
Yukardaki fotoğrafta gördüğünüz o sakallı boksörü Öss olarak kabul edelim. Doğal olarak diğeride biz oluyoruz. Acımasızca son darbeyi çok kötü bir şekilde yemişisz. Knock out olmamak elde değil. Nasıl yedik o darbeyi peki ?
İlk olarak rakibimiz çok güçlü biliyoruz. Rakibimiz, bizden çok daha iyi hazırlanmış, çok daha deneyimli, rakibini nasıl bertaraf edeceğini çok iyi biliyor. İyi beslenmiş koç gibi maşallah. Fikizi özellikleri dışında da rakibini egale edebilecek bir çok özellikle donatılmış bir boksör o. Ne gibi ?
Rakibini ruhsal olarak hezimete uğratabilmek için eski rakiplerini hatırlatıyor bizlere. Onları vurduğu o acımasız yumruğu hatırlatmaktan büyük zevk alıyor. Bunun dışında, rakibinin çevresinede baskı yaparak, rakibini çökertmek istiyor. “Ben en iyiyim, beni kimse yenemez!” diyerek çevrenizdekilere korku salıp, çevre baskısını görmemize sebep oluyor.
Bizim o rakibi kesinlikle yenmemiz gerekiyor ama hemen dövüşmeyi kabul etmiyor rakibimiz. “Benimle dövüşebilmen için öncelikle şartlarımı kabul etmelisin” diyor ve bizimde başka bir alternatifimizin olmadığını biliyor. Çaresizce kabul ediyoruz. 1 sene boyunca gece gündüz demeden, uykundan çalarak, ailenden, arkadaşlarından, sevdiğin bütün şeylerden feragat edip benimle dövüşebilmek için çalışmalısın diyor.
Çarezi kabul ediyoruz. Birer birere kayıp gidiyor bütün sevdiğimiz şeyler elimizden. Maça hazırlanırken sürekli rakibimizi düşünmek zorunda kalıyoruz. Her anımızda sevdiğimi şeyleri düşünüyoruz. Niçin ? Rakibimizi yenebilmek için. Yenince ne olacak peki ? Zafere kavuşacağız, en önemliside bir daha karşımıza çıkabilecek cesareti bulamayacak o rakip ve geleceğimiz büyük bir engeli aşıp yeni engellere yelken açmış olacağız
Rakibimizin şartları doğrultusunda kimimiz iyi hazırlanıyor, kimimiz pekte iyi hazırlanamıyoruz. İyi hazırlanamayanlar baştan kaybedeceklerini sezmiştirler belkide.
Ve büyük maç gelip çatıyor. Sıra sizde değil henüz. Öss denen o boksör rakipleri ile maça başlıyor. Kimini daha maç başlamadan yeniyor, kimini ilk rounda kimini ilerleyen rounta yeniyor. Kimine ise yeniliyor ama çok az kişiye yeniliyor. Ve sıra bizde. Herkesin gözü bizde. Ailemiz, arkadaşlarımız, sevdiklerimiz. Hepsi yenebileceğimizi düşünüyor ama biz bundan pek emin değiliz. Hayallerimiz, hırsızım, cesaretimiz çoktan bizi bırakıp uçmuş. Ama sevdiklerimiz için çıkıyoruz ringe. Kim bilir belkide “rakibin bir anlık dalgınlığından yararlanıp onu yere sererim” diye düşünüyoruz. Bi an için kendi yumruğumuzun inanılmaz bir gücü olduğunu sanıyoruz. Ama onun yumruğunu yediğimzide neye uğradığımızı şaşırmış oluyoruz. O lanet olası yumrukla birlikte umudumuzda son buluyor. Yere düşerken geçen 1 senede yaptığımız hazırlıklar geliyor aklımıza. İyi hazırlanmadığımızı anlıyoruz sonunda. Hakem saymaya başlıyor; bir, iki, üç… Yenildik.
Bazılarımız rakipten öylesine korkmuş oluyor ki, bir daha asla onunla karşılaşmak istemiyor. “Ben 1 maç daha istiyorum” diyebilenlerde olmuyor değil.
SON ROUND! HAYATLA SON ROUNDUMU İSTİYORUM BEN!
Gerçekten isteyeniniz var mı son roundu ?
Gelsin, hayatla son roundum. 1 sene daha demek bu. Vakit can almaz belki ama çok can yakar. Çok büyük bir mücadele isteyecek bir zaman dilimi daha. İntikam yemini içecek miyiz ? Hayallerimizi geçeceğiz arkadaşlar. Hırsızımızla 1 sene öyle sıkıca hazırlanacağız ki, rakibimizi dünyanın kaç bucak olduğunu göstereceğiz! Aynı yerde saymayacağız yani. Saygı duyacağız geçmişe ve rakibe, Kaygımız olacak geleceğimiz.
Çevremizde olup bitenleri gözümüz görecek ama dilimiz susacak. Kim ne derse desin. “Senden hiç birşey olmaz, kazanamazssın yine” gibisinden sözlere takılmayacağız.
Hayat bu dile kolay.