki Ali Rıza beydir. Peki Ali Rıza kimdir? Hemen onu açıklayalım. Ders kitaplarında, tarih kitaplarında yada ansiklopedilerde resmi yayınlanan şahıs değilmiş. Kaynak. Selanik dönmelerinden ateist olduğu bilinen gazeteci Ahmet Emin yalman. Atatürkün bir kadının çantasındaki cüzdanından çıkan o resme baktığında babasına benzetemediğini, babasıda olmadığını bizzat söylediğini anlatmış. Falih Rıfkı Atayın Çankaya isimli eserindede o resim için Atatürkün ‘Bu bizim peder değil yahu’ deyip kestirip attığı yazılıymış. Ölüm tarihi için 1886- 1887 yada 1893 tarihi verilen Ali Rıza Efendinin gerçek resmi bulunamadığından İsmet İnönü döneminde bu resim Ali Rıza efendi olarak ders kitaplarına ve tarih kitaplarına sokulmuş. Daha neler öğreneceğiz bakalım.

  140. İsmail said

    Hiç kimsenin müslümanlığını tartmak haddime değildir. Kemalistlerede müslüman değil demedim. Olan vardır arada olmayanda vardır. Herkesin birbirinin inancına saygı duyması birbirinin inançlarına ve düşüncelerine hoşgörüyle bakabilmeleri en doğru olanıdır. Yanlış olan bir gurubun kendisinden başka bir gurup olarak gördüğü kimselerin üzerinde her türlü baskıyı kurarak onların kişisel haklarını gaspederek onlara hayatı zindan etmiş olmasıdır. Üstelik bunuda gücü elinde bulundurdukları için kendi koydukları kanunları zorla dayatarak yapmış olmalarıdır. Bu tür baskıcı dayatmacı zihniyetlerin artık tarih olma zamanı gelmiştir.

  141. İsmail said

    Biz türbanı öylesine gelenek görenek için takıp kişisel hayatlarında yanlış işler yapanları savunmak için yazmıyoruz. Sadece doğru olan samimi müslümanların haklarını savunmak adına yazıyoruz. Bakın burada sosyeteyi de eleştirmiyorum.

  142. su said

    ben ekranda gördüklerimden birilerinin çıkıp türbanı kötülemek adına yaptıklarından bahsetmiyorum canlı olarak hayat içinde bizzat gördüklerimden bahsediyorum ayrıca o ağlayanlar gerçek müslüman değillerdi de demiyorum çok şükür biz de müslümanız dinimizi de inkar etmiyoruz ama her başını kapatan da inanın ki bunu din adına islam adına yapmıyor bu işten ekmek yiyen de çok başka kazancı olan da…

  143. İsmail said

    Üniversite kapılarında tahsilleri yakıldığı için ağlayan başörtülü kızlar samimi müslüman idi. Öylesine takan sıradan kişilerden değildi. Ne yaptıklarının bilincinde ve Allah rızası için takanlardı. 75 milyonluk bir ülkede 75 türbanlının çıkıp salak salak işleri yapması, aslen yahudi kökenli olan ar damarı çatlamış şeytani birisininde bunları googleda değerlendirip yayınlamış olması bütün türbanlıların böyle oldukları anlamına gelmez.O şeytan önce kendi zavallı durumuna bir baksın ondan sonra türbanlı kızlarla uğraşsın. Hem bu yayınların pek çoğuda Türbanlıları kötülemek için düzmece olarak yapılmış olabilir. Böyle olmasada Türban hem kutsal kitabımız Kuranı Kerimin emridir. Hemde kişisel hak ve özgürlüktür. Engellenmemesi gerekirdi. Hiç bir gerekçe bu yasağı haklı gösteremez. Bu yasağı uygulayanlar türbanlı kızların gözyaşlarından zevk duyanlardır. Biz başı açık olanların namuslarına şereflerine laf etmiyoruz. Bir kaç salağın yüzünden sizde başı örtülülere laf etmeyin mümkünse. Biz kemalistleri kemalist oldukları için değil geçmişte bu halka yaptıkları yanlış işler sebebiyle tarihi tesbit olarak eleştiriyoruz. Yoksa kim kemalist kim değil banane.

  144. su said

    bu ülkede başörtü sadece inançtan takılmıyor ismail bey neler neler görüyoruz eğer gerçekten inanç adına yapılsaydı emin olun hiçbir sıkıntı olmazdı ama bunun altında o kadar çok şey yatıran insanlar var ki gözünüzü biraz dahaaçıp sadece kemalistlere karşı olmaktan vazgeçerseniz siz de görebilirsiniz görmek isterseniz tabi

  145. İsmail said

    Bu arada 200 bin kişiyi halledeceklermiş olacaktı. Yanlışlıkla 2 milyon yazılmış (sıfırın biri yanlışlıkla fazla gitmiş) düzelteyim.
    Bu arada bir yorum daha göndereyim.
    Başörtülü kız öğrencileri kemalizm adına üniversiteye sokmayan profesörlerden Türkan saylan pek çok öğrencininde istikbalini yakmıştı bu sebep ile. Sonra kansere yakalandı. Kemoterapi gördü saçları döküldü. Kendiside türban takmak zorunda kaldı.
    Kız öğrenciler dini inancından dolayı zorunlu olarak türban takıyorlardı. Saygı duyulması gerekiyordu. Kendiside hastalığından dolayı türban taktı. Biz saygı duyduk. Ölümünden sonra hakkındaki eleştirilere solcu bir müftü Saylanın çok dindar biri olduğunu cüzzam hastalarını iyi ettiğini pekçok (kemalist) öğrenciye burs verdiğini, hacca yada umreye gittiğini açıklamıştı. Doğrudur der saygıda duyarız. Neticede herkes inançlı görünmek istiyor. Başörtülü kız öğrencilerede hoşgörülü olsaydı keşke. Üniversite kapılarında ağlamasaydı hiçbiri, istikballeride yanmasaydı.

  146. İsmail said

    Suya cevap. Ordudan ihrac edilen subaylar ergenekon örgütü kurmak ve işbaşında olan hükümeti askeri darbe yaparak yıkma girişimleri olduğu için ordudan ihraç edildiler yanılmıyorsam. Pekçoğunun cezaevine girmeside bu sebepledir. Bu hükümeti halk seçmiş. Birilerinin kendi amirleri olan hükümetin üyelerini silah zoruyla devirmeye hakkı varmıdır. Yoksa böyle birşey hak gaspımıdır. O darbeyi yapacak olanlar sadece hükümetimi devireceklerdi zannediyorsun. Bu milletin anasını ağlatacaklardı. Emekli generalin biri acımak yok dermiş. 2000000 kişiyi halledeceklermiş. Kimisi ölecek kimiside kodese girecek. Ölen binde bir olsa gene çok. O darbe heveslileri bu ülkeyi bu milleti korumak için oradaydılar. Yoksa kendi hevesleri için bu milleti sıkıntıya düşürmek için değil. Ülke yönetmek isteyen siyasete girer kazanır güzel güzelde yönetir ülkeyi. Bu işler namlu dayayarak yapılacak işler değil. Askerin başka özlük hakları varsa ellerinden alınması yanlış. Ancak görevi düşmanlara karşı ülke savunmaktır. Hükümet yıkmak değil.Kendi halkını düşman gören varsa her kim olusa olsun şaşırmıştır. Engellenmesi gerekir. Yapılan doğrudur. Bu ülke darbelerden çok zarar görmüştür. Darbeciler geçmişte sadece hükümetleri devirmemiş bu milletinde anasından emdiği sütüde burnundan getirmiştir.
    Sizin dünya görüşünüze inançlarınıza saygı duymak bizim boynumuzun borcudur. Aynı saygıyı sizdende bekleriz. TSK daki kendi adamlarını getirdiler dediğin zaten askeriyenin bünyesinde olan generallerdir. Hükümetin kendi adamı diye birşey yoktur. Dışarıdan adam sokulmamıştır. Orduda paşasıyla subayıyla assubayıyla erbaşı ve eriyle Türkiyenin akıllı başlı askeri kadrosu vardır.

  147. su said

    evet artık birçok günler geçti senin dediğin gibi… önce askerin haklarını ellerinden aldılar sonra onları görevlerinden aldılar sonra da kendi adamlarını atayıp eski haklarından daha fazla hak verdiler

  148. İsmail said

    Kemalistlerin özellikle üniversitelerde yok başörtülü kız öğrenciydi diyerek mülakatlarda yok tuzak sorularla adam eleyip kimilerinin istikballerini yakma işleri (zaman zaman belirli aralıklar verilsede) 2000 li yılların başlarına kadar sürmüştü zannedersem. Öğrenciler bir çok demokratik haklarına son 10 sene içerisinde kavuşmaya başladılar. Hele askeriyedeki durum. İrticayla mücadele adına yapılanlar. Dini inançları sebebiyle boş sebeplerden ordudan atılan subay ve assubaylar. O günler artık geçmiş gibi gözüküyor. İnşallah öyledir. Bunu zaman gösterecek.

  149. İsmail said

    31 ağustos 2011 de İzmirden yazan İsmet Topaloğlu ben bir müslüman olarak soruyorum Atatürkün müslüman olup olmaması sizi niye ilgilendiriyor demişsin. İyide devletin başı o olunca devlette hep aynı görüşte olan kimselerin eline geçmiş oluyor. Çünkü devletin önemli mevkiilerine kendi adamlarını getiriyor. Asıl Türkler ikinci sınıf vatandaş durumuna düşürülüp balkan kökenli dönmelerin güdümüne alınmış oluyor. Dinine diyanetine bağlı olan yerli halk geri plana itiliyor. Devlette önemli bir yer tutunamıyor. İnanç ve ibadetlerinden dolayı kendisine devlette her alanda zorluklar çıkarılıp hayatı bu konuda çekilmez duruma geliyor. Özellikle kemalistlerin yenilik adıma attıkları neredeyse her adım islami inançlara ters düşebiliyordu. Birde benimde arkamda ABD, İngiltere ve diğer bazı süper güçler olsa ve banada aynı imkanlar sağlansa bende rahatlıkla yenerim küçücük Yunanistanı. Hemde 3.5 yıl değil 3.5 gün bile sürmez. Ortada öyle abartılacak bir durum yok. Yanlış anlaşılmasın Kurtuluş savaşını küçümsemiyorum. Ancak Yunanistan çok küçük.
    Mustafa Kemal Paşa subaylarından birine soruyor. Selanikten ne çıkar. Subay cevap veriyor. Dönme çıkar paşam.
    Sabatayist dönmeler devletin başı olunca asıl halk ikinci sınıf vatandaş durumuna düşürülür. Bir zamanlar özellikle 1923- 45 döneminde böyle bir durumda yaşanmıştır zaten.
    Öteyandan Osman Atatürk memleketi kurtarınca hacı hoca tayfasını kastederek memleketi birileriyle paylaşmaya uğraşmakla suçlamışsın. Paylaşanlar paylaşmış kalan yerede kendileri oturmuş zaten. Türk milleti cephelerde hep şehit oldu. Eli silah tutan adamı bile kalmadı doğru düzgün. Sonra bu memleketin önemli mevkiilerine oturan dönmeler onların kalanlarınıda ikinci sınıf vatandaş yaptı. Bu memleket Türk milletinin asıl vatanıdır. Neden bölmeye uğraşsın. Sen memleketi bölme paylaşma hesapları yapanları başka taraflarda arasan iyi olur. Sana öyle bir cevap vermek vardıki buradan ölçüyü kaçırıpta başımızı belaya sokmayalım. Yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali yazılar yazma.

  150. İsmail said

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Cumhuriyet Döneminin 50 yıl öncesine kadarki bütün gizli belgelerini kamuoyunun bilgisine açacaklarını söylemiş Oho Sayın Başbakanım biraz geç kalmadınızmı? Biz burada her bişeyleri döktürdüydük zaten. Millet artık öğreneceğini öğrendiki. Sizin zahmet etmenize gerek yok. Artık açmasanızda olur .

  151. İsmail said

    Mustafa Kemalin anne baba durumuyla ilgili son yorum yanlış yere gitti silinebilir.

  152. İsmail said

    Öteyandan Ali Riza beyin Zübeyde hanımın üçüncü eşi olduğu, yani Mustafa Kemalinde üvey babası olduğu yine Mustafa Kemale Ragıp adında birinin daha evvelce üvey babalık yaptığı, Mustafa Kemalin doğum yerininde Selanikteki ev olmadığı, aslen Makedonya doğumlu olduğu Sabah Gazetesinin köşe yazarı Engin Ardıç tarafından ve diğer bazı yazarlarca yazılıp çizilmiştir. Ben genel bilgileri baz almayı uygun gördüm.

  153. İsmail said

    Türkler İslamiyete girmeden evvel büyük milletmiş. Bir bakalım gerçektende öylemi? 745 yılında Göktürk devleti ortadan kalktı. Doğu Göktürk devletinin toprakları zaten Çinliler tarafından işgal edilmişti. Çinin kuzey batısında yaşayan Türklerinde vatanları Çinliler tarafından işgal edilecekti. Türkler alelacele olarak Müslüman araplardan yardım istediler. 751 de Talasta yapılan kanlı bir meydan savaşında Çin ordusu Türk ve Araplardan oluşan müttefik ordularına ağır bir şekilde yenildi. Böylece açık açık Türk yurdunun batı toprakları Çin ordusu tarafından işgal edilmesi tehlikesinden kurtuldu. Bu gelişmede önceki dinleri şamanizm olan yani gök tanrısına inanan Türklerin benzer inancı daha gelişmiş ve güzelleşmiş şekliyle savunan ve uyduruk hurafe dini söylemlerden arınmış olan islamiyete ısınmasına yol açtı. 830 dan itibaren aradaki ticari ilişkilerinde yardımıyla Müslümanlık orta asyadaki Türkler arasında görünmeye başlandı. Öteyandan Doğu Türkleri ise 930-940 yıllarında Çin tarafından tamamen asamile edilerek Çinlileşti. Böylece onlar tarihe karıştılar (941). işte bu tehlikeli durumu gören Batı Türkleri tamda aynı tarihlerde (930-940 döneminde) yığınlar halinde topluca İslamiyete geçerek bu şekilde araplarla din birliği kurarak müttefik oldular. Yani İslamiyetin koruyuculuğunun altına girdiler. Açık açık Orta Asyadaki Batı Türklüğünü Çinlilerin işgalinden ve asamilasyonundan İslamiyete geçmek ve Müslüman Araplar ile yaptıkları ittifak kurtarmıştır. Türklük varlığının devamını islamiyete borçludur.
    Tabiiki başkaları kendi inançlarına göre Türklerin islam dinine geçmesini başka türlü yorumlayabilir. Çeşitli kişilerin bu konuda çok çeşitli yorumları vardır. Doğru olan bizimkidir.

  154. İsmail said

    Şimdi ben burada yakın tarihimizdeki yahudi kökenlilerin oyunuda diyebileceğimiz dönme dolaplarını elimden geldiği kadarıyla yazdım. Açıkca yazamadığım daha öyle ağır olaylar varki. kimisinden üstü kapalı bir şekilde bahsetmeye uğraştık. Yahudi tüccar para kazansın diye millete zorla şapka giydirilmesi bu sebep ile çok sayıda kişininde asılması, İskilipli atıf hoca şapka sebebiyle asılırken darağacında ip boğazında can havliyle çırpınırken sarığının alıp zorla başına şapka giydirilmesi, batı avrupa ve ABD bizi işgal edemesin diye yapılan onca savaştan sonra başımıza kurtarıcı diye dikilenlerin aslında onların adamı olup bize onların bütün kanunlarını asarak keserek zorla dayatmış olması, batının başımıza diktiği sistemi birilerinin zorla ilahlaştırması.
    Bu gerçeği anlatmaya uğraşan bazı kimselerin çabalarının beyhude olması, kemalizmi savunan bazı kişilerin kendisini çok büyük kurtarıcı gördükleri atalarını savunmak adına ona buna akıl almaz biçimde küfürler yağdırmaları. Artık bütün gerçekler ortaya dökülmüştür. Maalesef resmi tarihin 90 sene boyunca bu milleti uyutmuş olması gerçeği ile karşıkarşıyayız. Artık Kemalizm adına birilerine küfür edecek olanlar en az 10 kere düşünmek zorundalar. Çünkü artık bu gerçekler önlerine serilecektir.

  155. İsmail said

    1920 lerde Avrupada ve Rusyada liderlerin halkına karşı oluşturdukları bir yalan rüzgarıyla kendilerini ilahlaştırma süreci vardı. Stalin, Hitler, Musolini bunlara örnektir. Maalesef Türkiyede bu sürece katıldı. 1920 lerde Türkiyede Osmanlı sonrası yönetimi ele geçiren sabetaycı ağırlıklı yönetim Mustafa Kemal Paşayı ilahlaştırma sürecine girdi. Onun askerlik yıllarındaki balkan savaşlarında, Birinci Dünya Savaşında ve Kurtuluş Savaşı yıllarındaki yenilgilerinin üzeri örtüldü. Savaş sürecinde yenilgi alınmamış zaferde kazanılmamış bazı durumlar onun zaferi ilan edildi. Zaferleride onlarca hatta sonuç itibariyle yüzlerce misli abartılarak Rusyanın içeriden çökmesi gibi hiç alakasız durumlar bile Mustafa Kemalin askeri başarısına bağlandı. Emperyalist kontrollü bir Türk Yunan savaşının sonrasında Yunan batı Anadoludan atlılıp büyük işgalcilerinde yardımlarıyla Osmanlı tasfiye edilip yeni Türkiye Mustafa Kemal ve arkadaşlarına kurdurulunca Mustafa Kemal Türklüğü yaratan kişi ilan edildi. Ciltler dolusu binbir abartıyla dolu tarih kitapları yazılıp Mustafa Kemal Paşa insan üstü bir kişiliğe büründürülüp ilahlaştırıldı. Dönme yöneticilerin yapamadığı birşey varsa geçmişte kazanılmış olan Dandanakan, Pasinler, Malazgirt, Sırpsındığı, Kosova, Niğbolu, Varna, Otlukbeli, Çaldıran, Mercidabık, Ridaniye, Mohaç, Preveze, Cerbe, Haçova ve Kanije zaferlerini Mustafa Kemale mal edemediler. Şimdi birileri bu abartılardan geri dönmek istemiyor. 90 senelik abartılar sürsün istiyorlar. Gün ışığına çıkan bazı gerçekler bir türlü kabullenilmek istenmiyor.

  156. İsmail said

    Yusuf denen tarih bilmez Çanakkale savaşları emperyalist bir oyundu Mustafa Kemali büyütmek için yapıldı diyerek aklınca benim ile dalga geçmiş.
    Tarih yalan yazmasın ben ne yapayım. Bizde açık açık yalan tarih var herkeste biliyor. Çanakkalede hazirana kadar Mustafa Kemalin rütbesi yarbaydır. Mareşal değil. Üstü rütbeler albay, tuğgeneral, tümgeneral, korgeneral, orgeneral ve mareşal rütbeleri daha büyük değilmidir. Şimdi bu rütbedekiler savaşmadıda bütün cepheyi Mustafa Kemalmi yönetti. En az 40 rütbeli subay var o cephede yarbay ve üstü rütbede olan. Bu durumda Mustafa Kemalin o cephenin bir parçası olduğunu bütün cepheyi onun yönetmediğini, başarısının yarbay yada albay ayarı olduğunu söyleyebiliriz. Yok tümen yönetmişte kısa bir süre tümen yönetse bile bunun bütün cepheyi yönetmek olmayacağı açıktır. Çanakkale zaferi açık açık sonradan Mustafa Kemale yamanmıştır. Bu rütbelerle bu kadar büyük zafer kazanılmaz. O cephede 400000 askerimiz var.
    Kaldıki Mustafa Kemalin rütbesi general olmuş olsa bile zafer genede ona malolamaz. çünkü cephe generalliğe görede çok büyük. Zafer Türk ordusunun genel zaferidir.Mehmetciklerimizindir.

  157. İsmail said

    Mustafa Kılıç bizimki tavsiye, öyle yaptırım zorlama yok. Ama Türke ait başka özel bir din arıyorsan o yok. Türkiyede ya İslam ya azınlık dinleri var. O kadar. Türk dini dediğin sabetaycılıksa o din değil. Diyanet işleri kabul etmiyor. Sadece görüş sayılır. İslamı değişik yorumlama şekli. Yahudilikten bozulma dönme görüşü. Kültür sayılır.

  158. İsmail said

    Mustafa Kılıç anlaşıldığına göre Allaha inanmayan birisisin. Şimdi Mustafa Kemal ile peygamberimiz Muhammet Mustafayı karşılaştıralım. Mustafa Kemal İngiliz, ABD, Fransa, İtalya ve diğer işgalcilerin yardımları sayesinde kontrollü bir Türk Yunan savaşından sonra Yunan atılıp Osmanlıya el koyarak 762000kmlik Türkiyeyi kurdu. Yani devlet aslında Osmanlıdan Mondrosla bize kalan toprakların üzerinde kuruldu. Sadece düzen değiştirildi. Osmanlı kaldırıldı. Mustafa Kemal ve arkadaşları getirildi.
    Çöl bedevisi dediğin Hazreti Muhammet asm. sıfırdan başlayarak büyük mücadelelerle 3000000km2lik bir devlet oluşturdu. Bu devlet kendisinden sonrada kat be kat genişledi. Kurduğu dine bütün dünyada 2 milyar insan inanıyor.
    Mustafa Kemale gelelim. Kurdum dediği ülkede ne kadar çok sevildiği burada yazılanlardan ne kadar çokda belli oluyor. neyse sevenide çok eleştirenide. Kurcalamayalım orasını. Şimdi sen Allaha inanmıyorsun öylemi.
    Bak ben senin akibetini söyleyeyim. Çocuklarınada Allahsızlığı aşılayacaksın. onlarda kendi çocuklarına. bin sene, 2000 sene böyle gidecek ne kadarsa artık. dünya hayatı bitip ahrette insanlar tekrar yaradıldığında Sen ve senin soyundan kaçbin kişi Allaha inanmadıysa hepsinin birden günahı sana yüklenecek. Ayrıyeten dünyalık günahlarında yüklenecek üzerine. Ta cehennem denizinin en dibine gideceksin. Artık dibine 50 yıldamı düşersin yüzyıldamı. Soyun sopunda seninle beraber. Cehennem seni öyle çok severki asla bırakmaz. Hani ahrette seni dünyadayken uyaran olmadımı derlerse beni hatırlarsın. Ben bunları senin iyiliğin için söylüyorum. Senin bilim ilim dediğin herşey Allahtandır. Yazık etme kendine.
    Sen şimdi git bi gusül alda müslümanlığa girmiş ol hadi bakalım. Bu kıyağımıda unutma.

  159. İsmail said

    Gökhan Şanlıya yazdığım yazı Mustafa Kılıça uyuyor. Gökhan Mustafa Kılıçtan alıntı yapıp kendi yazmış gibi olmuş. İnanç yönünden arızalı olan Mustafa Kılıç. Gökhandan özür. Aşağıda yazdıklarım Mustafaya gitsin.

  160. İsmail said

    Gökhan şanlı sabetaycıların ağzından konuşuyor. (Sabetaycılardan çoğu bile kendini toparladı.) Peygamberimize inanmadığıda çok açık. İslamiyeti kendine uydurmaya çalışıyor. Utanmasa haşa Allahada hükmetmeye kalkacak. Tabiiki inanıyorsa. sen islamiyetten uzak durabilirsin. Ya hiç dini bilin yok cahilane konuşuyorsun. Dini bilgilere dalıp kendini toparlarsan iyi olur. Yoksa zaten müslümanlıktan düşecek sözler etmişsin. yada böyle devam et ama bu durumunu kendine saklada sana oynatmış deyip bir tuhaf şekilde bakmasınlar.

  161. İsmail said

    Köstebek Fethullah gülen için sarfettiğin ölçüsüz yalanlar doğru bilinen diğer yazılarınada şüphe düşürür. Birde insan sarf ettiği her söz için Allaha karşı sorumludur. Kendine yazık ediyorsun. Hocaya neden sebep bu kadar çok kinlisin bilmiyorum ama ölçüsüz yazıların kaliteni düşürüyor. Hoca kötü biri değil, seni hocaya karşı bu kadar kinlendiren gerçek sebebi açıklada bizde bilelim.
    Atatürkle ilgili bilgi verilmeli şahsi kin ile soysuz demek hakarete kaçar. Bulursalar oyarlar söylemedi deme. Gülen ülkeyi bölmeye uğraşıyormuş. Abdullah Öcalanla karıştırma. Aksine İslamı sevdirerek Türk Kürt kardeşliğini aşılayıp çok yerde teröre katılımı önlüyor. Bu arada cennet cehennem senin babanın malı değil. Cehenneme din sahipleri değil kin sahipleri gider. Üslubun hiçde hoş değil.
    Gülenin hataları varsa edebiyle ortaya koyarsın haklı gördüğümüz yerleri bizde eleştiririz. Sadece Gülene değil hangi müslümanı bu şekilde eleştirir iftiraya bulaşırsan birileri çıkar seni yalancı durumuna düşürür.

  162. İsmail said

    Siyaset yazma bana. En hoşlanmadığım şeydir. Banane şu şunu yapmış bu bunu yapmış. Benim partiyle purtuyla işim olmaz. Benim söylemediklerimide bana yamama. Sen Eceviti seversen gene sev. 100 yıl düşünsem aklıma gelmicek adamın aleyhine yazdırıyor zorla.

  163. İsmail said

    Ecevitmi kaldı hala neyini savunuyorsun. Bütün sitelerde Başbakan Erdoğanın, Arıncın hükümetin aleyhine yazılar yazmışsın. Naptılar sana. İyi sabrediyor adamlar. Kancayı bi takacaklar görecen dünya kaçbucak. İsrail arabı vuruyormuş Allah İsraili vurmuyormuş. Adamdaki kafaya bak. Cehennem boşamı yaratıldı. Müslümanlara karşı yahudileri tutuyorsun yazık yazık.

  164. İsmail said

    Çanakkale gerçek savaştır. Mustafa Kemal o cephenin bir parçasıdır.
    Ecevit memleketi soymamış. Tamam doğrudur. Ya çevresindekilerin yolsuzluğu. Bulaştırma beni o işlere. 21 şubat 2001 de devalüvasyon oldu milletin parasının değerinin yarısı uçtu gitti. O ülke yönetimini beceremeyecek kazık millete girecek. Bunun adı ne. Söylettirme beni. Dünyada varmı oy oranı yüzde 24.5 tan yüzde 1e düşmek.

  165. yusuf gülcan said

    ismail bir yazisinda eceviti elestiriyordu ama ismail hakli ecevit bosu bosuna amerikaya rest cekti neymis köylü afyon ekecek para kazanacakmis sana ne köylüdenrahmetli ecevit ecevitin bir sucudaha var koskoca basbakanken yerli mali anadolu marka arabaya biniyordu adam öldükten sonra mal varligi olarak evinden baska hic bir seyi cikmadi ya bal tutan parmagini yalar demek rahmetli cok beceriksizdi ama ismali diyor ecevitin yolsuzluk yapmasina gerek yoktu cünki cocuyg yokmus !!!!!! cocugu olanlar yolsuzluk yapabilir o zaman ne suc sayilir nede haram cünki cocugu var bu benim yorumin degil ismailin !!!!! hic bir sey demiyorum diyemiyorum diyecekte bir sey bulamiyorum!!!

  166. yusuf gülcan said

    canakkale savasi bir oyundu gercek degildi emperyalistler mustafa kemali büyültmek icin oynadiklari bir oyundu ölen 500 bin kisiyide bosver onlarda ölmese oyun oldugu ortaya cikacaktri o savasta mustafa kemalin hic bir basarisi yoktur mustafa kemal olasaydi baska birini cikaracaklardi emperyalistler !!!!!!! ben ismailin yalancisiyim o öyle diyor tek kelimeylen yaziklar olsun

  167. İsmail said

    Bu arada 1915 e damgasını vuran Çanakkale son büyük zaferimiz. Son birkaç yüzyıldaki en büyük zaferimizdir. Çok pahalı çok kanlı bir zaferdir bizim için. Büyük Taarruz Çanakkale savaşlarının yanında çok küçük kalır. Çanakkalede ingiliz ve Fransızlar boğazları geçebilseydi anlaşma yapılmış Marmara Bölgesi Rusyaya verilecekti. Olmadı içimizdeki işbirlikçilerine rağmen beceremedi düşmanlar. Almanyayla Cephe birleşince İngiliz Fransız ve Anzaklar zaferden ümidi kesip çakip gittiler. Bu arada 2 sene sonra Rus içerden çökünce hem Marmara, hem doğu Karadeniz, hemde doğu Anadolunun büyük bölümü kurtuldu. Dönmeler bütün bu zaferleri yarbay yada Albay rütbeli Mustafa Kemale yamadı. Bu yamama işini 1920 lerde yaptılar. Yağdanlıkların yalanıdır. Hizmeti varsada rütbesi kadardır. Cepheye bile gitmeden Yunana karşı kazandığı zaferlere tamam. Yalana ne gerek var.
    Rusa karşı bu kadar büyük bir şans ve neredeyse yok olmaktan kurtulmuşuz. Resmen Allah yüzümüze bakmış. Yoksa olaylar bir Mustafa Kemalle değil 1000 Mustafa Kemalle bile izah edilemeyecek büyüklüktedir.

  168. İsmail said

    Free Stand şu sitenin reklamını yap. Ben yazmazam kimse birşey yazmayacak. Kral güzel yazsada bazen dağıtıyor. Atatürkcüyüm varmı diyen Ceguvera ve Kastro Atatürkü örnek alırmış. Gavur onlar gavur. Oduncu çok sivri dilli çok ağır yazıyor. Ayhan onu ve bir kaç kişiyi savcılığa şikayet etmiş millette onu Allaha havale etmiş. Cehennemde yeri garanti. Tuba Dizdar 12 kasım 2010 da milleti sıradan geçirmiş bu arada Asenanın hakkınıda vermiş. Helal olsun. Gültende doğru bile olsa çok ağır yazıyor. Ben bildiklerimin bile tamamını yazamıyorum gücüm yetmiyor. O çanakkale şehitlerinin dili olsada konuşsa mermisiz hücumlarla nasıl kasten ölüme yollandıklarını anlatsalar birbir. Yusuf sıkı Kemalist, Kemalizm adına millete sövüp sayan biri. Bıraktıramadık şu huyunu. Atatürkü sevecen millete sövmeyecen. Öte dünyada ona namazdan sormazlar Çanakkaleden Afyon ovasından sorarlar. İsrail bütün Arap alemini evire çevire dövermiş. Araplar İsraili ani baskınla ortadan kaldırırlar. Amerika Avrupa tekrar kurar. Bütün Arap ülkeleride işgal edilir. Al başına belayı. Yusufun buna kafası basmaz. Osman Esmergül Selanikliymiş Atatürk sayesinde cumaya başlamış. Benimde komşu Selanik kökenli beş vakti camide kılar. Git ona söyle sana deli desin. Türban yüzde 2nin sorunuymuş. Kuranda başörtüsü var. Kızlar türbanlı okudu diye Türkiye batmaz. Senelerce türbanlı diye kızları okullara sokmayanlar onların gözyaşlarından zevk alanlardır. Yasağı savunanda onlardandır. Bu arada Asım güldürdü beni Allah ona uzun ömür versin. Merveyede nedense hep acımışımdır. Anlayamıyorlar uluslararası oyunları ve birilerininde bu oyunun bir parçası olduğunu.

  169. İsmail said

    Bu site çok güzel ancak çok fazla insan sitede yorum yapma işinden çekilmiş. Siteyi tıkayan ben isem hemen çekileyim. Benim yorumlarım yok farz edilip devam edilsin. Zaten yorumların bitmiş. Bana bulaşmayan yoruma karşılık vermem ancak inançlı kişilere ve inançlara karşı hakaret karşılığını hemen bulur. Atatürke ve Atatürkçülerede hakaret edilmemeli yorumlar eleştiri boyutunu aşmamalı. İlginç kişilikler var burada mesela Atatürkü eleştirip kimliğini gizlemeyen kişiler. Ben gizledim. Niye birilerinin hakaretinin boy hedefi olayım. Köstebek garip biri Fethullah Güleni ve gülencileri Atatürkçü gösteriyor. Adam Atatürkü eleştirdiği için seneler önce Türkiyeden kaçmış. Birde haddiymiş gibi yahudi ilan ediyor. Öte yandan islamı savunmaya kalkıyor. Güleni eleştir, iftira atma, Gülene ve adamlarına yahudi demek haddine değil. Köstebeğin takdir edilecek yazılarıda var. Karışık biri. Gülenin okulları var, herkesle iyi olmak zorunda. Özgür garip biri gereğinden fazla saf. Sapla samanı ayıramıyor. Özcan galiba ateist değil fazla kemalist. Resmi tarih yalanlarına kendini fazla kaptırmış. Karşıt görüşe fazla saldırgan. onun küfürlerinden korunmak için millet kimliğini saklamış. Dili bozuk bu sebeple hitap ayarı düşük. Vahdettin konusunda yalancı yada kandırılmış.
    Öte yandan Şeref inanmıyorsan kendi hesabına Atatürkü niye kendine kılıf yapıyorsun.

  170. İsmail said

    ekim 2009 da yazan şeref Atatürk dinlere inanmayacak kadar akıllıydı diyorsun. Kuranın ayetlerini hafife alıyorsun. Kainattaki muntazam düzeni niye görmüyorsun. Güneşle aydınlatılmış bir dünya, gecelerimizi aydınlatan ay, dünyanın yaşam alanı olup insan için çeşitli rızıklar bitirilmesi. Haşa Allah yoksa bunları böylesine uyumlu olarak hangi güç yapabilir. Kendi kendinemi. Kuma çimentoya demire suya söylede kendi kendine ev oluversinler.
    Güneş dünya ve ayın tek yaradılış sebebi insanlar Allaha ibadet etsin diyedir. (Peki hayvanat niye var. Onlarında ibadet şekilleri var.) Diğer gezegenler ve yıldızların çokluğu Allahın azametini göstermek içindir. Sen bu ayetleri hafife almakla ancak kendini ateşe atarsın. El kesme sadece azılı hırsızlara karşı. 1 kişiyi kesersin. Milyona ibret olur çokda doğrudur. Köleliği islamiyet getirmedi. Bu sistemi adi birileri kurmuş, peygamberimiz kaldırılmasını istemiştir.Birden bire olacak iş olmadığından bazı şeylerin gelişmesi zamana bırakılır. Sopa işkence 15-25 yıl öncesine kadar devlet eliyle yapılıyordu. İslama niye yıkıyorsun. Cehennem meselesine gelince günahına göre ateş,aşırı soğuk, irin içirme, zehirli hayvanlara sokturma, kaynar su içirilmesi, zehir yedirilmesi, ateş denizinde yüzme, ateşle dağlanma, azabın en büyüğüde Allahı inkar edip onun ayetlerine karşı büyüklenme. Sen çok küçüksün. Bunlar Allah için çok kolay. Tabirim için Allah bağışlasın Beyni körlenen hasarlı insanlar vardır. Çok acı çekerler bağırırlar. O kadar büyük acıları vardırki ancak ölmezler. İntihara akıl ve güç yetiremezler. Hiçbir doktor hiçbir ilaç onlara çare değildir. Başkalarının hataları yada kendi yanlışları yada üçüncü bir sebeple böyle olmuşlardır. İnsanlık ve bilim çaresizdir. Cehennemdekiler milyonlarca milyarlarca kat acı çekip aciz duruma düşecekler. Hiç kimsenin elinden hiçbirşey gelmeyecek.
    Tekrar yaradılış mutlaka olacak ölüp tekrar dirilme arası milyar yada trilyon yıl olsada yeniden yaratılan için 1 saniyedir. O zaman o arkasından gittiklerin kurtarsınlarda seni bizde görelim.

  171. İsmail said

    Bu arada hemen şunuda belirtelim Atatürkün sevenide birhayli çoktur. Onun ilahlaştırılmadan sevilmesi ona saygı duyulması normaldir ve yadırganmamalıdır. Fakat insan üstü görülüp onda olmayan özelliklerin ona yakıştırılarak ilahlaştırılması onu aşırı ölçüde sevenlerin kendilerini kandırdığı abartıdan başka birşey değildir. Türk milleti tarih boyunca çok daha büyük liderler yetiştirmiş olup bunlara haksızlık yapılmaması gerekmektedir. Küçük Yunanistanı büyük işgalcilerin yardımlarıyla ve Osmanlı imkanları kullanılarak yenmiş olmak o kadar abartılacak bir başarı olmasa gerek.Bu zaferin sonrasında yapılan devrimlerinde aslında batı Avrupa devletlerinin dayatması olduğu ve halifeliğide onların kaldırttığı yine bizi işgal edenbüyük devletlere Cumhuriyet döneminde onlarca sene savaş tazminatı ödediğimiz açıktır. Hal böyle iken Mustafa Kemalin sevenlerince saygı duyulması anlaşılabilir normal bir davranış ancak bu çağda ilahlaştırma akıl ve mantık dışıdır.

  172. İsmail said

    Halbuki iptal edilen arapça basım Kuranı Kerimlerin yerine Türkçe baskılarının yapılmış olması lazım. Bunlar ya evlerin her birine yetecek kadar basılmadı yada zaten hiç ulaştırılmadı veyahutta bu milletin çoğunluğunu teşkil eden kesim her ne olursa olsun aslı çoğunlukla balkan kökenli olan solcu zihniyetteki yeni yönetimi kendi inançlarına yabancı gördüğü için bir türlü benimseyemedi. Evlerde Atatürkün ve Atatürkçülüğün pek benimsenmediği çocukların kendi aralarındaki sokak konuşmalarından alenen anlaşılmaktadır. Ancak her nedense öğretmenleri sorunca herkes bir numaralı Atatürkçü olur. Sistem ve şartlar onu gerektiriyor demekki.

  173. İsmail said

    Mustafa Kemal Atatürkü çok fazla eleştiren var. Ben daha 9-10 yaşlarındayken sokakta oynarken çocukların her birisi Atatürkü sevmediklerini onun Kuran kitaplarını yaktığını söylerlerdi. Buda koruma kanunlarının evlerin içine etki edemediğini okullarda öğretilenlere rağmen evlerde anne babaların çocuklarına başka başka şeyler söylediklerini gösterir. Bu millet bir şeyler biliyorki böyle konuşuyor. Çocuklarda bu durumu sokaklara taşıyordu. Bir insan koskoca bir memleketi bütün düşmanlardan kurtaracak o ülkenin dinini imanınıda böylece kurtarmış olacak ve o şahsın hakkında aleyhte bu kadar çok şey konuşulacak. Bu imkansız bir şeydir. Ters giden birşeyler var ve millet bunu görüyor. Bu sebeplede çok fazla sayıda insan resmi tarihin anlattıklarına inanmıyor.

  174. su said

    arkadaşlar yazıların çoğunu okudum bırakın ya din Allah ile kul arasındadır. inanıyorsanız da inanmıyorsanız da bu sadece sizi ilgilendirir. şimdi başımızda dinsiz ama Türkiyeyi seven birileri olaydı da kanla alınmış bu topraklar Atatürkün de dediği gibi masa başında verilmeseydi. AYRICAAAA şimdi rahat içinde yaşayıp evinizde ayaklarınız uzatıp o zamanın şartlarında bu kadar şeyi yapmış bir insanı eleştirmek hiç kimsenin haddine düşmemiş siz oturun da şimdiyi eleştirin…

  175. İsmail said

    Ocak 2009 da yazan Elmabağının yıkın heykellerimi şiirine baktımda İslamı aşağılayan ifadeler var. Birde olayın gerçekci tarafı var. 2004 te Vatandaşın biri elinde boya 6 adet Atatürk heykelini boyuyor. Yakalanıyor. Herhalde boyalar tinerle silinip heykeller eski haline getirilmiş adamada bir güzel sopa çekilip salıverilmiştir diyeceksiniz. Yok adamcağıza 3.5 ar yıldan 21 sene hapis veriliyor. Suça bakın cezaya bakın. Adam kanunu bilmez, akıl hastası olur. Kime ne. El insaf, Oldu olacak şehir meydanına koca bir ateş yakıp adamcağızıda içine atsaydınız.

  176. Gebzeden İsmail said

    Atatürke verip veriştirenlere bakıyorumda olaya kişi olarak değilde sistem olarak bakılırsa daha iyi olur. Mustafa Kemal hiç dünyaya gelmeseydi yine 1920deki aynı olayları yaşayacak onun yerine ayarlanacak olan birine Atatürk diyecektik. Atatürk batının başımıza getirdiği sistemin adıdır. Onun yaptığı pekçok şey Türkiyenin üzerine karabasan gibi çöken Avrupa ve ABD ülkelerinin bize zorla dayattığı şeylerdir. Bunlar artık tarih olmuş bugün Türkiye esas sahiplerinin elindedir. Mühim olanda budur.

  177. Gebzeden İsmail said

    Aralarda bir yerde Atatürkün içkiden öldüğü yazılmış, Atatürk maalesef frengiliydi. Busebeple bir gözüde görmezdi. Muhtemelen 1910 da Fransaya gittiğinde kaptı bu hastalığı. Ocak 1912 de bir gözü kör oldu. Fransız doktorlar onun ölümünü içki sirozundan çok öbür hastalığın yol açtığı siroza bağlarlar.

  178. yusuf gülcan said

    vay be ülke ne hale gelmis ayni insan vucudu gibi vucut bütün mikroplarlan savasir ve yener en kötüsüde vucudun askerleri mikroplari düsman olarak görmez ve savasmaz en kotüsde budur mikrop rahatca cogalir vücüdü bitirir ülkede aynisi benim ülkemde ne kadar mikroplar varmis,da bizler görmüyormusuz . ulan insaf be insan bu kadar at gözlüklü olurmu ama normal sizler dergahlarda,dini egitim verilen yerlerde gercek dini degilde mustafa kemal cumhuriyet,laiklik demokrasi düsmanligi ögrenmissiniz iste o elestirdigin nefret ettigin adam olmasaydi simdi senin ülken yoktu arastir gör bulgaristanda müslümanlarin zamaninda ismi dini ve ibadeti engellendi ve cezalandirildi ve bu zulmü cogu ülke müslümanlara yapti simdi özgürce her istedigini, ibadetini özgürce yapabiliyorsan iste o begenmedigin nankörlük yaptigin mustafa kemale borclusundur iste o adam canakkalede,izmirde düsmani gecis vermedi ve denize döktü ve düsman elinden büyük neneni,neneni ve anani kurtardi iste o mustafa kemal olmasaydi iste sen o zaman pic olacaktin!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

  179. ali said

    Yusuf ben de senin o örümcek ağından oluşan beynine güzel bir şeyler diyeceğim ama terbiyem müsaade etmez. Seni yarattığını söylediğin atan değil miydi bu milleti bir gecede tarihinden kopartan. Tüm kültürünü, değerlerini, geçmişini yok eden. Onların yerine batının verdiği yeni yapıyı dikte eden. İtaat etmeyenin kafasını uçuran. Kurtuluş savaşında cephede kaybetmeyen milleti, kapalı kapılar ardında gavura satıpta onların verdiği misyonu silah zoruyla milletimize kabul ettiren. Gavurun yapamadığını işbirlikçileri yaptı ve onların piç tohumları da yapmaya devam ediyor.

  180. ertan said

    arkadaslar gecmişi sorgulamayı bırakalım.onlar üstüne düşeni yapmışlar hemde cok güzel bir şekilde ..bunu asla unutmayın.onlar başaramamış olsaydı biz şimdi esir olurduk..ama allah bizlere yardım etti..şimdi sıra bizde artık kendimiz için degil vata için bir şeyler yapmayı ögrenmeliyiz ve bunu baştaki aç gözlü arkadalara da anlatmalıyız..

  181. yusuf gülcan said

    Fatih seni okutan hocaya cok güzel bir seyler diyecegim ama simdi yeri degil sen hic tarih okumadinmi yoksam okur yazarligin yokmu Atatürk bu ülkeyi bu topraklari yoktan varetti ülke paylasilmisti marmara ingilizlerin elindeydi isdanbulun merkezinde ingiliz askerleri devriye geziyordu izmir yunanlilarin elindeydi yunanlar afyona dayanmisti Antep ermeni ceteleriylen destegiylen ruslarin elindeydi, simdi ortada devlet,ülke yokken Atatürkü suclaman cok yanlis ve dogru degil türkiye cumhuriyeti özgür,laik ve esit haklara saipse iste o elestirdigin mustafa kemal sayesinde kazanilmistir. ama bizim cesur halkimi olmasaydi yinede bu ülkeyi kuramazdik binlerce sehit binlerce gazi verdik , ama bazilarinin dedeside o zamanlarda Kubilayin kafasini diri diri kesmeklen ugrasiyordu bazilarinin dedeside cumhuriyete karsi suc isleyerek kümeslerde saklaniyordu iste bunlari iyi arastir iyi oku neden amerikadan,japonyadan geri oldugumuzu anlayacaksin!!!

  182. madem okadar buyuk liderdi ataturk de neden amerıkadan japonyadan. 40 yıl gerideyiz…ya yıktığı osMNLI 500 sene hukmetmiş amerikadan bıle vergi almış gerçek buyuk kım varın sız karar verın.. ben osmanlı torunuyum. adım fatih atam fatih ben inanıyorum bıgun ısatnbul yenıden fethedılecek ve buyk osmanlı devletı olacağız ınşallah..

  183. Sezar said

    Cenaze namazı kılındı mı? Toprak kabul etti mi? Bazıları kendilerine yeni bir din kurmuş adına ısrarla İslam diyorlar ama Ebu Cehil ve Ebu Leheb cehennemden çıkıp gelseler hemen yancıları olacaklar!

  184. merve... said

    ASENA ABLA BENİM DEMEK İSTEDİĞİM HERŞEYİ AÇIK VE NET BİR ŞEKİLDE SÖYLEMİŞSİN YAZDIKLARININ HEPSİNİOKUDUM AYNI FİKİRDEYİM BÖYLELERİNE BİŞEYLER ANLATMAYA GELMEZ AYNI KAFALARININ DİKİNE GİDERLER ATAMIZA KAFİR DERLER BİDE MÜSLÜMANIZ DERLER DİNİMİZDE BİRİNE KAFİR DEMEK YOKTUR ONU SADECE ALLAH BİLİR

  185. merve... said

    NERDEN BİLİYON YA ATAMIZIN KURANA LAF ETTİĞİNİ BİTARAFLARINIZDAN UYDURMAYIN SÖYLENTİLERE KANMAYIN ÇOK KANDIRILIRSINIZ SİZE TAVSİYEM

  186. merve... said

    dindar değilse bile sizene yaptığı iyi şeylere bakın onun kendi kişisel sorunu ve bunu işlerine hiç bir zaman yansıtmadı o iyi biriydi ve müslümanlara SAYGISI VARDI KENDİSİDE GALİBA MÜSLÜMANDI

  187. yusuf gülcan said

    afyonlu atatürkün sana göre ickiden ölmesi seni neden rahatsiz ediyor yoksam sen günahinami veya sevabinami ortak olacaksin sunu unutma bu dünyada insanlar kendi günahlari kendilerine aittir kendi sevaplarida kendine aittir bana göre atatürk cennletliktir neden !!!!!! diye soracaksin vatan ugruna sehit olan cenletlik derler atatürk bu vatan icin yapmis oldugu seyler hic bir seylen kiyaslanamaz bunu kiyaslama yapmaya ugrasan kisiler birincisi nankördür ikincisi vatan hainidir ücüncüsü serefsizdir bu ülkede özgüce dolasip gezebiliyorsan ve özgürce ibadetini yapabiliyorsan iste o begenmedigin elestirmeye calistigin mustafa kemal atatür sayesinde almissindir . ben atatükün bu vatan icin yapmis oldugu büyük isleri görmeden atatürk hakkinda karalama yapan kisiler kendini bilmez,kisiliksiz,dengesiz,mal kisilerdir yani emperyalist usagi. örnegide vardir trablusda osmanli müslüman 5 bin askerleri kör eden ingilizlere yardim eden bazi araplardan hic bir farklari yoktur

  188. ismet said

    sevgili atatür sevmeyen arkadaşlarr ben bir müslüman olarak size soruyorumm atatürkün müslüman olup olmaması sizi ne ilgilendiriyorr beni ilgilendirmiyorr türkiye cumhiriyetininn kurulmasında baş rol oynamışmı oynamamışmııı ben ona bakarımm ona ve onun izinden gidipte vatan için canını verenlerden allah razı olsunn bence siz atattürk düşmanlarıda bu taraftan bakksanız bence daha güzel olurr ve sizlerde böyle tepkilere kalmazsınıızzz hepinize iyi bayramlarrr izmirden ismet topaloğlu

  189. afyonluuu said

    süleyman denilen yavuşak ve atatürkü savunan diğer arkadaşlar.atatürkün yaptıklarına bir bakın hiç islamiyetle bağdaşıyormu.düşününde biraz ibret alın yahu.

  190. afyonluuu said

    ya yeter artık.şu aptalca sözü kullanıp durmayın.neymiş o olmasaydı başka ülkelerin eğemenliği altına girermişiz.o olmasaydı ne olurdu bunu Allahtan başka kim bilebilir.kader birdir değişmez.o olsada olmasada herşey olacağına varır.sanki adam cehheye çıkmışta bütün düşmanları kendisi yenmiş gibi malca konuşmalar yapıyorsunuz.belki o olmasaydı türkiyenin kaderi çok daha iyi olurdu.

  191. afyonluuu said

    volkan siz herşeyi kendi kafanıza göre çeviriyorsunuz.atatürk gökten indiği sanılan kitaplar derken kurandaki bir ayetten değil kurandan bahsediyor.hadi bunu ayetten bahsediyor kabul edekim.ya dini ve namusu olanlar zenginleşemezler sözünü nasıl açıklayacaksın.ben size ne gökten indiğisanılan bir ayet nede hadis bırakıyorum ben size gerçek olanı ilmi ve fenni miras bırakıyorum derken ne demek istemiş atatürk.bunlarıda işine geldiği gibi yorumla.biz çocuğuzya kanarız sizlere.arapoğlunun yavelerini tercüme ettirmeside yanlış anlaşılıyor.yavenin ne olduğunu çocunuz bilmeden konuşuyor.yave boş söz,uydurma söz demek.

  192. afyonluuu said

    tuncay köse kazım karabekirin yazısını iyi tercüme et arapoğlunun yavelerini tercüme ettireceğim derken yave ne demek biliyormusun sen saçma sapan sözlerini uydurmalarını anlamına gelir yave.kurana mustafa kemal o gözle bakıyor.tercüme ettirirdi ama böyle gerçek anlamda değil kendi istediği gibi tercüme ettirmek istedi.ondan sonra kuran yahudilerin,hristiyanların kitapları gibi bozulacaktı.dini ve namusu olanlar zenginleşemezler demiş atatürk hadi bunuda tercüme et bakalım nasıl edeceksen.herşeyi işinize geldiği gibi tercüme etmeyi çok iyi biliyorsunuz.

  193. afyonluuu said

    yahu atatürkü savunan arkadaşlar.mantıklıca bir düşünün eğer atatürk dindar bi adam olsaydı içkiden ölmezdi.hem bu ülkeyi sadece o kurtarmadı adı dahi anılmayan ne komutanlar savaştı kurtuluş savaşında ama ön plana hep atatürk çıkarıldı.anadolu halkınada sanki evliyaymış gibi tanıtıldı.cephede kazanılan şavaşlar masada kaybedilmedimi.tarih atatürk severlerin kafalarına göre yorumlanmış birşey.türk tarih kurumunuda atatürk kurdu zaten.gerçekler çok bambaşka.atatürk hakkında devletin onay vermek zorunda kaldığı gerçekleri anlatan bir sürü kitaplar var.ezanı türkçe okutmaya kalkanda atatürk değilmiydi.inkar edilemeyecek bukadar gerçek varken o adamı hala neye dayanarak savunursunuz bilemiyorum.bu ülkeyi milletin imanı düşmana karşı akıl almaz sabrı kurtarmıştır.yüzlerce düşman askerine karşı biravuç türk vatanı müdafaa etmiş.bu milletin imanı azmi olmasaydı atatürk ne yapabilirdi.heryerde askerin başında durmadıya şanlı ordularımız kanını canını feda etmeseydi kimse birşey yapmazdı.öyle imanlı bir ordu varken atatürk olmasada bu vatan kurtulurdu.hemde türkiye bukadar karışık olmazdı.

  194. bayram said

    kurtuluş savaşı zamanlarında bu ülkede çok cesur müslüman komutanlar varmış ama hiç birinin ismi anılmıyor hiç biri ön plana çıkarılmıyor.seyyid onbaşı gibi nice seyyid onbaşılar varmış ama ne adları biliniyor ne sanları.bu toprakları kanının son damlasına kadar savunmuşlar.bu ülkeyi kimse ben kurtardım o kurtardı şu kurtardı diyemez.

  195. asim said

    @osmanesmergü İktadara Gelir Gelmez Çözseydide Yine Darbe YApsaydı Putun Askereri GEçecen O İşleri Herşeyin Yeri VE Zamanı VAr…. Yeni Anayasa da İnş bu Diğerleri Çözülecek

  196. osmanesmergül said

    türkiyede turban olayı türkiyenin yüzde 2 sinin sorunu bu benim sözüm deyil cumhur başkanının sözü aptullah gül bakın görürsünüz ve akp hükümeti ilk ükümeti kurdugunda gücü yetiyordu 367 geciyordu ama kendisi cıkarmadı bakın 3 dönem olacak bir türbanlı koymadı 1 tane antalyadan var 13 sıradan bizler bir birimizi yemeye devap edecez onlar türbandan oy kazanacaklar hayel kurun bir dönem akp veya mhp dısında bir parti basa geldiginde tüm ünf önlerinde türban poretestoları olmayacakmı ve sen dinlisin ben dinsisim kavgası olmayacakmı ama bundan güzel oy kazanacaklar ama şuan yok gecenlerde ankarada imtahana türbanlı alınmadı kimsenin sesi cıkmadı

  197. osmanesmergül said

    demek ayile buyuklerin bu kadar cayilmiş atatürk kuranı türkce yapmıstı o yıllarda ayilen olsaydı türkce ögrenseydi sanada dogruyu öğretirlerdi

  198. osmanesmergül said

    okadar kötü bir yalancısınki atatürk kuranı yasaklamadı sadece daga iyi kurandan rant saglayanlara taviz vermemek icin türkce okunmasını istedi bari yazarken 2 dak bir seyler okuda yaz laf olsun topba dolsun diye yazma cok aciz duruma düşüyorsun 23 nisan1923 cocuk bayramı oldu bu 21 nisanda olabilirdi ama cuma olsun kuranla türkiye büyük millet meclisi acılsın diye o gunu acıldı kuranlarla ve cuma namazından sonra. ben hem kuranıma hemde bana yarın cumaya gitmeme vesile olan atama söz ettirmem eden kişilerde sorun var derim tıpkı sen gibi

  199. osman esmergül said

    ben hakaret etmeyecem dindar olmak yobozluk deyil buraya okadar yazıyorsunuz üşenmeyin atatürk arapca kurana neden karşı diye yazın okuyun ama sana tek sorum senin memleketinden bir şeyit varmı canakkalede gerisine yorum yapmayacam

  200. osman esmergül said

    bende selanikliyim:gulten atatürk icki masasında memleketini kurtarırken senin sevundukların nerdeydii ben diyeyim türkiye düşman işkalinmden kurtulunca senin savundukların memleketi nasil parcalayacaklarını ne şekilde yöneteceklerinin ağızlarını suları akarak pilanını yapıyorlardı ama evdeki hesap carsıya uymadı bilginiz yok ama suclamayı biliyorsunuz atatürk diyaneti prorokölde 3 sıraya yerleştirdi şuan nerede üşenmede bir bak

  201. Telkari said

    “Doğruyu söylemek değil anlatmak güçmüş.” Burada da birbirine kendi doğrusunu şu yada bu örnek, kanıt v.b. ile kanıtlamaya kabullendirmeye çalışan iki zihniyetin çıkmazlarını aşağıda sıralayacağım.
    1- “Gerçeklere tahammülü olmayan değil direnci olmayanlarla anlaşabilirsiniz” Bu bağlamda din’i halen maturidi değil de eşari itikadi boyutunda yaşayanlara hiç bir şey anlatamazsınız. İslamın gerçeğini ve imanı öğreninceye kadar ben de böyleydim. Mısırda hurda taksisine bindiğim 120 km hızla giden taksiciden bir farkım yoktu. “Allaha emanetiz vesselam, onun izniyle olur olursa derdim” Anlatılmak isteneni; anladığı kadarı ile algılayan, muhakemeyi; hak batıl esaslı yapan, kıyası, kısasla tamamlayan ve tüm bu olguları eklektik bir demokrasi (“ileri” diye de bir tamlaması olabiliyor kullanım amacına göre) kavramına devşiren, bunun da altyapısını, isim babalarının bu kampanyada “özgür toplum”/”zamanın ruhu”/dünya sözleşmeleri diye üfürdüğü indirim etiketlerine sorgusuz alıcı olan biriydim. Buradaki çoğu insan gibi dilin de de bazı belirteçler olmayan kişilerin çoğunu “çakma müslüman” olarak algılardım. Çok fazla Gazi’ye muhalefet olmasa da kulaklarımda genede içten içe bir tepkim vardı özellikle şunu bunu idam etmiş diye! zihniyet’e anlatmak için Zaten Gazi de bu çıkmazları gördüğü için bu yegane ve benzersiz sistemi kurmuş. Fakat işin küresel istikbalde boyutunu keşfeden ve yeni Türkiye’nin bu yapı ile yeni çağın imparatorluk ortağı hatta imparatoru olma ihtimalini gören batı(küffar), tüm gücünü (misyoner, casus,v.s dahil) orta doğuda muteber kıldıkları ve bu sayede belini doğrulmaları ihtimalini kendi ellerinde tuttuğu ve içinde vahabi müslümanlığını rahatlıkla devşirdikleri eşari müslümanlığını bizde de geçerli ve aktif kılabilmek için çok şey yapmışlardır. Bu konuda haklarını teslim edelim artık…
    2- Evet buradaki bir çok insan haklıdır. Gazi’nin veya ondan sonraki arkadaşlarının çok hatası vardır. Fakat dönemi itibari ve bu coğrafyanın maruz kaldığı etki ve seneryoların , riskleri, tehdit ve tehlike boyutları ile karşılaştırıldığında bu hatalar yada hata addettiğimiz konular yaptığı hizmet karşılığında ve bu hizmetlerle inşa ettiği yapılar nezdinde küçülmekte yok olmaktadır onlar da zaten Allah’ın koruyucu ve kollayıcı hükümlerince affedilecektir. Üstelik yaptıklarının tekrar boyutu düşünüldüğünde bunun içinde hata payı olmaması imkansızdır.
    3- Ben dahil çoğu kimse durumları tersten okuyamamışız dır. Gazi elinin altındaki hilafet (halifelik) makamını elinin tersiyle itmiştir.Allah’ın bizlere öğrettiği ve emrettiği Kuran ahlakıdır. Çünkü Kuran ahlakı insanlar arasında hiçbir ayrım gözetmeden, sadece haktan ve doğrulardan yana, katıksız bir adaleti emretmektedir. Allah Nisa Suresi’nde inananlara, kendi aleyhlerinde de olsa adaletli davranmalarını emreder. Gazi buna uyarak, üstelik kabul ettiğinde sömürge olacağı kesin olsa da kendi kontrolüne verileceği bariz olan orta doğu ve iktidar sultasını 21. YY ı ve mücadele ettiği güçlerin oyununu çok iyi analiz ettiği için kabul etmemiş bunun yerine dünyayı yönlendirecek bir coğrafyada batının müstakbel emperyal oyununun bitmeyeceğini gördüğü için bu devlete ve millete bağımsızlık ve tüm toplum olarak bu günlerde sahiplenildiği zaman, adaletin şahikasına çıkılacak bir sistem tasarlamış, kurmuş ve miras bırakmıştır. Bu sistem milli birlik ve beraberlikle sağlanan ekonomik bağımsızlık demektir. Zaten sözde bizden daha fazla islamı yaşayan veya şerri hükümlerle devam eden ülkelerle bu kadar iç ve dış etkenlerle uğraşılmasına rağmen aramızda bir makas oluşmuş bu günlerde bu ülkelere emsal ve örnek gösterilir hale gelmişizdir. Çok kısaca Atatürk Türkiyenin müslüman bir ülke olarak bugünün Almanyası gibi bir ülke olmasını istemiş bununla ilgili tüm temelleri atmıştır. Daha sonraki hikaye malumunuz. 1. perde köy enstütülerindeki kapatmaya varan süreçlerle başlamış ve devam etmektedir…

  202. tekin said

    abi yada ablalarım ben inanıyorum ki bu adam bizim için birşeyler yaptı ama kendini lider yapmak istemiş ve ülkenin başı olmak istemişte olabilir din konusına gelince bencede bir dinden bahsedemeyiz çünkü bize küçüklükten beri bahsedilmiyor bu demektir ki yerinde olmayan birşey var atatürkte bize kalan tek şey iyice araştırmak eğer gerçek bir kanıta rastlarsanız lütfen banada e-mail gönderin…

  203. avriga said

    uyutulmuş bir toplumuz biz…

  204. avriga said

    http://www.masonluk.net/kabala_masonluk_08_3.html bu siteye girin ve gercekleri görün tarafsız bir sitedir.sabırla okuyun.

  205. aqosi said

    ölülerinizi hayırla yad edin
    yani sizden olan ölüleri , müslüman olan ölüleri hayıtla yad edin.

  206. yusuf gülcan said

    gülten özen hadi bize ögretilenler ilkokulda ögrendik senin dogrularini sen nereden ögrendin ! nereden ögrendigini ben sana anlatayim osmanli askeri filistin cepesinde carpisirken bazi filistinli askerlerin osmanli askerinin arkadan vurmasini planlayan kisilerden canakkale bogazina dösemis oldugumuz deniz mayinlarini bazi balikcilara toplanmasini talimatini veren kisilerden! 23 aralik 1930,da mustafa kemal askeriylen beraber bizim olan kerkükü almaya giderken kibris rum kesiminde egitilen dervis mehmet yalanci mehti ve bes adami tarafindan asil görevi ögretmen olan ve askerligini astsubay olarak yapan izmir menemende karakol komutani olarak bulunan kubilayin kafasini kesen kiilerden ögrendigini bende idda ediyorum iste senin dogrularinida sen bu vatan haini serefsiz kisilerden ögrenmissindir sanada iyi uykular…

  207. gulten ozen said

    ufaklık sen bu yazdıklarını ilokulda tarih kitabından okuttular değil mi.O kitabı m.Kemal içki sofrasında yazmış çoçuklara uykudan önce okusunlar diye ama okulda okuyorlar…İnanma o şarhoşun uydurmalarına sen emi iyi çocuk ol…

  208. ÆZİZ said

    helal arkadaşım devletin dini yok muş arkadaşım bunlar kimliklerinin arkasını çevirip bakmamışlar hiç dini İSLAM ibaresini hiç okumamışlar

  209. ÆZİZ said

    SAYIN BAYAN ARKADAŞA KATILIYORUM NASI ZİHNİYET SİZİN DEDİKLERİNİZE SİZ BİLE İNANAMIYOSUNUZ BU NEDİR BÖYLE YAAAA LAİKLİK NEDİR? ÖZGÜRLÜK MÜ EŞİTLİKMİ YOKSA SİZİN ZİHNİYETİNİZDE VE ATANIZIN ZİHNİYETİNDE ÖZGÜRLÜK DEĞİL BÜTÜN HEERKEZİ DİNSİZLİĞE DAVET VAR ASLINDA DAVET DE DEĞİL DAVET OLSA LAİKLİK DENİLİRDİ AMA MECBUR YAPACAN OKUMAK İSTİYOSAN Kİ MECBURSUN BUNA BAŞINI AÇACAN MEMUR OLACAKSAN AÇILACAN SAÇILACAN “BEN MÜSLÜMANIM AÇILMAK İSTEMİYORUM” OLMAAZ OLMAZZ LAİKLİĞE AYKIRI…….

  210. yusuf gülcan said

    arap aleminin hepi müslüman ama nedense cogü arap emperyalistlerin sömürgesinde coguda israil devleti istedigi gibi dövüyor öldürüyor o zaman allah onlara neden yardim etmiyor!!!!!! iste bizdede mustafa kemal gibi aklini kullanan lider olmasaydi bizide evire cevire deveceklerdi allah insana kafa,akil vermis düsünsün ve aklini kullansin diye cogu insana bunlari anlatmak o kadar zor,ki cünki onlarin su araplarin beyninden farki yok yani beyinsizler.. mustafa kemal coguna göre ingiliz,firansiz ajani canakkalede binlerce ingiliz askerini neden öldürdü o zaman afyona giren yunani neden izmir denizine döktü o zaman onlarlan beraber olur türkleri katlederdi ama bu mustafa kemal düsmanlarinin hepsi beyinsiz!!

  211. Okan Öztürk said

    evet Dua edin demis niye demis peki kendisi dua etmesini bilmiordu dinsizdi cünki… allahin yardimi olmadan o savasi kazanamayacani iyi biliordu nekadar iyi plan yaparsa yapsin allaha dua etmeyen kisiye yardim etmez allah…

  212. Okan Öztürk said

    atatürk olmasaydi olmasaydi keske olmasaydi olduda ne oldu ben dini olmayayn birisinemi atam dicem ölürüm yine demem benim atam osmanli….ben almanyadan geliorum almayada bile üniversiteye basörtüsüyle girebiliyorsan kendi vatanimizda müslüman bir devlet olarak üniversiteye basörtüyle giremiyorsa nasil bir müslüman devletidir bu hepsi iste atatürkün yüzünden TÜRKIYE BIR MÜSLÜMAN DEVLETIDIR MÜSLÜMAN DEVLETI KIMLIGIMIZDE ISLAM YAZIYOR DINSIZ DEGIL…..

  213. tuba dizdar said

    YA KARDEŞİM ASENA SEN NE DİOSUN ALLAHAŞKINA YAA??HEM KURAN ALLAH DİOSUN HEMDE KURANI HOR GOREN ADAMIN PEŞİNDEN GİDİOSUN..NE ALAKA NAPMAYA ÇALIŞIOSUN SEN??

  214. tuba dizdar said

    BU DURUMLARA GELMEMIZIN TEK SEBEBİ CUMHURIYETLE BIRLIKTE SATILAN TURKIYEDIR!

  215. tuba dizdar said

    sende ONLA beraber tarih olacan hadi canım hadi..okadar akılsızki oharika İNSANIN PEYGAMBERİMİZİN YOLUNDAN GİDEMEDİ,IŞIGINDAN FAYDALANAMADI..ALLAHA YARANMAKTANSA GAVURLARA YARANMAYI TERCİH ETTİ..

  216. tuba dizdar said

    al bi sapık daha..İslam dini tüm insanlığa inmiştir!yok Türke ayrı Araba ayrı özel bi muamele yok..

  217. tuba dizdar said

    biz emirleri fethullah hocadan almıoruz güzelim,bizim tek bir Önderimiz var O da Efendimiz Muhammed Mustafa(s.a.v) dir!bu Hoca gider başkası gelir kaynağımız Allah(c.c) ve Efendimizdir..!

  218. tuba dizdar said

    ayrıca annenin türbanlı olduğunada inanmıyorum..bu ne biçim zihniyet ya,senin inandığın değerleri hiçe sayan bir insanı bu kadar savunmak neden?

  219. tuba dizdar said

    atatürk yahudi olabilirmi?vay be nası oluyor o?hem yahudi hem bu ülke için iyi şeyler düşünücek??kendine gelmeni şiddetle tavsiye ederim kurduğun cümleye bir baksan iyi edersin..

  220. dlan said

    yapmayın abi ya. Atatürk hristyn olabılır yahudi olabılır sızeenee orası size kalmış değil o olmasaydı başka ulklerin hmayesınde bolunmuş bir trkıyede yaşıor olucaktık.bole atatrke leke suren trklerın kellerinin gtmesi lazım kanımcaa .. böle at gözlüğünden bakarsak işee bu ülkee hep aynı duzeyde kalır;)
    50 yıldan beri başörtü sorunu lan burası laik bir devlett . okula başörtüyle gtnmesen ne olcak sakın beni yanlış anlamayın bnm annemde trbanlı okulda açıyo dışarda kapanıyoo devam edin bole At Gözlüğü ile çok yakışıo ayağa kalkıppp alkışlamak istiyrum siziiii bravoo kemikleri sızlıodur ataturkun ne biçim bi ülke bıraktım dıe

  221. yusuf gülcan said

    bazilari yanlis anliyor bu fedakar cesur vatanini seven vatani icin cekinmeden canini verebilen hatta cocugunun üzerinden örtüyü alip top mermisini örtebilen bir millete sahip oldugumuz icin türkiye cumhuriyetini kurabilmisizdir mustafa kemali tek basina bu savaslari kazandi demiyoruz zaten böyle cesur bir millet olmasaydi mustafa kemal bu savaslari kazanamazdi mustafa kemalinde böyle savas bilgisi tecrübesi olmasaydi simdi türkiye cumhuriyeti olmazdi bunlar bir birlerini tamamladi bazilari bunlari inkar ediyor mustafa kemalin iyi bir komutan iyi bir savasci oldugunu bütün dünya kabul ediyor. kimine göre din düsmani ben buna inanmiyorum afyon kocatepede büyük taruzdan bir gün önce askerine yarin herkez en temiz elbisesini giysin banyo,tirasini olsun allahin huzuruna temiz cikin diyor ve bilenler okusun dua etsin diyor.. vede tam tersi müslümanliklan alakasi yok bu ülkeye bir zarari olmadiktan sonra bizi ilgilendirmez herkezin günahi kendine aittir. unutmayin bu ülkeye bir agac dahi dikene saygi göstermeliyiz ve mustafa kemal bu ülke icin ömrünü vermistir onun icin iyi tarafsiz arastirin iftira atarak bosu bosuna günaha girmeyin..

  222. OsmanLı Torunu said

    yusuf kardeş sölediklerin çok ayıp . ben kimseye bşi demiyorum ama şuraya baksanza sadece bunlarmı daha birçok delil herkes gerçek olanın farkında emınım sende farkındasındr . mustafayı bu kadar yüceltmek hatasız biri gibi göstermek hiç kimsenın başarılarından bahsetmeyip sürekli onun olmayan belkide olupta aşırı abartılmış başarılarını çok görüyoruz. kaç senedir okuyorum hep övgü hep başarı hep bilmem ne bu çok yanlış açık konuşayım bende antikemalistim. ama senn bu hakaretleri etmen çok yanlış.

  223. ömer yılmaz said

    ne atatürk nede bir başkası islam dinini eleştiremezler.ve şu kesin son nokta ağzı olan konuşur ALLAHIN VARLIĞI BİRLİĞİ KESİN VE HAKİKATTİR.bilip bilmeden yazan çizenler olmuş kimin dinli kimin disnsiz imansız olduğunu sadece ALLAH BİLİR.ATATÜRK ŞÖYLE DEMİŞ BÖYLE DEMİŞ FELAN FİLAN YOK ÖYLE BİLİP BİLMEDEN YAZILANLARA BAKILIPTA BUNLARA İNANANLAR YANLIŞA DÜŞMÜŞLERDİR.VATANI KURTARAN İSLAM DİNİNE İNANAN ŞEHİT VE GAZİLERİMİZDİR.İMANSIZLIK LAİKLİK DİYEN AMA ASLINDA LAİKLİĞİN NE OLDUĞUNU BİLMEYEN ŞEREFSİZLERDİR.TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET SONSUZLUK GELENE KADAR İSLAM VE DİN CUMHURİYETİDİR.YIKILAMAZ DEĞİŞTİRİLEMEZ VE HATTA YOK EDİLEMEZDİR.HERKES HERŞEYİ SÖYLER ALLAH DOĞRU OLANI EMREDER AMİNN.

  224. edirneli said

    allah razı olsun kardesım cok guzel anlattın tesekkur edıyorum

  225. edirneli said

    madem bunu yazan yabancılar bende sana ıkı kelıme demek ıstıyorum ada ben yenı gırdım bu sıteye ama yazık dıyorum ataturk ıcın. bunları arastıran saten anlar muslumanlıkla alakası olmadıgını yaptıklarının. sapka ıcın adam asılırmı muslumanlıkta varmı boylebır uygulama.herkeze ınancından oturu saygı duyulur ıslam devletınde. hepımız ımtihana geldık. genel olarak 60 yıldan fazla yasayan nadır. haksızsan hakssızsın de kardesım.

  226. yusuf gülcan said

    benim sevabim ve günahim kimsayi ilgilendirmez servetim ve borcumda aynisi bana ayittir ama gercekleri saptirmak nankörlüktür serefsizliktir. osmanli askeri misir,filisti,arabistan cepesinde araplarin destegiylen yenilgiye ugratan ingilizler canakkale savasinda topulu tüfekle gecemedikleri bogazi yapilan bir anlasmaylan elini kolunu sallayarak gecmedimi abdulhamid ingilizlerin her istegini yapmadimi ülke topraklarini paylastirmadimi dogu bölgesini ermenilere egeyi yunanlara marmarayi ingilizlere vermedimi ülkede sahte müslümanlar kimi ingiliz mandasi kimi amerikan mandasi bizi korusun demedimi ama bizim gercek müslüman bir cami hocasi camide namaz kildiracagi sirada sokaktaki ingiliz askerlerini görünce ben bu namazi kildiramam önce yurdunzdan düsmanlari cikarin diyen gercek müslümanlar nerede simdiki sahte müslümanlar tek yaptiklari atatürke iftira hatta atatürkün bu ülkeyi sattigini ingiliz ajani oldugunu iddia edecek kadar cahil,mal ve serefsiz kisiler var unutmayin yalan söylemek ve dogrulari saptirmakta günahtir …..

  227. ibrahm said

    Adaa_94 bu arada eğer dini iyi biliyorsan kimin kafir olup olmadığına kimse karar veremez ama Kuran’da şöyşe birşey var İmanın Şartları.Kuranı Kerime inanmak onlardan biri.Kuran’a bırak küfretmeyi inanmayan adam bile kafirdir.Bunu herkes kolaylıkla söyleyebilir.Lütfen bana marka müslümanlık yapmayın.

  228. ibrahm said

    Ya sadece birşey söyleyecem Allah dilemeseydi atatürk kim ki ne yapabilirdi bana söylesenize.O istemedikçe hiçbirşey olmaz olamaz.O dilemedikçe hiçbirşey olmaz olamaz.Ya bir de hayatı boyunca dinle mücadele vermiş bir adam ya bu yazık ki bu adamı savunuyorsnuz.Şuan ben müslümanım diye geçinen insanlara bir sorun Atatürk kaç yılında doğdu kaç yılında öldü şeceresini çıkarırlar.Ama bir sorun Peygamber Efendimizi anlat diye hiç bilmeyen insanlar var böyle bir toplumda yaşıyoruz işte.UTANIYORUMMMM….

  229. ibrahm said

    Ya Allah’tan kork ya herkes istedigin savunabilir tabiiki ama İslam devleti olan bir ülkede yaşıyorsan ona göre davranacan.Kuran’a laf söyleyen adam her kim olursa olsun KAFİRDİR.Bir de bazıları çıkıp Atatürk olmasaydı sen olmazdın bilmem esir olurdun diyorlar bu tam bir APTALLIK ztn.Kendisi tövbe Allah oldu bizim hangi topluma geleceğimizi biliyor ya.Kimin nerede doğacağı nasıl olacağını O belirler atatürk değil.Bunu söyleyenler dünyaya Allah tarafından tabi gelip başka bir ırkta olsalardı belki şimdi Türkiye’ye atatürke küfredeceklerdi.O yüzden sakın atatürk sayesinde böyleyiz demeyin

  230. esra said

    ya ne biçim kavgadır bu anlamadım neyi tartışıyosunuz herkes kendi fikrinin kendi düşündüğünün doğru olduğunu savunmaya çalışıyor ve karşı tarafında yanlış olduğunun…böyle bir cehalet olamaz..farklı düşüncelere saygı duymak lazımdır..herkes istediği gibi düşünebilir herkes istediği gibi düşünebildiği için dinler ve mezhepler ortaya çıkmıştır

  231. KRAL said

    İsrail de yahudiler ağlama duvarında ellerinde tevrat okuyarak ALLAH için ağlarlar. Hrıstiyanlar kiliselerde ALLAH için ayin yaparlar. Ateistler uçakta yolculuk yaparken uçak türbülansa girince ALLAH’a dua ederler. Müslümanlarda camiilerde ALLAH için namaz kılarlar. sonuç olarak dünyada yaşayan herkes ( ebu cehil dahil) ALLAH’a inanıyordu. Ancak mü’minler hariç hiçbiri ALLAH’ın hükümlerini kabul etmediler. Dünyanın hangi ülkesinde içki,kumar,faiz,hırsızın elini kesme, zine eden (evli ise) recm edilme, cezası vardır?? dünyanın her ülkesinde mutlaka bir kişiye bağımlılık vardır. almanyada hitler, ırak da saddam, rusyada lenin, türkiyede atatürk, amerikada sam v.s v.s. şimdi bunların hangisi müslüman, hangisi kafir?

  232. mehmet said

    Bakın ne derseniz diyin ama hemen çıldırdım bir tane kendini bilmez akıllımı diyim salakmı diyim bende çıkaramadım.Herif tutmuş eee Atatürk olmasaydı biz şimdi olmazdık ha ha ha şeyimle gülüyorum,Tamam Bir Kurtuluş savaşı Mücadelesi verilmiş inkar eden yok ama Bu millet Bu ordu ile birlikde kimse demesin Atatürk tek başınamıymış,nice Komutanlarımız 5 dakika geç tekmil vercem Atatürke diye intihar etmiş böyle komutanlarla kazanılmış bu vatan mücadelesi.seyit onbaşılarla Kısacası Atatürk olmasaydı biz şimdi yaşamıyorduk diye zavallı arkadaşım Kendini dinsizliğe doğru itmekden başka nasibi kalmamış.senin dünyaya gelip belli bir vakte kadar ömrün olduğunu ve Bu ömrünü zamanı geldiğpinde Allah teslim edeceğini bil kardeşim.

  233. oduncu said

    tarih boyunca ALLAH ın hükümlerine karşı gelen kafirlerin hiç biri kafirliklerini kabul etmemişlerdir.sizin kabullenmemeniz gayet normal.Anladınmı

  234. AdAA_94 said

    Allah’a inancım sonsuzdur. Bundan şürheniz olmasın.. Müslümanım ve bundan gurur duyuyorum. Kimseyi düşüncelerinden dolayı kafir olmakla suçlayamazsınız ve kafir olup olmadığıma karar verme hakkını size kim verdi; açıklar mısınız?

  235. tuncay kose said

    küfür etcek kadar eğitimsiz ve ahlaksızsın

  236. anti akp said

    SAHDEKARIN IP NUMARASINI BULDUM EĞER DEVAM EDERSE ADRESİNİ YAYOINLAYACAM YİNE VAZGECMESE KÜFÜRÜ DAVASINDA VE KİŞİLİĞİME HAKARETTEN TANZİMAT DAVASI ACCAM…………

  237. anti akp said

    BAKIYORUMDA BİRİLERİ BENİ EZEMEDİĞİ VE YENEMEDİĞİ İÇİN İSMİMİ KULLANARAK BENİM ADIMA YAZIYORLAR SAHDEKARLIK VE YALANCILIK TASLIYOLAR BUNU YAPARKEN KUL HAKKINA VE YALANCILIĞA GİRERKEN NASILDA MÜSLÜMANIM DİYOLAR AYRI KONU

  238. yusuf gülcan said

    duncay kösem son yazisinda atatürk rozetini kafirler takar demis bende takiyorum ama ben kafir degilim müslüman laik cumhuriyet ve bu yönetim bicimine saygi duyan biriyim. hayatta sevmedigim dini alet edenler ve sizlerin gibi.. sizler hepiniz beyinsizsiniz atatürkün bu ülkeye yapmis oldugu hizmetleri inkar edecek ve bilgi karartmasi yapacak kadar kötü niyetlisiniz hatta ve hatta muatafa kemal askeriylen beraber hakkimiz ve bizim olan kerkükü almaya giderken rum ve ingiliz askerleri tarafindan müslümanlik elden gidiyor diye izmir menemende isyan cikarip asil görevi ögretmen askerligini astsubay olarak yapan KUBILAY,in kafasini gövdesinden ayiracak kadar cahil,ingiliz cocugu,insanliktan cikmis muhluklarsiniz hem bunlari yapip hemde inkar ediyorsunuz yaziklar olsun sizlere vatan hainleri!!!!!!!

  239. duncay köşe said

    ATATÜRK ROZETİNİ ANCAK KAFİRLER TAKAR

  240. duncay köşe said

    Yukarıdaki yorum müslüman yorumuna benzemiyor…Bizim şu anda özgür ve bollukta olmamız Allah ın iradesiyledir…Allah ın iradesini yok sayıp hatta Allah tan rol çalarak Allah ın zavallı aciz bir kuluna mal etmek kafirliktir…. Madem sizi Atanız kurtaracaktı neden işgal sırasında dedelerimiz camilere doluşup Allahımız bizi düşmandan kurtar diyerek istekte
    bulunmuşlar…Allah irade buyurup kurtarınca bizi sarı kemal kurtardı demişler nankörler

  241. duncay köşe said

    babil kralı nemrut hz.ibrahimle ve Allah la savaştı.aynı şekilde mısır fiavunu ramses hz musa ve Allah la savaştı.ATATÜRK ünüzde İslamı tahrip edip Allah la savaştı..Onun yaptığı tahribatı tersine çevirmek için ATATÜRK ün gerçek yüzünü tanıtmak her müslümanın görevidir… Atatürk ü sevmek ALLAH a düşmanlıktır..Atatürk rozeti takan veya resmini evine veya dükkanına asan islamdan çıkar…

  242. duncay köşe said

    şu anda özgürce ibadetimizi yapabilmemiz.sağlıklı ve bol nimetler içinde olmamız Allah ın bir lutfudur.Allah ın bu nimet ve lutuflarına şükretmeyip üstelik bu durumu zavallı fani ADITÜRK ten bilmek KÜFÜRDÜR böyle yorum yapanlar Kafir olurlar

  243. AdAA_94 said

    Öncelikle Şunu Söyleyeyim; Şu anki varlığınızı kime borçlu olduğunuzu unutmayınız. Kimin dinle ne kadar alakadar olduğu kimseyi ilgilendirmez. O, Allah ile kişi arasındadır; ve eğer biz Müslümanlar, ibadetlerimizi yerine getirebiliyorsak, bu Atatürk’ün bizi hristiyan devletlerin himayesi altından kurtarmış olmasındandır. Atatürk olmasaydı şu an rahatça namaz kılabileceğinizi; hatta Kur’an’ı bulabileceğinizi mi sanıyorsunuz?! Bir kez daha ve bu sefer mantıklı ve objektif düşünün. Ayrıca nerden biliyorsunuz ki bunun yabancılar tarafından ortaya atılmış bir propaganda olmadığını? Şeyh Sait İsyanı’nı ya da Menemen Olayı’nı hatırlayın. Onlar da yabancı kışkırtmalarından doğan isyanlar değil mi? Amaç belli: bizleri ayırmak, iç isyan başlatmak ve ülkemizi bölmek. Peki sizler bu şekilde isyan edip Atatürk ve ilkelerinden uzaklaşınca ne olacak? Çok mu rahat ibadet edeceksiniz? HAYIR. BUNA İZİN VERMEZLER.. TEK SONUÇ: ÜLKE KARIŞIKLIĞININ ARDINDAN BUNDAN YARARLANMAYA ÇALIŞAN DIŞ ÜLKELER. Açık söyleyeyim; yaşım çok da büyük sayılmaz. Ama bunları görebiliyorum. Bu kadar masum olmayın! İnternette yazılan herşey doğru değil; ki zaten internetin tek kaynak olarak görülmesinden dolayı güvenilir ve objektif bilgi diye birşey artık yok. İç isyanlarda bulunan ve manda ve himayeyi savunanları bırakın; internet sayesinde dış ülkelerin halkı birbirine düşürmesi inanılmaz kolaylaştı; ve Farkettiyseniz hep dinimizle ilgili karışıklık çıkıyor. Dinimizin bizim can damarımız olduğunun farkındalar ve oraya basıyorlar çünkü! Son olarak interneti gerçekten çok kullanan biri olarak söyleyeyim; internette yayınlanan haberlerin (özellikle bu konudakilerin) %90′ı ülke karışıklığı yaratmaya çalışanların aptal propagandaları!..

  244. OSMANLI TORUNU said

    LÜTFEN HAKARET ETME YA DA BİŞEY YAZMA .DİNDAR OLMAK GERİCİ OLMAK MI MİLLETE HAKARET EDECEĞİNE KENDİNE BAK DAHA ANNE BABANI TANIMADA ATATÜRK İLKELERİ YOK DEVRİMLERİ YOK DİNSİZ KEMALİSTLERİN YAPTIKLARI Bİ PUTU TAPIYOSUNUZ AMA FARKINDA DEĞİLSİNİZ

  245. Necdet EREM said

    Yazı 13 (Ölmüşlere Küfretmeyin.)

    Ölülere sövmeyin, Dirilere eziyet etmiş olursunuz Hz. Muhammed (Asv.)
    Her sözü ile insanlığın ufkunu aydınlatıp, beşeri zaafların karanlıklarından kurtaran, Hz. Muhammed Mustafa (Asv.) efendimiz, yine kıyamete kadar insanları içlerindeki hırsın, hasedin, öfkenin ve farkına varmadığımız halde derecesine göre toplumları birbirine düşman edip kamplaşmalara zemin hazırlayabilecek bir davranış bozukluğundan men ediyor.
    Özellikle biz Anadolu Türk toplumu olarak bu hadisi şerife muhalif davranmanın faturasını elli atmış senedir çok acı bir şekilde ödüyoruz.
    Bu hadisi şerifi kendimize rehber edip toplum hayatımıza tatbik etmezsek sanıyorum acısını daha uzun bir zamanda çekmeye devam edecek ve düşmanlarımızın oyuncağı olmaktan maalesef kurtulamayacağız.
    Yakın tarihimize ibretle baktığımızda, kim, kime niçin düşman.
    Torunları olduğumuz ve her şeyimizi kendilerine borçlu olduğumuz, milli tarihimizi şan ve şeref levhaları ile süslemiş olan atasına sövenlerle, yine ülkenin çakal sürülerinin işgaline uğradığı bir dönemde cesaret ve feraseti ile vatan evlatlarının milli mefkûreler etrafında bütünleşerek Çanakkale geçilmez destanının yazılmasının baş mimarı olan M. Kemal Atatürke ağıza alınmadık ve alınamayacak sözler sarf eden, yine bu vatanın evlatları.
    Osmanlı düşmanlığı bu millettin hiç bir ferdine yakışmadığı gibi, Mustafa Kemal düşmanlığı da kimseye bir şey kazandırmıyor.
    Bizim düşmanlığımız veya dostluğumuz tarihe mal olmuş şahsiyetlere bir şey kazandırıp kaybettirmese de, maalesef yaşayan bizlere ve gelecek nesillere kan kaybettiriyor.
    İşte bu bağlamda Hz. Muhammed’in (asv.) hadisi şerifi nasıl bir kurtuluş müjdesi ve yaralara merhem olduğunu görüp de sadakte Ya Resul Allah dememek mümkünmü?
    “Ölmüşlere sövmeyin! Dirilere eziyet etmiş olursunuz.”
    Ve bu kutlu kaynaktan daha ne veciz sözler çıkarılıp insanlığa hediye edilebilir.

    Şimdi burada hatalı olduğuna inandığım konuyu ifrat derecede ele alanların düştüğü hataya düşmeden ne Osmanlıyı kutsayacağım, nede M. Kemali herhangi bir kritiğe tabi tutmayacağım.
    Bence Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Hz. Muhammed’in (asv.) mesajı, insanca yaşamak için insanın ölüsüne de, dirisine de, saygılı olmalı geçmişi rencide, geleceği de iğfal etmeden, tarihi değerlendirmek ve tarihe mal olmuş kişi ve olayları, uydurdukları veya duyup dinledikleri kasıtlı, yanlı, iyi niyetten uzak iddia ve hikâyelerle değerlendirmek kimsenin hakkı değildir ve kimseye özellikle ayını coğrafyada yaşayan ve aynı milletin torunlarına hiç bir fayda sağlamaz.
    Ancak kaleyi içiten fethetmek isteyen menfur emelli düşmanların ekmeğine yağ sürer.
    Zaten bu işin kışkırtmasını bu kavganın büyüyerek devam etmesini isteyen ve organize edende o coğrafyada emelleri bulunan düşmanlardan başkası değildir.
    Herhangi bir olay veya sözü, kurum ve kuruluşu zaman, mekan, mütekellim, muhatap sebep ve sonuçlarını incelemeden değerlendirmek doğru değildir.

    Gelecek adına yapılacak yanlışların ana kaynağını oluşturur.
    İşte Alemlere Rahmet olarak gönderilmiş olan Hz. Muhammed (asv.)
    Ölmüşlere küfretmeyin, (geçmişe ait haksız ve yıkıcı eleştirilerde bulunmayın)
    Dirilere eziyet etmiş olursunuz. (yaşayanları üzer, geleceğinizi karartır, gücünüzü azaltarak eski düşmanlarınızın güçlenmesine, ayrılığa düşmüş olduğunuz dostlarınızın da düşmanlığına muhatap olursunuzu.)

    Tarihe mal olmuş özellikle mana âleminin sultanlarının zaman ve mekân ölçülerini aşkın sözlerinden geleceğimiz adına en kapsamlı istifadeleri sağlayabilmek için, onlara daha sayglı davranarak, onları daha yakından takip etmeli.
    Sözleri ile olaylar arasında müspet münasebetler kurmaya çalışarak daha güzel bir dünya, daha güzel bir yaşam, daha onurlu bir çizgi, sevgi ve barışa dayalı bir medeniyetin geleceğe ışık tutmasına çalışmalıyız.

    Evet,
    Geçmişe küfretmeyenler, gelecek nesillerine, kan ve barut kokmayan barış içinde bir dünya hediye edebilirler.

    Allahın Salat ve Selamı Ol Habibi Rabbil Alemin olan Hz. Muhammed Mustafa’nın, al, ashab ve ümmetlerinin üzerine olsun.
    Saygılarımla.

    Not: Bu hadisi şerifi siz dostlarımla paylaşmak üzere, yazıma başlayıp iki paragraf yazmış idim ki Almanya’dan bir dostum msn me girip orada bazı dostlarının M. Kemal Atatürk aleyhinde ifrat derecede şeyler söylediğini ve kendisinin de bundan rahatsızlık duyduğunu, benim bu konudaki düşüncelerimin ne olduğunu sordu ve bende elimdeki yazıda aynı konuyu işlemeye çalıştığımı söyledim ve bu tevafuka çok hayret ettim.

    Necdet Erem

  246. Necdet EREM said

    Mustafa Kemal dostluğu veya düşmanlığına gelince, bu konudaki düşüncelerimi ifade ettiğim bir yazımı olduğu gibi sayfanıza asıyorum. İnşallaf sitifade edersinzi veya sitifade edenler çıkar.

    Yazı 13 (Ölmüşlere Küfretmeyin.)

    Ölülere sövmeyin, Dirilere eziyet etmiş olursunuz Hz. Muhammed (Asv.)
    Her sözü ile insanlığın ufkunu aydınlatıp, beşeri zaafların karanlıklarından kurtaran, Hz. Muhammed Mustafa (Asv.) efendimiz, yine kıyamete kadar insanları içlerindeki hırsın, hasedin, öfkenin ve farkına varmadığımız halde derecesine göre toplumları birbirine düşman edip kamplaşmalara zemin hazırlayabilecek bir davranış bozukluğundan men ediyor.
    Özellikle biz Anadolu Türk toplumu olarak bu hadisi şerife muhalif davranmanın faturasını elli atmış senedir çok acı bir şekilde ödüyoruz.
    Bu hadisi şerifi kendimize rehber edip toplum hayatımıza tatbik etmezsek sanıyorum acısını daha uzun bir zamanda çekmeye devam edecek ve düşmanlarımızın oyuncağı olmaktan maalesef kurtulamayacağız.
    Yakın tarihimize ibretle baktığımızda, kim, kime niçin düşman.
    Torunları olduğumuz ve her şeyimizi kendilerine borçlu olduğumuz, milli tarihimizi şan ve şeref levhaları ile süslemiş olan atasına sövenlerle, yine ülkenin çakal sürülerinin işgaline uğradığı bir dönemde cesaret ve feraseti ile vatan evlatlarının milli mefkûreler etrafında bütünleşerek Çanakkale geçilmez destanının yazılmasının baş mimarı olan M. Kemal Atatürke ağıza alınmadık ve alınamayacak sözler sarf eden, yine bu vatanın evlatları.
    Osmanlı düşmanlığı bu millettin hiç bir ferdine yakışmadığı gibi, Mustafa Kemal düşmanlığı da kimseye bir şey kazandırmıyor.
    Bizim düşmanlığımız veya dostluğumuz tarihe mal olmuş şahsiyetlere bir şey kazandırıp kaybettirmese de, maalesef yaşayan bizlere ve gelecek nesillere kan kaybettiriyor.
    İşte bu bağlamda Hz. Muhammed’in (asv.) hadisi şerifi nasıl bir kurtuluş müjdesi ve yaralara merhem olduğunu görüp de sadakte Ya Resul Allah dememek mümkünmü?
    “Ölmüşlere sövmeyin! Dirilere eziyet etmiş olursunuz.”
    Ve bu kutlu kaynaktan daha ne veciz sözler çıkarılıp insanlığa hediye edilebilir.

    Şimdi burada hatalı olduğuna inandığım konuyu ifrat derecede ele alanların düştüğü hataya düşmeden ne Osmanlıyı kutsayacağım, nede M. Kemali herhangi bir kritiğe tabi tutmayacağım.
    Bence Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Hz. Muhammed’in (asv.) mesajı, insanca yaşamak için insanın ölüsüne de, dirisine de, saygılı olmalı geçmişi rencide, geleceği de iğfal etmeden, tarihi değerlendirmek ve tarihe mal olmuş kişi ve olayları, uydurdukları veya duyup dinledikleri kasıtlı, yanlı, iyi niyetten uzak iddia ve hikâyelerle değerlendirmek kimsenin hakkı değildir ve kimseye özellikle ayını coğrafyada yaşayan ve aynı milletin torunlarına hiç bir fayda sağlamaz.
    Ancak kaleyi içiten fethetmek isteyen menfur emelli düşmanların ekmeğine yağ sürer.
    Zaten bu işin kışkırtmasını bu kavganın büyüyerek devam etmesini isteyen ve organize edende o coğrafyada emelleri bulunan düşmanlardan başkası değildir.
    Herhangi bir olay veya sözü, kurum ve kuruluşu zaman, mekan, mütekellim, muhatap sebep ve sonuçlarını incelemeden değerlendirmek doğru değildir.

    Gelecek adına yapılacak yanlışların ana kaynağını oluşturur.
    İşte Alemlere Rahmet olarak gönderilmiş olan Hz. Muhammed (asv.)
    Ölmüşlere küfretmeyin, (geçmişe ait haksız ve yıkıcı eleştirilerde bulunmayın)
    Dirilere eziyet etmiş olursunuz. (yaşayanları üzer, geleceğinizi karartır, gücünüzü azaltarak eski düşmanlarınızın güçlenmesine, ayrılığa düşmüş olduğunuz dostlarınızın da düşmanlığına muhatap olursunuzu.)

    Tarihe mal olmuş özellikle mana âleminin sultanlarının zaman ve mekân ölçülerini aşkın sözlerinden geleceğimiz adına en kapsamlı istifadeleri sağlayabilmek için, onlara daha sayglı davranarak, onları daha yakından takip etmeli.
    Sözleri ile olaylar arasında müspet münasebetler kurmaya çalışarak daha güzel bir dünya, daha güzel bir yaşam, daha onurlu bir çizgi, sevgi ve barışa dayalı bir medeniyetin geleceğe ışık tutmasına çalışmalıyız.

    Evet,
    Geçmişe küfretmeyenler, gelecek nesillerine, kan ve barut kokmayan barış içinde bir dünya hediye edebilirler.

    Allahın Salat ve Selamı Ol Habibi Rabbil Alemin olan Hz. Muhammed Mustafa’nın, al, ashab ve ümmetlerinin üzerine olsun.
    Saygılarımla.

    Not: Bu hadisi şerifi siz dostlarımla paylaşmak üzere, yazıma başlayıp iki paragraf yazmış idim ki Almanya’dan bir dostum msn me girip orada bazı dostlarının M. Kemal Atatürk aleyhinde ifrat derecede şeyler söylediğini ve kendisinin de bundan rahatsızlık duyduğunu, benim bu konudaki düşüncelerimin ne olduğunu sordu ve bende elimdeki yazıda aynı konuyu işlemeye çalıştığımı söyledim ve bu tevafuka çok hayret ettim.

    Necdet Erem

  247. Necdet EREM said

    Yazıklar olsun.
    Bu kadar pespaye, cahilce bir iddia, ve bu kadar bilgisizce bir suçlama inanamıyorum. İslam’ın şartı olan Haccı yapmadığını söylediğini insan iki defa hacca gitmiş olmasına rağmen attığın bu çamurun yüzünü değil ruhunu kirlettiğinin farkındamısın? Ama ne gezer ruhu kirli olmayanlar başkalarına dil uzatmaz. Bilmediği konularda iftira etmez. Amerika’da hayatını yaşıyor dediğin insan bugün 69 yaşında sizce dünyanın zevk ve sefası dediğiniz şeylerden mahrum. Anadolu’nun her ilinden kavanozlarda getirilmiş bulunan toprakları hasret ile koklayıp vatan ve milletinin içinde bulunmuş olduğu ızdırap ile sabahlara kadar gözüne uyku girmeyen bir memleket delisi. Yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun.
    O sizin gibi kard-u kıymet bilmezler için dünyayı kendisine zindan etti. Sizler ise onun hakkında yalan ve iftiradan vazgeçmediniz ve sıkılmadınız. Sizin gibileri Kahharu zülcelale havale etmekten başka elden ne gelir.

  248. el_emin said

    atatürkü savunan kardeşlerim biri bana atatürkün cenaze namazının kılındıgını açıklayabilirmi..
    Bildginiz okulda ögretilen tarih sayfalrından cevaplar vermeyin ne kadarı dogru ? atatürkün mezarını soruyorum topragın içinde mi yatıyor topraga gömülümü mezarı yapanlar türk mühendisler atatürkün cesedi cürümesin diye yurt dışından kemikleri donduran yani bir nevi mumyalama biçiminde yattıgını biliyormusunuz neden sadece derslerde yaptıkları faydalrı anlatılırken ölümünden nereye gömüldügünden cenazesinden mal varlıgından anlatılmaz.bir tane namaz kılarken fotografı olmayan bu insana gercekten taptırıyorlar ve taptırmışlar milleti su anda tek korkum okul sıralarında buluna küçücük kardeşlerimize sabah akşam atatürk anlatıyorlar beyinlerine yerleştirmeye çalışıyorlar.şöyle bir örnekle açıklayabilirim kendin matematik ögretmeni olucam allahın izniyle ilkokul 5 e giden kardeşimize atatürk nedir diye soruoyrm çok büyük o diyor dogumunu ölümünü hepsini aşılamışlar artık çocuk sevmekten ziyade ilah gibi görüyor. gelelelim 2. sorumuza dedim ki peygamber efendimiz ne zmana dogdu cevap yok ne zmana öldü cevap yok 2gün sonra kandil vardı hangi kandilimiz dedim yine cevap yok abi bilmyrm dedi ne akdar boş şeylerle doldurmuşlar beynini sen müslüman ülkede yasıyorsun allahın kitabını ümmemtini her şeyden iyi bilmen gerekirdi…bu çocuk yarın allahın karsısına böyle mi çıkıcak ama suç onda da degil ailesinde okuldaki hocalrında zamanında bir takım oyunlar yapan dış mihraklarda ükeyi sevdiklerinden degil peygamber yolundan kuran yolundan milleti saptırmak bu üzüntülerimi böyle dile getirdim allaha emenat olun size söyleyecgm son söz bir insanı sevin ama tapmayın her şeyden üstün göstermeyin aklınız var açın okuyun ögrenin allah yolundan muhammet a.s yolundan imandan kurandan ayrılmayın yarın mahser gününde ne kadar boş şeylere inandıgınızı anlayacaksınız ama iş işten geçdikten sonra yarın atatürk mahserde hangi yöne giderse sizde onun arakasından gideceksiniz sevginizi iyi ayarlayın çocuklarınıza imanı namazı ögretin en önemlisi budur saglıcakla kalın allah yar ve yardımcımız olsun…

  249. KRAL said

    serap hanım;
    bir düzeltme yapalım lütfen. atatürk ve onun yolunda gidenler; chp ve kemalistler v.s.ler asla ve asla din düşmanı değillerdir. onlar sadece İSLAM düşmanıdır. onların dini kemalizm ve laik liktir. ellerinde gelse HACCA gitmek isteyen MÜSLÜMANLARI bile anıtkabir’e götürürler. hoş gerçi gidenler bile vardır mutlaka. tuncay kösenin dedesi imammış, yanılmıyorsam daha önceki yorumalarının birinde babasının veya dedesinin namaz kılarken odada atatürk resmi bulunduruyormuş. bunların din analayışı işte bu kadar dır…

  250. KRAL said

    TUNCAY KÖSE;
    demek ki halen ortalıkta geziniyorsun. sen islam dini din adamı olarak şiir okuyan veya etek giyip dansöz gibi kıvırtan birinden mi öğrenmek istiyorsun.
    o zaman asrı saadet döneminde HZ.MUHAMMED in davet metodunu hiç araştırmamışsın belli.gerçi DİN deyince kemalizm,satanizm,yahudilik,budizm gibi her türlü sapık dinler anlaşılabilir,ancak İSLAM dini denince sadece ALLAHın emri ve HZ. Muhammedin tebliği anlaşılır. sizin gibi kemalistler ne ALLAH ın emrini nede PEYGAMBERİNİN davet metodunu anlayamazsınız. sizin gibiler (önder sav) gibi HACCA gitmek isteyene hakaret, mersindeki ADD li kadınlar gibi çarşaf yırtarsınız. ama şunu unutmayın ki: ALLAH’IN HESABI ÇOK YAKINDIR.

  251. serra said

    aslında MUSTAFA KEMAL doğru bişey yapmamış bu milleti kurtarmakla çünkü size değmez siz sürünmeye layıkınız bu gerikafalılığı bırakmadığınız için getirdiniz akp yi başımıza işte böyle sürünürsünüz müstehak size…laik olmak demek dinizlikmiş gibi konuşuluo platformda ulan geniş düşünün anlamını ii kavrayın biraz…aklınızı başınıza alın artık…iktidardakiler ergenekon vs ile sizi oyalıyor şimdide din elden gidiyor die yaygara koparmaya çalışıyorlar vatan gidiyor elden siz onları savunuyorsunuz..bu ülkede milyonlarca işsiz var ekonomik sıkıntıdan,eğitimsizlikten ahlaksızlık diz boyu ama sizi pembe yalanlarla kandırıyolar..

  252. serra said

    bunlar Atatürk düşmanlığını empoze etmek için uydurulmuş şeyler okuduğunuz herşeye inanmayın iyi araştırın mantıklı olun ya.. fetoş yandaşları adam abd de sizin gibi cahillerin paralarıyla hayatını yaşıyor müslümanlıkla alakası olsa islamın 5 şartından biri olan hac görevini yerine getirirdi onu bile yapmamış..siz onu beslemeye devam edin daha :)

  253. yusuf gülcan said

    atatürkü sevmeyenler gercek müslüman olamaz atatürk olmasaydi simdi özgürce ibadetinizi yapamayacaktiniz ezan sesi duyamayacaktiniz… düsünün bir futbol taraftari iyi taraftar macin sonucu ne olursa olsun takimini destekler dogrusuda budur kötü taraftar macin sonucu ne olursa olsun yinede bir pislik yapar iste bu atatürkü sevmeyen kisiler atatürkün bu ülkeye yapmis oldugu hizmetleri hic görmez kötü futbol taraftari gibi onlarda her seye mualefet eder her türlü iftirayi atarlar

  254. deist said

    AYICA MUSTAFA ISMIM ATATÜRKDEN DOLAYI CÖL BEDEVİSİ OLAN MUHAMMEDDEN DOLAYI DEĞİL

  255. deist said

    GERİ SÖLEDİKLERİN ZATEN SACMALIKLARLA DOLU…….HALA 1400 YILINDA KALMIS BEYNİN ONUN İÇİN SENLE TARTISMAK YERSİZ……SEN GİT KENDİNE MODERN BİR BEYİN AL…..

  256. ben007 said

    Ozaman o Mustafa ismini degistir, senin gibi müsrike yakismiyor bu isim.

    Sizmisiniz isteyen istedigine inanir diyenler? Peki neden ozaman Peygamber sünneti olan Sarik ve Cübbeyi yasakliyorsunuz?
    Neden Allahin emri olan basörtüyü kamusal kurumlarda yasaliyrsunuz? Bumu sizin inanc özgürlügünüz?
    Özgürlügü ve demokrasiyi savundugunuzu söyleyip Meclisi feshedip kendinizi Cumhurbaskani ilan ediyor, Tek parti sistemi kurup bütün muhalefeti katlediyorsunuz, bumu sizin özgürlügünüz?
    Ingilterede, Hollandada, Isvecte bile Kraliceler bas üstünde tutulurken siz halifeyi devre disi birakip tüm handan ailesini ülkeden kovuyorsunuz, bumu sizin adaletiniz?

    Hz. Peygambere inamiyorum diyorsun, sonrada Islamin Türkcelesmis halini benimsedigini söylüyorsun, bu nasil korkunc bir zihniyettir?
    Insallah yakinda seriat devleti gelecek, ve sizin gibi domuzlarin kelleleri yuvarlanacak….

  257. yusuf gülcan said

    tuncay köseye cok hak veriyorum adamlarin hic bir tarih bilgisi olmadan atatürk hakkinda ne konusuyorlar böyle insanlarlan ne konusulur nede tartisilir mesela evinizdeki bir hayvanla konusabilirmisiniz veya futboldan anlamayan bir insanla futbolu ne kadar tartisabilirsiniz adamlar tam bir geri zekali arastirma,düsünebilme engelli

  258. yusuf gülcan said

    ben007 öyle sacmalamissinki bu kadarda olmaz olamaz neymis atatürk ingiliz fransiz vs askerlerine tek kursun dahi atmamis ona göre cok büyük vaatler vermis o zaman ben sana soruyorum yalniz canakkalede 200 binin üzerinde bizim asker sehidimiz var o 200 bin sehit piknige ve tatile giderken sehit olmadi bu topraklar ugruna sehit oldu halifeligin kaldirilisina ingilizler cok sevinmis ona göre o zaman o sizlerin müslüman diye tabir ettiginiz vahdettin neden ingiliz gemilerinlen kacti bu vatan iste o sevmediginiz ve bizlerin basinin taci mustafa kemal anadoluya gelerek ve halki bir yumruk halinde toplayarak sivasta erzurumda anadolunun bir cok yerinde düzenli ordu kurarak bu vatan kurtulmustur iste sizin o halifeniz o zaman bu ülkenin topraklarini düsmanlara paylastirmak üzeriyken mustafa kemal ve bu millet vatanini kurtarmistir Eeee mustafa kemal kurani ezani yasak etmis ona göre be cahil adam alllahtan kork bu kadar yalan söyleme bari

  259. tuncay köse said

    birilerine cevap vermediğim için kuduruyolar köpek gibi gerci köpek ondan daha hasiiyetli onurlu ve şereflidir bu kadar yüzsüz değil

  260. aslan said

    görmüyor musun adam diktayı demokrasi yaptı..adam gibi sorulan hagi soruya cevap verdiler…hep yutturulmuş ezberler.neymiş m. kemal şeker fabrikası açmış.domates fabrikası salça fabrikası çarşaf yorgan fabrikası işte konserve fabrikası ..işte o konserve domats fabrikaları olmasaydı şimdi biz kışın ne yiyip ne içicektik ..yemeğe koycak salçayı çaya koyacak şekeri merden bulcaktık ..gerçi şeker çok zararlı bir şey ben kullanmam :)))

  261. aslan said

    selim efendi sen de bu vatandaş ile muhatap olma bence çünkü kendisi gerçöekten sahtekar provakatör takiyyeci ve din düşmanıdır.. yazılarından anlayamadın mı halâ..birde demişsin ki duncay kösi için eğtimli ve birikimli diyorsun ulan bu adamda eğitimin e si var ise ben en büyük salağım ..bu kadar acık konuşuyorum.bu adam soytarının kültürsüz cahilin önde gidenidir.. ailesinde saygı gören bir delikanlıdır kendisi ve sık sık uğur dündar dinler sabih kanadoğlu ve vural savaş gibi hainleri savunur burda..ne diyeyim ki bunun hakkında

  262. aslan said

    dunkay sakın olaki o zamanın şartlarında ingilizlere için yamış olduğu yazılara da dönemin şartları öyle gerektiriyordu demeyesin..çok rica edicem…

  263. aslan said

    ben007 rumuzlu hemşehrim se yazmışsın ya hani minber gazetesi ile ilgili bir yazı..işte duncay köşsegen bir kelime bile cvp yazabilmiş mi ? yok yazamaz ki takiyyeci sahtekarın tekidir kendisi…

  264. bu ne lan yavşak pustafa kılıç… BEN ATATÜRKÜN DEVRİMLERİNİ SAVUNMAKDAN GURUR DUYARIM CÜNKÜ BEN ARAP DEĞİL TÜRKÜM VE DİNİMDE ARAP PEYGAMBERİ OLAN MUHAMMEDİN GETİRDİĞİ DİN DEĞİL TÜRKLERİN İNANDIĞI DİNDİR YADA İSLAMIN TÜRKLEŞTİRİLMESİDİR… sen su katılmamış bir yavşaksın …puşttafa

  265. tuncay köse said

    bu hakaretlerine cevap vermiyeceğim cünkü kişiliğini gösteriyo……..küfür hakaret edenlerlke konuşçağım bişe yokdur…..sen önce insanalrın fikirlerine saygıyı öğrende sonra demokrasiden bahset…….eşinselelre saygı duymayı öğren sonra demokrasiden bahset….kemalistlere saygı duymayı öğren sonra demokrasi de…..KISACASI FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜNÜ BENİMSEDİKDEN SONRA DEMOKRASİ DE…..

  266. tuncay köse said

    yavrucum sende anlama proplemi avr sanırsam atatürk türkiyenin dinin islam olduğunu zaten her yerde sölüyordu…..ama atatürk dindar biri yada müslüman değildi ama müslüman kişilere saygısı vardı olmasaydı bir dakikada cumhuriyeti değiştirdiği gibi müslümanalrıda yok edebilirdi…………

    ismet inönü sevdiğimi nerden cıkardın ki………benim gözümde baykal neyse inönüde odur ve ikiside atatürke hıyanet etten sahdekar kemalistlerdir……ki atatürkde inönüyü sevmiodu…….

    türkiye laik bir devlet değildir türkiye laikliğiş öne sürüp dini kontrol altına almaya calısan bir devlettir……

  267. selim said

    çobanlar ancak senin gibileri sürerler,koyun gibi olan sensin çünki.sizin gibi insanların ağzına hiç yakışmıyo demokrasi,demokrasi demek baskı yapmak zulm etmek sanatı değil,beraber adam gibi yaşama,kendine benzemeyene de yaşama hakkı tanıyabilme işi.bu ağacın altına pisleyen biri varsa o kesimde sizsiniz.çünki bizi o ağacın altına sokmuyosunuz bile.lanet olsun bu ülkeyi sevmeyenlere,lanet olsun bu vatana yanlış yapana adı,ırkı,fikri ne olursa olsun.bu vatana gönül verdik,zamanı gelir bu vatan için canda veririz,gözümüzü kırpmadan.

  268. selim said

    ısrarla kenarlarda dolaşıp cevap veremiyosun sayın köse,madem tarihi çok biliyosun anlatta bilelim şu işin sırrını devletin dini diniislamdır maddesini kim koydu niye koydu?balıkesir hutbesini benmi okudum acaba?peygamber efendimize islam dinine osmanlı padişahlarına methiyeleri düzen,sonra arap yaveleri diyen,fatih sultan mehmedi kötüleyen gene benim dimi?laf söyletmediğin ismet diil ben kaldırdım dimi paraların üzerinden atatürkün resmini?sinan çetinin çektiği kısa metraj bi film vardı,izle bence ufkun açılsın.madem laik bi ülkesin din devlet işleri ayrı diyaneti de anlat hele,laik devlet salı günü camilere cuma hutbesi gönderir mi?laik devlet askerine mehmetçik,askeriyesine peygamber ocağı dermi?ölürse şehit mertebesini mi layık görür askerine polisine?laik bi devlet din dersi okuturmu ilkokul çocuklarına?dini bayramları resmi tatil yapar mı?işte bu ülkede yapar,işte bu ülkede kimse takmadığı halde hala şapka yasak,dede demek bile yasak bu ülkede…bunlardan bahsette bilelim öğrenelim..

  269. tuncay köse said

    şapka kanununa muhalefetten değil cumhuriyet karsıtı olmasında ve hilafetin kaldırılmasına tepki gösterdiği için asılmısdır bende asılması yanlısdı ama cumhuriyete demokrasiye özgürlüklere karsı olan tüm faşistler yargılanmalıdır dedim zaten……….benim ve benim gibilerin şapka takmadığını nerden biliyorsun gördün mü beni……..ben her elbisemin üstüne uygun şapka kullanırım fiziksel görüntümün ve kıyafetimin daha şık durması için……cumhuriyetci olmakda deevletci olmakdan guru duyuyorum tarihi bilmediğin atatükün bişe yapmadığını sölmenden ve iskipli atıfın şapka yüzünden asıldığını sölemenden kullakdan dolam bilgilerle konuşmandan belli…….ha sen meraklanma benim beynime giriyo tarih insanalrın idamlarına karsıyım ama istiklal mahkemeleri yine olmalıydı…….idam değil ceza verilmeliydi……..

  270. yusuf gülcan said

    ben su serihatcilara tek bir soru soruyorum sizler laik cumhuriyet düzende cumhuriyete, laiklige karsi gelip her türlü isyani,hakareti yapabiliyorsunuz televizyonlarda rahatliklan konusabiliyorsunuz bana göre bu bir demokratik yönetim bicimidir dogrusuda budur demokratik yönetimlerde böyle her sey tartisilmalidir herkez ayni düsünmeye mecbur degildir simdi aynayi ters cevirin diyelim türkiye serihatlan yönetiliyor bende serihata karsiyim acaba ne kadar konusabilirim!!bu konulari ne kadar tartisabiliriz simdi diyorsunuz türkiyede demokrasi yok özgür degiliz acaba sizin düzeniniz olsa bizler ne kadar özgür olabiliriz!! sizler yani serihatcilar demokrasinin nimetinden yararlanip sonra o demokrasi agacinin altini pisleten insanlarsiniz sizleri yöneten cobanlarin agzinda demokrasi kelimesi hic eksik olmuyor unutmayin demokrasi tek tarafli olmaz hem demokratik olmayan insanin,da demokrasi hakkida yoktur

  271. selim said

    sorduğum soruları yanıtlamayıp sadece slogan atmışsın gene.iskilipli atıf hoca şapka kanununa muhalefetten asıldı.seninde senin gibilerinde takmadığı şapka yüzünden malesef????????????ben tarihi iyi bilirim sen merak etme,gözüne soka soka oku bence bu arada beyninide bişeyler girsin tabiki.slogan cumhuriyetçisiniz,statikocunuz,böyle gelmiş böyle gitsin takımısınız.

  272. tuncay köse said

    evet tekrar baştan başlamalıyım cunku senni gibilerin gözlerine onları sokak soka okutmalı……..atatürkün ismeti neden sevmediğini günlüklerini incelediğinde analrsın bunlar burda atrtışılcak seyler değildir konusuylada alakası yoktur……iskipli atıf dersim isyanında öldürülmüşdür dersim isyanını araştırırsan öğrenirsin…….cumhuriyete karsı herkes yargılanmalıydı bence ama bu ayrgılanma idam olmamalıydı…….benim kafamda şapka olmadığını nerdne biliyosun ki????????????ayrıca laik değildir ibresine katılıyorum ama bu laikliği hem laik hem dindar olamasın diyen zavallı erdoğan ve baykal yapamaz……..

  273. selim said

    benim cübbeliyle cübbesizle işim olmaz.önce bunu bilesin.kimse okuduğu okulla değerlendirilmez,neyi okuduğun ve ordan ne anladığın önemli.Atatürk cumhurbaşkanı inönü başbakanken bu ülkenin diğer devletler gibi ekonomisi vardı diyosan eğer,tekrar en baştan başlamalısın.hakaret ettiğimi iddaa etmişsin;hakaret etmem kesinlikle.çünki seviyeli birisisin ve seninle düzeyli bi tartışma beni mutlu eder.aynı evin farklı pencerelerinden bakıyoruz sadece.senin gördüğün manzara başka benimkisi başka.bence 1.meclisin kuranlar okunarak açılmasını,ikinci meclisin anayasasına neden devletin dini islamdır yazıldığını,Atatürkün ismeti neden sevmediğini,laik bi ülkede diyanet olur mu?iskilpli atıf ve binlerce insanın neden idam edildiği,ezanın neden türkçe okunduğunu,baskıları zulümleri neden nufus kağıdımızda hala din ibaresi yazıyo mesela?laik bi devlette ne diyanet işleri başkanlığı olur ne de ramazanda iftar saatlerine göre mesai saatleri ayarlanır.türkiye laik falan diildir,yarı askeri yarı demokrasi yarı laik bi ülkedir.he son olarak bi de şu var eminim bu yadıklarımı okurken başında şapka yok ve devrim yasalarına göre sende şuanda suç işliyosun:))

  274. tuncay köse said

    o zamanda yaşamadım ama o zamanda aysıyanların videosunu cektim yıllarca ve arsivlerle uğraştım yıllarca sadece türk arşivleriyle değil türkiyeyele o zaman savas yunan ingiliz fransız arşivlerini incelerim…..okudum türkiyedeki demokrasi nasıldı dünyadaki demokrasi nasıldı….türkiyedeki ekonomi nasıldı dünyadakı nasıldı……kaldıki bunu mecburen incelemek zorundayım cunku uluslararasını kapsayan bölüm mezunuyum…….ben kitapdan okuduğum masalları analtıyorum en azından senin anlatacak neyin var cubbeli ahmetin komikliklerimi yoksa herhangi bir tarikat liderinin yada şeyhin sacmalıkları mı???????AYRICA NEDENSE KARSINIZA KİTAP OKUMUS BİRİ CIKINCA HEMEN HAKARETTE BAŞVURURSUNUZ YOK SEN MASAL ANALT YOK EZBERLEDİKLERİNLE KONUSUYOSUN…….MADEM MASAL ANALTIYOM YADA EZBERLEDİKLERİMLE KONUSUYOM GERCEKLERİ SEN SÖLEDE BİLELİM……..AYRICA DEVLETCİ OLMAKTANDA GURUR DUYUYORUM TABİ ATATÜRK DEVLETÇİLİĞİ…….

  275. selim said

    yaşın kaç bilmiyorum ama kulaktan dolma bilgilerin olmadığına göre o zamana şahittin ve yüz yaşına yaklaşmış olmalısın.ikinci dünya savaşında savaşmış Almanyaya işçi gönderen yoksul ezilmiş bir ülkenin sorumlusu tayyip erdoğandı dimi?çok gelişmiş bi ülkeydik masalını başkasına anlat sen.ezberci zihniyetin bi parçasısın sadece.masallarla uyutun milleti.tayyipte aynı ismet de.sorun hep ortak,milletin çektiği sıkıntı.sizin kafanız bunu olmaz çünkü statikocusunuz.

  276. tuncay köse said

    inönü mileltin anasını ağlatmıs bu sacmalıklarla gelirler bize ama o inönü mileltin anasını ağlatırken dunyanın dört bir tarafında savas kıtlık vardı………ayrıca atatürk hangi üçüncü yaptığını gitip tarihden araştırcaksın 2002 ye kadar turkiye hala tarım alanında öndeydi hayvancılıkta öndeydi ama saolsun tayyip ekonomiyi düzeltcem diye özelleştirmelerle atatürkün kurduğu fabrikalara cok güzel darbe vurdu yandaşlarına satarak………neyse senin gibi kulaktan dolma bilgelerle karsıma cıkana söleyeçeğim hiç bir sey yoktur……

  277. selim said

    hangi üçüncü ya?millet çayına atmaya şeker bulamıyomuş?açlık sefalet diz boyu olmuş.inönü halkın anasını ağlatmış.Atatürk yurt gezisine çıktığında ancak durumun vehametini görüyo.

  278. tuncay köse said

    doğru iyi bir devlet adamı değil malesef turkiyeyi dünya ücüncüsü haline getirmişdi….sanayı ekonomi tarım alanında……

  279. tuncay köse said

    iyiki fenden medet umuyoruz demiş….iyii ilme bilime önem vermiş cünkü kuranda ilim ve bilimden medet umun der……

  280. selim said

    balıkesirde hutbe okuyan,çarşaflı latife hanımla evlenen,birinci mecliste devletin dini din-i islamdır diyen sakallı hocaları şeyhleri meclise alan,sonra kafasındakileri bir bir uygulayan milletin kılığıyla kıyafetiyle diliyle diniyle uğraşan en son biz gökten indiği sanılan kitaplardan değil fenden medet umuyoruz diyerek inkarını haykıran kimdir sizce?gerçekleri gizlemeyin,atatürkü gerçek atatürkü anlatın bu insanlara.çok iyi bir komutan kötü bir devlet yöneticisi olduğunu kabul edin.baskıcı,despot,çok akıllı,takiyyeci,başkasını kullanmasını çok iyi bildiğini de söyleyin.etrafındaki arkadaşlarından,etrafındaki kadınlardan kaçını taşımız ahir ömrüne bi bakın.sevin ama tapmayın.

  281. Mustafa kılıc said

    evet bana yazıklar olsun ki dini insanalrın vicdanlarına bırakarak istiyen inanır istiyen inanmaz ama her ikiside özgür bir şekilde yaşayabilmelidir düşüncesini oluşturan laikliği savunduğum için……monarşiyi değil cumhuriyeti savunduğum için……tek liderliği değil demokrasiyi yani coğulçuluğu savunduğum için……KISACASI BEN ATATÜRKÜN DEVRİMLERİNİ SAVUNMAKDAN GURUR DUYARIM CÜNKÜ BEN ARAP DEĞİL TÜRKÜM VE DİNİMDE ARAP PEYGAMBERİ OLAN MUHAMMEDİN GETİRDİĞİ DİN DEĞİL TÜRKLERİN İNANDIĞI DİNDİR YADA İSLAMIN TÜRKLEŞTİRİLMESİDİR…….

  282. tuncay köse said

    atatürkü anlaman için öncellikle cubbeli ahmet gibi fettullah gülen gibi akp milletvekili ve tayfasındakilerden ve vakit gazetesinin zihniyetinden kurtulman sonra tarihi objektif kaynaklardan araştırman sonra o araştırmadan sonra doğruluğunu kanıtlayıp düşünerek yorumlaman gerekiyor……….yoksa atatürkün şeriatı kaldırdığı için islamı yok etmeye calısdığını düşünür atatürke karsı cıkan mandacılığı ve osmanlı hükümetinin yapmak istediklerini benimser ve türk düşmanı olursun aynen damat ferit ve enver paşa gibi…….ATATÜRKÜ ANLAMAN İÇİN AKLA BEYİNE İHTİYAC VARDIR……

    İYİKİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK GİBİ BİLİM AKIL VE MANTIKDAN YANAYIM……VE İYİKİ HZ MUHAMMED(SAV)gibi bir insanın ümmedindenim bak tekrar yazıyorum HZ MUHAMMED(SAV)ümmeti dini kullanan HZ MUHAMMED(SAV)nın arkasına sığınan zavallıların değil…..iyiki mevleana yunusemre hacı bektaşı gibi insanların felsefesini uyguluyorum YOKSA SENİN GİBİ İSLAMDAN BAHSETİP SONRADA EZAN YASAKLANDI İFTİRALARINI ATARDIM……

  283. mustafa kılıc said

    evet bana yazıklar olsun ki o seriatı savunduğunu söleyenlerin abd mandacılığını ingiliz mandacılığını kapul etmediğim için ve bağımsız bir ülkede yaşamak istediğim için ve sanayi ekonomi gibi her alanda dünya çağdaşlığının üstündeki bi yeri hedeflediğim için……….ARAP KANUNLARINI DEĞİL AKIL VE MANTIĞI BİLİMİ İLMİ BENİMSEDİĞİM İÇİN…….

    HAKLISIN ATATÜRK BİR CÖL BEDEVİSİNİN PEŞİNDEN KÖLE GİBİ SÜRÜKLENECEK KADAR AKILSIZ MANTIKSIZ VE KURANIN YASAKCI FAŞİST KURALLARINI VE KADININ İKİNCİ SINIF VATANDAŞLIĞINI BENİMSEYECEK KADAR GERİ VE YOBAZ DEĞİLDİ…….

    CUMHURİYET LAİKLİK VE ÖZGÜRLÜKLERDEN NEDEN RAHATSIZSINIZ Kİ DİNİNİZİ YASAMAK İSTİYOSANIZ CAMINİZ ORDA GİTİP MUHAMMEDE KÖLELİK YAPABİLİRSİNİZ AMA BİZ YAPMAK İSTEMİYORUZ CUNKU BİZ AKIL MANTIK BİLİM CAĞDAŞLIK VE İLMİN KÖLESİYİZ……

  284. ben007 said

    Mustafa Kemal veya onun emri altinda bir asker isgal güclerinin Istanbulu isgal ettigi zaman Ingilizlere, Fransizlara veya Italyanlara BIR TEK KURSUN attigini ispatlasin, bir daha onun aleyhine konusmam. Ama bütün dünyayi talan eden koca Ingiliz, Fransiz emperyalist devletleri nasil oluyorda görünürde karsiliksiz Türkiyeyi terk ettiler? Cünkü Mustafa Kemalden öyle vaadler aldilarki, bunlari kendileri bütün ülkeye sahip olsalar bile yüz yilda yapmazlardi, Mustafa Kemalin zulmünü ve bu ülkeye yaptigi kallesligi hic bir ecnebi yapamadi yüzyillar boyu.
    Evet, bir tek hilafet makamini kaldirmasi bile Ingiliz ve Fransizlarin okadar isine gelmistirki, bu sayede Islam dünyasi basibos kaldi, Ortadoguyu Ingilizler isgal etti, Kuzey Afrikayi Fransizlar, müslüman dünyasi onlarin altinda yillarca kan agladi. Görünürde sonradan bagimsizliga kavusan Tunusta bile entegre edilen sözde müslüman rejimler sokakta bile kadinlarin baslarini örtmesine izin vermiyordu. Seriati kaldirdi Ataniz, cünkü bu millet Kuran ile amel ettikce, Peygamberin yolunda gittikce asla asla batiya köle olamazdi. Seriati takip edip Islamin irk ayrimini yasakladigi kurallara riayet etseler, asla bir irkci ve fasist Türkcülük ve Milliyetcilik anlayisi kurup, insanlari birbirine düsman edemezdi. Milletini sevseydi 90% müslüman olan bir ülkede Allah lafzini yasaklamaz, Ezanlari yasaklamaz, Kuran okumayi yasaklamazdi, 70 yasinda nineler Kuran okuduklari icin yerlerde süründürülmezdi, Erzurumda sapka yasasini elestiren kadinlar ulu orta meydanda asilmazdi.
    Atatürk:
    “İngilizlerin Osmanlı milletinin hürriyetine ve devletimizin istiklaline riayette gösterdikleri hürmet ve insaniyet karşısında yalnız benim değil bütün Osmanlı milletinin İngilizlerden daha hayırhah bir dost olamayacağı kanaatiyle mütehassis olmaları pek tabiidir…” Minber, 17 Teşrinisani, 1918

    Yaziklar olsun böyle bir insanin yolundan gidenlere

  285. asena said

    yanılıyorsun B.kbaşı benim yazılarımın çoğu silinmiş maalesef o kadar özgür bi site değil yani..

  286. eyard said

    ALTTAKINI EL YAZISI YAZIP BAŞLIĞINI DUZ YAZAN ÇOK AZ KIŞI VAR KIM BUNU YAZAN ACABA BANA HEM MİCROSOFTUN LUCİDA CONSOLE YAZI TİPİNİ HATIRLATTI !!

  287. tuncay köse said

    islamda insan düşmanlığı yokken ateistlere(ben değilim)neden bu kadar düşmansınız anlamış değilim……BEN İSLAMI DİN ADAMLARINDAN DEĞİL KURANDAN ÖĞRENDİM……DİN ADAMI OLARAKDA YUNUS EMRE MEVLEANA DISINDAKILERI ÖNEMSEMEM……bBEYNİNDE O 35 AYDINI YAKAN BEYİNDEN FARKSIZ CUNKU MÜSLÜMAN OLMAYANI YAKMA HÜKMÜ VERİLSE SİZE HİÇ CEKİNMEDEN ALLAHIN EMRİDİR DİYEREK UYGULARSINIZ CUNKU KENDINIZIK YARATANIN VE YARGILAYICININ YERİNE KOYMAYA O SİVASDAKİLER GİBİ COK ALIŞTINIZ…….

  288. tuncay köse said

    buraya yazacağım son yazıyıda yazarken SEVDİĞİM SİYASETCİLER ATATÜRK VE ECEVİT İÇİN DİNSİZ DEMELERİ YAHUDİ DEMELERİ BENİM UMRUMDA OLMAZ BEN ONLARIN ÜLKEYE NE VERDİĞİNE NE GÖTÜRDÜĞÜNE BAKARIM ONA GÖRE ELEŞTİRİRİM…….VE YAPTIĞI SİYASET YANLIŞ DİYEDE NEFRET DUYMAM ÇÜNKÜ ONUDA BENİ YARATAN KİŞİ YARATTIĞINDAN DOLAYI SEVERİM………sonucda atatürk gibi bizde(70 milyon türk milleti) dört dörtlük müslümanmıyız orası şüpheli……..

  289. tuncay köse said

    size hak verdiğim tek nokta baykal noktasıdır sonucda erdoğanı başımıza bela eden ve bu halkın erdoğanı 22 tenmuz secimlerinde desteklemesını sağlayanda baykal ve bahcelidir…….SON SÖZÜM ATATÜRKE HAKARET İFTİRALAR ATÇAĞINIZA ÜLKENİZİN HALİNE BAKIN VE ERDOĞAN VE ONUN GİBİ DİNDAR OLDUĞU SÖLEYENLER NE KADAR MÜSLÜMAN ONU TARTIŞIN…….AKP SAVUNDUĞU KÜRESELLEŞME ÖZELLEŞTİRME GİBİ NEOLİBERALİZM KONULARI İSLAMLA NE KADAR ALAKALI ONA BAKIN……….SON OLARAKTA ATATÜRKÜ BENDE ELEŞTİRİYORUM AMA İFTİRA HAKARET EDEREK SAYGISIZCA DEĞİL………DAHA SÖLEYEÇEĞİM HİÇ BİR SEY YOKTUR……..

  290. tuncay köse said

    ismail cematine dava acan başsavcıda ergenekoncu dimi……fettulah gülen hakkında acacak olan başsavcıda ergenekoncu dimi…….CİDDEN AKPLİLER COK KOMİK……KEŞKE ERDOĞAN BİR ZAMAN İL BAŞKANI OLDUĞU PARTİNİN ADALET BAKANI SİVASDA 35 AYDININ YAKILMA OLAYINA KARISANLARI SAVUNÇAĞINI SÖLEDİĞİNDE nerdeydi madem bu kadar faili mechulleri cözmek istiyor……..YA ANLAYAMADIM SEY UĞUR MUMCUNUN ÖLÜMÜNÜ BİLE ERGENEKONA BULAN AKP SAVCILARI UĞUR MUMCUNUN EN İYİ ARKADAŞI OLAN HABERALI ERGENEKONCULUKLA NASIL SUCLUYOR……..YALCIN KÜCÜK BİR SOSYALİSTKEN BİR MİLLİYETCİ TÜRK IRKCISI OLAN İBRAHİM BEYEFENDİYLE NASIL YANYANA GELİYOR Kİ 70 LERDE BİRBİRLERİNİ YERKEN…….

    NEYSE ERGENEKONDA COK SACMALIKALR VARYA BUNU KONUSMAK YERİNE DİYEÇEĞİM SÖZ KEŞKE AKP FAİLİ MECHULELRİ CÖZSE ANAYASAYI DEĞİŞTİRTMİYOLAR DİYEÇEĞİNE DOKUNULMAZLIKLARI KALDIRSA SİYASİ APRTİ YASASINI DEĞİŞTİRSE 1960 ANAYASASI GİBİ ÖZGÜR BİR ANAYASA HAZIRLAYABİLSEDE BİZDE ALKIŞLASAK AYNEN 2002 İLE 2005 ARASINDA AB UYUM SURESİNCE YAPTIĞI ADIMLARDA OLDUĞU GİBİ………..

  291. tuncay köse said

    BEYİNSİZ MANTIKSIZ BEYİN ANLAYAMADIĞI İÇİN TEKRAR DİYORUM……

    Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler..”Atatürk

    BUNU ATATÜRKÜN GÜNLÜKLERİNDEDE UĞUR MUMCUNUN KAZIM KARABEKİRLE İLGİLİ KİTAPINDADA GÖRÜYORUZ……..ATATÜRKÜN ARAPOĞLU YAVELERİ DEDİĞİ KİŞİ ARAP OLAN HZ MUHAMMEDDİR VE ONA GÖRE ARAP DİNİ OLAN İSLAMDIR………VE BU ARAP DİNİNE İNANMAK İSTİYEN VARSA SEYH DERVİŞ BAŞKALARINA İNANCAKALRINA BU KİTAPI TÜRKÇEYE CEVİRİYORUM Kİ OKUYUP İYİ ANLASINLARDA BAŞKALARININ YALANALRINA KANARAK AHMAKLIK YAPMASINLAR DEMEK İSTEMİŞDİR……

    ŞİMDİ SİZE SORUYORUM HZ MUHAMMED/SAV)ARAP DEMESİ SİZİ NEDEN RAHATSIZ EDİYO ARAP DEĞİL Mİ……..İSLAM DİNİNİN ARAP DİNİ OLDUĞUNU SÖLEMESİNE GELİNCE Ben KATILMIYORUM BU DÜŞÜNCESİNE…..AMA BENİM DÜŞÜNCEM İSLAM DİNİNİ EVRENSEL OLDUĞUDUR……..ATATÜRKE GÖREDE ARAP DİNİDİR…….BU ONUN DÜŞÜNCESİDİR SAYGILIYIM……İNSANLARDAN SAYGI BEKLİYOSANIZ ÖNCE SİZ SAYGILI OLMALISINIZ…..

  292. tuncay köse said

    İFTİRA ATMA ETTİĞİM BİR TANE KÜFÜR GÖSTERİRMİSİN………BENİ ASENA DEĞİL KENDİM VE ATATÜRKE HAKSIZ YERE İFTİRA ATAN SAYGISIZLIK YAPAN KİŞİLER İLGİLENDİRİR………DİĞER YERLERDEDE SÖLEDİM İFTİRA ATAN KÜFÜR ETEN NE YAZDIĞI BELLİ OLMAYAN KALIPLAŞMIŞ DÜŞÜNCELERİN DILINA CIKAMAYAN MANTIKSIZLARA CEVAP VERMİYORUM………

  293. tuncay köse said

    camiden anlayıp anlamamamdan sanane……camiye gitip gitmememden sanane…..nazım hikmeti veya senin dediğin kişileri okuyup okumamamdan sanane….SEN ALLAHMISINDA BENİM CAMİDEN ANLAYIP ANLAMADIĞIMI SÖLEYECEK KADAR KÜCÜKSÜN……..

    ve bu dindarların hepsi aynı islamdan bahsederler ama islamın yasakladığı hakaret küfür ve iftira atmadanda kendini alamazlar…….tartısmayı bilmeyen mahalle ağzıyla konusunan eğitimsizce saygısızca hakaretlerle konusan kişilerle muhattap olmam……EVET DENİZ FENERİ YOLSUZLUĞUNU YAPANLAR MÜSLÜMAN 35 AYDINI SİVASDA ÖLDÜRENLERE SİZİ KORUYACAĞIM ARKANIZDA ADALET BAKANI VER DİYEN KİŞİ MÜSLÜMAN BİZ İSLAM DÜŞMANIYIZ DİMİ………BEN RAHATSIZ OLMUYORUM SADECE BU KADAR CAHİL OLMANIZA EĞİTİMSİZ OLMANIZA KENDİNİZİ GELİŞTİREMEMENİZE TARTIŞMAYI BİLEMEMENİZE İNSANLARA SAYGILI OLAMAMANIZA ÜZÜLÜYORUM………

  294. ali can said

    tuncay köse denilen sapığa söylüyorum .. cami ile işin olmaz sanırım o yüzden ayasofyadan hiç anlamazsın… nazım hikmet de bu alanın şairlerinden değildir.. eğe r camiyi ve islamı anlamak istersen.. bu dinin ulemalarını dinlemen gerektiğini de cok iyi bilmen lazım!!! hem cami ile alkan yok hem de cami olan bir yeri (aysofyayı9 kendi aklınca biçimlendişryorsun… sen oradaki manayı ve ruhu anlayamıycak kadar dinden ve ilimden uzak art niyetli sinsi bir iç düşmansın…yazını okudum yukarıda ve baktım kii her tarafta aynı söylem içindesin.beynin çok boş gerçekten.saygısız ve de vicdansız bir insansın..milletin inancına ve öz duygularına hakaret eden tarihi ayakalr altıan almaya çalışan bir hainden farklı konuşmuyorsun… ayasofya dah önce bizansın mış !! lan köpek soyu!!! istanbulda bizansındı izmirde başak bir devletindi diğer yerlerde… öle se oraları da müzaye çevirelim yada ortak kullanım alanı yapalım!!! nedir senin bu islam ile olan alıp veremediğin??* elinde olsa camileri de kaldırıcan da işte götünüz gidiyor..yakında bu millet sen ve senin gibi islam düşnalarının hesabını çok ii sorucak işte sabredin..şimdiden başladı ergenekon operasyonları ile..size en çok 15 sene veriyorum… bu ülkde Allah’ın izni ile yeniden islam hakim olcak ve siiszn gib islam düşmanı iç düşmanlara da sadece ülkede yaşamak için yer verilecek ..devlet yönetimine asla alınmayacaksınız..emin olun!!!!

  295. yüzbaşı said

    free stand senden bişi rica edicem.. bu asena ile tuncay akıldan köse aynı kişi mi? hiç birbirini eleştirmiyorlar.. ne ilginç..onun ettiği küfür ve iftiralar hiç görünmüyor yine onların tarafından..:) tuncay köseye söylüyorum..arağoğlu kim??? muetafa kemal kime arapolğlu dedi ve arapoğlunun yaveleri..m. kemalin bahsettiği bu kişi kim?tuncay aklı köse bir sölesin lütfen bunun cevabını …

  296. deniz said

    Siz ki DİNİ siyasete alet edip insanların aklını çelip biz MÜSLÜMANIZ biz dürüstüz diyip ülkenin satılmamış topraklarını komuyorsunuz birşey olursa amerika babanıza soruyorsunuz çocuğunuza gemicik alıyorsunuz milletin anasını ağlatıp ondan sonra ANANIDA AL GİT diyorsunuz daha bide geçmiş milletin karşısına bunlarımı savunuyorsunuz. ATATÜRK OLMASA ŞİMDİ HANGİ YAVURUN ÇOCUĞUYDUN ALLAH BİLİR ŞİMDİ NELERE TAPARDIN EĞER O ADAM ZAMANIN DA BİZE DİNİMİZİ YAŞATMAYACAK OLSA YAŞATMAZDI Kİ ÖZGÜR BİR DÜŞÜNCE DEMOKRASİYİ GETİREN Bİ İNSAN NASIL BİR DİNİNİ YASAKLAR VATANDAŞINA.siz çok konuşur ama boş konuşursunuz kurbanım beni yaradana ki GÜZEL Bİ ÜLKEM VAR VE ÇOK ŞÜKÜR ALLAHIMA ELHAMDÜRİLLAH MÜSLÜMANIM. MSC

  297. tuncay köse said

    müslümanalra ne gibi cileler cektirilmiştir bunu acarmısın???????öle yazmakla değil acıkla…….1968 6. filoyu defederken amerikayı defederken dinsiz kafirler pis koministler dediğiniz 3 yiğitidemirelin asdırdığı gibi kemalistlerde namaz kılan birisini mi astrdı???????su gunlerde müslümanların yaşadığı tek zülüm başörtüsü zülmüdür onun zülüm olmasınıda başörtüyü siyasete karısdırarak ve 1980 askeri anayasasına onay vererek biz solcular işkence görürken sizler sağlamadınız mı???????????ve başörtüslü olan herkes hacattepeyede devlet dairesinede gatayada rahatlıkla giriyor örnek carcaflı babaannem kal ameliyatı olduğumda etrafımdaki türbanlı komuslarımızın ailesi…….görüyoruzki iftira ve yalandan başka hiç bir sey bilmiyoruz……..

  298. tuncay köse said

    KEMALİZMİN KANUNU DİYE BİR KANUN YOKDUR BİR SEYİN KANUN OLMASI İÇİN ÖNCE ONUN TÜM DÜNYA TARAFINDAN KAPUL GÖRMESİ GEREKMEKTEDİR……KANUN NE DEMEK ONU ÖĞREN BENCE……LAİKLİK CUMHURİYET VE DİĞER İNKİLAPLAR BENİM NAMAZIMI ORUCUMU KURAN OKUMAMI VE KURANA UYMAMI MI ENGELLİYOR VE NE GİBİ ENGELLERİ VAR BUNALRI BELGELERLE KANITLA BAKALIM BENDE GÖREYİM………SEN İSTERSEN KURANDA OLAN HER KANUNU YAŞAYABİLİRSİN HER KONUDA AMA BEN YAŞAMAK İSTEMİYORUM İŞTE LAİKLİK BUNU GETİRMİŞDİR ZATEN RAHATSIZ OLDUĞUNUZ NOKTADA BU NEDEN İNSANALR ÖZGÜR BIRAKILDI NEDEN DİN İNSANLARA BIRAKILDI??????NEDEN İRANDAKI GİBİ BİZ DİNSİZ OLANALRI ASAMIYORUZ KONUSUDUR…..KADININ EŞİT HAKLARA SAHİP KONUSUDUR…..NEYSE SANA BU KADAR CEVAP YETER BİŞE BİLMEDİĞİN VE ORTA ÇAĞDAKİ İNSANLAR GİBİ GELİŞMEDEN YAŞAMAK İSTEDİĞİN ORTADA…..

  299. tuncay köse said

    tarafsız senin sorunun bu işte HZ MUHAMMED(SAV9 peygamber değil siyasetci yönetici olarak görmen…..senin sorunun bu siyasetle dini karıştırman…..senin sorunun bu siyaseti dini kullanarak yapman aynen erbekan hocanız ve tayyip erdoğan gibi……laikliğe düşman olmanda dini siyaset aleti olarak kullanılmasını engellediği için……HZ MUHAMMED(SAV) atatürk arasındaki farkı anlayamıyacak kadar kalpinde beyin gözeneklerinde görleşmiş biri en hoş görülü(siz hoş görüsüz zavallılara rağmen)bir dini dünyaya yaymaya calısan bir peygamber efendimiz……biride sadece insan olan zaafları olan hataları olan ve ülkesi için calısan bir insan……AMA DOĞRU SİZ SİYASETİ KURANLA YAPARSINIZ Kİ KURANDAN AYET SÖLEDİKDEN SONRADA YOLSUZLUK İFTİRA VE YALAN İYİ SÖLEYELİM DERSİNİZ DİMİ……KURANDAN BAHSETİYOSUN YA İFTİRA ATMA O ZAMAN HAKRET ETME BARİ…..

  300. tuncay köse said

    tarafsız sorularına cevap veriyorum sıkı bir ecevitciyim ve atatürkçüyüm ecevitten başkada iyi bir atatürkçü gelmemişdir bu ülkeye….HZ MUHAMMED(SAV) hakkında 70 yakın kitap okudum bu kitapların içinde yabancı yazarlar bile var…….kuran okudun mu sorusuna cevap kuranın arapcasınıda okudum türkçesinide ve kurandaki ayetlerin coğunuda bilirir benden istediklerinede uymaya calısıyorum…..VE KURANDA TEK YARGILAYICININ YARATAN OLDUĞUNU KİMSENİN DİNİNE LAF ATMAMIZ GEREKTİĞİNİ BİLİYORMUSUN???????BİLE İFTİRA ATMAMIZ GEREKTİĞİNİ HAAKRET ETMEMEMZŞ GEREKTİĞİNİ YALAN SÖLEMEMEMİZ GEREKTİĞİNİ BİLİYORMUSUNUZ?????

    HZ MUHAMMED(SAV) KENDİNE İNANMAYAN KAFİRLERE BİLE BANA İMAN EDENELRE NASIL MERHAMETLİYSEN ONLARADA AYNI ŞEKİLDE MERHAMETLİ OL DEDİĞİNİ VE HIRKAYI SERİFİNİ KİRLETEN BİRİSİNE HZ ÖMER TARAFINDAN KIZILDIĞINDA HZ ÖMERİ ENGELLEYEREK ONUN KİRLETTİĞİ HIRKAYI ŞERİFİ YIKARIZ PİSLİĞİ GECMEZ AMA SENİN KALP KIRMANI ÖNLEMEYE BENİM MUCİZELERİM BİLE YETMEZ DEDİĞİNİ BİLİYORMUSUN?????EVET BİLMEZSİN CÜNKÜ BUNLARI KAFINI YIKIYAN HOCALARIN ANLATMAZ SANA……

  301. tuncay köse said

    senin anlıyamadığın bu zaten atatürkün dini kendisine senin dinin kendine……türkçe ezan okutulmasıyla onun dinsizliğinin alakası ne……kuranı türkçeye iyiki cevrildi okuyup anlıyabiliyoruzda senin gibi beyinleri hurafelerle dolmus kişilere inanmıyoruz…….zaten sorununuzda burda neden türkçeleştirdide herkes okuyobiliyo cahilliklerini giterebiliyo neden benim tarikatlarıma inanmıyolar ve tarikatların eski hükmünü yitirdiği için bu kadar cıldırıyosunuz…….

  302. tuncay köse said

    haklı olduğun konular var mesela kemalistlik konusunda ama yanıldığın konu her kemalist aynı değildir mesela bende aşırı bir ecevitciyim ve kenedimce dinimi yasıyorum…..

  303. tuncay köse said

    atatürke iftira atıyossunuz niye biliyomusun atatürkün kurana hakaret ettiğini sölüyorsunuz ama aattürk kurana hakaret değil eleştirilerini dile getiriyo yolladığın yazılarda…….dini kullananlara ahmak diyor ve türkçeye ceviriyorum ki türk milelti dini kullanan ahmaklara inanmasın diyor….kazdığınız kuyuya düşmeyin abri…..

  304. tuncay köse said

    son olarak nasıl siz atatürkü dinsizdir diye eleştiriyosanız oda osmanlının dine bağlı olmasını eleştirdi kendi düşüncesini söledi yanı sizin gibi dinsizdi kafir gibi haakret yerleri yerine küfür ve hakaret kelimesi kulalnmadan sadece eleştirdi……yanlısdır doğrudur onu tartısmıyorum ama kalkıp bunları koyupda hakaret etti diye iftira ve yalan sölemeniz sadece bir müslümana yakısmıyor……..cünkü müslümanların dini en hoşgörülü dindir ve iftirayaı yalanı yasaklar…..

  305. tuncay köse said

    Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler..”Atatürk
    Kazım Karabekir-Paşaların Kavgası Syf,159

    bunu yazmıs ne diyor türkçeye cevireçeğim bunun nedenide türk milletinin dili türkçe olduğu için türkçe okuyup kuranı daha iyi anlasınlar ki kuranı yorumlayanların yalanlarına kanmasınlar……free stand bey efendi isminin yabancı olması ne kadar türk olduğunu ne kadar türk milliyetciliğini savunduğunu ortaya koyuyoda bunu bi kenara bırakarak sorcam sana su anda bir cok sitede timurtas hoca efendinin laiklik dinsizliktir sölemlerini duyuyoruz ve aynı kişi kemalistlerin hepsi cehenenmde diri diri yancaktır sözlerini duyuyoruz bunu gecti mercedes almayın peygamber efendimiz gavur içatlarını yasaklamısdır dıyecek kadar barby bebek almayın kuranda yasaklanmısdır gibi kuranda olmayan lafları olmus gibi gösterilirken ve atatürk bunu önün e gecmek isterken bunun hakareti nerde????????BARİ ADAM GİBİ OKUYUP ANLAYIN?????GÖRÜYORUZ Kİ KENDİ KAZDIĞINIZ KUYUYA DÜŞÜYOSUNUZ…..

  306. tuncay köse said

    yazdıklarını bile yorumlayamıyacak kadar kendi kendinizle celişecek kadar zekisiniz işte

  307. tuncay köse said

    koyun sürüsü sen olmayasın…….atatürkün el yazısıyla yazdığı belgeyi nerden buldun genelkurmaydan mı başbakanlık arşividen mi nerden??????15 yasımdan beri arşivleri araştırırım ama nedense hiç bu gönderdiğin yazıların bazılarına rastlamadım…..

    Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağduyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır.. Atatürk-1926
    Andrew Mango, Atatürk Syf.447

    ve merak etiyorum su yazının neresinde kurana hakaret var…..adam acıkca sölüyo herkes istediğine ibadet etebilir başkasının özgürlüğünü kısıtlamadığı sürece…..ve adam acıkca dini kullananlara ahmak diyor siz hala kurana hakaret etti diyin YOKSA DİNİ KULLANARAK Bi YERLERE GELMEYE CALIŞANLARIN TORUNLARINDANMISIN??????

  308. asena said

    NE ALAKA ŞİMDİ ÜFFF…

  309. asena said

    ilkokul yıllarında da salak mışsın şimdide…Yaratan ile başarılı bir kul bunu ayıramıyor musun karacahil..

  310. asena said

    salak köse Yunus Emre nin sözü Kuran da öle bişii yazmıyo.püfff..:))

  311. asena said

    öfff ne gereksiz kişiliklersiniz ya cidden ama ya..

  312. asena said

    sen kendini yaratanla bir mi tutuyorsun?

    o kadar önemli misin?Allah seninle mi paylaştı bunları?

    nasıl ne cürretle bu kadar emin konuşuyorsun dinsiz.

  313. secret's* said

    ALLAH ISLAH ETSİN;
    DOĞRU SÖYLÜYOSUN
    KALPLERİNİN ÜZERİNDE KİLİTLER VAR!

  314. secret's* said

    olum belgeler var nasl byniniz yıkanmış bee!

  315. secret's* said

    toprağın bile kabul etmediği bir kişiiksiz kişiliğe siz nasılminanırsınız..
    CEHENNEM NARINDA YAK RABBİM BU DİNSİZ ATA?yı…

  316. secret's* said

    okan;
    bak sana bi video yollucam ver adresini yalanmş mı değilmiş mi gör bu dnsizi!

  317. okan said

    hadi bunlara yalan dion youtube gir mustafa kemalin son meclis konuşması yaz dinle veya google 1931 yılı tarih kitabı yaz oku
    gerçeği anlarsın

  318. Glenn said

    Nasıl bu kadar aptal olabiliyorsun ???? ortaçağ kapasitesi hee. Yazık cidden çok yazık……

  319. ilkokul yıllarında bigün bir arkadasla kavga etmiştik Ataturk mu daha buyuk yoksa Allah mı(hasa) benim iddiam Ataturk un dha buyuk olduguydu!!böyle yetiştirldik ama artık gercekleri öğrenmek arastırmak ve bulmak çok kolay sadece biraz gayret arkadaslar…Ataturk malesef bir din düşmanıydı sizde tarafsız düşünüp arastırın bakın neler daha öğreneceksiniz…

  320. vatandaş said

    yazıların kaynakları var m kemalin kendi el yazması var yakın arkadaşlarından şahitleri var son meclis konusması canlı video olarak var hasılı islam dinine karşı olduğu her tarafıyla kesinlik kazanmış ama bazı taassupçu danalar kabul edemiyorlar bu sahih gerçekleri.Yazık.

  321. tuncay köse said

    beynini nerde yıkattın bizede sölede bilelim belki lazım olur…….cahilliğinde bu kadarı islamiyetti yok etten kanununu gösterin diyorus ses cıkarmıyosunuz hala islamiyeti yok etti diyosunuz….ayrıca fatiihin istanbulu almadan önce ayasofya bizansındı ve fatihin bizansa ait olan tüm resimlerin üzerini boyatmısdır peki neden???????ayasofyanın hem osmanlı tahrihini hem bizans tahrihini yansıttığından dolayı turistlere acılmasına neden bu kadar tepkilisiniz ki?????o müze sayesinde ülkenin ekonomisi ne kadar gelişiyor senin haberin var mı?????

  322. şeref said

    ATATÜRK’ÜN DİNLERE İNANMAYACAK KADAR AKILLI VE BİLGİLİ OLDUĞUNA EMİNİM.ANCAK,GERÇEK DİNDARA KARŞI SAYGILIYDI.DAHA ÇOK YOBAZLARA,GERİCİLERE,DİNİ SİYASETE VE ÇIKARLARA ALET EDENLERE DÜŞMANDI.KURAN,ZATEN ÖZGÜR BEYİNLE OKUNDUĞUNDA TANRI SÖZÜ OLAMAYACAĞI ÇOK AÇIK.SOPA VE EL KESME CEZASI,KÖLELİK VE CARİYELİK,CEHENNEMDE İRİN İÇİRME,YANAN DERİLERİN DAHA İYİ BİR AZAP İÇİN YENİLENMESİ VS.AYETLERİ ORTAÇAĞ KAPASİTESİNDE OLDUĞUNU KANITLIYOR.MİLYONLARCA KİŞİ APTALCA BİR ŞEYE İNANSA DA O ŞEY GENE APTALCADIR.AKILLI İNSANLAR ÇOĞUNLUKTA KERAMET ARAMAZLAR.İNSANLIK TARİHİNE BAKMAK YETERLİ…

  323. aliyuklu said

    AYinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz …

    boşuna tartışmayın …. Atatürk Hz Ademden beri gelmiş ve kıyamete kadar gelecek insanların içinde İslam ın en büyük düşmanlarından ve o mukaddes dine en çok zarar verendir… Bunu sadırdan değil satırdan söylüyoruz… Yaptığı işler ortadadır… Fatih Sultan Mehmet hazretlerinin vasiyetiyle kıyamete kadar cami olarak kalsın, bu vasiyete uymayanların da Allah ın laneti üzerine olsun manasındaki vasiyete muhalif hareket etti bu herif… sırf bunun için bile sevilmez bu adam … ama bunun yanında binlerce bunun gibi bu değerde zararı var islam a …

  324. tuncay köse said

    firavunun sucu kendınedır zararıda kendınedır……ama siz bunu anlıyamazsınız cunku onu anlıyacak beyni seyhler cok güzel doldurmus ZAVALLI KOYUN GİBİ KULLANILAN KARDEŞİM

  325. tuncay köse said

    evet sen sevme sen sende olmayanı öldür sonrada müslümanım de…………kuranı okumadığın ve seyhlerın beynını doldurduğu cok acık ordada onun ıcındırkı cahil kim bi aynaya bak

  326. tuncay köse said

    nur suresının kacıncı ayetı bılmem ama AYSE ANAMIZ icin yazılan ayetı okuyup olmayan beyninle anlamanı tavsiye ederim……….sonrada HZ MUHAMMED MUSTAFA(SAV)hayatında yaptıkalrını anlatan bi sürü kirap vardır onları okumanı tavsıye ederim cunku okursan gorceksın kı peygamber efendımız yahudıyı bıle kendısıne o kada kufur etmesıne rağmen yedirip içirmişdir cenazesınde saf tutmusdur……..HA BUNLARI SANA AKPLİ SP Lİ VAKİT GAZETESINI SAVUNAN SEYHLERIN HOCLARIN ÖĞRETEMES……….ÖĞRENMEN İÇİN ALLAHIN VERDİĞİ BEYNİ VE SORGULAMA YETKİSİNİ KULLANMAN GEREKMEKDEDİR

  327. KRAL said

    böyle sapık bişey olamaz. KURAN’da asla öyle bir ayet (yaratılanı yaratandan ötürü sev) yoktur.sözüm ona derviş kılıklı bir şaire ait olan bir sözdür bu. eğer gerçekten her insanı sevecek olasaydık; firavunları,ebu cehilleri,nemrutları, ariel şaronları corç pu.tları da sevmemiz lazım değilmi ? cahilliğin bu kadarınada pes doğrusu yani.

  328. tuncay köse said

    ALLAHU TALANIN İZNİYLE HZ MUHAMMED MUSTAFA(SAV)O BÜYÜK İSMİYLE DERİM Kİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜ İYİKİ VARMIS CÜNKÜ ONU YARATANDA ALAHDIR ve kurandada yazarken yaratılanı yaratandan ötürü sev bu her müslümanı görevidir karsısındakı ne olursa olsun onu yaratandan ötürü sevmelidir……….MKA DEİSTTİR….ALLAHA İNANIYORDU AMA DİNLERE İNANMAZDI VE İMAN ETMEZDİ FAKAT ONUN İMANIDA DİNİDE KENDİSİYLE ALALH ARASINDADIR BENİ ALAKADAR EDEN TÜRKİYE CUMHIRİYETİ İÇİN YAPTIKLARIDIR……İYİSİYLE KÖTÜSÜYLE BU ÜLKEYİ KURTARMAK İÇİN ÖNDERLİK YAPMISDIR VE BUNDAN DOLAYIDA SEVMEKDEYİM…..GERCEK DİNDARLAR BUNU SÖLERLE BU YAZIYI YAZAN SAHDEKARLAR DEĞİL

  329. atakar said

    siz ananızdan doğmadan önce atatürkün izmir savaşında gzüne şarambol parçası gelip kör olduğunu bilmezsiniz çünkü ancak arkasından konuşursunuz…………. şu anda evde rahat oturuyor sanaız onun sayesinde oturuyorsunuz beyler hanımlar

  330. gereksiz said

    belgeleri sen açamiyorsun çamur atma o linki al kopyala adres cubuğuna açılır.

  331. vatansever said

    kimse kimsenin ne olacagını bilemez cenabı ALLAH arkadaşın galiba ( yazık ALLAH’IN yanına gittide nedemek )cümleleri kullanırken sygılı ol senin gibi asalak sürülri oldukça biz daha çok savaşlar çok müslüman katliyamlari görürüz MUSTAFA KEMAL ATATÜR OLMASAYDI BELKİ HIRİSTİYANLARIN VE YAHUDİLERİN SÖMÜRGESİ VE EGOMANYASI ALTIN OLACAK İDİN SEN ÇOK SARIKLI CÜBPELŞ KİTAPLARI OKUMUŞSUN HİÇBİR ZAMAN UNUTMA DİNİMİZDE DÜŞMANLIK YOKTUR YASER ARAFAT KIRAL APDULLAH ESAD VE DİGER MÜSLÜMAN ÜLKELERİNE BAK HEPSİNİN EŞLERİ NERELİ İNGİLİZ BUMU MÜSLÜMANLIK SENİN SİMDİKİ AKP’Lİ BAKANIN KARISI İNGİLİZ

  332. asena said

    O SENİN MARSA GİDEN AMERİKALI LAİK Bİ AMERİKAN VATANDAŞI.
    LAİK OLDUĞU İÇİN,İNCİLİ HERKES İNGİLİZCE OKUYABİLDİĞİ İÇİN,ÜLKEDE DİN VE IRK AYRIMI YAPILMADIĞI İÇİN İLERLEMİŞ BİR ÜLKENİN VATENDAŞI ONLAR.

    BİR ZAMANLAR İNGİLİZE KÖLELİK YAPAN ZENCİLER ŞUAN İNGİLİZLERLE YANYANA SIRF MİLLİYETÇİ DÜŞÜNCELERİ OLDUĞU İÇİN.
    AMERİKA DA KÖKÜ İLGİLİZ Bİ VATANDAŞ BEN AMERİKALIYIM DİYOR.ZENCİ YE SOR ODA BEN AMERİKALIYIM DİYOR.

    İNGİLİZCE KONUŞTUKLARINI KABUL ETMİYORLAR.BİZİM DİLİMİZ AMERİKANCA DİYORLAR.BU MİLLİYETÇİLİK TİR.
    ARAPÇA VE TÜRKÇE DIŞINDA BENDE ÜÇ DİL BİLİYORUM.

  333. TARAF (SIZ) said

    İLİM SİZİN GİBİLERİN NEYİNE????
    1960 YILILNDA YAHUDİ AMERİKA MARS’A ROBOT GÖNDERİRKEN, LAİKLİĞİ SAVUNAN YOBAZLAR BU MEMLEKETTE BAŞBAKANI İDAM ETMEDİLERMİ?
    AÇIN İNTERNETTEN BİR ARAŞTIRMA YAPIN. DÜNYACA MEŞHUR HERHANGİBİR TEKNOLOJİK BİR ALETİN MUCİDİ KİM ? LAİK BİR TÜRKMÜ? YOKSA HIRİSTİYAN BİR AVRUPALIMI? MECLİSTE ATATÜRK ADINA YEMİN EDENLER BİLE OYLAMAYA KATILIRKEN, OY KULLANDIKLARI CİHAZLAR AVRUPALILARIN İCATLARI. AYRICA HER İNSANIN PARMAK İZİNİN FARKLILIĞI BİLE KUR’AN DA (KIYAMET 4)VAR İKEN, SİZİN GİBİLERİN SAHTE İLAHLARINIZIN HAKARET ETTİĞİ KİTAPTA MEVCUTTUR. ONDAN SONRA ÇIKMIŞ İLİMDEN BAHSEDİYORSUNUZ. ALLAHIN İLK EMRİ (OKU)’DUR. AMA NEYİN OKUNACAĞINI İYİ BİLMEK LAZIM. MESELA BUNU GİDİP Z.B., Y.N.Ö VEYA TŞVKYE CAMİİ İMAMINIZA SORABİLİRSİNİZ.
    HEMEN ŞUNUDA BELİRTEYİM, 10 YIL YURT DIŞINDA KALDIM 3 AYRI DİL BİLİYORUM. BİRİDE MAALESEF ARAPÇAAAAAAAAAAA

  334. asena said

    BU ARADA HİÇ BİR PARTİ TUTMUYORUM.

    CUMHURİYETÇİYİM…CHP DEĞİL.

    MİLLİYETÇİYİM…MHP DEĞİL.

    DİNCİYİM…AKP DEĞİL.

    ÇÜNKÜ OLMAK ZORUNDA DEĞİLİM.BU PARTİLER SADECE İSİM KULLANIR.BU İSİMLERİ KULLANMALARI BÖYLE DÜŞÜNDÜKLERİNİ GÖSTERMEZ.Kİ KARŞIYIM BU DURUMA.

    ÜÇ HİLAL ESKİ TÜRK BAYRAĞIDIR.MHP NİN DEĞİL.
    ALTI OK ATATÜRKÜ SİMGELER.CHP NİN DEĞİL.
    AMPÜL SADECE ODAYI AYDINLATIR BEYNİ DEĞİL.

    ASENAYIM YANİ TARİHÇİYİM…ASENA HİÇ Bİ PARTİNİN DEĞİL.

  335. asena said

    TARAF (SIZ) demiş
    Mayıs 21, 2009 2:37 pm
    ahiret hayatı için kurtuluş reçetesi, ne ampül, ne parti,nede kemalizm dir. kurtuluş reçetesi HALİS İSLAM DİNİDİR. bunu da ancak ALLAH’ın KUR’AN ını ve RESULULLAH ‘ın hayatını okuyan (okumayıpta bildiğini zanneden cahiller değil)ve hayatında bunu yaşayan anlar (kalbi temiz olanlar değil). ALLAH cc.
    cinleri ve insanları ancak kendisine kulluk/ibadet etmeleri için (ZARİYAT 56) yaratmıştır. kulluğun/ibadetin nasıl yapılacağını alemlere rahmet olarak gönderilmiş HZ. MUHAMMED tebliğ etmiştir. ampül bana lazım değil,hele kemalizm hiç değil….çünki (Kişi sevdiğiyle beraberdir) Hadis.

    VE YUKARDA YAZDIĞIN SAÇMALIĞA BİR CVP DAHA BENDEN….

    BURADA AÇIK AÇIK SİYASİ GÖRÜŞÜ BIRAKIN.ÖBÜR TARAF İÇİN UĞRAŞIN DEMİSSİN.ANA FİKİR BU.

    BU NE DEMEK?
    BIRAKALIM DEVLETİ HALKI TOPRAKLARI DEMEK.
    HERKES OTURSUN DUA ETSİN ALLAHIM KÖPRÜDEN GEÇMEME YARDIN ET DESİN,BENİ CENNETE AL DESİN.ÇALIŞMASIN.OKUMASIN.TAHSİL GÖRMESİN.TOPRAKLARI İÇİN SAVAŞMASIN.

    YOKKK ARTIK..BU KADAR DA OLMAZ.

    ALLAH’IN İLK EMRİ ‘OKU’DUR.
    ‘İLİM AYDA DA OLSA BUL GETİR’DİR.
    TABİİ SEN SADECE ARAPÇA OKUYUP AMİN DEDİĞİN İÇİN BUNLARI BELKİDE İLK DEFA DUYDUN.

    VE EN ÖNEMLİSİ ALLAH TAPRAKLARIMIZI KORUMAMIZA KARŞI OLSAYDI.ŞEHİTLERİMİZ CENNETİN EN YÜKSEK KATINDA OLMAZDI.KURAN DA BÖYLE YAZIYOR.

  336. asena said

    BENCE ARTIK YAZMA.KOMİK DURUMA DÜŞÜYORSUN.:))

    BEN AÇIKLIYORUM SEN BAŞTAN ALIYORSUN.AYNI KONUYU.BOZUK PLAK GİBİSİN.

    Bİ BİLGİN DE YOK SANKİ.SANIRIM KURAN KURSUNA GİTMİŞSİN KÜÇÜKKEN.BİRİ Kİ AYET ADINI AKLINDA TUTMUŞSUN.BİDE SANA ATATÜRK KÖTÜDÜR DEMİŞLER.NEDENİNİ SÖYLEMEMİŞLER.TAMAM İŞTE O KADAR.

    BANA DÜŞÜNCENİ YAZMALISIN.
    DİN SENİN İÇİN NE OLDUĞUNU.
    LAİKLİK VE KEMALİZM NE OLDUĞUNU.
    VE NEDENLERİNİ.NİÇİN BÖYLE DÜŞÜNDÜĞÜNÜ.
    BU ŞEKİLDE TARTIŞIRIZ.MUHATTABIM OLURSUN.
    O ZAMAN BU TARAFSIZ KİŞİNİN DE HAKLI OLDUĞU YERLER VAR DERİM.

    YOKSA BOŞUNA KÜREK ÇEKİYORUM.
    KARŞIMDA BENİMLE GERÇEKTEN TARTIŞCAK KANIT GÖSTERCEK BİRİ OLMALI.

  337. asena said

    beyinsiz.hakikaten beyin özürlüsün.

    yazılanlardan bunu mu çıkardın.

    ‘İSLAM nereeee,kemalizm nere?’TABİ Kİ BÖLE.

    İslam dindir..inançtır.

    Kemalizim siyasi bi görüştür.Siyasi,anladın mı?

    EN BÜYÜK ALLAHTIR…EN YÜCE DİN İSLAMDIR.

    EN BÜYÜK TÜRK ATATÜRKTÜR.TÜRK DİKKATİNİ ÇEKERİM.

    KEMALİZM ATATÜRK İLKELERİNE SAHİP ÇIKMAKTIR.BU DA VATANI KORUMANIN YOLUDUR.

    SENİN GİBİ CAHİLLER.BUNU KARPUZA BENZETİR.İKİSİNİ İNANÇ SANIR.

    BUNLARI AYIRABİLMEN İÇİN AKLIN OLMALI.

  338. TARAF (SIZ) said

    tartışacak bi şey yok sanırım,
    nasılki bir koltuğa iki karpuz sığmaz ise, bir insanda da iki inanç bir arada olmaz, İSLAM nereeee,kemalizm nere?
    bir taraf güney kutbu, öbür taraf kuzey kutbu. hani bir söz vardır : dervişin fikri ne ise zikri de odur, diye. ne olacak yani atatürkçü geçinenin fikri de zikri de kemalizm olmayacak da ne olacak????.

  339. asena said

    TARTIŞMAK İSTEDİĞİN NE VARSA TARTIŞIRIZ.

    YETER Kİ AÇIK OL,SAPTIRMA.

    TAMAM MI?

  340. asena said

    TARAFSIZ GEÇİNEN TARAFLI KERDEŞİM..

    SÖYLEDİKLERİN BENİM SÖYLEDİKLERİMLE UYUŞMUYOR.FARKINDA MISIN BİLMEM?

    YOKSA AMACIN LAF KALBALIĞI MI?

    ORDAN BURDAN AYET ADI YAZMAKSA YARIŞIRIZ.

    DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN VUR BELİNE KAZMAYI OLMUŞ YAZDIKLARIN.

    DİNİMİZDEN,KİTABIMIZDAN ÇOK AÇIK VE GAYET NET BAHSETTİM BEN.
    TÜRKLÜKTEN VE ATATÜRKTEN DE ÖYLE.

    O KADAR AÇIK YAZDIM Kİ ANLAMAMAK İMKANSIZ.
    NE DİYE SAPTIRMAYA ÇALIŞIYORSUN..

    BEN DİNİNE BAĞLI HEMDE FAZLASIYLA İNANÇLI BİRİYİM.BU KONUDA DA PROF. OLAN LAZIM BENİMLE KAŞIK ATACAK.

    DİNİM:İSLAM
    UYRUĞUM:TÜRK
    GÖRÜŞLERİM:ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARI

    HEMDE SONUNA KADAR.

  341. TARAF (SIZ) said

    ahiret hayatı için kurtuluş reçetesi, ne ampül, ne parti,nede kemalizm dir. kurtuluş reçetesi HALİS İSLAM DİNİDİR. bunu da ancak ALLAH’ın KUR’AN ını ve RESULULLAH ‘ın hayatını okuyan (okumayıpta bildiğini zanneden cahiller değil)ve hayatında bunu yaşayan anlar (kalbi temiz olanlar değil). ALLAH cc.
    cinleri ve insanları ancak kendisine kulluk/ibadet etmeleri için (ZARİYAT 56) yaratmıştır. kulluğun/ibadetin nasıl yapılacağını alemlere rahmet olarak gönderilmiş HZ. MUHAMMED tebliğ etmiştir. ampül bana lazım değil,hele kemalizm hiç değil….çünki (Kişi sevdiğiyle beraberdir) Hadis.

  342. asena said

    SANIRIM İYİ OKUMAMISSIN YA DA OKUDUĞUNU ANLAMADIN.

    BAŞ ÖRTÜSÜNE LAF ATMIŞ MIYIM? HAYIR..

    TÜRBANDAN BAHSETMİŞİM,Kİ KİMSE AKSİNİ İDDİA EDEMEZ.

    SÖYLEDİĞİN GİBİ SOSYETE TAKMIYOR TÜRBANI.EVET İLK ÖYLE BAŞLADI.AMA ARTIK O PARTİYE OY VEREN HERKES TAKIYOR.

    SOSYETEYİ TARİF ETMİYORUM.BURNUNU UZAT PENCEREDEN BAK.YOLDA SÜRÜYLE GÖRECEKSİN.YOLLAR SOSYETE DOLU O ZAMAN..:))

    AVRUPADA TÜRKLER TÜRBANLI BİLİNMİYOR.AVRUPA SENDEN BENDEN DAHA İYİ BİLİYOR.TÜRKİYENİN POLİTİK DURUMUNU.ŞUAN YÖNETİMİ.

    HATTA BAŞ ÖRTÜSÜNÜ BAĞLAMA ŞEKİLLERİYLE AYIRT EDEBİLİYOR.

    BİZZAT AVRUPA VE DOĞU TÜRK ÜLKELERİNDE YAŞAMIŞ BİRİ OLARAK SÖYLÜYORUM.

  343. TARAF (SIZ) said

    asena rumuzlu kardeeeeeşşşş,
    siz maalesef sosyeteyi tarif ediyorsunuz. türbanı (af buyurun) hayat kadınları,rahibeler,teşvikiye camiine cenazeye giden sosyeteler ve kış mevsiminde üşümemek için çıplak insanlar v.s v.s. takıyorlar. lütfen sap ile samanı karıştırmayalım. BAŞ ÖRTÜSÜNÜ müslüman (mümin) HANIM lar sırf ALLAH ‘ın emri olduğu için (NUR 31) takıyorlar.
    avrupalı hrıstiyan birine ( müslüman bir hanım’ı hayalinizde nasıl tanımlarsınız) diye sorsak, elbette baş örtülü veya tesettürlü birini tarif eder. sizin ideolojinizdeki bayanlar maalesef sosyete takımına giriyor.

  344. asena said

    VE DİĞER YAZDIKLARINI ZATEN BENDE AÇIKLAMIŞTIM İYİ

    OKURSAN DEĞİNMEDİĞİM,ÜSTÜ ÖRTÜLÜ BİŞİİ KALMADI

    ÇOK AÇIK VE NET.

  345. asena said

    LAİK Bİ DEVLET OLSAYDIK TÜRBANA KARŞI OLMAZDIM.

    AMA BUGÜN TÜRBANIN DİNLE ALAKASI YOK.BUNU SENDE BİLİYORSUN HERKES BİLİYOR.

    EĞER TÜRBAN TAKAN KADIN BUNU SİMGE OLARAK GÖSTERMEK İSTEMESEYDİ SADECE İNANCINDAN TAKSAYDI.BAŞ ÖRTÜSÜ TAKARDI VE VÜCUDUNU AÇIKTA BIRAKMAZDI.

    ŞUAN Bİ SİYASİ PARTİNİN SİMGESİ TÜRBAN.

    YANİ SİYASETE DİN KARIŞTIRDILAR.

    TÜRBANLI OLAN HERKES O PARTİNİN YANDAŞI,BUNU ÖZELLİKLE YAPIYORLAR.

    BEN NE TÜRBANLILAR TANIYORUM VE GÖRÜYORUM.FİNGİR FİNGİR CİRİT ATIYORLAR SOKAKTA.

    GÖSTERİRİM AMA ELLETMEM MANTIĞI.SADECE PARTİ REKLAMI YANİ.

    BENİM AİLEM BAŞ ÖRTÜSÜ TAKIYOR BU PARTİ YOKKENDE TAKIYORDU.AÇIK GİYİNMİYOR BU PARTİ YOKKENDE GİYİNMİYORDU.DAR SEKSİ GİYİNMİYOR.

    TÜRBANDA İSE KAFA AYNI BİÇİM SARIK SİMGE OLUYO ARTIK.
    KIÇINDA DASDAR KOT.
    YAZIN İÇİ GÖRÜNEN ETEK OHH!TİRİL TİRİL.
    EVDEN ÇIKARKEN TÜRBANLI SOLUĞU CAFEDE ALIYOR.
    SEVGİLİSİNİN KUCAĞINDA.

    BENİM SAÇIM AÇIK.
    AMA NE DAR NE AÇIK GİYİNİRİM.
    İKİ AMPÜL KAFA YANYANA GELDİMİ BENİ ÇEKİŞTİRİYORLAR.
    NE DİNDARLIK YA….

  346. TARAF (SIZ) said

    T.C.’nde özellikle son 20 yıl civarı zamanlarda müslümanlara yapılan işkenceleri unutmamak lazım. en yakın 28 şubat döneminde İHL lerde 13-15 yaşlarındaki kız öğrencileri çevik kuvvat polisleri tarafından joplayıp-kelepçelemeleri laik lik adına yapılmadımı? 28 şubat sürecinde binlerce tsk personeli ordudan atılmadımı? başörtülü bacılarımız kamu binalarına / hastanelere girebildiler mi? v.s. v.s. bütün bunlar (LAİK LİK ELDEN GİDİYOR) borozanlığı yapanlar tarafından yapılmadımı?
    laik lik 1937 yılında (atatürk o zaman hastaydı) inönü tarafından hrıstiyan fransadan alınıp T.C. anayasına konulmadı mı? halbuki laik liğin beşiği fransa da bile müslümanlara bu kadar zulüm yapılmadı……..
    NAMAZ meselesine gelince; namaz ALLAH ile kul arasında bir bağlantı ve kulun ALLAH’a teslimiyetidir.
    (Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar gösteriş yapanlardır; hayra da mâni olurlar. ) MAUN SURESİ 4-5-6-7. AYET

  347. asena said

    SEN KİMSİN YARATAN MISIN Kİ BİRİNİN KAFİR OLDUĞUNA KARAR VERİYERSUN?

    BU HAKKI KENDİNDE NASIL BULUYORSUN?

    ALLAHTAN VAHİY Mİ GELDİ SANA?

    YOKSA KENDİNİ PEYGAMBER FALAN MI SANIYORSUN?

  348. asena said

    BEN ALLAHA İNANIYORUM.KENDİ KİTABIMIZI 6 YORUMCUDAN OKUDUM BUNUN İÇİNDE ÜFÜRÜKÇÜ MOLLALARDA VAR.

    BİZİM KİTABIMIZ AHLAK KİTABIDIR.AYNI ZAMANDA İNANÇ İNSANI HUZURA KAVUŞTURUR.ALLAH TARAFINDAN BU YÜZDEN GÖNDERİLMİŞTİR.

    KİTABI KALBİNİZİ VEREREK HİÇBİR BASKI OLMADAN OKUDUĞUNUZDA VE KENDİNİZ YORUMLADIĞINIZDA BUNU ANLARSINIZ.

    TIPKI HİNT FELSEFESİNDE YOGA MEDİTASYONU GİBİ NAMAZ MEDİTASYONDUR ASLINDA.OMZUNUZDA SİZİ KORUYACAK Bİ GÜÇ OLDUĞUNU HİSSETMEK SİZİ RAHATLATIR.

    NAMAZ GERÇEK NİYETLE TÜM KALBİMİZLE İNANCIMIZLA KILARSAK BİZİ RAHATLATIR.
    AKLIMIZDA FİDNE FİCUR VARSA NAMAZIN BİZİ RAHATLATMAYACAĞI GİBİ ÇOK GÜNAHTIR.
    BUDA KİTBIMIZDA ÇOK NET YAZIYOR.
    YOKSA ALLAHIN BİZİM NAMAZIMIZA İHTİYACI YOK.

    ATATÜRKÇÜYÜM ATATÜRK İLE İLGİLİ BÜTÜN KİTAPLARI OKUDUM.LİSEDEN KALMA DEĞİL.

    ATATÜRK LAİK Bİ DEVLET KURDU.
    ANLAMINI BİLİYOR MUSUNUZ? DİNSİZ Bİ DEVLET KURMADI.
    İNANCIMIZI SİYASETE SOKMAMIZI İSTEMEDİ.
    İKİSİ AYRI ŞEYLER.

    TARİH OKUDUYSANIZ 1.DÜNYA SAVAŞINDA ARAPLARIN NASIL BİZİ SATTIĞINI İNGİLİZLERLE İŞ BİRLİĞİ YAPTIĞINI GÖRÜRÜSÜNÜZ.OYSA ONLAR DA MÜSLÜMAN!!

    İŞTE ATATÜRK HERKESİN İNANCI FARKLIDIR İNANÇ İNSANIN İÇİNDEDİR.MÜSLÜMANA BAKTIĞINIZDA NE KADAR İNANÇLI OLDUĞUNU ANLAYAMAZSINIZ.BU YÜZDEN SİYASETE KARIŞTIRMAYIN DİYOR.

    LAİK OLMAYAN BİR ÜLKE BAŞKA DEVLETLER TARAFINDAN ÇOK RAHAT PARÇALANIR DİYOR.

    Kİ ŞUAN YAŞADIĞIMIZ DA O.
    MAALESEF SİYASETE DİN KARIŞTI SONUÇ ORTADA.

    EVET ÜSTÜNE LAF SÖLEMEK İSTEYEN VARSA BEKLİYORUM.

  349. asena said

    SEN TÜRK DEĞİLSİN OLAMAZSIN.MÜSLÜMANDA DEĞİLSİN.HATTA Bİ DİNİN BİLE YOK.
    SEN Bİ KÖŞEYE SIKIŞTIRILIP BEYNİ YIKANANLARDAN SIN.

  350. Volkan said

    Öncelikle Şeyh denilen kişilerin hepsini aynı kefeye koyamayız. Bu vasıfta olan kişiler tıpkı öğretmen gibidirler. Biri yetkilendirilmiş öğretmendir. Diğeri naylon yetkiyle dolaşan bir dolandırıcıdır. Gerçekten yetkili kişilere dil uzatmak haklarını emeklerini çiğnemektir. Şeyhlik yanlış olan birşey değildir. Sahte şeyhlik yanlış olan birşeydir. Gerçekten şehy olan kişi kendini şeyh diye sağda solda ilan etmez. Hal ve hareketlerinde sahte olan birşey göremezsiniz. Öyle ki anlamadığınız şekilde sizi ansızın şaşırtır. Bu konuda kimleri sinenize sokamayı engellediğinize dikkat ediniz.

    İkincisi matematiği, fiziği nasıl bir öğretmenden öğreniyor ve başvurulan yazılmış bir kitabımız oluyorsa. Bu düzlemde de başvurulan kitap Kuran’dır. Şeyh veya hocalar ise sadece yolda rehberlik eder. O yolu rehber yürürken diğerlerini sırtında taşımaz. Diğerleride yürür.

    Ayrıca, dini öğrenme sırası şöyledir. Kuran, kuran, kuran, sünnet, sünnet, sünnet ve hadis. Unutmayın ki peygamberimiz kendi sözlerinin yazılmasına müsade etmezdi.

  351. Volkan said

    Yukarıdaki makalenin sahibi kimse birincisi kalbi pislikle dolmuş bir mahluktur. O karanlığını bulaşıcı hastalık haline getirmiş ve herkese yaymaya çalışmaktadır. Atatürk’ün el yazısı olduğu iddia edilen resimlerde öncelikle ona ait olup olmadığını ben doğrulayamam. Ancak ona ait ise de okuduğum kadarıyla doğru gördüğüm şeyleri söylemektedir. Bazı aklı kıt, görüşü kapalı, dili alim olmuş, kalbi cahil kalmış kişiler ne demek istendiğini anlamayıp bol mürekkep yalamışlar… Tükürükleri zehirli olduğu için mürekkepleride zehirlenmiş. Evet, el yazısında gökten indiği sanılan kitaplar ile hareket edilemez diyor. Yüzde yüz doğru söylüyor.

    Allah ise bize mesajını şöyle iletiyor.

    Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların haline! Vay kazandıklarından dolayı onların haline!

    Bakara Suresi 79. Ayet

    Atatürk’ün hangi kitaplar ile hareket edemeyiz dediğini şimdi anlıyor olmalısınız. Gökten indiği sanılan kitaplar derken ayette bildirilen kitaplara işaret ediyor… Kuran’a değil…

    Kuran-ı Kerim okuyor musunuz ki?

  352. TARAF (SIZ) said

    ‘Yiğidi öldür,hakkını inkar etme’ atasözü var.biz kimseye haksızlık etmeyiz. ancak haksızlığın karşışında sessiz kalmak ‘dilsiz şeytanlıkdır’ inancındayız. kemalizmin kanunları hiç biri müslümanlara fayda vermemiştir. dünya gerçekten değişiyor. ama ALLAH’ın kanunları kıyamete kadar geçerlidir. bunları değiştirmeye PEYGAMBER’lerin dahi gücü yetmez. mesela nikah,miras,sıla-i rahim,toplumsal hukuk,vergi-zekat,yetimi ve yoksulu koruma gibi bütün beşeri sistem kanunları KUR’AN da mevcuttur. Maide 3 ayetinde ALLAH (cc); ‘Bugün size dininizi tamamladım’ buyuruyor. demek ki ALLAH’ın kanunları kıyamete kadar
    şeksiz şemalsiz değişmecektir.ALLAH bütün alemlere rahmet bir peygamber ve kıyamete kadar geçerli bir kitap göndermiştir. kurtuluş reçetesi bunlardır. KUR’an ve PEYGAMBER’in sünneti varken tarikata-şeyhe ne gerek var? onlar zaten kendi hayal aleminde uçuyorlar….

  353. yorumcuu said

    Kuran’ı Kerim insanların okuyup dersler çıkarması,insanların birbirleriyle olan ilişkilerini düzenlemesi,kendilerine çekidüzen wermesi ve hayatını ona göre yönlendirmesi için eşsiz bir kaynak. Her durum için ayrı bir ayet mi inmeli, Yüce Allah’ın o ayette verdiği mesajı bir diğer olayda algılayamıyor muyuz? zaten Kuranda Atatürk’ten, laiklikten bahsedildiği olayı nereden çıktı onu da anlamadım ya; bu terimler zaten yüyyıllar sonra ortaya çıktı. böyle bir şeyi iddia etmem imkansız…. dünya değişiyor, gelişiyor; e haliyle değişik olaylar yaşanıyor.. insan bunları zihninde tartabilmeli.. şuan hiç bir müslüman, müslüman bir bayana iftira atamaz ALLAH(C.C) bunun sonucunu ayetinde açıkça belirtmiş, buna göz yumulmaz. . ama aynı şekilde bir diğer konuda bir diğer kişiye atılan iftiralara da göz yumulmamalı…göz yumuyorsak veya buna meydan veriyorsak ne diyeyim!

  354. TARAF (SIZ) said

    KUR’AN ayetleri atatürk,laiklikten veya kemalizmden, ve taguti siyasetten değil sadece TEVHİD inancından ve insanların ahiret hayatında nasıl kurtuluşa ereceğinden bahseder. söz konusu nur suresindeki ayet ise Hz. Aişe validemize atılan bir iftiraya istinaden nuzül olmuştur. ama sizingibiler atatürk’e bile KUR’an ayetleriyle bağlantı kurabiliyorsanız söyleyecek bişey yok.
    Siyaset(yönetim) işine gelince RESULLULLAH ‘dan daha güzel yönetici bu dünyaya kıyamete kadar GELEMEZ…..

  355. yorumcuu said

    Hidayete ermişiz ki gerçekleri görebiliyoruz; çok şükür gözlerimiz kör değil Atatürk’ün bizim için yaptıklarını görmezden gelemiyoruz,,hidayete ermişiz ki iftiralar atmıyoruz, inkar etmiyoruz,, hidayete ermişiz ki beyinlerimiz laikperest(!) hocalar tarafından yönlendirilmiyor; çünkü içimizde kendini hoca, tüm zamanların en iyisi, şeyh, şah ilan eden/ettiren olmuyor. çünkü bu muasır bi toplumda zaten mümkün değildir, olamaz. .

    Siz kur’an-ı kerim okuyabilen(!) insanlar yaptığınız imanınıza sığıyor mu peki, Kuranda şöyle bir ayet yer almıyormu?:
    ” siz bu iftirayı dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. halbuki bu, allah katında çok büyük bir suçtur..”(nur suresi 15-24) ^
    işte kendinizi (sözde)çok iyi gördüğünüz bir alanda bile gerisiniz, karanlık bir zihniyet, paslanmış beyinler.Eleştilerinizi lütfen akla mantığa uygun yapın. Olaylara görmek istediğiniz açıdan bakmayın, kalkmış Kuran’dan ayetlerden bahsediyorsunuz çok yazıkk.. ne din, ne de atatürk size kavratılamamış.. Lütfen dini: liderlerinizden, şeyhlerinizden değil de ; Peygamber efendimizin hadislerinden, sünnetlerinden ve asıl yol gösterici Kuran-ı Kerim’den öğrenin. Siyaseti de 3 kuruşluk insanlardan değil, Atatürk’ten okuyun. İşşte bunu yapabildiğinizde paslar kendiliğinden çözülecek, yeter ki kırın zincirlerinizi, ne idüğü belirsiz kişileri önder ilan etmeyin; kim ne yaptı bu ulusa Atamızdan başka. lütfen kendinize gelin.

  356. TARAF (SIZ) said

    atatürk taraftarı yorumcular….
    hayatınızda hiç abdest alıp ALLAH Kelamı KUR’AN okudunuzmu??
    açın bir meal veya tefsir okuyun (okuyamazsınız). niye mi?
    ARAF suresi 179 ncu ayette yüce ALLAH sizin gibi yaratıkları tarif ediyor. eğer cesaretiniz varsa açın okuyun. hatta KUR’AN’ı baştan sona kadar tekrar tekrar okuyun. şu 3 günlük dünya hayatının menfaatlerinden faydalananların sadece hayvanların olduklarını bile anlayacaksınız. (MUHAMMED SURESİ 12. AYET) (tabii okuyabilirseniz). ama sizin gibi zihniyetlilerin laikperest hocalarınız bile vardır. onlardan fetva alıp körü körüne onlara iman edersiniz. gerçi sizin gibi insanlar çoğaldıkça ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM demekten başka bir şey düşünemiyorm. genede ALLAH hepinize hidayet nasip eylesin..

  357. "ATATÜRK" cüyüm varmı? said

    Öncelikle eğer dininize çok önem veriyorsanız ve ben müslaman bir türküm diyorsanız fakat ardından M.KEMAL ATATÜRK ü sevmiyorum diyorsanız siz ne Türk ne de Müslüman sınız…Eğer düşünceleriniz hakarete yol açıyorsa bu ülkede ne yeriniz ne de konuşma hakkınız var.Bi kere Atamız olmasaydı şu dünyada siz şu anda ya dinsiz yada hristiyan dınız…Eğer Atatürk ün geçmişine sağlam bir bilgiye dayanan sitelerden araştırırsanız görürsünüz.Bu arada bizim bi ALLAH ımız Peygamber imiz var ne ATATÜRK e tapıyoruz ne de ona küfür-hakaret ediyoruz.Zaten kalkmış taa Arjantin deki Che Guevara ve Fidel Castro bile bizim Atamızı örnek alırken biz kendi Atamızı tanıyammşız…Yazıklar olsun yha.Adamın sızlıcak kemikleri bile kalmdı bazı “TÜRK-MÜSLÜMANLAR” yüzünden.Eğer onlar kendilerine Türküm diyorlarsa yanılıyolar.Köle olmaya ne kadar çok meraklısınız.Örnek almamız gerekirken hakaret ediyoruz ne kadar acı verici…Eğer Kemalizm e hayır deyip de “tayyip” çiyiz diyorsanız size soruyorum:

    “HANGİ TARAFINIZDAN VAZ GEÇECEKSİNİZ?””BU ÜLKE SATILIP SİZ DE HRİSTYAN KÖPEKLERİN(AMERİKA)KÖLESİ Mİ OLACAKSINIZ–YOKSA GÖĞSÜNÜZ KABARA KABARA BEN MÜSLÜMAN BİR TÜRKÜM MÜ DİYECEKSİNİZ????????????

  358. ahmet said

    her şey ortada zaten.daha da kurtarıcının dinini konusmayın diyolar.e mutlu ki Türkçe ezan türkçe klamet türkçe namaz getiren,Ayasofyayı müze yapan,Kuranı türkçeye çevirten.hocaları toptan kaldırtan benim dinimden değil.çok şükür.öyle olsa napardık.
    inanmayanlar neden o kaynaklara bakmazlar,en atatürkçüler bile bakmaz,yalan söylemeyin der.sevdiğiniz adamı dahi savunmuyorsnuz maalesef.biri çıksın ki yalan kardeşim ben o kitaplara baktım öyle bi sözü yok.yle bi sey yazmıyo yalan.türkçe ezan okunmadı vs. desin.
    Allah rızası için rica ediyorum.

  359. yusuf said

    ATATÜRK’ÜN ANILARI
    ATATÜRK’ÜN SOFRA ARKADAŞLARI
    Atatürk’ün, özellikle akşam sofrası, çok konuşulmuş ve hala da konuşulan bir konudur. Halbuki, bu sofrada, yapılacak bütün işler ele alınır ve enine boyuna ciddi olarak konuşulurdu. Ayrıca, hangi konu ele alınacaksa, o konuyu iyi bilen üniversiteden veya dışarıdan şahıslar da yemeğe çağırılır ve o konu iyice tartışılıp karara bağlanırdı. Toplantıyı Atatürk idare ederler ve konuşmaları da kesinlikle şahsiyete dökmezlerdi. Eğer o konuyla ilgili kişi yoksa, hemen getirtilir veya konu başka bir güne bırakılarak o kimse de toplantıya çağırılırdı.
    Toplantılarda, daima bir kara tahta ve tebeşir bulundurulur, bazen de dünya ve Türkiye haritaları astırılırdı.
    Genellikle bazı kimseler, Atatürk’ün sofrasında hemen daima bulunurlardı. Atatürk, bu kişilere ya not aldırırlar, ya makale yazdırırlar veya elçi gibi kullanarak gidip araştırma ve tetkik etme görevi verirlerdi. Sofrada bulunan kimselere, her zaman ki kişiler; bilinen, belirli kişiler anlamında “Zevat-ı Mutade” denirdi. Bu kimseler ya hükümet üyesidirler veya zamanın en ileri gelen fikir ve kalem üstatlarıdır. Bu sofra başı sohbetleri bazen sabaha kadar sürerdi. Herhangi bir konu görüşülürken o konuyu iyi bilene Atatürk sualler yöneltirler ve onu konuşmaya zorlarlardı. Bilmediği konuları can kulağı ile dinler ve öğrenmek isterlerdi.
    Sofrada genellikle mevsim sebzeleri dışında, pilav ve kuru fasulye mutlaka bulunurdu. Lüks sayılan yemekler genellikle sofrada bulunmazdı. Kendileri meze olarak peynir, leblebi ve kavunu tercih ederlerdi. Hala da konuşulanların tam aksine, böyle gecelerde, en az eğlenceye yer verilirdi. Sırf misafir ve dostlar için çağırılan ses ve saz toplulukları, pek çok defalar hiç sazlarını bile açmadan evlerine geri dönmüşlerdir.
    Muzaffer Kılıç ve Halil Nuri Yurdakul’dan
    MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK
    Fevzi Paşa çok iyi yetişmiş bir asker olmasından başka çok dürüst ve başarılı bir kumandandı. Osmanlı İmparatorluğu’nun son hükümetinde harbiye nazırı olmuştu. Bu mevkide iken Kuva-yı milliyecilerin İstanbul’da bulunan birçok silah ve mermi depolarını basarak silahları Anadolu’ya kaçırmalarına göz yummuştu.
    23 Nisan 1920′de TBMM’nin ilk defa açılmasından ancak 4 gün sonra Ankara’ya gelmiş ve kurulan ilk hükümette Milli Müdafaa Bakanlığı verilmişti.
    Atatürk, Mareşal Fevzi Çakmak’a ayrı bir hürmet beslerdi Mareşal içki içmez, beş vakit namazında, çok dürüst ve faziletli bir kişi idi. Atatürk ve Mareşal seyahatlerinde hiç harcırah (yolluk) almamışlardır.
    Mareşal’e yolluk teklif edilince, “Biz oraya askeri araçlarla teftişe gittik. Orduevinde yedik içtik, yattık kalktık. Görev yapıp döndük. Ne harcırahı” der ve yollukları daima orduya kalırdı. Bu nedenlerle Atatürk’ün Mareşal’e çok değişik bir hürmeti ve saygısı vardı. Paşa’nın yemekte olacağı zaman, kesin olarak masaya içki konulmaz, sadece limonata içilirdi.
    Atatürk, Mareşal’in her yemeğe gelişinde, bizlere bunu tekrar tekrar hatırlatırlar, herhangi bir yanlışlık yapıp masaya içki getirilmesini önlerlerdi.
    Muzaffer Kılıç, Halil Nuri Yurdakul’dan
    RAMAZANLARDA ATATÜRK
    Atatürk, Ramazan ayına büyük önem verir; bu ay içinde ince saz heyeti saraya kesin olarak sokulmazdı. Akşamları, beni huzurlarına çağırır ve Kuran-ı Kerim’den sureler okuturlar, kendileri de bunu derin bir hazla dinlerlerdi.
    Ramazan aylarında, Hacı Bayram Veli ve Zincirlikuyu Camilerinde şehitlerimizin ruhu için hatim okumamı emrederlerdi. Ben de, tıklım tıklım dolu olan bu camilerde emirlerini yerine getirir, hatim okurdum.
    Peygamberimiz Efendimiz’den bahsederlerken, “Hazret-i Peygamberin Zaman-ı Saadetlerinde” diye, daima saygı ifade eden kelimeler kullanırlardı.
    Peygamber Efendimiz’in, ayrıca, çok yetenekli bir devlet adamı ve iyi bir başkomutan olduğunu daima söylemişlerdir.
    Din işlerinin cahil kimselerin kontrolünden alınıp, bu işi iyi bilen alimlere verilmesinin gerekliliğini ifade ederler, “Mukaddes Mihrabı, cehlin cahillerin elinden alıp ehlin (konuyu iyi bilen) eline vermek zamanı çoktan gelmiştir” derlerdi. 1

    En uzun tatillerin dini bayramlarda yapılmasının da şart olduğu söyleyip, “Herkes, dini vecibeleri, görevleri yerine getirecek, sonra da dinlenecekler” derlerdi.
    Hafız Yaşar Okuyan’dan
    KURAN OKUYANA SAYGI
    Sakarya Harbi 22 gün 22 gece devam etmiş, tam deyimle kan gövdeyi götürmüştü. Bu nedenle tarih kitapları Sakarya Harbi’ni en kanlı muharebelerden biri olarak yazmıştır.
    Bu muharebe içinde mermilerin üzerimizden geçtiği günlerden bir gün, Atatürk beni çadırlarına emrettiler. Çadıra koştum, Atatürk ayakta ve masada açılmış harita başında çok gergin ve sinirli idi. Çadıra girer girmez, bana hemen Fevzi Paşa’yı çağırmamı emrettiler.”Baş üzerine Paşam” diyerek çıktım, atıma atlayarak Fevzi Paşa’nın çadırına atımı yıldırım gibi sürdüm. Artık neredeyse düşman mermileri bizim çadırlarımıza düşecekti. O toz toprak arasında, Paşa’nın çadırına nefes nefese geldim ve hemen içeri daldım. İçeri girince baktım ki, Fevzi Paşa arkaları kapıya, yüzleri kıbleye dönük diz çökmüş vaziyette kendilerinde geçmişler ve vecd içinde yüksek sesle Kuran-ı Kerim okuyorlardı. Kendilerinden o kadar geçmişlerdi ki, arkaları da kapıya dönük olduğundan benim içeri girdiğimi görmediler ve duymadılar bile.
    Ben hiç ses çıkarmadan ağzımı elimle tutarak geri geri yavaşça çadırdan çıkıp, atıma atlayıp Ata’ya yıldırım gibi geri geldim. geldim ama, attan inerken aklım başıma gelmişti. Ata’ya ne diyecektim. Emrine ne cevap verecektim. Fakat bunları düşünmeye bile zaman yoktu. Hemen Ata’nın çadırına daldım. Çadıra girdiğimde Ata hala ayakta ve açık harp krokisi önünde idi. Girer girmez, “Nerde Fevzi Paşa” diye gürledi. “Paşam” dedim “Fevzi Paşa’nın çadırına gittiğimde, Fevzi Paşa Kuran-ı Kerim okuyorlardı. Beni görmediler, ben de hiçbir şey söylemeden geldim. Emrederseniz tekrar gidip emrinizi bildireyim” dedim.
    Atatürk şöyle bir durdu, “Bırak paşa Kuran’ını okusun. Allah’ın izni ile biz düşmanı yeneceğiz. Rahatsız etmeyelim Paşa’mızı” buyurdular.(1921)
    Muzaffer Kılıç’tan
    EZAN
    Dolmabahçe önünde demir atmış olan Savarona’nın güvertesinde, hasır koltuğunda güneşin batışını seyrediyordu. Ufuk, minarelerin arkasında kıpkızıl bir renk almıştı. İstanbul, camileriyle ateşten bir fona yaslanmış gibiydi. Füreya, Atatürk’e son okuduğu kitabı getirmiş, yanıbaşında oturtuyordu.
    “Söyler misiniz, bana bir Münir çalsınlar,” dedi Atatürk.
    Yaveri koşup gramofona bir taş plak koydu. Az sonra, minarelerin birinde yanık sesli bir müezzinin ezanı duyuldu. Atatürk başıyla işaret verdi. Plağı susturdular. Hepsi huşu içinde ezanı dinlediler. Füreya, başını öteye, camilerden yana çevirmiş olan Ata’nın göz pınarlarında yaşların biriktiğini gördü. Bir damla süzülmüş, yanağından aşağı akıyordu. Atatürk, uzun müddet yanındakilere doğru dönmedi. Nihayet başını çevirdiğinde, hem ezan bitmişti, hem o kendini toparlamıştı.
    “Ne yazık ki ezanı tekrar ettirmemize imkan yok, Füreyanım,” dedi yumuşak bir sesle.
    “Sabah ezanını bekler, hep birlikte dinleriz Paşam,” dedi Füreya.
    Füreya Koral’dan
    ATATÜRK’ÜN ZAFERDEN SONRA ANKARA’YA GELİŞİ
    Büyük Taarruz başarılmış ve düşman denize dökülmüştü. Ülkenin her yerinde bu bayram kutlanıyordu. Davullar çalınıyor, zeybekler oynanıyordu. Her evde, her ocak başında bu konuşuluyor; herkes birbirine sarılıp bunu kutluyordu.
    Ben, bu son muharebede yaralanmış, Ankara’ya gönderilmiştim. Ankara’da Numune Hastanesi’nde yatıyordum. Bizler bu olayları gazetelerden ve gelen hasta bakıcılardan öğreniyorduk.
    Bir Ekim günü Ata’nın Ankara’ya döneceği haberi hastanede yıldırım gibi duyuldu. Bu haber bütün hastalara bir hayat iksiri gibi tesir etmiş ve herkes iyileşmişti. hepimiz Ata’yı karşılamaya gitmek istiyorduk. Fakat hastanedeki doktor ve bakıcılar tabii ki buna izin vermek istemiyorlardı. Biz birkaç gazi asker ve subay arkadaşla beraber istasyona gizlice gitmeye karar verdik. O gün sabahleyin kendimize çeki düzen vererek; yarı sivil, yarı asker, yarı hastane kıyafetiyle ile istasyona koştuk.
    İstasyona bir geldik ki, mahşeri bir kalabalık; bugünkü Gençlik Parkı ve Paraşüt Kulesi’nin olduğu yeri hınca hınç doldurmuştu. Yüzbinlerce kişi, kadını, erkeği, ihtiyarı genciyle civar köy, kasaba ve vilayetlerden; atlarla, arabalarla, kağnılarla, eşeklerle gelmişler, Ata’yı görmek için meydanları doldurmuşlardı.
    Adım atacak yer yoktu. Davullar çalınıyor, zeybekler oynuyor, halaylar çekiliyordu.
    Az sonra sesler kesildi. Herkes trenin istasyona girmekte olduğunu söyledi. Sonra da tren istasyona girdi. “Yaşa var ol!” sesleri, davul-zurna seslerine karışıyordu. Atatürk trenden inmiş ve istasyondan Meclis’e kadar yürüyerek kumandanlarıyla beraber ilerliyordu.
    Kurbanlar kesiliyor herkes ve bizler gözyaşları ile bu sevince katılıyorduk. Ata’nın adımının önüne kundaktaki çocuğunu, “Sana bu evladım veya torunum da feda olsun” demek için koyan kadınlar, nineler gördüm. Bizler bu coşku içinde erlerle sarılıp ağlaşıyorduk. Atatürk, bir ilah gibi, bu coşkulu karşılama arasında hiçbir aşırı hareket göstermeden rüzgar gibi tak, tak, tak, tak diye askerce yürüyerek geçip, Meclis’e gitti.
    Bizler bu mutlu sonu bir muhteşem film gibi seyrederek ve gördüklerimizi birbirimize anlatarak hastaneye döndük. Hastaneye bir geldik ki, hastanede birkaç ağır hasta ve birkaç bakıcıdan başka hiç kimse kalmamış. Sargılarla, alçılı ayaklarla koltuk değnekleriyle herkes bizler gibi bu muhteşem merasimi görmeye koşmuştu.
    Halil Nuri Yurdakul’dan
    ATATÜRK’ÜN DİKKATLERİ
    Atatürk çok dikkatli bir insandı. Herhangi bir yere girildiğinde etrafa şöyle bir göz atar, bütün eksiklikleri hemen görürlerdi. Gezilerde ve toplantılarda bizleri bile kontrol eder, kılık kıyafetimiz ve hareketlerimizle ilgilenirler, hatalı bir tutumumuzu görünce daha sonra uyarır, düzelttirirlerdi. Bazen öyle şeyleri ikaz ederdi ki, biz ve arkadaşlarımız bile o şeyin farkına varmamış olurduk. Ne bizlerin, ne de başkalarının sarhoşluğunu kesin olarak hiç affetmezlerdi.
    Bir gün birlikte baloya gidilmişti. Bizler de Ata’nın yaverleri ve yakınları olarak genç hanımlardan ve kızlardan pek ilgi görürdük. Baloda genç bir hanımla tanıştırıldım ve birkaç defa dans ettim. Bu arada vakit epey geçmiş, hanım da ben de biraz alkol almıştık. Neşeli bir vaziyette dans ediyorduk. Atatürk’de pek neşeli idi. Etrafına espriler dağıtıyor, bizlerle hiç ilgilenmiyorlardı.
    Ben bu fırsattan istifade ederek hanımı salonun arka taraflarına doğru bir köşeye dans ederek götürdüm. Zaten bekardım. Orada biraz şakalaşmak istedim. Fakat gitmemizle Atatürk’ü karşımda görmem bir oldu. Bana kızgın bir şekilde, “Herkesin sizi takip ettiğini görmüyor musunuz? Çabuk yerinize dönünüz” deyip, geçip gitti.
    Tabii benim aklım başıma gelmiş, hemen salona dönmüştüm. Dönmüştüm ama, balo dağılıp Çankaya’ya dönerken, “Şimdi Ata’nın yüzüne nasıl bakacağım?” diye düşünüyordum. Az sonra veda ederek balodan ayrıldık. Ben utancımdan Ata’nın yüzüne hiç bakamıyordum. Arabanın önüne mecburen bindim. Kendileri de arkaya bindiler, biraz ilerledikten sonra, “Muzaffer” dedi. Ben hemen arkama döndüm. Baktım yüzü pek yumuşaktı. Hafif gülerek, “Toplantı iyi geçti değil mi?” diyerek bana bir göz attı.
    Anladım ki, bu hatalı davranışımı, gençliğime ve bekarlığıma vermişler; hoşgörü ile karşılayıp beni affetmişlerdi. Ondan sonra da herhangi bir şekilde bu olaydan hiç bahsetmemişler, babacan bir davranışla unutup gitmişlerdi.
    Muzaffer Kılıç’tan
    ATATÜRK’ÜN ANNESİNİN ÖLÜMÜ
    Atatürk’ün annesi, Ankara’ya gelip yerleşmiş, fakat kısa bir süre sonra zaten bozuk olan sağlığı iyice bozulmuştu. Doktorların, Ankara’nın yüksek ve sert iklimi yerine deniz havasının daha iyi geleceğini ısrarla söylemeleri üzerine, onu İzmir’e göndermişti. Orada Uşakizadeler’in yazlık köşkünde ve müstakbel gelini Latife Hanım’ın dikkatli bakımına karşın 15 ocak 1923 günü vefat etmişti.
    Atatürk o gece Eskişehir’de bulunuyordu. Bu haberi kendisine İzmir’de bulunan Başyaver Salih Bey (Bozok) telgrafla bildirmişti.

    Derhal cevap verildi.

    “Verdiğiniz elim haber beni çok müteessir etti. Merhumenin münasip bir tarzda merasim-i defniyesini ifa ettiriniz.”
    Birkaç gün sonra İzmir’deydik. Trenden iner inmez, anasının Karşıyaka’daki mezarını ziyarete gitti ve büyük bir teessür ve heyecan içinde, gözleri dolu dolu, “Anam ölmüş, bu hazin hakikat karşısında benim için tecelliye mucip bir nokta var: Kurtuluşu hepimiz için, gaye-i emel ifade eden bu güzel İzmir’in mukaddes topraklarına gömülmüş olmasıdır. Annem benim için çok sıkıntılar çekti. Allah orada rahat uyumasını nasip etsin” diye içini döktü.
    Aradan birkaç yıl geçtikten sonra, bir gün annesi için galiba Latife Hanımefendi tarafından yaptırılan mermer sandukalı ve uzun kitabeli kabrin fotoğrafını görmüş, hiç beğenmemiş, hele kitabede, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’nin Valide-i Muhteremleri Zübeyde Hanımefendi’nin…” diye başlayan cümleden hiç hoşlanmamışlardı.
    Bir gün Genel Sekreter Hasan Rıza Soyak Bey’e, “İlk fırsatta İzmir’e gidersin, bu sandukayı ve kitabeyi kaldırtırsın, dağdan iki büyük ve uzun taş getirtirsin, birini olduğu gibi bir temel üzerine tespit ettirir, diğerini baş tarafına diktirirsin. Bir yerini de biraz düzelttirerek, ‘Atatürk’ün anası Zübeyde burada gömülüdür’ diye yazdırırsın, altına da ölüm tarihini koydurursun, yeter” emrini vermişti.
    Bir gün İzmir Belediye Reisi Dr. Behçet Uz, Dolmabahçe Sarayı’na geldi. Beraberinde Atatürk’ün annesi için, Belediye Meclisi kararı ile, hazırlattığı bir türbe projesi getirmişti. Bu tatbik edilirse, abide halinde, muazzam bir eser olacaktı. Etrafında bir park bir de çocuk bahçesi yaptırılacaktı.
    Bu proje Atatürk’e sunuldu. Bir an göz ucuyla projeye baktı… “Hayır…” dedi, “Ben size mezarın nasıl yapılacağını tarif etmiştim; gene öyle yapılmalıdır. Hem belediyenin masraf etmesine lüzum yoktur, bunu biz yaptıralım.”
    Atatürk’ün bu isteği belediye reisi ve üyelere bildirilince çok üzülürler. “Arzu ettikleri mezar 1500-2000 liralık küçük bir masrafla yapılabilir. Lütfetsinler, hiç değilse bu küçük gideri İzmirlilere bıraksınlar” diye rica ederler. Durum Atatürk’ü bildirilince olumlu cevap vermiş ve böylece Atatürk’ün isteğine uygun mezar yapılıp, yazı da onun isteğine uygun yazılmıştır.
    Muzaffer Kılıç’tan
    ŞARAPNEL PARÇASI
    Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hakim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi gülleleri büyük çukurlar açıyor, her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu. Büyük bir şarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım.
    Elimi göğsüme götürdüm, kan akmıyordu. Olayı Yarbay Servet Bey’den başka kimse görmemişti.Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması bütün cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde, cebimde bulunan saat paramparça olmuştu.
    O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı çarpıştım. Yalnız bu şarapnel vücudumda, kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı.
    HUKUK
    Kongre üyelerinin dinlenmesi için hazırlanmış olan çadırlardan birinde bir kaç arkadaş hem çay, kahve içiyor, hem de o günkü ajans haberlerini okuyorduk. Mustafa Kemal Paşa oturum aralarında toplanan bu sohbet gruplarına katılarak üyelerle konuşurdu. Bu şekilde hem üyelerle daha yakından tanışıyor, hem de gelecek oturumlarda konuşulacak işler üzerinde sezdirmeden telkinler yapıyordu. O gün Paşa, bizim sohbet grubumuza geldi. Ajansta, Erzurum’a yeni atanmış olan ve bir kaç gün önce sarayda padişah tarafından kabul edilerek kendisine direktif verilen Reşit Paşanın İstanbul’dan hareket ettiği yazılıyordu. Bu haber Mustafa Kemal Paşa’yı düşündürdü. Biraz sonra oradaki arkadaşlara, Reşit Paşa’yı tanıyıp tanımadıklarını ve nasıl bir adam olduğunu sordu. Yeni valiyi içimizden yalnız Süleyman Necati tanıyordu. Reşit Paşa’nın 1328’de Erzurum’da bulunduğunu ve o zaman bile tükenmiş bir ihtiyar olduğunu söyleyerek, Paşa’dan niçin merak ettiğini öğrenmek istedi.
    Mustafa Kemal Paşa kısaca, “Eğer işimize zarar verecek bir adamsa, Trabzon’dan İstanbul’a iade edelim, başımıza iş açmasın” dedi.

    Bu sohbet grubu arasında bulunan, eski teşkilatı mahsusa çeteciliğinden ve mollalığından kinaye olarak “Piyerlermit” lakabını taşıyan Rize üyesi Hoca Necati atılarak “Paşam üzülmeyin, icap ederse Kop dağında temizlenir” dedi. Mustafa Kemal Paşa, acı bir infialle, “Hocam ne diyorsun, kutta-i tariklik ederek (yol keserek, haydutluk ederek) adam mı vurduracağız. Bu memlekette hükümsüz vatandaş öldürülmez. Vatandaş ancak mahkeme kararıyla cezalandırılır. Devlet adamının böyle düşünmesi lazımdır” cevabını verdi. Bu sözler benim üzerimde unutulmaz bir etki bırakmıştı. Çünkü yeni bir anlayışın müjdecisi idi: İnsan hayatına, dokunulmaz en yüksek değer biçiyor, vatandaş hayatına saygıyı, en büyük görev sayıyordu
    Mustafa Kemal Paşa, ömrü oldukça bu düşünceye sadık kaldı. Zamanında hükümsüz bir vatandaş cezalandırılmadı. En keskin muhaliflerine sordum. Hiç birisi, bunun aksine bana bir tek inandırıcı örnek gösteremediler. Modern devlet adamı demek, bu demektir.
    Cevat Dursunoğlu’ndan( öğretmen)
    DİKTATÖR
    İstanbul’da bir baloda idim. Sarı saçlı bir delikanlı gelip karşıma dikildi. Adı Ekrem yahut Kenan olacak… Bir balo için aşırı sayılacak laubaliliklerle etrafındakilerin dikkatini çekmiş olacak, bir aralık ortadan uzaklaştırdıklarını hissettim. Halbuki onunla konuşmak da istiyordum. Nihayet döndü dolaştı bir fırsatını buldu gene karşıma çıktı. Bana düpedüz: “Size diktatör diyorlar, doğru mu?” dedi. Ona şu cevabı verdim:
    “Ben diktatör olsaydım sen bana bunu soramazdın. Bir takım inkılap zaruretiyle bir takım yenilikleri kabul ettirmeye çalışan adam diktatör değildir! Diktatör, hoşgörüsü olmayan adamdır. Karşısında her fikir söylenemeyen adamdır. Diktatör, kendi düşüncelerine aykırı fikir söyleyenlere kin güden adamdır. Bunun haricinde diktatörlük, tehlike, inkılap, fevkalade zamanlarda lazım bir demokrasi müessesesidir. Demokrasi tarihinde böyle muvakkat böyle muvakkat diktatörlüklere rastlanır. Benim, on beş senedir, bazı fikirleri bu memleket hayrına kabul ettirmek için sarf ettiğim gayretlerde hiç bir şahsi endişe yoktur. Benim, belki demokrasinin anladığı manada diktatörlüğe benzer hareketlerim görülmüştür. Fakat, Tiran asla olmadım.”
    Bu vesile ile Atatürk’ün çok önemli bir hatırasını da nakletmek isterim. Rusya’dan kendisine mensup bir genç:
    -Rusya’da bir takım inkılap hareketlerini yürütmek için terör olduğu bir hakikattir. Fakat doğrusu buna hak verdirecek sebepler de var. Eğer terör olmasa birçok inkılaplar bu süratle yürüyemez, demişti.
    Atatürk, karşısında söylenen fikirler ne kadar kendi düşüncesine aykırı olursa olsun dinlemeyi severdi. Ancak, ana prensiplere ve esas davalara aykırı sözlere asla müsaade etmezdi. Bu sefer de aynı müsamahasızlığı gösterdi. Muhatabının sözünü kesti:
    -Terör öyle bir maniveladır ki, bir defa insan onun kulpuna elini kaptırdı mı, bir daha bırakamaz. İlk hareketleri kendi tanzim edebilir. Fakat, ondan sonra kendi bildiği gibi dönecek olan makinenin kolu kopuncaya kadar esiri olur.

    VATANIMIN TOPRAĞI TEMİZDİR
    Kral Edward İstanbul’a geldiği zaman, yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayı’na yanaştı. Atatürk de rıhtımda O’nu bekliyordu. Deniz dalgalı idi ve kralın bindiği motor inip çıkıyordu. Kral rıhtıma çıkmak istediği bir sırada eli yere değdi ve tozlandı. O sırada Atatürk de Kral’ı rıhtıma almak üzere elini uzatmış bulunuyordu. Bunu gören kral bir mendille elini silmek istediği bir anda Atatürk:
    -Vatanımın toprağı temizdir, o, elinizi kirletmez! diyerek, Kral’ı elinden tutup rıhtıma çıkarıverdi.
    Enver Behnan Şapolyo
    ANKARA’YI NEDEN BAŞKENT YAPTIM?
    Sıcak bir günün akşamında yanında bazı ileri gelenler ile Köşkü’nün bahçesinde dolaşıyordu. Ben de o sıralar eski Köşk’ün tavan dekorlarıyla meşguldüm. Tozlu ve sisli bir akşam Ankara’nın üzerine çökmüştü. Yer yer toz hortumları semaya doğru yükseliyor ve manzaraya daha boğucu bir hava ekliyordu. Bize:

    -Ankara’yı hükümet merkezi yapmakla iyi mi ettim? diye sordu. Tabii herkes müspet cevap verdi. Arkasından:
    - Neden? suali gelince, kimi staratejiden, kimi siyasetten bahsetti. Hatta birimiz kayalık güzeldir” gibi bir estetik nazariye de ortaya attı. Atatürk :
    -“Şimdi dalkavukluğu bırakın” diye münakaşayı kapattı.
    -Ankara’nın hükümet merkezi olmak için saydığınız meziyetleri beni ikna etmeye yetmez. Ben Ankara’yı hükümet merkezi yapmakla büsbütün başka bir hedef güttüm. Türk’ün imkansızı imkan haline getiren kudretini dünyaya bir kere daha tekrar etmek istedim. Bir gün gelecek şu çorak tarlalar, yeşil ağaçların çevirdiği villaların arasından uzanan yeşil sahalar asfaltlarla bezenecek. Hem bunu hepimiz göreceğiz. O kadar yakında olacak”.
    Anekdotlarla Atatürk, Em.Tümg. Muzaffer Erendil
    TÜRK MİLLETİNE OLAN HAYRANLIĞI
    Zamanının ünlü biyografi üstadı alman Emil Ludwig 1934’de Atatürk’ün hayatını yazmak için Ankara’ya gelmişti. Eserleri arasında geçmişin ve yaşanılan devrin iz bırakmış nice şahsiyeti vardı.
    O günlerde Polonya Cumhurbaşkanı, çok ünlü bir piyanist, bir virtüöz olan Ignas Jan Paderavsky’nin hayatını yazıyordu. Mustafa Kemal kendisini kabul ettiğinde, önce bedeni hususiyetlerini uzun uzun tetkik etmesi genel sekreteri Hikmet Bayur’un dikkatini çekmişti. Nitekim soyu sopu üzerinde bilgiler edindikten sonra Hikmet Bayur’a Ata’nın musiki ve bilhassa keman-piyano ile meşgul olup olmadığını sormuş Bayur’un bu soru üzerine şaşkınlığını görünce şu açıklamayı yapmıştı:
    -“İzah edeyim. Atatürk’ün parmakları daha çok bu müzik aletleriyle meşgul olanların bariz hususiyetleridir. Mesela Paderavsky’ninki böyledir. Size rica edeceğim. Bana bir elinin parmaklarını bir kağıda çizer, verir misiniz?”
    Atatürk, bu isteğe tebessüm etmiş, daima nazik ev sahibi olarak arzuyu yerine getirmiş, fakat tarihçinin yanlış hüküm vermemesi için şu açıklamayı yapmıştı:
    - “Bana ailemde zafer kazanmış büyük kumandanlar olup olmadığını sormuştunuz. Size yoktur cevabını vermiştim. Şimdi parmaklarımı ömrü savaş meydanlarında geçmiş bir askerde yadırgadığınızı seziyor gibiyim. Size kestirmeden bir açıklama yapacağım. Eğer, bende bazı fevkaladelikler görüyor ve buluyorsanız bunları sadece ve yalnız Türk olmama, Türklüğüme bağlayınız. Bu ülkenin bütün insanları temelde benzer yapı içindedir. Hatta kusurlarımızda bile… Biz bu aynı kaynağın kök sağlamlığı ile milliyet ve devlet yapısını muhafaza edebilmiş müstesna milletiz. Sadece ben değil, tarihte bu büyük millete sahalarında hizmet edebilmişler varsa, hepsinin ilham kaynağı aynıdır”
    Cemal Kutay, Atatürk Olmasaydı
    MİLLETİNE GÜVEN
    Toplantıda kendisinden evvel söz söyleyenlerden biri ona: “nereden ilham ve kuvvet” aldığını sormuştu; büyük adam bu soruya millet hizmetinde bulunan insanların ilham kaynakları hakkında, uzunca bir tahlil yaparak cevap verdi… Sonunda kısaca demişti ki :
    “Efendiler… İlham ve kuvvet kaynağı milletin kendisidir; milletin müşterek arzusu, gerçek temayülüdür. Varlığımızı, istiklalimizi kurtaran bütün teşebbüs ve hareketler; milletin müşterek fikrinin, arzusunun azminin yüksek tecellisinden başka bir şey değildir.”
    (Atatürk’ün bu nutku, seyahatini temsilcisi ile takip eden Anadolu ajansı tarafından çıkarılan bir broşürde mevcuttur.)
    Soyak, Hasan Rıza, Atatürk’ten Hatıralar, S.50
    SİLAHIN, ORDUN, PARAN VAR MI?
    Birinci Dünya Harbi yenilgisinden sonra öz yurdun kurtuluşu için mücadeleye atıldığı zaman O’na, “Silahın, ordun, paran var mı?” Diye soranlar olmuştu. Eşsiz kahraman; bu zayıf iradeli ve kısa görüşlülere şu cevabı vermişti:
    “Paramız olacak, silahımız olacak, ordumuz olacak, savaşacağız ve muzaffer olacağız.”
    Bu sefer de, “devletin bünyesini yaşatmak için, harice baş vurmaksızın, memleketin gelir kaynakları ile idaresini sağlamak çare ve tedbirlerini bulmak lazım ve mümkündür, ” diyordu.

    VATAN İÇİN
    Ölümünden otuz altı gün önce, birinci komutan, sonra Başvekil Celal Bayar, hastalığı süresince yaptığı hafta sonu ziyaretinde, beraberinde hazırlığı tamamlanmış üçüncü beş yıllık plan dosyasıyla gelir. Hekimler, zaman alan ciddi konularla meşgul olmasını yasaklamışlardı. Başvekil, bir-iki temel konuda fikrini öğrenme ihtiyacındadır. En çok beş dakika için evet derler.
    Bundan sonrasını Celal Bayar şöyle anlatır :
    -”Sanki hasta değil, rahat bir uykudan yeni kalkmış gibiydi.
    Elimdeki dosyanın ne olduğunu sordu :
    -”Üçüncü beş yıllık planın son şekli Atatürk” dedim.
    Eliyle işaret etti.
    -”Şöyle, yanıma otur anlat”
    Şezlongunu yükseltmelerini ve arkasına bir yastık konulmasını istedi. Göreceği yakınlıkta oturdum. Dinledikçe alakası artıyordu. Verilen beş dakika geçmişti. Genel sekreteri Hasan Rıza’nın bana bunu hatırlatmak için içeri girdiğini hissetti:
    -”Gel Soyak, sen de dinle, başbakan çok güzel şeyler anlatıyor” dedi.
    Sadece başlıkları okuyor, birkaç cümle ile o bahsi tamamlıyordum. Öğrenmek istediklerimi de öğrenmiştim. Yakın gelecekleri okurcasına:
    -”Ufukta yeni bir dünya harbinin bulutları var. Acele edin. Bunların çoğu ordu ve halk ihtiyaçları için şart olan tesisler, Allah muvaffak etsin acele edin” dedi.
    Bunları söyleyen insan birkaç gün önce komadan çıkmıştı.
    Sağlığı ile ilgili bir tek kelime etmedi.
    Cemal Kutay, Atatürk Olmasaydı
    MİLLETE GÜVENİ
    Bir gün Müslüman memleketlerden birinde (Mısır’da) bağımsızlık davası için çalışan liderlerden biri, Mustafa Kemal’i görmeye gelmişti, kendisine:
    -Bizim hareketin de başına geçmek istemez misiniz ? diye sordu.
    Olabilecek bir şey değildi ama, insan yoklamalarını pek seven Mustafa Kemal:
    -Yarım milyonun bu uğurda ölür mü ? diye sordu.
    Adamcağız yüzüme baka kaldı:
    -Fakat paşa hasretleri yarım milyonun ölmesine ne lüzum var ? Başımızda siz olacaksınız ya… dedi.
    -Benimle olmaz, beyefendi hazretleri, yalnız benimle olmaz. Ne zaman halkınızın yarım milyonu ölmeye karar verirse o vakit gelip beni ararsınız.
    F.Rıfkı Atay, Çankaya
    BİR TÜRK DÜNYAYA BEDELDİR
    Ata Kastamonu’yu ziyaret etmişti. Kışlaya da uğramıştı. Koğuşları geziyordu. Her koğuşta birçok vecizeler vardı. Güzel sözlerdi bunlar. Bir koğuşta büyük bir levha yazılmış :
    -Bir Türk on düşmana bedeldir.
    Atatürk bunu görünce birdenbire durdu, yüzü değişti, gözleri daldı. Sonra sert bir sesle:
    -Hayır, hayır… dedi. Bir Türk dünyaya bedeldir.
    Zeki Cemal Bakiçelebioğlu
    İNGİLİZ KRALI’NA VERİLEN ZİYAFET
    İngiliz kralı VIII. Edward İstanbul’a Atatürk’ü ziyarete geldiği zaman, Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti vermişti. Ziyafetten önce:
    -“Bana İngiltere sarayında verilen ziyafetler ne şekilde olur, onu bilen birisini yahut bir aşçı bulunuz!…” dedi.
    Ve nihayet bu sofra merasimini bilen bir zattan öğrenerek sofrayı o şekilde düzene koydular… Akşam kral sofraya oturunca kendisini kral sarayında zannederek memnun oldu. Atatürk’e dönerek:
    -“Sizi tebrik eder ve teşekkür ederim. Kendimi İngiltere’de zannettim” diyerek memnuniyetini bildirdi.
    Sofraya hep Türk garsonlar hizmet etmekte idi. Bunlardan bir tanesi heyecanlanarak, elindeki büyük bir tabakla birdenbire yere yuvarlandı. Yemekler de halılara dağıldı. Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesildiler. Fakat Atatürk Kral’a eğilerek:
    -“Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim!” dedi.

    Bütün sofradakiler Atatürk’ün zekasına hayran oldular. Atatürk garsona da “vazifene devam et” emrini verdi.
    Enver Behram Şapolyo
    MUSTAFA KEMAL HAKİKİ BİR TÜRK MİLLİYETÇİSİ İDİ.
    Mustafa kemal 5. Orduda Arap ırkından olan askerlere daha özel muamele yapıldığını ve Anadolu çocuklarından daha üstün tutulduklarını gördükçe müteessir oluyordu.
    -Osmanlılığın telkin ettiği bu aşağılık duygudan ne zaman kurtulacağız?
    diyordu. Aynı ıstırabı bende duyuyordum. Yafa’da Mustafa Kemal’in bölüğünde alaydan yetişmiş Makedonya Türkleri’nden yaşlı bir yüzbaşı vardı. Yüzbaşı Anadolulu kıta çavuşlarına karşı şiddetli davranıyor, yeni erlere karşı ise lüzumundan fazla müsamaha gösteriyordu. Onların azarlanmasına, hırpalanmasına gönlü razı olmuyordu.
    Mustafa Kemal, başından geçen bir olayı şöyle anlattı:
    -”Bir gün Makedonyalı yüzbaşı, kıta çavuşlarından birini bölük kumandanlığı odasına çağırdı. Müfit ile ben de orada idik. Çavuş sağlam yapılı ve yakışıklı bir Türk delikanlısı idi. Yüzbaşı gencin onurunu kıracak şekilde azarlamaya başladı. Daha ziyade mensup olduğu ırka hücum ediyordu.
    -Sen, diyordu, nasıl olurda necip Arap kavmine mensup peygamber efendimizin mübarek soyundan gelen bu çocuklara sert davranır, ağır sözler söylersin? Kendini iyi bil, sen onların ayağına su bile dökemezsin.
    Gibi gittikçe manasızlaşan sözlerle hakaret ediyordu. Sesi yükseldikçe yükseliyordu. Çavuşun yüzündeki ifadeye baktım. Önce bir babaya duyulan saygının samimiyeti okunan çizgiler sertleşmeye, içten gelen bir isyanın ateşleri gözlerinden okunmaya başladı, fakat gerçek itaatin sembolü olan Türk askeri gibi iç duygularını gemlemeye çalıştı. Göz pınarlarından tanelenen yaşlar yanaklarından döküldü.
    Dayanamadım.
    -“Yüzbaşı efendi susunuz!” diye bağırdım, birden şaşırdı, sözlerin bizden onay görmesini beklediği anlaşılıyordu.
    -“Yoksa fena bir şey mi söyledim?”
    -Evet, çok fena hareket ettiniz, buna hakkınız yok, bu erlerin bağlı bulunduğu Arap kavmi birçok bakımdan necip olabilir, fakat senin de benim de, Müfid’in de ve çavuşun da mensup olduğumuz kavmin de büyük ve asil bir millet olduğu asla inkar edilemez bir gerçektir.
    Yüzbaşı başını önüne eğdi, utanmıştı.
    Çok yıllar sonra, bir gün Ankara’da beni de şahit göstererek anlattığı bu hakiki olay karşısında görüşü şu idi:
    Bu ve buna benzer hadiseler, Türk aydınlarının kendi kendisini bilmemesinden ve başka milletlerde şu veya bu sebeple üstünlük olduğunu sanarak, kendini onlardan aşağı görmesinden doğmaktadır. Bu yanlış görüşe son vermek için Türklüğümüzü bütün asaleti ve tarihi ile tanımak ve tanıtmak şarttır.
    Mustafa Kemal’in, Türk Tarih Kurumu’nu kurmasının en büyük nedeni bu asil düşüncede aranmalıdır. Türk Milleti’nin asaletine, büyüklüğüne bütün Türklerin inanmasını ve bunu iftiharla savunmasını hayatı boyunca amaç edinmiştir. Milletine:
    -”Ne mutlu Türküm diyene!”
    Hitabıyla seslendiği zaman, buna bütün mevcudiyeti ve samimiyeti ile inanmıştı.
    Ali Fuat Cebesoy, Sınıf Arkadaşım Atatürk
    EFELERİN AKŞAMI
    Atatürk’ün Ankara’ya ayak basışının yıldönümü halkevinde ilk defa kutlanıyordu. Ankaralıların gönülden kopan kadirşinaslığı ile gündüzden beri heyecan içinde olan Atatürk efelerin oyunundan sonra yanına gelmelerini istedi. Efeleri yakınına konmuş iki sandalyeye oturmağa davet etti.
    -Şimdi size soframdakileri tanıtayım. Bu büyük bir alimdir, tarih yazar ve okutur. Bu büyük bir yazıcıdır, olanı ve olacağı dile getirir.
    Sofradakilerin hepsi için mahsus iltifat ve mübalağa dolu vasıflar buluyor, keskin, kesin, özlü methiyeler sıralıyordu. Sıra seymenlere geldi onlara döndü ve masadakilere tanıttı:
    -Bunlar da, bu dünyanın en kahraman milletinin en yiğit insanlarından. Bana gelince, eğer bundan daha iyi tarihimizi bilmesem, bundan daha iyi dertlerimizi dile getiremeseydim, bundan daha iyi asker, bundan daha iyi hatip ve sizden biraz daha yiğit olmasam başınız olmazdım!
    Bir an başını önüne eğdi, biran yüzünde koyu bir pembelik dolaştı gülümseyerek seymenin birine hitap etti:
    -Bırak şunu bunu; ne Mustafa Kemal, ne reisicumhur… İkimizde Türk, ikimizde efe… Sen beni bilmiyorsun , ben seni… Dağda karşılaştık; benden korkar mısın, korkmaz mısın?
    -Sayende düşmandan korkmadık ki, senden korkalım.
    Cevap Atatürk’ün hoşuna gitmemişti : düşmandan tabii korkmayacaksın, düşman bir başka, Türk değil ki korkasın gel bakalım, tam efe misin?
    Başını dizine doğru çekti, gel bana desteklik et bakalım, dedi. Ve onun boynuna namlusunu dayadı; duvarın bir yerine nişan almağa başladı kurşun boynunun tüylerini yalayarak geçen seymende hiçbir kımıldama yoktu, oradakiler seymenin korkudan bayıldığını sanıyordu, kurşunlar bitmişti.
    Seymen doğruldu, yüzünde ne bir pembelik, ne bir sarılık vardı, hiç titremeyen, belki biran gürleyen ve gülen bir sesle:
    -Kurşunlar bitti mi, paşam? diye sordu:
    Bu yüzdeki huzuru bir anlık bakışla sezen Atatürk seymenin ata kurşunu insana zarar vermez inancı ile öyle dimdik ve sakin kalabildiğini anlamıştı. Birden tabancayı yere attı, gözlerinden iri yaşlar damlıyordu. Hıçkırıklı bir sesle dedi ki:
    -Demin söylediklerim yalandı, yanlıştı. Ben her şey değilim, ben hiçim. Ben hiç olurdum, eğer bu millet bana böyle inanmasaydı. Bu millet kılı kıpırdamadan benim uğruma canını vermeye hazır olmasaydı, ben hiçbir şey yapamazdım.
    Atatürk: Denizinden Damlalar, Behçet Kemal Çağlar, sayfa 141-143
    BU MİLLETLE NELER YAPILMAZ!..
    Atatürk, milletin ruhundaki o sönmez meşaleyi tutuşturmak için Anadolu’yu adım adım dolaştığı 1919 yılıydı. Büyük asker, Erzurum yolundadır. Ilıca’da tunç yüzlü bir ihtiyarla yaptığı enteresan bir görüşmeyi Cevat Dursun oğlu şöyle anlatmaktadır:
    “20-30 kişilik bir göçmen kafilesi başında bulunan bu ihtiyar, omuzlarına kartal kanadı attığı paltosu ve elindeki asası ile bir yolcudan çok doğu mitolojisindeki yarı tanrı kabile reislerine benziyordu. Misafirlerin önemli kimseler olduğunu anlayan ihtiyarın zeki gözleri parladı. İri ve ak tüylerle örtülü elini geniş göğsünün üstüne koyarak onları selamladı.
    Mustafa Kemal, ta yanı başına kadar geldiği halde heybetliliğinin azametini kaybetmeyen bu ihtiyarın hatırını soruyor, o da gövdesine yaraşan derin ve gür sesiyle teşekkür ediyordu.bu kısa hoş-beşten sonra Paşa ihtiyara:
    -Ağa, dedi. Böyle nereden geliyorsun?
    -Paşam Rus gelirken göçmen olmuştuk. Çukurova’daydım. Şimdi köyüme dönüyorum.buralara dönmenin pek yerinde olmadığını, kışın sıkıntı çekileceğini anlatmak istedi.sonra da ekledi.
    -Ağa, yoksa oralarda geçinemedin mi?
    -Hayır paşam, Çukurova cennet gibi bir yer.bir eken yüz alıyor. Son günlerde işittim ki, İstanbul’daki “ırz kırıkları” bizim Erzurum’u Ermenilere vereceklermiş. Geldim ki ne göreyim, bu namertler kimin malını kimlere veriyorlar?..
    Tunç çehreli, beyaz sakallı, gün görmüş ihtiyarın iman dolu göğsünden gelen bu ses, yine onun gibi tunç yüzlü askerin gözlerini yaşarttı.
    -Bu eski Türk kalesine millet işi için milletle beraber çalışmaya gelen büyük devlet adamı, yaşlı gözlerle arkadaşlarına döndü:
    -Bu milletle neler yapılmaz!..dedi ve sonra ihtiyarla vedalaştı.
    (Banoğlu, Niyazi, Ahmet, nükte ve fıkralarla Atatürk, İstanbul, İnkılap Kitapevi, 1981, sh.371-372)
    BEN, CUMHURİYETİ BÖYLE KAZANDIM!…
    Ankara, 10. Cumhuriyet yılının büyük ve ölçüsüz sevinci içindedir. Şehir, baştanbaşa ışıklarla donatılmıştır. Eğlence yerlerinde her Türk, tam bir şuurla devrimin nimetlerini idrak ederek neşe içinde eğlenmektedir.
    Atatürk, resmi baloların verildiği yerlere uğradıktan sonra Halkevi’ne de teşrif ediyor. Orada, milli ve mahalli giysileriyle coşan ve coşturan Türk köylüleriyle karşılaşıyor.
    Bir gün bu milleti ve bu memleketi kurtarmak için atıldığı mücadelede kendisine yegane kudret ve kuvvet membaı olan bu temiz yürekli vatan evlatlarının neşelerinden son derece duygulanıyor.Onları bir süre seyrettikten sonra, doğru Çankaya’ya teşrif ediyorlar ve:
    -Efeleri buraya getiriniz!.. Emrini buyuruyorlar.
    Efelerin Çankaya’da, Atatürk’ün sofrasında nasıl coştuklarını ve nasıl coşturduklarını anlatmaya imkan yoktur. Büyük Ata, sahnenin en heyecanlı bir anında, Ankara efelerinden birine soruyor:
    -Efe, sen benim için ne yapabilirsin?
    Efe tereddüt etmeden cevap verir:
    -Her şey…
    -Mesela?..
    -Ölürüm…
    Şimdi bütün dikkat Atatürk’e çevrilmişti.kimse konuşmuyor, onları dinliyordu. Atatürk, gözlerini etrafındakiler üzerinde bir kez gezdiriyor, sonra:
    -Efe, diyor, sözünde samimi misin?
    -Emir sizindir, Ata’m.
    Atatürk, elini dizinin üstüne vuruyor:
    -Koy başını buraya!…
    Efe derhal başını Ata’nın dizlerine koydu ve başını koyar koymaz şakağında bir soğuk temas hissetti.bu, Atatürk’ün şakağına dayadığı tabanca namlusunun soğukluğuydu. Efe, bu soğuklukla beraber şakağına dayanmış bir tabanca olduğunu görmüş, fakat en küçük bir harekette bulunmamıştı.
    Efe, Ata’sı için ölümü seve seve kabul edebilirdi. Fakat Atatürk, ona kıyacak mıydı?
    Bütün yüzlerin rengi bir anda solmuş, heyecan son haddini bulmuştu. Nefes almaktan korkuyorlardı ve gözler Atatürk’ün elindeydi. Tabanca, efenin şakağına dayanmıştı. Fişek sürülmüş ve emniyet açılmıştı. Atatürk, bir saniye bile sürmeyen bu an içinde ve gözle fark edilemeyecek bir hızla tabancanın namlusunu şakağın yanından, belki bir santim kadar kaydırarak tetiği çekiyor.
    Derin sükutu yırtan korkunç tabanca sesi…
    Kalpler, sanki yerinden kopacak.
    Hazır bulunanların hepsinin beti benzi kül rengini almıştır.
    Fakat, efenin başı hala Ata’nın dizindedir ve efede en küçük bir kımıldanma yoktur.
    Atatürk, efenin başını dizlerinden kaldırıyor, temiz alnını dudaklarına doğru çekiyor ve öpüyor.
    Hala biraz önceki havanın tesirinden kurtulamamış olanlara:
    -İşte, ben Anadolu Savaşını bunlarla ve böyle canlarını esirgemeyenlerle kazandım, diyor.
    (Nükte ve Fıkralarla Atatürk, sh.11-12-13)
    HERKESİN MİLLETE İNANMASINI İSTERDİ
    Zaferi müteakip yaptığı seyahatte Samsun’a da uğramış, orada öğretmenlerle görüşüyordu.
    Öğretmenler adını konuşanların, kendisi hakkında çok sitayişkarane sözler söyleyişlerini, sükunetle dinledikten sonra, onlara şu cevabı vermişti:
    -Vatandaşınız olan herhangi bir şahsı, istediğiniz gibi sevebilirsiniz.kardeşiniz gibi, arkadaşınız gibi, babanız gibi, evladınız gibi, sevgiliniz gibi sevebilirsiniz! Fakat bu sevgi, sizi milli varlığınızı, bütün muhabbetlerinize rağmen herhangi bir şahsa, herhangi bir sevdiğinize vermenize sebep olmamalıdır. Bunun aksine hareket kadar büyük hata olmaz. Ben ancak vazifemi yaptım. Bana, bu ilhamı ve kudreti nereden aldığımı soruyorsunuz. cevap olarak diyebilirim ki, bu günkü uyanıklığı, düne, geçmişe borçluyuz. Geçmişte bu milletin çektiklerinden büyük bir ilham ve kudret kaynağı olamaz!.
    (Nükte ve Fıktalarla Atatürk, sh.74)
    HALK İSTERSE BENİ DE KOVAR !
    1935 senesinde idi.Atatürk’ün Çanakkale’ye geleceği rivayetleri dolaşıyordu.
    O zamanlar dünyanın bazı yerlerinde olduğu gibi, memleketimizin de bazı bölgelerinde Yahudiler aleyhinde bir hareket ve ayaklanma baş göstermişti.bu hal karşısında bütün Museviler mallarını, mülklerini satarak yolculuğa hazırlanıyorlardı. Bunlar, o zaman rivayet olunduğuna göre Filistin’e gitmek istiyorlardı.

    İşte bu sıralarda “Atatürk Çanakkale’ye geliyor”dediler. Çok sevindim. Çünkü Atatürk’ü hiç görmemiştim. Heyecanla Atatürk’ün geleceği Balıkesir caddesine dikildim. Bu esnada yanımda bulunan birkaç Yahudi’nin fısıltı ile pek hararetli olarak konuştuklarını gördüm. Alakadar olmağa vakit kalmadan karşıdan birkaç otomobil göründü.”Atatürk geliyor” sözü yeniden ağızdan ağıza dolaştı. Halkın “yaşa, varol!” nidaları arasında Atatürk otomobilinden indi. Alkışlar devam ediyor, o da halkın arasında ilerliyordu. Garip bir tesadüf ve talih eseri olarak Atatürk bizim önümüze gelince hafif bir duraklama yaptı.Halka bakıyor ve kalabalığı selamlıyordu. Tam bu esnada yanımda bulunan ve biraz evvel fısıltı halinde, fakat hareketli konuşan Yahudilerden biri, ileriye doğru yürüdü ve Ata’nın önüne atıldı. Muhafızlar mani olmak istedi. Atatürk:
    -Bırakın gelsin! dedi.
    Bu Musevi vatandaş, Atatürk’ün önünde ellerini açtı, omuzlarını yukarıya kaldırarak:
    -Paşam bizi kovuyorlar.biz ne yapacağız? dedi.
    Atatürk bu şekilde önüne atılan bu adamın ne demek istediğini ve kim olduğunu derhal anlamıştı.buna rağmen sordu:
    -Sen kimsin?
    -Ben paşam, Çanakkale Musevileri’nden Avram Palto.
    -Sizi kim kovuyor? Hükümet mi? Kanun mu? Polis mi? Jandarma mı? Bana söyle? dedi.
    Bu Musevi vatandaş durakladı, şaşaladı.biraz sonra kendini toparlayarak cevap verdi:
    -Hayır paşam, halk kovuyor.
    Atatürk, bu adamın yüzüne dikkatle baktı, gülümsedi ve:
    -Halk isterse beni de kovar, dedi ve yürüdü.
    (Atatürk’ün Nükteleri, Fıkraları, Hatıraları, sh.68)
    __________________

  360. yusuf said

    ayrıca sitenizi bile koruyamayacak kadar zayıfsınız.sitenizde güvenlik açığı var.kalkmış atatürke dil uzatan yazıları alıyorsunuz…siz önce sitenizi düzeltin

  361. yusuf said

    neden kaynak gösterilen yerler açılmıyor.böyle bilgi ve belge yoktur.atıyorsunuz.size vatan bırakan bir adamın hala diniyle uğraşıyorsunuz.yazıklar olsun….

  362. aslıı said

    isa, köstebek, mehdi, ergenekon ve binlercesi… silkinin ve kendinize gelin ATAM’I da ağzınıza almayın sizin ağızlarınızda adının zikredilmesini bile haketmiyor ‘O’. ben 16 yaşındayım (belki kendinizden biraz utanırsınız diye belirtmek istedim); PEYGAMBER EFENDİMİZin de ULU ÖNDERİMİN de aydınlık yolundayım. çünkü ikisinin de şu dünyaya kazandırdıklarını YÜCE YARATICININ bahşettiği akıl,düşünebilme yetisi ve ATAM’ın sunduğu eğitim sayesinde idrak edebiliyorum. Mustafa Kemal şu dünyanın nimetlerinden biri bizim için. YÜCE TÜRK MİLLETİ için .. ama bunu sizden anlamanızı bekleyemem eğitimim bana bunu da öğretti; toplumda insanların vasıflarını bilip, onlara hitap edebilmeyi. bu yüzden size sadece ‘insan’ olun sonra size hitap edeyim diyebiliyorum .. çok yazıkk
    Son olarak: benim gibi düşünen arkadaşlarım olduğu sürece ben Atamın Türkiyesi’ne güveniyorum.. ONLAR şu tarihte rusu,ermeniyi,ingilizi,fransızı devirdiği gibi işine geldiğinde bizi sırtımızdan bıçaklayan ingiliz yalakası arap’ı da devirecek.arap’ın hayalleri vardı ingilizlerle, halbuki ingiliz işi bittiğinde atacak onu yanından napsın arabı; onlar her fırsatta batının arkasındaydı biz ise; kendi çizgisinden şaşmayan, gücüyle kendisini dünyaya duyuran, atamın onlara kabul ettirdiği bir ülkeyiz. bizim gibi olamıyorlar, batıya yanaşamıyorlar diye bizi bölmeye çalışıyorlar. suçladıkları şey de ne mi? kemalizm’in ilime,fenne,batıya yönelip dini boşlaması.1.dünya savaşndaümmetçiliği yıkan da sizsiniz dinini satan da.. şimdi de ülkemde bir kitle takmışsınız peşinize, Atama karşı doldurmuşsunuz gizli örgütlerinizle..nasıl oluyor,ne yapıyorsunuz,neler söylüyorsunuz da bu insanları hain yapıyorsunuz diyeceğim de neler yapıldığı ortada..3-5 cahilin ağzında..UYANIN ARTIKKKKKKK

  363. ergenekon said

    BU MÜMİNE DENEN KADININ MÜSLÜMANLIKLA ALAKASI OLAMAZ HİÇ BİR GERÇEK İMAN SAHİBİ ATATÜRK Ü SAVUNMAZ ZATEN MUHAMMED İN EZANINI SUSTURAN ATATÜRK TÜR…
    BU DİNİ DE EZANI DA KULLARINI DA KORUYAN O BİR OLAN ALLAH DIR BUNLARI ATASINDAN BİLEN ALLAH I ACİZ BİLEN ONA ORTAK KOŞANLARDIR TEVHİD İNANCI ALLAH I HAYATIN TEK BELİRLEYİCİSİ OLARAK GÖRMEYİ GEREKTİRİR

  364. mümine said

    yazıklar olsun böyle sığ düşünennlere…o olmasaydı eğer sabah ezan sesıne kalkabılırmıydınız şehıtlerımızın kanlı temsılcısı semalarımızda suzulebılırmıydı… Nolur bıraz ınsaf

  365. MEHDİ said

    sayın özden kardeşim cahilin kıralı sensin ve senin gibiler mensup oldugun dini bilmiyor cahil cahil konuşuyorsun peyganber efendimiz HZ.MUHANMED MUSTAFA (SAV) bir hadisi şerifinde buyuruyorki kişi sevdigiyle beraberdir ahirettede onunla haşr olunacaktır eger sen ALLAHA VE PEYGANBERİNE İNANIYORSAN SENİ İLGİLENDİRİYOR BU HADİS YOK İNANCIN YOKSA PEŞİNDEN KOŞMAYA ONA TAPMAYA DEVAM EDİN O ZAVALLI ADAMIN VESSELAM……

  366. özden said

    hala atatürkçü olmanın cehenneme bağdaşırılma olayını nasıl beyniniz alabiliyor hayret doğrusu…su konulara dini karıştıracak kadar cahil olmayın lütfen!!1

  367. büyük TÜRK said

    Evet biz ALLAH a kul PEYGAMBERİMİZE ümmet olacağız biz bu yola baş koyduk DECCAL in çoçukları olarak siz aydınlık yolda atanızın izinden gidin yolun sonun da ateş var yolun aydınlığı da ateşin aydınlığıdır bizim yolumuz cennet gölgelerinin loşluğuna gider size karanlık gelir
    Pol pot kemalin astığı binlerce müslümanın kanı sizi boğacaktır

  368. Elmabağı said

    Yıkın Heykellerimi

    Ey milletim
    Ben Mustafa Kemal’im
    Cagin gerisinde kaldiysa düsüncelerim
    Hala en hakiki mürsit degilse ilim
    Kurusun damagim dilim
    Özür dilerim

    Unutun tüm dediklerimi
    Yikin diktiginiz heykellerimi

    Özgürlük hala
    En yüce deger
    Degilse eger
    Prangali kalsin diyorsaniz köleler

    Unutun tüm dediklerimi
    Yikin diktiginiz heykellerimi

    Yoksa cagdas medeniyetin bir anlami
    Ortacaga tasimak istiyorsaniz zamani
    Bas taci edebiliyorsaniz
    Sanatin icine tüküren adami

    Unutun tüm dediklerimi
    Yikin diktiginiz heykellerimi

    Yetmediyse acisi siddetin savasin
    Anlami kalmadiysa
    Yurtta sulh dünyada barisin
    Eger varsa ödülü silahlanmayla yarisin

    Unutun tüm dediklerimi
    Yikin diktiginiz heykellerimi

    Özlediyseniz fesi peceyi
    Aydinliga yegliyorsaniz kara geceyi
    Hala medet umuyorsaniz
    Sihtan seyhten dervisten
    Sifa buluyorsaniz
    Muskadan üfürükcüden

    Unutun tüm dediklerimi
    Yikin diktiginiz heykellerimi

    Esit olmasin diyorsaniz kadinla erkek
    Karacarsafa girsin diyorsaniz
    Yobazin gazabindan ürkerek
    Diyorsaniz ki okumasin
    Kadinimiz kizimiz
    Budur bizim alin yazimiz

    Unutun tüm dediklerimi
    Yikin diktiginiz heykellerimi

    Fazla geldiyse size
    Hürriyet cumhuriyet
    Özlemini cekiyorsaniz
    Saltanatin sultanin
    Hala önemini anlayamadiysaniz
    Millet olmanin
    Kul olun
    Ümmet kalin
    Fetvasini bekleyin sayhül islamin
    Unutun tüm dediklerimi
    Yikin diktiginiz heykellerimi
    RAHAT BIRAKIN BENI

  369. büyük TÜRK said

    Kemalistler Allah ın dediği gibi kör ve sağırdırlar.Onları hiç bir gerçek ilgilendirmez hayalerindeki sahte kurtarıcıyla avunurlar kemikleri kalmamış atalarına hala muhtaçtırlar
    Kemalistler Allah düşmanıdırlar onlarla tartışmak boşuna çabadır inanmazlar ataya taparlar
    sapkındırlar enses ilişkileri vardır çoğu Allah a inanmaz

  370. mehmet a said

    kendi yazdıklarından çok altına yazılan yorumlar daha çok düşündürücü.. yoksa “ahbes” diye müslüman anadoluda nam yapmış adamı kim tanımaz.. idrakleri iğdeş cins cins ahbesin çocukları!

  371. köstebek said

    Kur’an (haşa) Araboğlu’nun yaveleri mi ?

    Kazım Karabekir şöyle anlatıyor:

    10 Temmuz 1923 Ankara istasyonundaki kalem-i mahsus binasında Fırka nizamnamesini müzakereden sonra, Gazi ile yalnız kalarak hasbihallere başlamıştık.

    “Dini ve namusu olanlar aç kalmaya mahkumdurlar” dediler. Kendisini hilafet ve saltanat makamına layık gören ve bu hususlarda teşebbüslerde de bulunan, din ve namus lehinde türlü sözler söyleyen ve hatta hutbe okuyan, benim kapalı yerlerde baş açıklığımla latife eden, fes ve kalpak yerine kumaş başlık teklifimi hoş görmeyen Mustafa Kemal Paşa, benim hayretle baktığımı görünce, şu izahatı verdi:

    “Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkumdurlar! Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Bunun için önce din ve namus anlayışını değiştirmeliyiz. Partiyi bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz!“

    Bkz. Kazım Karabekir, Paşaların Kavgası: Atatürk-Karabekir, Yayına hazırlayan: İsmet Bozdağ, Emre Yayınları, Aralık 1991, s.143.

    Aynı hatıraları Uğur Mumcu “Kazım Karabekir Anlatıyor” ismiyle neşretmişti. Oradaki ifade şöyledir: “Bunun için önce din ve namus telakkisini kaldırmalıyız.” İsmet Bozdağ ifadeyi kendine göre yumuşatmış olabilir. Devam edelim:

    Karabekir 14 Ağustos 1923 tarihinde Türk Ocağı’nda verilen bir çay ziyafetine gitmeden önce şu bilgileri işitdiğini bildiriyor:

    “Gazi Kur’an-ı Kerimi bazı İslamlık aleyhdarı züppelere tercüme ettirmek arzusundadır. Sonra da Kur’anın Arapça okunmasını namazda bile yasaklayarak bu tercümeyi okutacak! Ve o züppelerle işi alaya boğarak, güya Kur’anı da, İslamlığı da kaldıracaktır!” (s.158)

    Akşam M. Kemal’e bu konudaki itirazlarını bildirince olanları şöyle anlatıyor:

    “M. Kemal paşa beyanatıma karşı hiddetle bütün içini ortaya döktü:

    Evet Karabekir; Arapoğlunun yavelerini Türkoğullarına öğretmek için Kur’anı Türkçeye tercüme ettireceğim ve böylece de okutacağım. Ta ki budalalık edip aldanmakda devam etmesinler!…

    Şüphe yok ki, yakın günlere kadar Kur’anı ve Peygamberi her yerde medh ve sena eden ve hatta hutbe okuyan bir insandan bu sözleri beklemek herkese eza veriyordu.” (s.159)

    Kazım Karabekir’in hatıralarında şu satırlar da dikkat çekiyor:

    “19 Ağustos Pazar akşamı, Mustafa Kemal ve İsmet Paşalar-Latife Hanım ile birlikte bana akşam yemeğine geldiler. Keçiören’e giderken sağ tarafta kubbeli köşk denen mevkide, bol suyu ve büyücek havuzu olan bir köşkte kira ile oturuyordum. İsmet Paşa Lozan’da iken Mustafa Kemal Paşa, Latife Hanım’la birlikte, bir kere daha bana akşam yemeğine gelmişlerdi. Münakaşayı İsmet Paşa ile ben yaptım. Mustafa Kemal Paşa sükunetle bizi dinledi. Mustafa Kemal Paşa, Lozan’dan da aldığı hızla, ne İktisat Kongresi’nin ve ne de heyet-i ilmiye’nin hazırladığı programlara ilgi göstermeyerek müthiş bir inkilap hamlesi teklif etti:

    “Hocaları toptan kaldırmadıkça hiç bir iş yapamayız. Bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkılabı yapmazsak, başka hiçbir zaman yapamayız.“

    İlk Fethi Bey Grubundan sonra da Mustafa Kemal Paşa’dan işittiğim bu yeni inkilap zihniyetini İsmet Paşa bir çırpıda tamamlıyordu. Aradaki zaman fasılaları kendiliğinden ortadan kalkarak, bu üç şahsiyetin üç maddelik programları kulaklarımda tekrarlandı.
    1- İslamlık terakkiye manidir
    2-Arapoğlu’nun yavelerini Türklere öğretmeli
    3- Hocaları toptan kaldırmalı ! ” (s.165)

    -Atatürk’ün bir hristiyan gibi nasıl gömüldüğünü görmek isteyenler;
    http://img412.imageshack.us/img412/4882/15067411vp3.jpg
    http://img412.imageshack.us/img412/3445/12020851yr5.jpg

  372. Özcan Akar said

    Eğitim sistemini tartışmıyoruz ama mutlaka tartışmamız lazım çünkü baksana halen gericileri eğitememiş bu sistem … Atasının bağımsızlık savaşı anlatılırken öğretilen bilgileri aşı olarak görmüş.

    ve şu an bunları yazabiliyorsan …eğitim sistemi insanlara bilgiyi vermiş ve özgür düşünmeyi amaçlamıştır.

    Konu eğitim sistemi değil ama hatalar elbet vardır konumuz bu olsa tartışırdık. Asıl konu sizin yobazlığınız.

    Bana ne fetoculardan, istediklerini okusunlar bana kalırsa herkes Atatürkçü olmalıdır çünkü aydınlık yol M.Kemal yoludur. Sizin yolunuzu görüyoruz dini öne süren fakat dini bilmeden dini sömüren bir düşünce.

    Gerizekalısın ! neden iltifat ettin şimdi dersen ;çünkü

    M.Kemal ‘ in şu cümlesini halen bilmiyorsun(aşağıda yazıyor) ve mumyalama konusunu da bilmiyorsun insan bünyesini de bilmiyorsun bir bok bilmiyorsun köstebek ! kusura bakma ama cahilsin ; çünkü bilseydin o saçma video ve fotoğrafı koymazdın. İyi oku ve anla, yobaz olsan da cümle çok kolay anlayacağını umuyorum …

    Benim naciz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır.

    ve biz olduğumuz sürece sizin Cumhuriyeti yıkma uğraşınız beyhude … senin ona buna kıyaklık yapacağına ilk kıyağı önce kendine yap ve öz eleştirini yap ben ne yapıyorum diye düşün ! senin gibi yobaz zihniyete harcayacak boş vaktim yok ! Yezid’ in torunu diyorum başka bir şey demiyorum…

  373. köstebek said

    -Sende haklısın kardeşim,kusursuz eğitim sistemimizin zorbalığı yüzünden daha 7 yaşından itibaren Atatürk sevgisi aşılanmaya başlıyor.Aynı Cuhhuriyetin zorla kabul ettirilmesi gibi.Beyni küçük olanlar,o yaşta öğrenebildikleriyle yoluna devam ediyor.Biraz daha hoşgörülü olsanız eğer bu yazıların asıl sizi bilgilendirmek için yazıldığını anlardınız.Ve artık şu Atatürk’ün arkasına saklanmayı bırakın bence…

    -Fethullahçıların depolarında onlarca cumhuriyet gazetesinin ne aradığını bir Fethullahçı açıklarsa eğer o zaman aranızdaki ilişkiyi belki daha iyi anlarsınız.Cumhuriyetini kuran insanın ne hale geldiğini görmek istersen işte sana link(bu kıyağımı unutma);

    http://img530.imageshack.us/img530/2183/unbenannttn1.png

    -Videoyu indirmek isteyen varsa;hani çoluk çocuğuna ibret olsun diye göstermek isteyenler olabilir,alttakide indirme linki;

    http://uploaded.to/?id=uwdwps

  374. Özcan Akar said

    Köstebek!

    Ülkeyi bölmek derken nasıl bir beyine sahip olduğunu apaçık dile getirmişsin helal olsun sana :)

    Az çalıştır şu beyinciğini ve düşün bakalım ! insan hiç kendi kurduğu ülkeyi bölmek ister mi ? Nasıl bir düşünce yapınız var, komik ve bilgisiz insanlar topluluğu… Feto ile Kemalist düşünceyi aynı göstermişsin bu da komik kısmı… fetişin düşüncesi tamamen dinseldir oysa M.Kemal düşüncesinde din yoktur ;çünkü din farklıdır siyaset farklıdır ve bunun içinde laiklik ilkesi vardır bu da M. Kemal’in anlayışıdır ; fakat dine inanlar özgürdür. Önce terimlerin ne olduğunu öğrenin sonra gelin tartışalım bence öğrenince tartışma daha seviyeli olacaktır !

    Fetocular tamamen gardorap Atatürkçüdür. Bu platform da bu düşünceyi bir kez daha ispatlıyor.

  375. köstebek said

    -Ya benim anlamadığım;Fethullahçılar Atatürk’ü gerçekten çok sever.O zaman bu Gülten isimli arkadaş niye kendini bu kadar paralıyor.Eğer Fethullahçı biriyle yüzyüze Atatürk tartışmasına girerseniz ne demek istediğimi anlarsınız.Ayrıca Atatürk’ün yürüttüğü misyonu devraldığını açıklamama gerek yok heralde.İkiside soysuz(çok şükür),ikisininde amacı yaşadığı ülkeyi bölmek.Yani diyeceğim;siz kardeş sayılırsınız,ikinizinde gideceği yer aynı.Öpüşüp barışında bizimde her iki tarafla uğraştırmayın.

  376. Özcan Akar said

    bana bakın edepli olun yönetici kimse yazdığım yorumu silmesin! web sitenin adına güvenip tarafsızlığınıza inanıyoruz ve yorum yazıyoruz malesef öyle olmadığını görüyoruz .

    Gülten’ e tekrar diyorum sensin zavallı pislik !

    ve admin’ e lütfen tarafsız olmasını tavsiye ediyorum … eğer zavallı pislik demek hakaret ise bu gerizekalı Gülten’in hakareti silinsin önce !

  377. gulten oz said

    Atatürk hem Türk milletinin hem de Allah ın en büyük düşmanıdır.Zavallı şimdi Allah ın yanına gitti.Rabbim hiç bir kimseyi o duruma düşürmesin.
    Atatürk ve Atatürkçüler laiktir ve şeriat karşıtıdırlar.Allah ve peygamber efendimiz ise şeriatçıdırlar,Şeriat zaten Rabbimizin emirleridir.en küçük bir konu da dahi Allah ve Peygamberimizden farklı düşünen kafir olur.İblis de Allah a inanıyordu ve 200000 yıl ibadet etti.Sadece Ademin kendisinden hayırlı olduğu konusunda ayrı düşündü ve kafir oldu. MUSTAFA KEMAL ve KEMALİSTLER in durumu TEVHİT inancı konusunda oldukça vahimdir.Allah sağ olanlarına hidayet nasip etsin.

  378. buyrun said

    ATATÜRK’ÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN V. DÖNEM

    3. Yasama Yılını Açış Konuşmaları

    1 Kasım 1937

    Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. V, C. 20, Sa. 3

    Beşinci dönemin üçüncü yasama yılını açıyorum.
    ………………. ………………. ………… ………………. ………………. ………..
    ………………
    Aziz milletvekilleri,

    Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.(Alkışlar)

    KAYNAK:
    http://www.tbmm.gov.tr/ta…ataturk_konusma/5d3yy.htm
    (aslını görmek icin tıkla) (metnin son üçüncü paragrafı)

  379. muslumanturk said

    bende düne kadar atatürk cüydüm.. ama son bir senedir atatürk ve cumhuriyet tarihini araştırıyorum ve artık kendimi bir kemalist olarak görmüyorum.. sanırım kemalistlerin genel olarak ortak paydası zayıf veya hiç olmayan dini itikatleri.. çünki aziz peygamberimiz hakkında söylediği sözler aşigar olan ulu kurtarıya bu gözü kapalı bağlılığı başka bir şey ifade etmiyor zannımca.. milli mücadeleyi başlatılmasında çok büyük katkıları olmuş bir kişi olmasından dolayı atatürke minnet borçluyum tabikide fakat dinime peygamberime hakaret etmesine müsade etmez, hiç bir emeği,hiçbir hizmeti..

    atatürkçülere göre atatürk herne söylemişse en güzelini , en isabetlisini söölemiştir, ne yapmışsa hakeza öyle.. yanlış yapmaz,sürçmez atatürk..(peygamberlerin bile sürçmeleri vardır) atatürkün şurada yanlış bir sözü vardır diyen ya vatan hainidir yada irancı, şeriatcı.. başka bir alternatif yoktur.. atatürkçü olmak ilericiliktir, karşıısndakilerin hepsi gerici.. atatürkçü olmayanların gerizekalı olduunuda bunlara eklemek lazım tabikide..

    ATATÜRK 1931′de manevi kızı Afet İnan’a Medeni Bilgiler kitabını yazdırdı. bu kitap ortaokul ve liselerde okutuldu. İşte Atatürk’ün el yazısıyla kaleme aldığı o notlardır yukarıda fotosunu ve içeriğini gördükleriniz..
    bu kadar açık net ve birde kitapla nesnel hale gelmiş gerçeğe nasıl bu kadar göze perde inmişcesine yorumlar gelir inanılır gibi değil.. gerçeğe kulak bu akdar nasıl kapatılır anlayamıyorum.. sanki hipnotize olmuş gibiler.. üzerine doğru hızla gelen tutsinaminin dev dalgalarına hiç hareketsiz donmuş gibi bakanlara! ne kadr da benziyor halleri..

    atatürk ün 1931 de liselerde okutulması için yazdığı 4 ciltlik tarih kitabındada kırılmadık cam devrilmedik çam bırakmamıştır ulu önder büyük kurtarıcı.. merak edenler google amcaya “atatürk 1931 tarih kitabı” diye sorsunlar..

    olsun herşeye rağmen o bizi kurtardı vardır illaki bir bildiği.. bu cümle eğer atatürk müslüman ve türk değilse bu millete nasıl koyar bir düşünsenize.. ama şakası bile komik değilmi atatürk müslüman ve türk olmaması diye bir alternatifmi var.. en büyük türk lakaplı atatürk türk olmayacak, ülkeninin ismini türkiye koyan insan türk olmayacak, 1923 e kadar islam hakkında, aziz peygamberimiz hakkında güzel sözler söyleyen insan müslüman olmayacak.. şaka gibi ha.. neyseki atatürk müslüman ve türk..
    lise tarih kitaplarımıza ve kemalistlere kucak dolu sevgiler..

  380. isayelken said

    evet arkadaşlar okuduk dinledik ve malesef gerçekleri gördük.katiyen kesinlikle atatürk bir islam düşmanıdır benim dedem 112 yasında vefat etti(ALLAH RAHMET EYLESİN) amin sürekli anlaturdı ahırlarda kuran okuduklarını ataturk o şehre gelecegi zaman kuranları samanlıklara ahırlara saklarlrdı bırakın bu işleri savunmayın bu adamı ondan büyük ALLAH var ona tapın bırakın adamı bari ruhu birazcık azaptan kurtulsun sizi gidi ilericiyiz diyen cahiller o adamın hangi hastalıktan öldügünü hepiniz biliyorsunuz.Kahraman dedelerimiz savasdı bizim için şehit oldular ALLAH hepsine rahmet eylesin onları konusan yok varsa yoksa ataput adamı put yaptınız hergun tapıyorsunuz ALLAH hepinizin gözlerini açar inşallah….

  381. Free Stand said

    Yani gözünüzün içine soktuk yazıları. Atatürk’ün kendi el yazısı bunlar. Bir zhamet bakın ya şu yazılara ne var diye. Allah rızası için bakın. Kimse Atatürk’e iftira atmıyor. Çobansız sürü

  382. Tayfur said

    Eğer bir gün zaman makinesi icat olursa ve 1920-1938 tarihleri arasına bi giderseniz o zaman Free Stand’e hak verirsiniz.

  383. Tuğçe Ayan said

    Sen ATATÜRK’Ü savunma zaten. Rumuz dediğimiz takma adın bile Türkçe değil.
    Türkçe kullanma sen! Senin gibilerin kullanmasına ihtiyacımız yok,gerçekten.
    Mavi kimliğini de iade et bence…

  384. Tuğçe Ayan said

    Koyun sürüsü gerçekten sizsiniz.
    Çobanınızda ALLAH’ı PEYGAMBER’i sömüren ahlak kumkuması.
    İşinize bakın artık ölmüş adamın arkasından bütün günahlarını almayın ya.
    Yeter gerçekten…

  385. Free Stand said

    ibrahim; Atatürk’ün kendi el yazısıyla kaynakları verdik. Siz hala bağnazlığınıza devam edin durun. Koyun sürüleri gibisiniz.

  386. ibrahim said

    yapmayın abi ya nereden buluyorsunuz bu kadar yalan dolanı.. kaynağı aldığınız yerler bile yabancılar.. şimdi Türk milleti için bu kadar işi adalet içinde yapmış ve ülkeyi feraha kavuşturmuş Atatürk’e çamur atmak için 2 tane kıytırık yabancı siyasinin yalanına mı inanacağız??
    ne malum onların bize doğru yolu gösteren Atatürk’ten bizi soğutmaya çalışmadıkları.. duyduğunuz herşeyi bu denli yazıyorsanız Atatürk’ün yaptıkları da aşılayın bu yerde..
    özgürlüğümüzü karalayanları göstermek yönünde kullanacağız diyorsanız zaten sizin de tarafsız baktığınızdan şüphe ederim..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.