Özgürce Bir Yaklaşım

Dilim Sert, Gönlüm Mert!

Ne Oldu Dündar, Can’ın Mı Yandı? Can Dündar Tarzı Değişim

Yazan: Free Stand Temmuz 11, 2008

İhsan Aydın‘ın haberi
Yazdığı yazılar ve katıldığı programlarda operasyonun sivil bir darbe olduğunu dile getiren Dündar, yakın arkadaşlarının ve orduda yüksek kademelerde görev yapan komutanların gözaltına alınmasını kabullenemedi. Bundan yıllar önce, Ergenekon’la ilgili belgesel hazırlayan, kitap yazan Dündar’a ne oldu da, bu örgütün varlığına itiraz etmeye başladı? Dündar’ın 1997 yılında yayınlanan ‘Ergenekon’la ilgili belgeselini haberin altında bulabilirsiniz.
 
Aslında bu davranış değişikliği sadece Can Dündar için geçerli değil… Birçok gazeteci ve aydın Ergenekon’un deşifre edilmesini, çökertilmesini isterken, son yapılan operasyonlara karşı çıktı.
 
Soruşturmayı yürüten Savcı Zekeriya Öz’ün tespih çektiği iddialarından, soruşturmalarda kullanılan belgelere kadar birçok konu eleştiri konusu edildi.
 kullan
Yaşanan süreci Star Gazetesi yazarı Şamil Tayyar 7 Temmuz’daki ‘Ne oldu Dündar, Can’ın mı yandı?’ başlıklı yazısında anlattı. Tayyar, Susurluk kazasıyla ortaya çıkan ilişkiler ve Ergenekon operasyonlarına verilen tepkiler arasındaki farkları sıraladı.
 
O dönem yönetimde bulunan siyasi partilerin olayın üzerine gitmediğini, ancak sivil toplum kuruluşlarının ve basının olayı aydınlatmak için çaba harcadığını belirten Tayyar; bugünün tablosuyla geçmişin birbirinin zıttı olduğunu kaleme aldı.
 
“ÇETE ERGENEKON DEĞİL, SAVCI DA DİNCİ”
Bugün, hükümetin olayları aydınlatmak istediğini ancak sivil toplum örgütleri, medya ve muhalefetin olayı küçümsediğini anımsatan Star Gazetesi Yazarı, bu değişimi şöyle aktardı; “Demek ki Susurluk’taki temel kaygımız, çetelerden arındırılmış şeffaf bir yönetim değilmiş. Ya da ‘ötekinin çetesi’ne dokunmakla sınırlıymış. RP ve DYP’nin Susurluk karşısındaki aczini 28 Şubat sürecinde psikolojik harekata dönüştürenler, şimdi iktidarı devirmek için kullanmaya çalışıyorlar.”
 
Can Dündar’ın fikir değişikliğini de eleştiren Tayyar, Can Dündar’ın ‘Bu çete, Ergenekon değil. Savcı da dinci…’ demeye getirdiğini yazdı.
 
Tayyar bu değişimi şöyle açıklıyor; “Çünkü, Dündar’ın Ergenekon’u ülkücü mafyadan ibaret. Kurucusu Alpaslan Türkeş, üyeleri Haluk Kırcı, Abdullah Çatlı gibi isimler. Susurluk’ta da bu adamların izleri var. O halde vurun Ergenekon’a. Çünkü: Sağ yanağa tokat, mubahtır.

SAĞCI OLURSA ERGENEKON, SOLCU OLURSA…
Ne zaman fotoğrafın sol yanağı görünmeye, sadece ‘öteki’ değil ‘beriki’ de hesap vermeye başladı, Dündar’ın da arkadaşlarının da Can’ı yandı. ‘Benim çeteme dokunmayın’ dercesine feryat ediyorlar. Öyle ya, çete faaliyetleri sadece Ülkücülerin işi!”
 
Şamil Tayyar yazısında, sol ve sağ çetelerin algılanış ve anlatılış biçimlerine değinerek, sol örgütlerin yaptıklarını hoş görme eğilimine dikkat çekiyor.
 
Yazar son olarak da Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’a ve Can Dündar’a sesleniyor; “İzliyorum televizyonları, Mustafa Balbay ‘Ben gazeteciliği Uğur Mumcu’dan öğrendim, Ahmet Taner Kışlalı oda komşumdu’ diyor. Bu konuda samimi isen yerin Ergenekon’un karşısıdır, içi değil. Gelin, ‘ülkücü-solcu-dinci’ tasnifine tabi tutmadan tüm çetelerin üzerine gidelim.
 
Çağrım sadece Mustafa’ya değil, Can sana da söylüyorum…”
 
CAN DÜNDAR’IN FİKİRLERİ NEDEN DEĞİŞTİ?
kullanCan Dündar’ın 7 Ocak 1997′de Show TV’de yayınlanan Ergenekon belgeselini izledikten sonra Can Dündar’ın son dönemdeki yazılarını okuyarak aradaki farkı görebilirsiniz.
 
Biz Can Dündar’ın son operasyondan sonra yazdığı yazılardan bazı paragrafler aktaracağız.
 
ERDOĞAN’A VE SAVCI’YA DESTEK
Can Dündar Hırant Dink cinayetinin ardından 1 Şubat 2007’de ‘Erdoğan’ın Derin Devlet’le imtihanı’ başlıklı bir yazı kaleme aldı.
 
Yazıda “ ‘Derin devlet’i telaffuza yeltenen 2 başbakan çıktı:
Bülent Ecevit ve Turgut Özal…
İkisi de suikast girişimlerinde ölümden döndü. Bir daha da bu konuyu ağızlarına almadılar.
Şimdi Başbakan Erdoğan derin devletle imtihana giriyor.
Kendisine kolaylıklar diliyoruz.”
 
Dündar, Başbakan Erdoğan’a kolaylıklar dilemişti. Sonra 29 Ocak 2008’de ‘İkinci Öz’ başlıklı bir yazı yazdı.
             
ERGENEKON, 30 YIL ÖNCEK ERGENEKON’LA AYNI

Yazıdan bir paragraf: 
“Zekeriya Öz’ün soruşturmasından çıkan manzara, 30 yıl önce Doğan Öz’ün haber verdiği tehlikeden farksız:
Örgütün kurucuları arasında Özel Harp Dairesi’nde başkanlık yapmış eski askerler de var; JİTEM komutanları da, uyuşturucu kaçakçıları da, katillerin avukatları da…
Hrant Dink cinayetinden Trabzon’da bir rahibin öldürülmesine, Danıştay baskınından kanlı Malatya baskınına kadar pek çok kanlı eylemden sorumlu tutuluyorlar.
Doğan Öz, birkaç sayfalık raporunda ‘Kontrgerilla, şiddet olaylarını kışkırtarak devlet aygıtını kendi amacına uygun şekle dönüştürerek demokrasi düşmanı akımları iktidar yapmayı hedefliyor’ diyordu.
Zekeriya Öz ise 7 bin sayfalık bir raporla ‘Ergenekon, toplumsal kaos yaratacak suikastlar yaparak darbeye zemin hazırlamak istiyordu’ diyor.”
 
Yukarıdaki yazılardan da anlaşılacağı gibi Can Dündar, en baştan beri savunduğu konuları savunuyor hem Başbakan Erdoğan’a hem de soruşturmayı yürüten Zekeriya Öz’e destek veriyor. Dündar, ‘Ergenekon’un çökertilmesi için en istekli aydınlardan birisi…
 
Ancak ne oluyorsa oluyor ve son operasyonlardan sonra Dündar ağız değiştiriyor. Dündar bugünkü (10 Temmuz 2008) ‘Bizim Ergenekon’ başlıklı yazısında şunları aktarıyor:  
 
“ (…)sık sık ‘Bu Ergenekon, o Ergenekon mu’ sorusuna muhatap oluyoruz.
Doğrusu bakıyorum, bakıyorum, benzetemiyorum.
Neden mi? (…)’Bugünkü Ergenekon’a bakıyoruz; ‘kurucu teşkilat’ı net göremesek de, zanlıların daha çok Türkiye’nin ABD ile işbirliğine karşı çıkan, hatta onun yerine Rusya ile ortaklığı savunan ulusalcılar olduğunu görüyoruz
En önemli farklardan biri de şu:
Susurluk skandalı, devlet içindeki çürümüşlüğü ayan beyan ortaya döken inanılmaz bağlantılarıyla, kamuoyunda büyük hezeyan ve heyecan yaratmış, yüzbinlerce insanı aydınlık talebiyle sokağa dökmüştü.
Bugün o kamuoyu desteğinden eser görebiliyor musunuz?”
PSİKOLOJİK SAVAŞ GİBİ!
Bugünkü yazısında endişelerini dile getiren Dündar, 5 Temmuz 2008’de yazdığıErgenekon savcısının odasında 2,5 saat” başlıklı yazıda şöyle diyor:
 
“Karşılıklı iki masanın ancak sığabileceği, çok küçük bir oda…
Böylesi bir soruşturma için üzeri fazlaca “temiz” masalar…
İstanbul’un en güzel manzaralarından birine baktığı halde örtülü duran pencereler…
Arada vurulan kapıda geçerken uğrayanlar ve sürekli cevap verilmek zorunda kalınan telefonlar…
İki kez hatırlatılmasına rağmen geciken çay servisi… (…)
 
O gün için 125 klasörü bulmuş bu davanın en hummalı safhasında bana 2,5 saatini ayırabilmesine şaşarak ve gözümü 2,5 saat boyunca sürekli çektiği tespihinden ayıramayarak anlattıklarını dinledim.”
 
 
ÇAYCI BİLE TAKMIYOR!
O kadar işinin arasında Can Dündar’a iki buçuk saat ayıran, tespih çeken ve okuduğu kitabın adını hatırlamayan savcı! Bir de iki sefer çay istediği halde çaycının takmayıp geç servis yapması var…
 
Sanki bir psikolojik savaşta hasmı yıpratmaya yönelik yapılmış bir atak…

Haber 7 http://www.haber7.com/haber/20080710/Can-Dundarin-Ergenekonu.php

Eee Can Bey Hayat işte insanı nasılda değiştiriyor.

 

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>