Özgürce Bir Yaklaşım

Dilim Sert, Gönlüm Mert!

Temmuz, 2007 için Arşiv

22 Temmuz Seçim Analizi

Yazan: Free Stand Temmuz 23, 2007

Ülkemiz, dün büyük bir demokrasi sınavı verdi ve liderini seçti. Aslında bu seçim, olağan bir seçim değildi. TC insanları için büyük bir anlam ifade ediyordu.

 Ne gibi anlamlar ifade ettiğine değinmeden evvel önclikle seçimde kim ne kadar başarılı oldu grafiklerimiz ile görelim.

 İlk grafiğimiz Türkiyede İllere göre Başarı Grafiği.

Küçük bir not: Grafikler TRT nin inernet sitesinden alınmıştır. Grafikteki olası hatalar(birkaç milletvekili oynayabilir sadece) tarafıma ait değildir.

Haritadaki bilgileri incelediğimiz zaman, akp nin ne akdar başarılı olduğunu görebiliyoruz. DTP’nin bağımsız adayları ile doğuda birkaç bölge dışında büyük bir üstünlük elde etmiş durumda. Üstelik DTP nin üstün olduğu bölgelerde bile milletvekili çıkartabilmiş.

Ya Chp ? Tam bir fiyasko. Doğu, CHP yi silip atmış durumda. Batıda birkaç yerde üstünlüğü göze çarpıyor ama o üstün olduğu yerlerde bile akp nin milletvekilleri var.

Bu tabloya baktığımda beni en çok şaşırtan bir nokta var; Mersin’de MHP’nin birinci parti durumunda olması -ki Mersin DTP nin batıdaki kalesi olarak kabul edilirdi- çok şaşırtıcı ve hayret verici bir durumdur.

Harita grafikteki verileri Pasta grafiğine çevirerek birde öyle inceleyelim isterseniz.

Milletvekili dağılımındaki tablo ortada. AKP tarihi bir başarı göstererek 340 sandalyeyi kapmış durumda.

Aşşağıdaki tablomuzda da partilerin üç aşşağı beş yukarı aldıkları oy rakamları, oranları ve milletvekili sayıları verilmiştir. (Mecliste)

Sayın Baykal’ın bir sözü geldi aklıma; tek başına iktidar olamazssa haşema ile Rodos’a kadar yüzerek gideceğini belirtmişti :D Bekliyoruz efendim.

Bu seçim bize birçok şey öğretti. Aklıma gelenleri birkaç madde ile yazacağım.

1 ) Halk, işte böyle muhtıra verir efedim.  Üstelik bu e-muhtıra da değil. Cap canlı, kanlı, acımasız bir muhtıradır. Muhırayı sahiplenenlerede kapak niteliğinde bir seçim sonucudur.

2 ) Cumhuriyet tarihimizde ikince kez bir olay yaşanmıştır. Bu olay; iktidardaki bir partinin ikinci seçimde oylarını “yükselterek” tekrardan iktidara gelmiştir. (İlkini Merhum Menderes başarmıştı)

3 ) Kürt kökenliler, bu seçimle birlikte mecilse girmişlerdir. Bağımsız olarak seçilip, DTP nin çatısı altında toplanacaklar ve mecliste grup kurabileceklerdir.

4 ) Pekte alışık olmadığımız bir durumla da karşı karşıyayız. DP’nin genel başkanı Sayın Mehmet Ağar, seçimde aldığı başarısız sonucun ardından herkesi şaşırtarak ve ne kadar onurlu biri olduğunu göstererek istifasını vermiştir. Üstelik istifasını verdiği zamana bakarsak, sandıkların henüz %50 si sayılmışken vermiştir. Gerçi o dakkadan sona herşey ortada.

Bilemiyorum. Bu istifa kararı birilerine birşeyler hatırlatmaya yetecek midir ?

5 ) Halk, kendi iradesine başkasının karışmasını istememiştir. Cumhurbaşkanlığı seçiminden bahsediyorum. Gül’ü seçtirmeyenlere “hey kendinize gelin, bu iş bizim işimizdir” diyerek tepkisini en ağır bir şekilde dile getiren bir millet oluşmuştur.

6 ) Belkide en önemlisi, istikrar denilen kavramın ortaya doğmuş olmasıdır. 4-5 yıl süre ile tekrardan R.T.E. ülkenin başında olacaktır muhtemelen.

Osmanlı’yı bir düşünelim. Bir padişah ortalama 25-30 yıl boyunca Tahtta kalırdı. Bir insan o süre zarfında ne yapmak isterde gerçekleştiremez ki :) ?

7 ) CHP nin ne kadar güçsüz olduğunu birkez daha gördük. DSP ile birlikte sçime girdiler ve aldıkları sonuç ortada. Şimdi CHP nin vekillerinden bir kısmı partiden istifa ederek DSP ye geçecklerdir. Napalım, CHP alışış muhalefette olmaya.

8 ) Muhalefetteki en başarılı parti MHP olmuştur. Geçen seçimlerde aldığı oy oranını ortalama olarak 2 katına çıkartmıştır. Ve artık mecliste çok güçlü bir muhalefet konumunda olacaktır. Bu CHP den bir iş olmaz zaten şu durumda. En iyi muhalefeti MHP gerçekleştirecektir. CHP, fasulyeden muhalefet konumundadır.

9 ) Yeni Mecliste sık sık büyük tartışmalar, ağır ithamlar, yumruklaşmalar, davalar ve hatta belkide daha beter olaylar yaşanması muhtemeldir. DTP ve MHP bir birine zıt iki partidir. Hayırlısı.

10 ) Ülkemiz büyük bir demokrasi sınavıda verecektir yeni Meclis ile birlikte. Kürt kökenli milletvekillerinin geleceği, ülkemizin demokrasisinin ne kadar geliştiğini gösterecektir.

11 ) Solda büyük bir boşluğun olduğu anlaşılmıştır. Sol görüşlü insanlar, Sağ görüşlü AKP çatısı altına ve yine sağ kökenli MHP çatısı altına girmişlerdir. Türkiye’de Sol, bu seçimlerle birlikte hasta adam konumuna geçmiştir. Bakalım gelecekte Bu hasta adam tekrardan dirilebilecek mi dirilemeyecek mi. Şahsi kanaatim, bu büyük hezimetten sonra sol artık hiçbir zaman dirilmemek üzere ölmüştür. Benim gönlüm Sol’un bu halde olmasına dayanamıyor. Üzülüyorum.

Aklıma gelenler şimdilik bu kadar. Hep birlikte tartışmaya devam edelim.

Bu seçimler, Ülkemize hayırlı olsun.

Yazı kategorisi: Gündem | 7 Yorum »

Devlet Bahçeli “MİT” mi?

Yazan: Free Stand Temmuz 21, 2007

DIKKAT EDIN O MIT AJANIDIR! 

Merhum Türkeş’in 24 yıl önce yazdığı mektupla, partilileri Bahçeli’ye karşı uyardığı iddia edildi. Merhum Alparslan Türkeş’in ölümünden önce kaleme aldığı mektubunda MHP lideri Devlet Bahçeli hakkında “O MİT ajanıdır, güvenilmezdir, dikkat edin” dediği ileri sürüldü.

ELDEN ELE DOLAŞIYOR

Kendilerini ‘Gerçek Ergenekoncular’ olarak tanıtan bir grup Türkeş tarafından 1983 yılında yazıldığı iddia edilen bir mektubu dağıtarak Bahçeli aleyhine kampanya başlattı. Türkeş’in el yazısıyla yazdığı iki sayfalık mektubun 26 Temmuz 1983 tarihinde GATA’da tedavi altındayken kaleme alındığı belirlendi. Söz konusu mektubun ülkücü camianın önde gelen isimlerinden birisinde muhafaza edildiği de iddia edildi.

MUHALİF BÖLGELER

Seçmen listelerine muhalefeti ile öne çıkan İstanbul birinci bölge, Kayseri, Erzurum, Çorum ve Antep teşkilatlarının mektubu elden ele dağıttığı ortaya çıktı.

MİT’TEN UZAK DURMALI

Türkeş’in bazı partililer hakkında değerlendirmeler yaptığı mektupta, Devlet Bahçeli’ye yönelik şu sözler yer alıyor: “Devlet Bahçeli MİT’tendir. Arkadaşlarımız MİT’ten uzak olmalı, bunlara hiç itimat etmemelidir. Ne ise çok şükür şuurlu arkadaşlarımızın sayesinde fesat yatışmış oldu. Fakat bu tatsız şeyleri yapanlar, ya Anavatan Partisi ile işbirliği sebebi ile kışkırtılmışlardır veya MİT tarafından kullanılmışlardır. Mesele üzerine dikkatle eğilmek lazımdır.”

İŞTE O MEKTUP

Pek değerli ve Sevgili Oğlum Bugün, muhterem arkadaşımız … mektubunuzu getirerek beni çok sevindirdi. Yazılarınızı okuyarak gerçek durum hakkında aydınlandım. teşekkürler ederim. Ara sıra yazmanızı ve bana bilgi vermenizi rica ederim. Malum olduğu üzere davamız Türk-İslam davasıdır. Her hareketimizin gayesi Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmak ve asil milletimize hizmet etmektir. P., imanlı iyi bir arkadaşımızdır. A.E. de temiz ve ihlaslı bir Anadolu Türkmeni’dir. Avşardır, benim aşiretimden boyumdandır. Denenmiş fedakar bir kimsedir. Göze çarpan kusuru kendisine zarar veren içki tutkunluğudur. M.Ü. ise gayet temiz, dürüst, imanlı, aydın bir kişidir. Bunlar milliyetçilik yolunda, geçmiş yıllarda sessizce hizmet vermişlerdir. A.G., A.A. tarafından gösterilen hatalı davranışı anlamak mümkün değildir. Devlet Bahçeli’nin bunlarla aynı davranışa girişmesi mümkün şey. Devlet Bahçeli, MİT’tendir. Arkadaşlarımız MİT’ten uzak olmalı, bunlara hiç itimat etmemelidir.” (…)

Kaynak: http://www.bugun.com.tr/haberler/200707/p59860.asp

Yazı kategorisi: Gündem | 2 Yorum »

Son Round!

Yazan: Free Stand Temmuz 14, 2007

Yukardaki fotoğrafta gördüğünüz o sakallı boksörü Öss olarak kabul edelim. Doğal olarak diğeride biz oluyoruz. Acımasızca son darbeyi çok kötü bir şekilde yemişisz. Knock out olmamak elde değil. Nasıl yedik o darbeyi peki ?

İlk olarak rakibimiz çok güçlü biliyoruz. Rakibimiz, bizden çok daha iyi hazırlanmış, çok daha deneyimli, rakibini nasıl bertaraf edeceğini çok iyi biliyor. İyi beslenmiş koç gibi maşallah. Fikizi özellikleri dışında da rakibini egale edebilecek bir çok özellikle donatılmış bir boksör o. Ne gibi ?

Rakibini ruhsal olarak hezimete uğratabilmek için eski rakiplerini hatırlatıyor bizlere. Onları vurduğu o acımasız yumruğu hatırlatmaktan büyük zevk alıyor. Bunun dışında, rakibinin çevresinede baskı yaparak, rakibini çökertmek istiyor. “Ben en iyiyim, beni kimse yenemez!” diyerek çevrenizdekilere korku salıp, çevre baskısını görmemize sebep oluyor.

Bizim o rakibi kesinlikle yenmemiz gerekiyor ama hemen dövüşmeyi kabul etmiyor rakibimiz. “Benimle dövüşebilmen için öncelikle şartlarımı kabul etmelisin” diyor ve bizimde başka bir alternatifimizin olmadığını biliyor. Çaresizce kabul ediyoruz. 1 sene boyunca gece gündüz demeden, uykundan çalarak, ailenden, arkadaşlarından, sevdiğin bütün şeylerden feragat edip benimle dövüşebilmek için çalışmalısın diyor.

Çarezi kabul ediyoruz. Birer birere kayıp gidiyor bütün sevdiğimiz şeyler elimizden. Maça hazırlanırken sürekli rakibimizi düşünmek zorunda kalıyoruz. Her anımızda sevdiğimi şeyleri düşünüyoruz. Niçin ? Rakibimizi yenebilmek için. Yenince ne olacak peki ? Zafere kavuşacağız, en önemliside bir daha karşımıza çıkabilecek cesareti bulamayacak o rakip ve geleceğimiz büyük bir engeli aşıp yeni engellere yelken açmış olacağız

Rakibimizin şartları doğrultusunda kimimiz iyi hazırlanıyor, kimimiz pekte iyi hazırlanamıyoruz. İyi hazırlanamayanlar baştan kaybedeceklerini sezmiştirler belkide.

Ve büyük maç gelip çatıyor. Sıra sizde değil henüz. Öss denen o boksör rakipleri ile maça başlıyor. Kimini daha maç başlamadan yeniyor, kimini ilk rounda kimini ilerleyen rounta yeniyor. Kimine ise yeniliyor ama çok az kişiye yeniliyor. Ve sıra bizde. Herkesin gözü bizde. Ailemiz, arkadaşlarımız, sevdiklerimiz. Hepsi yenebileceğimizi düşünüyor ama biz bundan pek emin değiliz. Hayallerimiz, hırsızım, cesaretimiz çoktan bizi bırakıp uçmuş. Ama sevdiklerimiz için çıkıyoruz ringe. Kim bilir belkide “rakibin bir anlık dalgınlığından yararlanıp onu yere sererim” diye düşünüyoruz. Bi an için kendi yumruğumuzun inanılmaz bir gücü olduğunu sanıyoruz. Ama onun yumruğunu yediğimzide neye uğradığımızı şaşırmış oluyoruz. O lanet olası yumrukla birlikte umudumuzda son buluyor. Yere düşerken geçen 1 senede yaptığımız hazırlıklar geliyor aklımıza. İyi hazırlanmadığımızı anlıyoruz sonunda. Hakem saymaya başlıyor; bir, iki, üç… Yenildik.

Bazılarımız rakipten öylesine korkmuş oluyor ki, bir daha asla onunla karşılaşmak istemiyor. “Ben 1 maç daha istiyorum” diyebilenlerde olmuyor değil.

SON ROUND! HAYATLA SON ROUNDUMU İSTİYORUM BEN!

Gerçekten isteyeniniz var mı son roundu ?

Gelsin, hayatla son roundum. 1 sene daha demek bu. Vakit can almaz belki ama çok can yakar. Çok büyük bir mücadele isteyecek bir zaman dilimi daha. İntikam yemini içecek miyiz ? Hayallerimizi geçeceğiz arkadaşlar. Hırsızımızla 1 sene öyle sıkıca hazırlanacağız ki, rakibimizi dünyanın kaç bucak olduğunu göstereceğiz! Aynı yerde saymayacağız yani. Saygı duyacağız geçmişe ve rakibe, Kaygımız olacak geleceğimiz.

Çevremizde olup bitenleri gözümüz görecek ama dilimiz susacak. Kim ne derse desin. “Senden hiç birşey olmaz, kazanamazssın yine” gibisinden sözlere takılmayacağız.

Hayat bu dile kolay.

Yazı kategorisi: Hayata Dair | » yorum bırak;

Parliament Pazar Gecesi Sinemaları’nı Geri İstiyorum

Yazan: Free Stand Temmuz 12, 2007

Benim Yaşım 20. Star’ın yeni çıktığı dönemleri hatırlarım. Zaten star tv denilince aklıma ilk gelen şey pazar geceleri verdikleri o eşssiz filmlerdi. Eminim hepimiz o günü iple çekerdik. Ertesi gün okul olduğu için pek fazla izleme fırsatı bulamazdım ben. Ama o sinema başlamadan evvelki vtr si aklımda kalırdı her zaman.

 Bugün, youtube’da gezinirken aklıma o pazar gecesi sinemaları geldi. Hani dedim kendi kendime belkide o vtr yi bulurum da eski günleri az da olsa hatırlarım. Buldum vtr yi. Defalarca izledim.

 İzlerken kendime hakim olamadım. İçim bir garip oldu. Eskiyi hatırladım hep. İnsan gözlerine hakim olamıyor yav. Şu vtr yi birde siz izleyin: http://www.youtube.com/watch?v=T62W2fUA8ZY

Eminim aklınıza ilk olarak Batman gelecektir. Tıpkı buradaki gibi;

Sizinde gözleriniz doldu değil mi :( ?

 O eski günleri yeniden hatırlamak güzel oluyor.

Şunuda izleyin; (1. dakikası bittikten sonra dediğim yer gelecek) : http://www.youtube.com/watch?v=7TlgLlbUNPM&mode=related&search=

O pazar gecesi sinemalarını benden başka yeniden Star Tv de görmek isteyeniniz var mı ? Varsa eğer Star Tv ye lütfen yazalım. Yazmak isteyenlere adres; http://www.startv.com.tr/BizeYazin.aspx

Yazı kategorisi: Hayata Dair | 2 Yorum »

Chp yeni seçim kampanyasıyla karşımızda

Yazan: Free Stand Temmuz 6, 2007

Her seferinde çağdaş olduğunu dile getiren, Cumhuriyetimizin yegane bekcisi, Atatürk’ün partisi chp, yep yeni bir seçim kampanyası ile karşımızda. Hiç vakit kaybetmeden size detayları veriyim.

QUOTE

Seçim otobüsünde fuhuş!

Edinilen bilgilere göre, dün gece saat 03.00 sıralarında, CHP seçim otobüsüne Kartal Sahil Yolu’nda 2 travestinin alındığı ihbarını alan polis ekipleri baskın düzenledi.

Otobüsün içinde kimsenin olmadığını iddia eden otobüs şoförü M.Ç. ve arkadaşı H.K. polisin ısrarlı davranışı sonucu kapıyı açtı.

Polis ekipleri otobüsün içinde B.A. ve E.T. isimli 2 travestiyi buldu. Otobüste bulunan 4 kişi polis tarafından ifadeleri alınmak üzere Kartal Merkez Karakol’una götürüldü.

Polis tarafından suçüstü yakalanan şahıslardan H.K. suçlamaları kabul etmezken, 2 travestiyi sadece yolcu olarak aldıklarını söyledi. M.Ç. isimli şahıs ise kendisini görüntüleyen basın mensuplarına tepki gösterdi.

Olayla ilgili olarak soruşturma sürüyor.

Kaynaklar: http://www.habervakti.com/detay.asp?id=34463&kat=Manset
http://haber.mynet.com/detail_news/?type=Life&id=A0607024&date=06Temmuz2007
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=253994

*************************************************

************************************************* 

Özgür Duruş İstihparat Servisi çalışanlarından ismini vermek istemeyen bir ajanımız olayı sayın Baykal’a iletti. Baykalın olaya tepkisi şöyle oldu;

Efendim, işte çağdaş türkiyemizi görüyorsunuz. Biz, her yere bu çağdaşlığı götüreceğimize and içtik.  :D

Yazı kategorisi: Kötü Örnekler | 13 Yorum »

Barış Akarsu’yu Kaybettik. Üzgünüz

Yazan: Free Stand Temmuz 5, 2007

BARIŞ AKARSU KİMDİR?

Barış Akarsu 1979’da Zonguldak’ta doğdu. Çocukluğu bir balıkçı ve tatil kasabası olan Amasra’da geçti. Denizle içiçe yaşayan Barış, balıkçılığı dedesinden öğrendi, gitar çalıp şarkı söylemeyi ise Amasra’ya yazdan yaza gelen müzisyenlere bakarak kaptı.

Ruhi Su ve Cem Karaca hayranı olan Barış’nın tanınması üç yıl önce düzenlenen Akademi Türkiye yarışması sayesinde oldu. Barış, yarışmada hatırı sayılır bir şöhrete kavuştu. TV ve radyolarda programlara konuk oluyor ve ilgiyle izleniyordu.

Yeteneğinin yanı sıra, naifliği ve Johnny Depp’e benzerliğiyle ilgileri üzerine çekti.

Yarışmadan sonra uzun süredir yaşamayı düşlediği İstanbul’a yerleşti. Bu arada Türkiye’nin hemen her yerinde konserler verdi. Sesi de performansı da beğeniliyordu.

14 Ocak 2005’te yine hayalini kurduğu ilk albümünü piyasaya çıkardı. Islak Islak adlı albümünden Mavi adlı şarkısı ilk kez TV kanallarında yayınlanmaya başladı.

Kaza geçirmeseydi ikinci albümünün hazırlıklarını tamamlayacak olan Barış albüm için yoğun bir şekilde çalışıyordu.

DOKTORUN AÇIKLAMASI

Bodrum’da geçirdiği trafik kazasında ağır yaralanan şarkıcı ve oyuncu Barış Akarsu’nun, saat 21.00 sıralarında kalbinin durduğu ve hayatını kaybettiği bildirildi. Sanatçı Akarsu’nun tedavi gördüğü hastanenin doktorlarından Op. Dr. Abdullah Servet, hastane önünde yaptığı açıklamada, ”Maalesef bu gece saat 21.00′e doğru Barış Akarsu’nun kalbi durdu ve kalbi yeniden çalıştıramadık” dedi.

Dr. Servet, ”Beklenen bir olay, sonunda böyle bir olay olabileceğini öngörmüştük. Bu 3 gün önce olabilirdi, 3 gün sonra olabilirdi. Maalesef bu akşam meydana geldi. İkinci defa kalbi çalıştıramadık ve Barış’ı kaybettik” şeklinde konuştu.

*********************************************

*********************************************

İzlemenizi istediğim bir klip: http://www.youtube.com/watch?v=MK-Hh7N9FRU

 Son dönemlerde dinlediğim tek sanatçıydı. Gerçek bir sanatçıydı. Çok yazık oldu. Yenisini zor buluruz. Bi 20 sene sonra anca çıkar yenisi

Yazı kategorisi: Gündem | 99 Yorum »